7. bölüm · Soyun Uyanışı
7. Bölüm
Güneş yavaş yavaş batarken Karl odasının balkonundan krallığı seyrediyordu. Düşündü neden Thalia'ya karşı bu kadar çekim hissediyordu. Ona mühürlenmemişti bile. Gözlerini önündeki ormana çevirdiğinde krallığa doğru yürüyen Thalia'yı gördü. Yüzünde saklayamadığı bir gülümseme ile onu izledi. Saraya girmesini bekledi fakat öyle olmadı. Thalia yuvaya doğru yürüyordu. Karl'ın kaşları çatıldı hemen odasından çıkıp yuvaya gitmek için merdivenlerden indi.
Yuvaya geldiğinde Thalia'nın komutan Leo ile konuştuğunu gördü ve hızlıca yanlarına ilerledi. "Thalia hoş geldin." Komutan Leo, Karl'ı görünce saygıyla başını eğmiş Thalia ise ufak bir tebessüm etmişti. "Önce beni görmeye gelirsin diye düşünmüştüm." Thalia önce Karl'a sonra komutan Leo'ya bakıp konuştu:" artık yuvada kalacağım için komutan Leo'dan bana kalacağım yeri göstermesini istiyordum." Karl'ın kaşları çatıldı. "Benim kulemde kalacaktın." Thalia sözlerine devam etti:" Bana gösterdiğiniz ilgi ve alaka için teşekkür ederim Varisim ancak bu şekilde ayrıcalıklı olmak krallıktaki diğer kurtlar tarafından sevilmemi,kabul edilmemi engelliyor. Bu yüzden yuvada kalmak istiyorum." Karl bir kaç saniye düşün ve Thalia'nın haklı olduğunu anladı." Tamam öyle olsun,Komutan Leo sana yerini göstersin sonra da odama gel." Thalia ufak bir tebessüm etti:" çok isterdim ancak bugün epey yoruldum. Yarın da egitimlere başlıyoruz. Müsade edin ben dinleneyim." Karl gözlerini Thelia'nınkilere dikti. Sonunda bir kahkaha attı ve "Tamam Thalia dinlen sen." Diyip hızla çıktı yuvadan. Deminki kahkahanın sinirli bir gülüş olduğunu Thalia'da anlamıştı. Karl hızla kulesine dönüp odasına çıkınca kendini sertçe yatağa attı. "Nasıl olurda bana bu kadar karşı koyabilir. Krallıktaki her dişi benimle birlikte olmak için tanrıya yalvarıyor. Thalia hanıma ise fırsatı sunuyorum ama kendileri kabul etmiyor." Karl kendi kendine konuşurken kapının tıklatılmasını duydu. Gülümsemesini gizlemedi,"bana karşı koyamayacağını biliyordum." Hızla kapıyı açtı ama umduğunu bulamamıştı. Karşısında muhafızı görünce ellerini sıktı. "Efendim,babanız sizi emrettiler." Karl burnundan soluyarak çıktı odadan. Birkaç dakika sonra babasının yanındaydı." Beni çağırmışsın baba." Kral tahtında oturmuş düşünceli bir şekilde Karl'a baktı ve konuştu." Hiç iyi şeyler olmuyor karl...krallığım,emeklerim tehlikede. Yıllardır bu krallığı güçlendirmek için uğraşıyorum ama görüyorum ki hâlâ eksik." Karl babasına yaklaştı."peki bu şekilde oturup ölmeyi mi bekleyeceğiz?" Kral elini şakaklarına dayayıp ovalamaya başladı. Bu sinir ve stres onu iyice çökertmişti. " Bu şey doğrudan saldırsa zaten karşımda şansı bile olamaz ama bu şekilde oyun oynarken onu alt etmek güçleşiyor." Bir süre sessizlik hakim oldu içeride. Karl balkondan krallığı seyrediyor neler yapılabileceğini düşünüyordu. Aklına birşey gelmiş gibi hızla babasına döndü. " Küçükken annemin bana anlattığı masalı hatırlıyor musun?" Kral durdu ve düşündü biraz sonra aklına gelmiş gibi elini kaldırdı." Evet Gümüş Diş masalı." Karl devam etti sözlerine:" Sende biliyorsun ki bu bir masal değil,rivayet. Yani gerçek olabilir." Kral biraz düşündü ama tatmin olmamıştı. "Zannetmiyorum Karl." Karl başını iki yana salladı. "Denemekten zarar gelmez." Kral elini tekrar alnına dayadı. "Böyle bir saçmalığa inanman beni üzdü doğrusu, güçlerini daha da geliştirmek için uğraşman gerek karl." Karl'ın kaşları çatıldı:" bir kehanet uğruna yıllardır halka eziyet ediyorsun ama ben bir şey söyleyince saçmalık mı oluyor?" Kral çizgili derisinin üstündeki siyah gözlerini karl'a dikmişti:"o kehanetleri söyleyenler zamanın da annenin nasıl öleceğini bildi." Karl yumruğunu sıkıyordu. "Şimdi bu saçma ve saygısız sözlerine bir son ver ve git sürüyle ilgilen." Karl sinirle çıktı odadan. Sinirini geçirmek için ormana gitmeyi düşünüyordu. Dışarıda uzaktan onu gören Thalia Karl'ın hızla ilerlediğini görünce kendiside peşinden gitti.
Karl göl kenarına gelene kadar Thalia onu peşinden izledi. Sonunda Karl göl kenarında kendini yere atıp ellerini başının arasına alınca Thalia yavaşça yaklaştı yanına. O da yere oturdu,bir süre sessizlik hakim oldu. Sonrasında bu sessizliği ilk Thalia bozdu. "Neyin var?" Karl bir yandan yerdeki otları yoluyor bir yandan da Thalia'ya cevap veriyordu." Babam...her şeyi o biliyor. Onun gözünde benim fikrimin hiçbir önemi yok."
"Böyle düşünmene sebep olan nedir?" Diye ikinci bir soru yöneltti Thalia. "Krallığımız tehlikede,23 yıl önce kahin bir kehanette bulunmuş. Krallığımızın yok olacağından bahseden. Babam o zamandan beri sürekli krallığı güçlendirmek için uğraşıyor. Fakat şimdi kehanetin gerçekleştiğini düşünmeye başladı. Normal de ben böyle bir şey düşünmezdim. Ormanda ki o saldırıları bile karşı krallıklara bağlardım ama babamın bu halleri benide şüpheye düşürdü." Thalia sessizce bölmeden dinliyordu." Annem ben küçükken bir masal anlatırdı aslında masal değil bir rivayet. Fenrir soyunun en büyük atası kral Ragnar Fenrir çok güçlü bir kurtmuş ülkesi zamanın en zengin krallığıymış halkı huzurlu toprakları genişmiş. Böyle güçlü bir adam ömrü boyunca savaşmış hiç durmamış. Bir o kadarda merhametli olduğu için bir gün Ay tanrısı onunla konuşmuş. Kendisinden ne isterse vereceğini söylemiş. Kral Ragnar ise onca zaman uğraştığı krallığının günü gelince yok olmaması hep varolması için kendisinden dişlerinin birini gümüşe cevirmeyi ve eğer soyu tehlikedeyse ölü veya diriyken torunlarının bu dişi bulup kullanmasını istemiş." Karl'ın anlattıkları thalia'nın o kadar dikkatini çekmişti ki neredeyse nefes almadan dinlemişti. "Peki rivayete göre bu Gümüş dişin gücü ne?" Karl gözlerini Thalia'ya çevirdi. " Kesin olarak kimse gücünü bilmiyor ama bu gümüş dişi krallığın merkezine yerleştiren kralı kimsenin hiçbir güçte yenemeyeceği söyleniyor."
"Ve sen de bunu bulma fikrini babana sundun o ise saçmalık dedi öyle değil mi?" Karl başını aşağı yukarı salladı hafifçe. Thalia ayağa kalktı ve elini Karl'a uzattı." Bence denemekten zarar gelmez." Karl parlayan gözleri ile önce Thalia'ya sonra eline baktı. Elini tuttu o anda etrafta hafif ruhu hoş eden bir rüzgar oluştu. Karl'da yerden kalktı. Thalia'ya gülümseyip ona sıkıca sarıldı. "Bana destek olduğun için teşekkür ederim." Thalia tepkisizdi. Sonunda vücutlar birbirinden ayrıdı. "Hadi geri dönelim." Thalia bir adım geri çekildi." Sen git hazır ormana gelmişken kurt inime gideyim. Kurtları görmek istiyorum." Karl elini Thalia'nın omzuna attı "bende geleyim!" Thalia Karl'ın elinden sıyrıldı:" yabancıları ve davetsiz misafirleri sevmezler ben tek gideyim haber vereyim başka zaman seni götürürüm." Karl başını salladı." Madem öyle ben gidiyorum, akşam görüşürüz." Thalia elini salladı ve karl'ın uzaklaşmasını izledi. Karl gözden kaybolunca derin bir nefes verip ormanın içine doğru ilerledi.
