Son hüküm kitap kapağı

2. bölüm / 7

Son hüküm

2. Bölüm : GÖZE ÇARPAN DUDAKLAR

Vaveyla Yazarı: Hanife Barık

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 2. Bölüm : GÖZE ÇARPAN DUDAKLAR

Sorun aramızdaki mesafeler değil aramızdaki silahlardı

Lombrabın bi anda kayboluşuyla havaalanın ortasında kalmıştım jetten Lalinin bağırışlarıyla kendime geldim korkmuş olmalıydı hızla yanıma geldi soluk soluğa kalmış haldeydi
"Anka bi adam vardı -"
"Biliyorum "
"Kimdi o "
"Lombra yani Adriano morreti"
"Milan cassio'nun arkadaşı lombra hani şu İtalya'nın hayaleti gibi olan lombra senini aradığın lombra"
"Evet o "
"Şimdi ne olacak "
" Sevkiyat bu perşembeyi cumaya bağlayan gece olacak elbet Milan'ın yanında olacak o zaman takibe alırız şimdi otele geçelim"
"Tamam"

-PERŞEMBE SABAHI-

bugün sevkiyat günüydü ben g ceden beri uyuyamamıştım ama lalin uyuyordu kahvaltı için lalini uyandırmıştım hazırlanıp kahvaltıya otelin restorantına indik kahvaltılarımızı yaptık ve odamıza dönüp akşam için hazırlanmaya başladık duşa girdim vücut bakımı yapıp çıktım dolabımı açtım ve en sevdiğim renk olan bordo bir elbise aldım elbisenin sırt dekoltesi vardı ve yırtmacı da vardı elbiseyi giydim ve bu elbisemle aynı renk olan bi stiletto giydim telefonumu alıp çıktım koridorda lalini gördüm yanında derinde vardı Lalinin üzerinde koyu kahverengi benimki gibi yırtmaçlı bir elbise vardı derinin üzerinde ise simsiyah bir elbise vardı onunki göğüs dekolteliydi kızlara doğru ilerledi
" Asena bebeğim harikasın"
"Derine katılmaktayım şakamısın kızım sen"
"Aşklarım sizde harika olmuşsunuz"
Üçümüz koridorda ilerliyorduk asansöre bindik aşağı kata indik biz iner inmez korumalar etrafımızı sardı ve önce öğle yemeği için restorana geçicektik sonra italya'daki depoya tırları kontrole gidecektir ardından Milan cassio ile sevkiyatın yapılacağı yere geçecektik arabalarımıza bindik ve restorana doğru yola koyulduk

-LOMBRA-
- Çarşamba akşamı-

Masamda oturuyordum önümdeki dosyada Ankanın geçmişi vardı dövüşteki başarısı silah kullanmada da bi hayli başarılıydı manipüle yetenğide varmış gözlerin o an siyah saçlarına kaydı beline gelecek kadar uzundu saçı ela kahve karışımı gözleri hafif çekikti birazda yorgundu dudakları çok iyi bi dolgunluktaydı yüz hatları keskindi kirpikleri uzundu kapım tıklandı gel dedim içeri Milan girdi
" Kardeşim müsaitmiydin "
Gözlerimi dosyadan kaldırmadan cevapladım
" Bir sorunmu var Milan"
Anlatmaktan çekinir gibi ağzını içinde birşeyler mırıldandı
"Aslında var"
Birşeyler olduğunu anladım ve kafamı kaldırıp Milan baktım Milan devam etti
"Yarınki sevkiyatı Barandan değil ankadan alıyoruz "
Odada bi sessizlik oldu dudağımın kenarı yavaştan kıvrıldı
" Demek sonunda buldu beni he "
Milan yüzünde hınzır bir ifade vardı kollarını bağladı
" Onun hakkında anlatılanların yarısı bile doğruysa yarın gece sıkıcı geçmeyecek"
Ayağa kalktım ve kapıya doğru ilerledim kapıya geldiğimde omzumun üstünden Milan baktım
" Bende sıkıcı gecelerden hiç hoşlanmam"
- sevkiyat gecesi-
Depodaki sessizlik, denizden gelen dalga sesleriyle bölünüyordu. Herkes yerini almıştı. Milan son kez etrafı kontrol ederken ben siyah aracın yanında durup depoya baktımHer anlaşma aynıydı.Farklı olan tek şey insanlardı.Milan yanıma yaklaştı.
"Her şey hazır."
Başımı hafifçe salladım
"Karşı taraf?"
"Birkaç dakikaya burada olurlar."
Saatime göz attım. Geciken insanlar hoşuma gitmezdi.Tam o sırada uzaktan araç farları depoyu aydınlattı.Siyah araçlar ağır ağır içeri girdi.Kapılar açıldı.İlk önce siyah takım elbiseli adamlar indi.Ardından...Bordo bir elbise.Hiç acele etmeyen adımlarla yürüyordu.Herkes ona yol veriyordu.Demek söylentiler doğruymuş.
Türkiye'nin Anka'sı...Milan alçak sesle konuştu.
"Beklediğimden daha sakin."
Gözümü ondan ayırmadım
."Sakin insanlar en tehlikeli olanlardır."
Anka başını kaldırıp bana baktı.İlk kez göz göze
geldik.Hiçbirimizkonuşmadık.Ama ikimizde aynı şeyi düşünüyorduk.Bu gece, sadece bir sevkiyat gecesi olmayacaktı anaka ağır adımlarını devam ettirdi o arada diğer arabalardan iki kadın daha indi Anka tam karşımda durdu diğer kadınlarda iki yanına geldi benim yanımda Nyx ve Milan vardı Anka söze girdi
" Evet paralar "
Başımla adamlara işaret ettim
"Milan cassiodan alacaktık biz sevkiyatı"
" Ha ben ha Milan ha Nyx fark etmez sana fark edermi "
" Ben parama bakarım "
Siyah bi araç geldi adamlar paraları indirdiler ve ankanın adamlarına verdiler ortamda bi gerginlik hakimdi ablanın adamları parayı kontrol ettiler ve ankanın kulağına birşeyler fısıldadı ankada onayladı dediği şeyi aynı b nim yaptığım gibi oda adamlarına işaret etti ve bu sefer silah dolu tırlar geldi durdular ve bizim adamlar silahları kontrol ettiler silahlar tamamen kontrol edilince Milan kahverengi elbiseli kadına elini uzattı ben ankaya Nyxde siyah elbiseli kadına pek hazetmesem de aramızda bi alış veriş olmuştu Anka elimi yavaştan tuttu ve onun tutmasıyla birlikte yanındaki kadınlarda bizimkilerin ellerini sıktılar o sırada elimin cayır cayır yandığını fark ettim gözlerim istemsizce dudaklarınan kaydı dudağına baktığımı fark eden ankanın yüzünde hafif bir tebessüm belirdi
" Tehlikeli sulardasın"
" Severiz o suları"
"Bana bak Bana bu gözlerle bakanların sonu pek iyi olmadı."
" Ben onlardan değilim emin ol"
Anka ve arkadaşları arkalarını döndüler ve araçlarına doğru ilerledi bizde araçlarıma gittik arabama binmeden önce Göktuğ' yu aradım Göktuğ benim adanadaki küçük kardeşimdi aynı zamanda elim kolum gibiydi
" Asena Alaska lakabı Anka iyice araştır
" Abi o gün araştırıp gönderdim sana"
"Yok bu sefer daha deteylı hangi okulda okudu gerekirse soy kütüğüne kadar"
Telefonu kapatın arabama bindim ve malikaneye sürdümMalikaneye geldiğimde demir kapı yavaşça açıldı içeri girdim aracı durdurdum ama kapıda babamı gördüm o genelde malikaneme gelen biri değildi kendi malikanesinde kalırdı
" Ooo Valentino moretti siz gelirmiydiniz buralara"
" Eğlenceli bi geceydi sanırım"
" Fena değildi"
İçeri girmeye yeltendiğimde babam önüme geçti girmeme izin vermedi
"Anka "
Babama dikkat kesildim o an
" Sevkiyat türklerdenmiş üstelik Alaska ailesinden "
Babam soru sorarcasına bakıyordu
" Yani sen Türk değilmisin sorun Türk olmalarımı "
" Hayır Alaska olmaları sorun sen bu ailenin düşman olduğunu unuttun sanırım oğlum "
" Unutmadım sadece büyütülecek birşey yok benim o kızla bi sorunum yok şimdi evime girmek istiyorum çok önümden "
Babam önümden çıktı eve girdim üst kata yöneldim odamın önüne geldiğimde büyük bir oh çektim beni şu sıkıntılardan koruyan tek yer odamdı sanki ne kadar büyürsem büyüyeyim aynı kalacaktı benim için odama girdim üzerindekikeri çıkardım duşa girdim buz gibi suyun altında gevleyene kadar kaldım duştan çıktım üzerine motorcu takımlarını giydim anahtarı aldım ve garaja gittim garajında bi oda vardı kimse burda ne olduğunu bilmiyordu burada motor koleksiyonum vardıSeçtiğim motorunu tek marşla çalıştırdım garajda egzoz sesi yükseldi bu andan itibaren artık Karan moretti olarak değil Lombra'ydım İtalya'da kimsenin yüzünü görmediği ama motorlarına hayranlıkla baktıkları ve gölge yani Lombra ismini verdikleri adam bendim kırmızı ışığa geldiğimde genç kızlar parmaklarıyla beni gösterip fotoğrafımı çekiyorlardı kaskımın göz kısmının açtım ve genç hayranlarıma göz kırptım yeşil ışık yandı ve ben hızla milanın motor garajına geldim motordan indim kaskımı çıkardım Milan beni karşıladı aynı benim motorum gibi simsiyah 15 motor karşımdaydı İtalya'nın hayalet motorcuları Milan , Nyx ve bendik tabi hiçbir mafya düşmanımız bilmiyorlardı çünkü kimse yüzümüzü bile görmemişti nyx' te geldi
"Hazır mıyız"
" Bugün hiç olmadığı kadar hazırım"
Milan ve Nyx 'e hiç katılmıyorum çünkü ben hiç olmadığım kadar düşünceliydim aklımda tek bir isim vardı : Anka
Motorları tekrar çalıştırdık ve İtalya sokaklarına aktık hepimiz önde ben Milan ve Nyx arkamızda kalan 12 kişide adamlarımızdı artık trafiğin azaldığı hatta yok denilebilecek kadar az olduğu yerde hızımı baya artırmıştım o arada hiç beklenediğim bi motor çıktı karşıma bizimkile değildi çünkü biz hepimiz siyahtık ama karşımdaki motor lacivert bir motorduVe o motor hiç beklemediğim birşekilde önüme kırdı Refleksle ön frene asıldım. Lastikler çığlık atar gibi kaydı. Gidon elimde titredi. Motor sağa sola savrulurken kontrolü toplamaya çalıştım ama artık çok geçti.Arka teker yerden hafifçe koptu.Bir saniye...Sonra her şey altüst oldu.Motor bariyere çarparken ben asfaltın üzerinde metrelerce sürüklendim. Omzum ve dizim yeri her vurduğunda nefesim kesiliyordu. Kıvılcımlar gözümün önünde dans ediyor, kulaklarım uğuluyordu.Sonunda durabildim.Yerde sırtüstü yatarken sadece motorun hâlâ çalışan boğuk sesini duyabiliyordum.Ayağa kalkmaya çalıştığım sırada birkaç adım ötede duran lacivert motor dikkatimi çekti.Sürücü yavaşça kaskını çıkardı.Nefesim boğazımda düğümlendi.
"...Anka."
Gözlerini bir an bile benden ayırmadı.
"Yaşaman gerekiyordu."
Ne demek istediğini anlayamadan, önümdeki yolun birkaç metre ilerisinde devrilmiş kamyon kasasını gördüm.Eğer o önümde kırmasaydı...Şimdi çoktan ölmüştüm ve sanıyeler sonra bilincini kaybettim
Ve buda ikinci bölüm sonu✨
Umarım kitabımı beğenmişsinizdir teşekkürler 💗💗

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

80okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.