5. bölüm · Soyun Uyanışı
5. Bölüm
Thalia krallığa baktığında gerçekten büyülenmişti. O kadar büyük ve görkemliydi ki sanki her bir toprak parçası bile özeldi. İçinde tarif edemediği bir coşku oluştu,sebebini kendisi bile bilmiyordu. Saraya doğru yürümeye başladılar. Genç dişiler karl'ın yanına daha önce hiç görmedikleri birini görünce kıskançlıktan ona haset ediyor kimisi ise dişlerini gösteriyordu. Erkekler ise kendi aralarında böyle güzellikte bir dişiyi daha önce hiç görmediklerini ve vücudunun, kalçalarının güzelliğinde bahsediyordu. Thalia hiçbirine aldırış etmeden kendinden emin bir şekilde yürürken Karl ise erkeklerin söyledikleri ile sinirden parlayan gözlerini gösteriyor onları bakışları ile eziyordu. Sonunda sarayın önüne geldiklerinde Karl bir an durdu Thalia ona neden durduklarını sorar gözlerle bakıyordu. "Babam sert bir adamdır ama sürüye yeni katılanları görünce çok mutlu olur. Odaya girince diz çöküp o konuşana kadar beklemen gerek. Doğrudan gözlerine bakma." Thalia bu emirlerden hoşlanmamıştı, özgürlüğüne düşkün bir kadın hiç kimsenin karşısında böyle ezilmeyi istemiyordu. Ama mecburen sürüye katılmak için bunları yapması gerekiyordu. Onaylar şekilde başını salladı ve tekrardan Karl'la birlikte yürümeye devam ettiler. Sarayın içini görünce ikinci kez büyülenmişti. Her yer Altınla kaplanmış gibiydi. Kurtlara ve Fenrir soyuna özgü semboller oldukça dikkat çekiciydi. "Daha sonra gezdiririm sana her yeri. Ama şimdi hızlıca babamın yanına gidelim." Karl önde Thalia arkada merdivenlerden çıkmaya başladılar.
Birkaç dakika sonra artık kralın odasının önündeydiler. Karl muhafızlar işaret verdi babasına haber vermeleri için. Kısa süre sonra muhafızın geri gelmesi ile ikili içeri girdi. Kral Mason odasının balkonunda krallığını izliyordu. Karl ve Thelia'nın içeri girmesini önemsemeden dışarıyı izlemeye devam etti. Karl kolu ile Thalia'yı dürttü diz çökmesi için ama Thalia anlamamış gibi yapıp dik durmaya devam etti. "Baba ormanda dolaşırken bu genç dişiyle tanıştım. Muhtemelen bir alfa çok güçlü. Sürüsü yokmuş." Karl'ın söylediği son şey kralın dikkatini çekmişti. Yüzünü ikiliye çevirip Thalia'yı görünce kendi içinde bir şok geçirdi. Onlara belli etmemek için soğuk kanlılığını korudu. "Ne demek bir sürün yok?" Thalia doğrudan kralın gözlerinin içine bakarak konuştu bu durum kralın hoşuna gitmemişti. "Kendimi bildim bileli ormanda yaşıyorum. Ailem yok." Kral durmadan ikinci soruyu sordu," kaç yaşındasın?" Thalia bir an duraksadı ama hiç geciktirmeden verdi cevabı:" Yirmi üç" kralın kalp atışı hızlandı başının döndüğünü hissetti. Karl hemen babasını kolundan tuttu."iyi misin baba?" Kral kendini toparladı hemen karl'ın elinden kurtuldu. Bozuntuya vermeden konuşmaya devam etti:" Sürü yuvasına gidin, grubuna yerleştirirler Eğer egitimlerden geçemezsen bu sürüde barınamazsın üstelik bir kralın önünde böyle dik başlı durmak sana ağır bedeller ödetebilir. Dikkat et." Thalia başını önüne eğdi ufak bir sırıtışla:" emredersiniz kralım." Ikili tekrardan odadan çıkıp sürü yuvasına ilerlerdiler. Kral ise kendini tahtına zar zor attı nefesi daralıyordu. Kendi kendine mırıldanmaya başladı:" Bu olabilir mi? Ama onu öldürdüm. Bu mümkün olamaz. Ay Tanrısı aşkına. Anna'ya çok benziyor." Kralın nefesi sıkışıyordu ama yinede kendini umursamadan muhafızlara çağırdı. "Daved ve kehanetin kurdunu çağırın bana derhal." Muhafızlar emirleri yerine getirmek için hızla çıktılar odadan. Birkaç dakika sonra komutan ve yanında yaşlı bir adam geldi. Bu eski şaman değildi. "Yirmi üç yıldır hiçbir şamandan kehanet istemedim. Bugün ise aklımı kurcalayan şeyler oldu." Komutan Daved ve yaşlı adam yerde dizlerinin üstünde konuşmadan kralı dinliyorlardı. "Daved,yirmi üç yıl önce o yavruyu öldürdüğünü söylemiştin. Bana yalan söylemedin değil mi?" Komutanın elleri titremeye başladı. Sözcüklerin boğazına takıldığını hissetti ama kralına cevap vermek için kendini toparladı hemen. "Evet kralım,ben size yalan söylemedim. Nasıl o ailenin canını aldıysam yavrununkini de aldım. Kanlı kılıcımı gösterdim size." Kral verilen cevaptan tatmin olmamıştı ama yinede bu güçlü komutanına bir şans verdi kendi içinde. "Sana inanıyorum, şimdilik. Şaman, birazdan Ay çıkacak ve senden kehanet istiyorum. Krallığımın geleceği,soyumun devamı için." Şaman hızlıca"emredersiniz efendim." Dedi ve üçlü odada Ay'ın tam tepeye çıkmasını bekledi.
Uzun süren bir bekleyişin ardından sonunda Ay kendini gösterdi. Bu şaman da eskisi gibi boynundan çıkardığı kolyeyi Ay'ın ışığına tuttu. Kendi kendine sallanıyor, ağzından değişik sözcükler çıkıyordu. Gözleri kapalı şekilde cübbesinden çıkardığı kumu daha önce önüne aldığı tepsiye avuçlarından döktü ve son kez bağırıp gözlerini açtı. Diğer elindeki kolyeyi tekrar boynuna geçirip kuma baktı. Ne kral ne de komutan anlıyordu ama şamanın bu kumu okuduğu belliydi. "Yüce alfamız, Ay tanrısı bana soyunuzun devam edeceğini hatta çok güçlü bir yavrunun doğacağını söylüyor." Kral sevinmişti sabahtan beri içini yiyen korku azalmış,nefretle bakan yüzüne ufakta olsa mutluluk parıltısı gelmişti. "Ama kralım korkarım ki..." Kralın yüzündeki ufak sırıtış yine kayboldu. Çatık kaşları daha da sertleşti,"Ne aması?" Şaman korkuyordu belliydi. Tedirgin olmuştu ama kralın baskısı ile konuştu:" Efendim, Ay tanrısı bana krallığınızın yok olacağını da bildirdi. Nasıl veya kim tarafından olacağını bilemiyorum ama büyük felaketler, büyük acılar görünüyor." Kral sinirle yerde duran tepsiyi tekmeledi. Bütün kumlar şamanın üzerine ve odaya dağıldı. Kral şamanı yakasından tutup kaldırdı. Gözleri parlıyor pençeleri çıkıyordu. Şaman ise korkudan gözlerini kapatmış resmen ölmeyi bekliyordu." Yirmi üç yıldır krallıkta her şeyi baştan yarattım. O kadar güçlü bir krallık kurdum ki diğer krallıklar topraklarımın sınırlarına bile yaklaşamıyor. Ve sen şimdi bana bunların hiçbir işe yaramadığını krallığımın yok olacağını söylüyorsun. Ben buna asla izin vermem,bunu yapacak kişiyi öldürür haberini vereni de yok ederim." Kral şamanı sertçe yere doğru fırlattı. "Alın bunu götürün. Parçası bile kalmasın." Muhafızlar yerde ki samanı kollarından tutup sertçe sürüklediler. Artık geri dönüşünün olmadığını bilen şaman," Acımadan kıydığın bu canların intikamını,sen ne kadar uğraşırsan uğraş elbet gelip alacaklar." Kral duyduğu son sözle odadaki her şeyi yıkıyor. Sinirden zifiri karanlığa gömülmüş gözleri ile daha da korkutucu görünüyordu. Komutan ise bir köşede pusmuş kralın kendisini fark etmemesi için dua ediyordu.
Sonunda siniri biraz dinen kral kendini tahtına yerleştirdi. "Sen neden hâlâ buradasın Daved?" Diye sinirle kükreyince komutan başını öne eğip hızla çıktı. "Ben yok olamam,benden güçlü kimse olamaz. Hiçbir varlık ben istemediğim sürece krallığımın yakınında bile bulunamaz. Buna asla izin vermem." Kral kendini rahatlatmak için bu yüceltici sözleri söylüyordu ama her ne kadar şamana inanmak istemesede içten içe korkuyordu.
...
Karl, Thalia'yı yuvaya götürmüş sürü komutanlarıyla tanıştırmıştı." Ah işte, sürümüzün en büyük komutanı Daved Kamsta." Thalia'nın ismini az önce öğrendiği sürünün komutanlarından biri olan Leo'nun sesi ile bakışlarını Daved'a çevirdi. "Komutan Daved,bu dişi sürümüze yeni katıldı ismi Thalia." Daved uzun uzun baktı. "Yüzünü tanıdık geliyor. Seni daha önce gördüm mü?" Thalia yüzünde ki soğuk ifadeyi koruyarak konuştu."zannetmiyorum,ben sizi ilk kez görüyorum." Daved bir süre daha Thalia'ya baktı ve Leo'ya dönüp konuştu:" onu iyi bir eğitimden geçiririn sonra da grubuna yerleştirin." Leo hemen konuştu:" komutanım, varisimiz Karl'ın söylediğine göre alfaymış." Daved şaşırmıştı. Ama bunu belli etmek istemedi. "Siz yine de ön eğitimlerden geçirin. Eğer gerçekten alfaysa sonra düşünürüz." Leo başını salladı. Daved ise son kez Thalia'ya bakıp yanlarından uzaklaştı. Thalia biraz etrafına bakındı ve ileride bir dişi ile oldukça samimi şekilde konuşan Karl'ı gördü ve yanına doğru ilerledi. Dişi ile neredeyse öpüşecek olan Karl onu fark edince durdu. Dişi oldukça sinirli bir şekilde Thalia'ya bakıyordu." Beni mi özledin?" Karl'ın ukala cevabına Thalia soğuk bir şekilde cevap verdi:" Ben nerede kalacağım?" Thalia'nın sorusu ile Karl yanındaki dişiyi gönderdi. Belliydi Thalia sürüde dişilerle pek anlaşamayacaktı. Karl elini Thalia'nın beline atıp iyice kendine çekti. Boynuna doğru eğilip derin bir nefesle kokusunu içine çekti. "Benimle kalmaya ne dersin?" Thalia tam Karl'ı itecekti ki karl diger eliyle Thalia'nın bileğine sıkıca kavradı. Siyah gözlerini Thalia'nın buz mavisi gözlerine dikti. Bir kaç saniye öyle baktı ve bu sürede Thelia'nın vücudu ısınmaya başladı. Bu zamana kadar çekici gelmeyen karl'ın kokusu Thalia'da büyük bir istek uyandırmıştı. Buz mavisi gözleri parlamaya başladı. Bunu fark eden Karl yavaşça dudaklarına doğru ilerlerken Thalia son anda kendini geri çekip karl'dan kurtuldu. "Bu temaslarına devam edersen başına geleceklerden sorumlu olmam." Karl gülerek konuşuyordu:" Az önce kokumu alınca parlayan gözlerini gördüm güzelim. Boşuna inkar etme." Thalia'nın yüzü tekrardan soğuklaşmıştı."nerede kalacağımı söyle ve beni rahat bırak." Karl ellerini göğsünün altında bağlayıp konuştu:" normalde kurtlar aileleri ile kalır. Senin gibi olanlar ise yuvada. Ama farkındaysan askeri sürüde dişi sayısı az ve ben de senin burada kalmanı istemediğim için. Odan benimkinin yanında olacak." Thalia'nın kaşları çatıldı. "Senin odanın bulunduğu kulede sadece kraliyet soyuna ait kişilerin kaldığını duydum." Karl gülerek cevapladı:" evet ama ben senin bana yakın olmanı istiyorum." Thalia bir süre karl'ın yüzünü izledi. "Tamam o zaman daha rahat olurum." Karl gülümsedi ve sessizce"elbette rahat olursun." Dedi. "Birşey mi dedin varis?" Karl gülümseyerek başını iki yana salladı." Hayır, hiçbir şey söylemedim." Diye cevapladı.
