SONBAHARIN YÖNÜ kitap kapağı

3. bölüm / 4

SONBAHARIN YÖNÜ

2. BÖLÜM-TOZLU HATIRALARIMIZ

Vaveyla Yazarı: m. lune

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 2. BÖLÜM-TOZLU HATIRALARIMIZ

🎧; Teoman-SERSERİ

6 HAFTA ÖNCE

Güney kapıyı sertçe kapatıp duvara sırtını yasladı. Ellerini saçlarının arasına saldırmıştı; öfkesini bastırmaya çalışıyordu ama çenesindeki titremeyi engelleyemiyordu. Nefesi sıklaşmıştı.
Kulaklarında hâlâ Arman’ın sesi yankılanıyordu:

"Bazen korumak, anlatmamayı gerektirir."

Boğazına bir şey düğümlenmişti. Kendini banyoya attı, soğuk suyla yüzünü yıkadı. Aynaya baktığında, camın içinden ona bakan gözlerde sadece öfke değil, derin bir boşluk da vardı.Tam o sırada kapı zili çaldı. Güney yerinde dondu kaldı. Sessizlik içinde geçen üç saniye boyunca zilin yeniden çalıp çalmayacağını bekledi. Sonra yavaşça koridora yöneldi. Kapıyı açtığında karşısında beklediği kimse yoktu. Ama tanıdığı biriydi. Zamanın sırtını bükmeye başladığı yaşlı bir adam… Bolu’daki evlerinin bahçıvanı.

"Alp..."

“Sen…” dedi Güney, şaşkınlıkla. “Burada ne işin var?” Bahçıvanın bakışları sakindi. Ellerini cebinden çıkardı, bir zarf uzattı.

“Baban sana bir oyun oynadı, Alp,” dedi. “Sen çoktan aklandın. Suçsuzluğun ispatlandı… Ama o, seni korumanın tek yolunun, senden gerçeği saklamak olduğunu düşündü.”

"Hadi be ordan," diye konuştu Güney. "Onun kendi itibarından başka düşündüğü birşey var sanki." dedi sinirle. Güney'in babası ünlü bir iş adamıydı. Bu yüzden halk arasında çok konuşulurdu. Yani Güney oradayken...Güney’in gözleri zarfın kenarına takılı kaldı. Elleri terlemişti. Nefes alışları düzensizleşti. Birkaç adım geri çekildi. Ne söyleyeceğini bilemiyordu.

"Alp,"

"Alp deme bana, o artık yok. Güney ben, sadece Güney."

“Zamanı geldi,” dedi bahçıvan. “Artık bilmen gerekiyor.” Ardından gelen ayak sesleri, konuşmanın ağırlığını kesti. Genç bir adam koşarak merdivenleri çıktı, kapıya nefes nefese ulaştı. Timur'du.

“Abi, kusura bakma…” dedi. “Tutamadım. Girdi binaya, tanımadım önce. Sonra peşinden geldim ama...” Güney bir şey demedi. Sadece gözlerini bahçıvandan ayırmadan dinledi. Timur adama doğru yöneldi, kolunu yakalayıp geri çekmeye çalıştı.

“Kim olduğunu bile söylemedi! Kapını böyle çalamaz!” Adam itiraz etmedi. Ne geri çekildi ne de direndi. Sadece Güney’e baktı. Gözlerinde korku yoktu, acelesi de yoktu. Sanki sonunda konuşma fırsatı bulmuş bir adam gibiydi. Güney başını hafifçe eğdi. Sonra yavaşça elini kaldırdı.

“Dur,” dedi. “Timur.”
Timur olduğu yerde kaldı, kolundaki adamı bırakmadan Güney’e baktı.

“Abi, ama bu—”

“Bırak,” dedi Güney. “Konuşacaksa, dinleyeceğim.” Timur ağır bir nefes verdi, sonra adamın kolunu yavaşça bıraktı. Bahçıvan, bir adım öne çıktı. Yüzünde ne bir pişmanlık ne de bir merhamet vardı. Sadece yorgunluk. Güney kapıyı tamamen açtı.
“İçeri gir,” dedi. “Her şeyi anlat.”

°°°

Günümüz -Güney

Bazen ne için döndüğümü kendime bile anlatamıyorum. Her şeyin altındaki asıl sebep neydi? Kızgınlık mıydı, özlem mi, yoksa sadece “yarım kalmışlık” mı? Buraya dönünce değişeceğimi sanmıştım. Ama şehir aynı şehir. İnsanlar hâlâ hızlı yürüyor, hâlâ kimse kimseye bakmıyor. Ama ben onlara eskisi gibi bakamıyorum. Sanki herkes bir yere yetişmeye çalışıyor ama nereye gittiklerini bilmiyorlar. Timur yanımda bir şeyler anlatıyor. Ne dediğini duymuyorum. Kafamın içi kendi sesimle dolu. Geçmişin içinden bugüne sarkan o cümleler hâlâ kulaklarımda çınlıyor. Her şeye uzaktan bakıyorum bugün. İnsanlara, kaldırıma, gökyüzüne…Sonra bir gürültü geliyor uzaktan. Bir uğultu, yüksek bir ses... İçgüdüsel bir şekilde başımı çeviriyorum. Kaldırım kenarında birkaç kişi birikmiş. Bir tartışma var. Yok, bu sıradan bir tartışma değil. Bu, “birazdan biri birine vuracak” türünden.Kalabalığa yaklaşırken birkaç parça ses kulağıma çarpıyor.

"Çekil!"

"Bıraksana!"Ve sonra o sesi duyuyorum.

O ses. Diğerlerinin arasından sıyrılan, tiz ama kararlı. Ne korkmuş, ne de pes etmiş. Kaba bir küfrün ardından gelen cümle, net bir tokat gibi çarpıyor havaya:

“Eline bulaşmadan git buradan, yoksa ben bulaştırırım.”Adım atarken duruyorum. Gözüm, kalabalığın orta yerindeki kıza takılıyor. Duruşu dik. Saçları darmadağın. Biri kolunu tutmuş, o diğer eliyle ittiğinde neredeyse dengesini kaybedecek gibi oluyor. Ama pes etmiyor. O kadar tanıdık bir şey var ki hâlinde…
Gözlerim onu tarıyor, beynimle yarışır gibi. Ve sonra birdenbire…

O mu? Hazan mı bu?

Bir an duraksıyorum. Sanki bir rüzgâr geçmiş de eski bir anının kapağını kaldırmış gibi. O kız... Ben onu tanıyorum. Ama hatırladığım gibi değil. Hüzünlü değil, kırık değil… Aksine... yaramaz bir gölge var üstünde. Serseriye karşı dikilirken yüzündeki bakış… Afacan bir çocuk gibi.Kendime “O olamaz,” diyorum içimden. Ama içgüdülerim her zaman aklımdan hızlı davranır. Ve onlar çoktan tanımış gibi. Hazan’ın gözleri kalabalığın içinden birine sabitleniyor. Omzunu silkeliyor, geri çekilmiyor. Sonra bir adım öne çıkıyor.

“Dövüş mü istiyorsunuz?” dedi. Sesi netti. Alaycı bir gülümseme geçti yüzünden.

“Peki, gelin bakalım.”

Hiç tereddüt etmeden, karşısındaki adama bir yumruk savurdu. Adam yere doğru yığıldı. Dengesi bozulmuş, savrulmuştu. Ama Hazan durmadı.Çevresindekiler toparlandı; iki kişi hemen üzerine yürüdü. Biri kolundan yakaladı, diğeri beline sarıldı. Hazan kıvranıyor, itiyor, vuruyor… ama sayı fazlalığı işi değiştiriyor.O an lider adam, dişlerini sıkarak bir işaret veriyor. Adamlar Hazan’ı kolundan yakalayıp sabitliyor.Hazan yerinde kıpırdandı ama bırakmadılar. Başını kaldırdı, gözlerini liderin gözlerine dikti. Sesi hâlâ yüksekti, meydan okuyan tondaydı:

“Ne yani? Bu adamlarla beni durduracak kadar mı güçsüzsün?”

Lider, bu sözle iyice öfkeleniyor. Yumruğunu sıktı. Gözünü kırpmadan Hazan’a doğru yürüdü. Kolu kalktı. Yumruğu sıkılmıştı.Ve o an, artık izleyemezdim.Adımlarımı attım. Hesap yapmadan, düşünmeden, sadece içgüdüyle. Aralarına daldım. Yumruğunu indirmesine izin vermedim. Benim yumruğum, onun ağzının ortasına patladı.Çevre sessizleşti. Adam sendeledi, geriye doğru bir adım attı ve yere düştü. Kimse kıpırdamadı. Adamları afalladı.Hazan, hâlâ tutuluyordu ama artık herkesin dikkati bende toplanmıştı.Hazan da bana baktı. İfadesi ne tam şaşkınlık, ne de tam öfkeydi.
Daha çok… kararsız bir sorgulamaydı. Sanki bir şey demek istiyor ama ne diyeceğini kendi de bilmiyor gibiydi. Ben sadece bakakaldım.
Ve o an, onun gözlerinde kendimi gördüm.
Eski beni.
Henüz yanmamış halimi…

BÖLÜM SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18