SON HEDEF: AŞK kitap kapağı

2. bölüm / 5

SON HEDEF: AŞK

Senin Tercihin

Vaveyla Yazarı: Büşra S.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: Senin Tercihin

Göz kapaklarımı yanaştırmak ne mümkün…Hiçbir şekilde uyuyamamıştım. Geceyi resmen uykusuz geçirdim. Dünden beri kafamda dönen mafya muhabbetleri beni esir almıştı. Kendi çapımda Hollywood filmi çekiyordum resmen. Şu zamana kadar kafamda bu kadar çok senaryo kurduğumu hatırlamıyorum. Kafamda sürekli dönen fısıltılar, karanlık siluetler…
Bilgisayar ekranında saat sabah beşi gösteriyordu. Gece yaptığım araştırmalar yüzünden taşınılmaz bir gerçek yüzüme tokat gibi çarpmıştı. Bilgisayarımdan dün işe başladığım OTTA haber ajansının gizli dosyalarına erişmiştim. Bu mafya olayının çoğu kez üstü kapatılmaya çalışılmıştı. Üstü kapatılmasının nedeni bu işi araştıran kişilerin ya ölmesi ya da ortadan kaybolmasıydı. Şirketin gizli dosyalarında duran makalesini okuyup öğrenmiştim bunları.
Bir tarafım kendimi her şeyden uzaklaşıp rahatlamamı istiyor. Bir tarafım ise “Bu işin peşini bırakma.” Diyordu. İçimdeki ses bana “Belki de hayatının fırsatı burada gizli.”

Karar verene kadar sabahın ilk ışıkları pencereden içeri süzülüyor, ama gözlerim hala uykuyla buluşamıyordu.
Evet ben kararımı dün toplantıda “Ben istiyorum.” Demiştim ama bu verdiğim kararı beynim kabullenmiyordu.
Kalkıp mutfağa gitmek, kahve hazırlamak belki de en doğrusu. Yavaşça cezveyi ocağa koydum, kahve kokusu mutfağı sarar sarmaz içimde bir huzur dalgası yükseldi. Ama sakinleşmek de çok mümkün değil. Zihnimde dönen senaryolar, belki de hayatımın seyrini değiştirmek üzere olan bir olayın kıyısında olduğumu söylüyordu.
Saatler ilerledikçe, zamanın ağırlığı omuzlarımda daha da hissedilir olmuştu. Yalnızca birkaç saat sonra şirkette olmalıydım ve kafamın içindeki bu savaş, iş saatinde de peşimi bırakmayacaktı. Nasıl sahte bir normal arasında kaybolmak mümkün olurdu? Çünkü içimdeki buhranlar yüzünden gözümdeki halkalar gecenin karanlığı gibi derinleşiyordu.
Kahvem bitmiş, mutfak tezgahına yaslanmış durumdaydım ve içimden gelen sesleri analiz etmeye çalışıyordum. Duyduklarımın psikolojik bir yansımadan ibaret olup olmadığını sorgularken, aslında bu olayın hayatıma kattığı heyecanın da farkındaydım. Günlük streslerin, monotonlukların dışına çıkıp tamamen bilinmezlikle dolu bir dünyaya adım atmak... Hem de kendi ayaklarımla... Tekrar tekrar düşünmeden edemiyordum. "Belki de durumun çekiciliği buradadır," dedim kendi kendime. Bilinmezliğin çekiciliği. Belki de kaderimin kapısını çalmış bulunuyordum.
Duvardaki saate baktığımda saat yediye geliyordu. Hızlı bir şekilde kafamdaki seslerden uzaklaşmaya çalıştım.
Şirket yoluna düşmeden önce, banyoya gidip soğuk suyun yüzüme çarpmasına izin verdim. Aynada gözlerime baktım. "Bunu yapabilirsin," dedim fısıldayarak. Bu işin peşinden gitmek korkutucuydu, ama aynı zamanda inanılmaz derecede ilgi çekici ve kaotik.
Hızlı bir şekilde üzerime yeni aldığım krem ceket ve pantolondan oluşan takımımı giyip krem topuklularımı giydim. Saçımı kendime gelmek istercesine sıkı bir at kuyruğu yaptım. Uykusuzluktan oluşan gözaltı morluklarımı kapatıcıyla kapatıp hafif bir makyaj yaptım ve evden çıktım. Şansıma tüküreyim ki arabam çalışmıyordu. YETER.

Sinirle çantamı alıp iş yerime doğru yürürken bir de ne göreyim. Dün ki çocuk. Gece kafamda senaryo kurarken şükürler olsun ki onu eklemeyi unutmuşum. Aptalın tekiydi. Arabasıyla arkamdan gelip kornasını çalıp arabasının camından bana bakıyordu. “Naber toprak perisi?” Sinirle göz devirdim.
“Ya sen benim başıma bela mısın amına koyayım? Üstelik toprak perisi ne çok itici! Sen kim oluyorsun da bana öyle diyorsun?!”
Siyah Mercedes’inden inip karşımda dikildi. “Anlaşılan dün dediklerim kafana girmemiş. Hala aynı inatçısın.”
Sinirden sesimi yükselttim. “İnatçıysam inatçıyım sanane? Siktir git işine ya. Rahat bırak beni!”
Yürümeye başladığımda bir türlü kapanmayan çenesi yine kapanmadı. “Dün ki işi kabul ettiğin için uyumamışsın.” Dediğinde olduğum yerde durup ona baktım. Bu çocukta aynı mafyalara benziyordu anasını satayım. Şirkette olmadığını bilmesem aradığımız mafya bu derdim. Yine kafayı yemekten saçmalıyorum. “Bu seni ilgilendirmiyor.” Dedim.
Ellerini cebine koyup yavaş adımlarıyla bana doğru geldi. “Bu işten dönmek için hala geç değil. Akıllıysan işi bırakırsın.”
“Akıllı değilim demek ki. Ya sanane sanane.”
Sesini yükselttiğinde hafif irkildim. “Öleceksin!”
Dediğinde tepkisiz şekilde ona baktım. “Nerden biliyorsun?”
Kumral bir doksan, kafasını yan yatırıp piç gibi gülümseyip beni yanıtladı. “Çünkü senden önce sesin gibilerde vardı. Ben bu şirkette bayadır varım. Beş yıl olmuştur. Bu işe ilgilenenlerin bazıları öldü. Bazıları ise kayboldu.”
Gece okuduğum gizli makalede de öyle diyordu. Doğru söylüyordu. Derin bir nefes verdim. “Onlara da bana yaptığın gibi itiraz etseydin ya.”
“Etmedim mi sanıyorsun? Ettim de ne oldu hepsi senin gibi geri kafalı olduğu için ortadan silindiler.”
Sinirlerim iyice gerilmişti. "Geri kafalı mı?" dedim, sesimdeki öfkeyi saklamadan. "Belki de senin gibi körü körüne itaat etmeyen, sorgulayan insanlar oldukları için ortadan silindiler. Ama merak etme, ben de onların izinden gideceğim. Geri kafalı değil, cesur olduğum için."
Kumralın yüzündeki ifade değişti. Gözlerinde bir anlık şaşkınlık belirdi, ama hemen ardından soğukkanlılığını geri kazandı. "Cesaretin seni nereye götürecek, göreceğiz," dedi alaycı bir tonla. "Ama unutma, bu işin sonunda ya kazanırsın ya da kaybolursun."
"Kaybolmak mı?" dedim alayla, gözlerimi onun gözlerine dikerek. "Belki de senin gibi korkaklar kaybolur. Benim gibi cesurlar ise iz bırakır."

O an, içimdeki kararlılık daha da güçlendi. Bu işin peşini bırakmayacaktım. Ne olursa olsun, gerçeği ortaya çıkarmak için savaşacaktım. Önüme dönüp yürümeye devan ettim. İçimdeki öfke ve kararlılık adımlarımı hızlandırdı. Bu yolda yalnız olsam da geri adım atmayacaktım. Kararım kesindi.
Şirketin girişine ulaştığımda, etrafı bir kez daha taradım. Herkesin gözü bendeydi. Sanırım olayı üstlendiğimden dolayıydı.
Her şey rutin gibi görünüyordu ama aslında her biri bir sır perdesinin altına gizlenmişti. Asansöre bindim ve en üst kata çıktım. Elif Hanım'ın odasına doğru ilerlerken, kalbim her zamanki hızını birkaç kat artırmıştı. Bilinmeyene doğru adım atmanın heyecanı ve korkusu iç içe geçmiş durumdaydı.
Kapısını çalıp içeri girdim. Elif Hanım, gözlerini bilgisayar ekranından ayırarak bana baktı.
"Günaydın." dedi hafif bir gülümsemeyle, ama gözlerinde bir sorgulama vardı. Benim için de sıradan bir gün değildi bu.
"Günaydın Elif Hanım." dedim nazikçe. "Dün geceki toplantıda konuşulanlar ile ilgili konuşmak istiyorum. Bu iş hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacım var."
Elif Hanım bir an duraksadı, sonra ciddi bir ifadeyle bana baktı. "Bu işin tehlikeli olduğunu biliyorsun, değil mi?" dedi. "Ama kararlılığını gördüğümde, doğru kişi olduğuna inandım."
"Tehlikeleri biliyorum," dedim kararlı bir sesle. "Ama aynı zamanda bu işin peşini bırakmadan gerçeği ortaya çıkarmak zorundayım." Dünden tuhaf gördüm bu kadını.
Elif Hanım başını sallayarak masasında duran birkaç dosyayı bana doğru uzattı. "Bunlar önemli bilgiler içeriyor," dedi. "Her detayını dikkatlice incele ve sakın yanlış bir hamle yapma. Bu dünyada hata kabul edilmiyor. Yan taraftaki oda artık sana ait. Orada çalışırsın artık. Dosyaları okumayı bitirdiğinde yine yanıma gel. Olay ile ilgili planlar yapacağız.” Elif Hanım'ın gözlerindeki ciddiyet, bu işin ne kadar önemli ve tehlikeli olduğunu anlamamı sağlıyordu.
Dosyaları alıp Elif Hanım’ın odasından çıkıp kendi odama gittiğim sırada aşağıdan gelen ıslık sesinin yönüne doğru kafamı çevirdim. Bu kuram arabasıyla gelmesine rağmen benden neden bir saat geç işe gelmişti? Neyse banane. Zaten işim başımdan aşkın.
Odama girdiğimde etrafa göz gezdirip kapımı kapattım. Odam çok ferahtı. Büyük uzun camımdan az ötedeki denizi görebiliyordum. Hemen benim masamın yanındaki masayı gördüm. Masanın üzerindeki isimlikten masanın menajerim Ayşe’nin masası olduğunu anladım. Anlaşılan biraz fazla içli dışlı olacaktık. Dosyaları kendi masamın üzerine bıraktığımda ikinci kez masaya baktım ve ufak kırmızı kâğıdı fark ettim. Bu neydi şimdi? Kâğıdın arkasını çevirdiğimde üstünde Japonca bir şeyler yazıyordu. Hemen telefonuma yazdım ve çevirdim.
"Senin tercihin." Yazdığını görünce içimden yükselen bir ürperti, kalbimi sıkıştırdı. Kâğıdı kim bıraktı? Ve neden Japonca? Bu bilinmezlik, tedirginliğimi daha da arttırmıştı. Bu işin peşine düştüğüm için mi? Zihnimde beliren binlerce soru, beni adeta paranoyak yapmıştı. Gözlerim etrafta dolaşırken, her gölgeyi bir tehdit olarak görüyordum.
Telefonumu sıkıca tutarken, masada oturup bir an gözlerimi kapattım. Derin bir nefes alıp verdim, fakat bu benim içimdeki tedirginliği yatıştırmaya yetmiyordu. Kulaklarım, her küçük sesi büyüterek daha da dikkat kesilmeme neden oluyordu.
Ellerim titreyerek kâğıdı masanın üzerine bıraktığımda, gözlerim hemen kapının etrafında dolandı. Kimseye güvenemeyeceğim bir ortama sürüklendiğimi hissettim. Tedirginliğim her geçen saniye artıyordu. Bunun cevabını bulmalıydım ve hemen Elif Hanım'ın yanına gitmem gerektiğini anladım.
Kâğıdı hızla elime alıp kapıyı açtım. Adımlarım koridorda yankılanırken, kalbim de kafesinden çıkıp kaçacakmış gibi çarpıyordu. Elif Hanım'ın odasına yönelip, ona ulaşmam bir anlık sürdü ama bu süre bana sonsuz gibi geldi. Kapıyı çaldım ve cevap alamadan hızla içeri daldım.
"Elif Hanım!" dedim, sesimdeki tedirginlik ve öfkeyi saklamadan. "Bu ne anlama geliyor?" Elimdeki kırmızı kâğıdı ona uzattım. Gözlerim, onunkilere kitlenmiş haldeydi.
Elif Hanım yüz ifadesini ciddi bir şekilde koruyarak kâğıdı aldı ve dikkatle inceledi. "Bunu daha önce görmedim.” Dedi yüzünde endişeli bir ifade belirirken.
“Bana çalışmam için verdiğiniz odamın masasında buldum. Odaya daha önce girmemiştim.”
Şüpheyle baktım. “Ben girmediğime göre siz illa ki girip odama bakmış olmalısınız!” dedim korku ve sinirle.
Elif Hanım’ın yüzü kızardı ve öfkeyle kâğıdı sıktı. Oturduğu yerden ayaklandı. “Afra, sen ciddi misin?!”
“Elbette ciddiyim! Bu mesajında birileri tarafından bilerek bırakıldığına adım kadar eminim. Senin ve çalışanlarının benim gözümü korkutmaya çalıştığınızı düşünüyorum!”
Elif Hanım, gözlerini kısmış, daha hızlı bir şekilde nefes alıp vererek konuşuyordu. “Bunu neye dayanarak söylüyorsun?”
“Çalışanlarınızın bana sürekli olan tuhaf bakışmaları, fısıldaşmaları… bu mesajın en bariz örneği.”
Kâğıdı elinden çekip alarak sinirle karşılık verdim. “Elbette ciddiyim! Çalışanlarınızın bana sürekli bakışları, fısıldaşmaları... Bu mesajın da her şeyin en bariz örneği.”
Elif Hanım, öfkeyle masasına vurdu, “Afra, bu paranoyak davranışlarına bir son ver. Eğer gerçekten burada kalmak istiyorsan, soğukkanlı ol ve işi profesyonelce yap. Bu yolda yalnız olmayacaksın ama bu şekilde düşmanca tavırlarla herkesi kendine düşman edersin!”
Gözlerimi kısarak, “Düşman mı? Yanıldığınızı göreceksiniz.”
Elif Hanım’ın sözlerini dinlerken, içimdeki tedirginlik ve korku yerini derin bir kararlılığa bıraktı. Bu işin ardındaki gerçeği bulmak için ne gerekiyorsa yapacaktım. Kimseye güvenmeyecektim. Elif Hanım’ın odasından çıkarken, içimdeki kararlılık daha da güçlendi. Ne olursa olsun, bu işin peşini bırakmayacaktım.
Hemen odaya geçip telefonumda rehberimde kayıtlı olmayan menajerim Ayşe’nin numarasını bulmaya çalıştım. Ya menajerimin numarası nasıl ben de olmaz ya nasıl olmaz!
Tam bu sırada kapı açıldı ve Ayşe içeri girdi. Onu görünce içimdeki stres biraz da olsa dağılmaya başladı.
İçeriye gülen yüzle giren Ayşe, beni görünce yüzü düştü. “Afra Hanım? Yüzünüz bembeyaz olmuş bir sorun mu var?”
Derin bir nefes verip konuşmaya başladım. “Kapıyı kapat.”
Ayşe merak duygusu onu sarmışçasına kapıyı kapatıp karşımda dikildi. “Dinliyorum.”
Elimdeki kâğıdı ona göstermeden önce birkaç şey sormak daha mantıklı gelmişti. “Sen bu odaya bizden başka birisinin girdiğini gördün mü?”
Olayı anlamamış gibi kaşlarını çattı. “Girmedi galiba. Hatırlamıyorum.”
“Eminsin değil mi bak?”
Kollarını bağlayıp yere odaklandı. “Aa sanırım girmişti. Sabah erkenden gelen Heras beyi ve yanında duran Elif Hanım’ı görmüştüm.”
Demek Elif Hanım yalan söylemişti. Peki ya Heras kimdi? “Heras kim?”
“Dün ki toplantıda tartıştığınız adamın ismini biliyorsunuz sanıyordum. Genel yayın yönetmeni Heras Aslan.”
Siktir.
İşte şimdi patladık. Bu işin içinden çıkmak hiç kolay olmayacaktı.
Tepkisiz bir şekilde Ayşe’ye bakıyordum. “Ne zamandan beri genel yayın yönetmeni?” İş zaten zordu. Artık daha çok zor oldu anasını satayım.
“Geçen senden beri.” Bana beş yıldır bu işteyim demişti.
Yalan mı söylüyordu yani? Ya da Ayşe yalan söylüyordu.
Yavaşça bir nefes alıp, gözlerimi Ayşe’den ayırmadan konuşmaya başladım. “Güven bir kez kırıldı mı, geriye dönüşü zor olur,” dedim. “Ve bir yalancının sözü, güvenin mezarıdır.”

Ayşe’nin gözlerindeki donukluk, içimdeki şüpheyi daha da derinleştiriyordu. Gerçeği bulmak benim için artık bir zorunluluktu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18