1. bölüm / 4
Sonu olmayan yolSonu olmayan yol
Bölümler 4Şu an: Sonu olmayan yol
- 1 Sonu olmayan yol1.309 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Sonu olmayan yol-l1.350 kelime
- 3 Sonu olmayan yol-ll766 kelime
- 4 Sonu olmayan yol-lV174 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odanın duvarlarında resimler var. Bazı yerlerde garip şekiller ve heykeller bulunuyor. Ama odada dikkatlerini çeken başka bir şey daha var:
Bir kapı.
Lara kapıya yaklaşıyor.
Diğer üçü de onun yanına geliyor.
Lara kapıyı açıyor.
Ve dördü birden kapının arkasına bakıyor...
Dümdüz bir yol.
Sağa dönüş yok. Sola dönüş yok. Sonu görünmüyor.
Dördü de birkaç saniye konuşmadan yola bakıyor.
“Bu yolun bir sonu var mı?” dedi Lara.
Kimse cevap vermedi.
Çünkü dördü de aynı şeyi düşünüyordu:
Bu yol, normal bir yol değildi.Hoparlörden bir cızırtı geldi.
Dört arkadaş bir anda sustu.
“Bu yolu hiçbir insan tamamlayamadı.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Eğer siz bu yolun sonuna ulaşmayı başarırsanız…”
Ses birkaç saniye kesildi.
“…yolun sonunda size ait olmayan ama hayatınız boyunca unutamayacağınız bir yer göreceksiniz.”
Hoparlör kapandı.
Mira, Lara, Aras ve Eren birbirlerine baktılar.
Önlerinde yalnızca dümdüz, sonsuz gibi görünen bir yol vardı.
Ve artık geri dönmek için çok geçti.
Dört arkadaş hâlâ kapının önünde duruyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Lara yola baktı.
Yol dümdüz uzanıyordu. Ne bir viraj vardı ne de sonunu görebilecekleri bir nokta.
Eren derin bir nefes aldı.
“Başka seçeneğimiz var mı?”
Aras arkasını döndü.
Beyaz oda hâlâ oradaydı.
Ama kapının dışında başka hiçbir çıkış yoktu.
Mira, duvardaki resimlere baktı.
“Sanırım yok.”
Lara ilk adımı attı.
Ayakkabısının sesi yolda yankılandı.
Tak.
Üçü de ona baktı.
Lara bir adım daha attı.
Sonra Mira, Aras ve Eren de onun peşinden yürümeye başladı.
Dördü yan yana ilerliyordu.
Bir süre sonra Lara arkasına baktı.
Beyaz oda artık görünmüyordu.
Sadece yol vardı.
Önlerinde de…
Sadece yol.
Eren telefonunu çıkardı.
Ekrana baktı.
“Telefonum çekmiyor.”
Aras saate baktı.
Sonra kaşlarını çattı.
“Benimki de durmuş.”
Lara hiçbir şey söylemedi.
Çünkü yolun kenarında bir şey görmüştü.
Bir heykel.
Az önce beyaz odada gördükleri heykellerden birine benziyordu.
Ama bu heykelin altında bir sayı vardı.
17
Dördü de durdu.
Mira yavaşça heykelin yanına yaklaştı.
“Bu burada ne arıyor?”
Hiçbiri cevap vermedi.
Tam o sırada ileriden bir ses duyuldu.
Hoparlörden gelen aynı ses:
“İlk durak.”
Ve yolun çok uzağında, daha önce olmayan bir ışık yandı.
Dört arkadaş kapının önünde birkaç saniye daha bekledi.
Önlerinde uzanan yol sessizdi.
Lara ilk adımı attı.
Mira, Aras ve Eren de onun arkasından ilerlemeye başladı.
Dört arkadaş yan yana yürüyordu.
Başlarda kimse konuşmadı.
Sadece ayak sesleri duyuluyordu.
Bir süre sonra Eren sessizliği bozdu.
“Gerçekten bu yolu tamamlayabileceğimize inanıyor musunuz?”
Mira omuzlarını silkti.
“Bilmiyorum.”
Aras önündeki yola baktı.
“Öğrenmenin tek yolu var.”
Lara ona baktı.
“Yürümek.”
Dördü de yürümeye devam etti.
Aradan biraz zaman geçti.
Yol hâlâ aynıydı.
Dümdüz.
Sessiz.
Ve sonsuz gibi görünüyordu.
Lara bir anda yavaşladı.
“Bir dakika…”
Diğerleri de durdu.
Lara yolun kenarını gösterdi.
Orada bir şey vardı.
Bir heykel.
Beyaz odada gördükleri heykellerden birine benziyordu.
Heykelin hemen altında küçük bir sayı yazıyordu:
17
Mira eğilip sayıya baktı.
“Bu ne demek?”
Tam o anda uzaktan, çok hafif bir hoparlör cızırtısı duyuldu.
Dördü birden başını kaldırdı.
Sonra o tanıdık ses duyuldu:
“İlk durak.”
Dört arkadaş heykelin etrafında toplandı.
Mira elini heykele uzattı.
“Dokunacak mısın?”
Lara başını salladı.
“Hayır. Önce ne olduğunu anlamamız lazım.”
Aras heykelin altındaki 17 yazısına tekrar baktı.
“Belki de bu bir sıra numarasıdır.”
Eren yolun ilerisine baktı.
“İlk durak dediler. Demek ki burada bir şey bulmamız gerekiyor.”
Bir süre heykelin etrafında dolaştılar.
Ama hiçbir şey yoktu.
Ne bir kapı…
Ne başka bir yol…
Ne de bir açıklama.
Sadece heykel ve altındaki 17.
Lara tam geri dönecekken heykelin yüzüne baktı.
Bir anda durdu.
“Çocuklar…”
Üçü de ona döndü.
Lara heykelin yüzünü gösterdi.
“Az önce gözleri kapalıydı.”
Mira dikkatlice baktı.
Heykelin gözleri artık açıktı.
Ve heykelin bakışları doğrudan yolun ilerisine çevrilmişti.
Aras yavaşça başını çevirdi.
“Baktığı yere bakın.”
Dördü aynı anda yolun ilerisine baktı.
Uzakta, yolun kenarında ikinci bir heykel duruyordu.
Onun altında da bir sayı vardı.
Ama bu kez sayı çok daha büyüktü.
42.
Hoparlörden yeniden cızırtı geldi.
“Devam edin.”
Ses kesildi.
Dört arkadaş birbirlerine baktı.
Sonra yeniden yola koyuldular.Dört arkadaş yürümeye devam etti.
Arkalarında kalan heykel gittikçe küçüldü.
Bir süre sonra Mira tekrar arkasına baktı.
“Bir şey fark ettiniz mi?”
Eren durdu.
“Ne?”
Mira yolu gösterdi.
“Biz ilerliyoruz ama yol hiç değişmiyor.”
Aras çevresine baktı.
Aynı heykeller.
Aynı resimler.
Aynı taş duvarlar.
Sanki yürümelerine rağmen hiçbir yere gitmiyorlardı.
Lara sessizce önüne baktı.
“Belki de yol bizi bir yere götürmüyor.”
Tam o sırada sağ taraftaki resimlerden birinden küçük bir parça yere düştü.
Dört arkadaş irkildi.
Lara resme yaklaştı.
Resmin tamamı karanlıktı.
Ama ortasında dört kişi vardı.
Mira, Lara, Aras ve Eren.
Dördü de resimde aynı yolda yürüyordu.
Eren'in yüzü bembeyaz oldu.
“Bu… biziz.”
Aras resme biraz daha yaklaştı.
“Bu imkânsız.”
Lara resmin altındaki küçük yazıyı fark etti.
Tek bir kelime vardı:
“Başlangıç.”
Mira arkasını döndü.
“Başlangıç mı?”
O anda hoparlör yeniden cızırdadı.
Bu kez ses daha yakındı.
“İlk resmi gördünüz.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Ardından:
“Ama henüz hiçbir şey görmediniz.”
Hoparlör sustu.
Dört arkadaş birbirine baktı.
Ve önlerindeki yol, ilk kez değişmeye başladı.Dört arkadaş yürümeye devam etti.
Bir süre sonra yolun kenarında küçük bir dinlenme alanı belirdi.
İçinde dört sandalye ve ortasında taş bir masa vardı.
“Sonunda biraz dinlenebiliriz,” dedi Eren.
Dördü de oturdu.
Kimse konuşmuyordu.
Mira başını kaldırıp karşılarındaki duvara baktı.
Büyük bir resim vardı.
Resimde yine aynı yol görünüyordu.
Lara ayağa kalkıp resme yaklaştı.
Tam elini resme uzatacakken...
“Beni neden arıyorsunuz?”
Dördü de irkildi.
Ses odadan gelmiyordu.
Resmin içinden geliyordu.
Aras ayağa kalktı.
“Sen kimsin?”
Resimdeki yol bir anda hareket etmeye başladı.
Ve ses tekrar duyuldu:
“Henüz bunu bilmenize gerek yok.”
Gizemli adam dört arkadaşın karşısında sessizce duruyordu.
Yüzü hâlâ kapüşonunun gölgesindeydi.
Elini kaldırdı.
Avucunda küçük, eski bir kolye vardı.
Kolye Lara'nın önünde durdu.
“Bunu al.”
Lara tereddüt ederek kolyeyi aldı.
Kolye soğuktu.
Ardından adam Mira'ya küçük bir fotoğraf uzattı.
Mira fotoğrafa baktığında yüzü değişti.
Fotoğrafta beyaz oda vardı.
Ama dört arkadaş odaya ilk geldiklerinde fotoğrafta yoktu.
Fotoğrafta yalnızca açık kapı görünüyordu.
Sıra Aras'a geldi.
Adam ona üzerinde 42 yazan küçük metal bir anahtar verdi.
Aras kaşlarını çattı.
“Bu neyin anahtarı?”
Adam cevap vermedi.
Son olarak Eren'in önüne geldi.
Elinde eski, siyah bir defter vardı.
Defteri Eren'e uzattı.
Eren kapağını açtı.
İlk sayfa tamamen boştu.
İkinci sayfa da.
Üçüncü sayfaya geçtiğinde ise tek bir cümle yazıyordu:
“Dördünüzden biri yolu tamamlayamayacak.”
Eren'in yüzü gerildi.
“Bu ne demek?”
Gizemli adam ilk kez konuştu.
“Bunu yolun sonunda anlayacaksınız.”
Sonra arkasını döndü.
Lara hemen seslendi:
“Dur!”
Adam durmadı.
Birkaç adım attıktan sonra heykellerin arasındaki karanlığın içinde kayboldu.
Dört arkadaş oldukları yerde kaldı.
Mira elindeki fotoğrafa tekrar baktı.
Bu kez fotoğrafta bir değişiklik vardı.
Açık kapının yanında...
Bir kişi daha görünüyordu.
Ve o kişi onlara doğru bakıyordu.
Sabah olduğunda güneş nihayet ortaya çıktı. Geceki karanlık gitmiş, önlerindeki yol daha net görünmeye başlamıştı.
Dört arkadaş ayağa kalkıp çantalarını açtılar.
Çantaların içinde uyku tulumları, su, biraz yemek ve yolculukta kullanabilecekleri birkaç eşya vardı.
Aras kendi çantasını karıştırırken küçük bir telefon buldu.
— Bu benim değil, dedi şaşkınlıkla.
Telefonu açtı.
Ekranda kayıtlı hiçbir isim yoktu.
Tam o sırada telefon çaldı.
Ekranda yalnızca:
YABANCI NUMARA
yazıyordu.
Dört arkadaş birbirine baktı.
Aras telefonu elinde tutarak:
— Açayım mı?
Telefon çalmaya devam etti.
Sonunda Aras aramayı cevapladı.
Karşıdan bir süre hiç ses gelmedi.
Sonra çok sakin bir ses duyuldu:
— Yola devam edin.
Aras telefonu kulağından indirmedi.
— Kimsin?
Karşıdaki kişi birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra:
— Bunu şimdi bilmen gerekmiyor.
Aras'ın kaşları çatıldı.
— Peki bizi nereden biliyorsun?
— Çünkü sizi bekliyordum.
Telefon bir anda kapandı.
Dört arkadaş birbirine baktı.
— Ne demek bizi bekliyordum? dedi içlerinden biri.
Aras cevap vermedi. Telefonu cebine koydu.
Bir süre sonra çantalarını hazırladılar. Yemekleri ve suları paylaştılar. Uyku tulumlarını tekrar çantalarına yerleştirdiler.
Güneş artık iyice yükselmişti.
Önlerinde uzanan yol, sabah ışığında daha da uzun görünüyordu.
Aras ilk adımı attı.
— Hadi. Öğrenmenin tek yolu devam etmek.
Dört arkadaş birlikte yürümeye başladı.
Bir süre sonra yol ikiye ayrıldı.
Sağdaki yolun başında eski bir tabela vardı.
“GERİ DÖNMEK İSTEYENLER BURADAN.”
Soldaki yolda ise hiçbir tabela yoktu.
Sadece yerde küçük bir taş duruyordu.
Taşın üzerinde tek bir kelime yazıyordu:
“DEVAM.”
Dört arkadaş sessizce birbirlerine baktı.
Aras gülümsedi.
— Sanırım seçimimizi yaptık.
Bölüm etkileşimi
