DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Elif 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kutay da bende odaya bakakalmıştık. Odanın köşesinde olan kadınlara döndüm.
“Nereye gittiler?” dedim.
Bir kadın bir adım öne çıkıp
“Bilmiyoruz ama kaçmadan önce onları biri aradı ve bir şeyler dedi. Sonra da bizi tehdit ettiler ve arka kapıdan kaçtılar.”
Kutay ile koşarak arka kapıdan çıktık. Fakat kimse yoktu. Ayrıca buradan çıktılarsa Lara bu bölgedeydi ve onları görüp etkisiz hale getirirdi. Ama neden getirmedi veya kimse bize haber vermemişti?
Kutay ile minibüse döndük. Bindiğimizde herkes buradaydı.
“Lara bu adamlar arka kapıdan çıkmış neden onları etkisiz hale getirmedin veya bize haber vermedin?”
“Arka kapıdan kimse çıkmadı ki.”
“Nasıl çıkmadı?”
“Adamlar direkt bardan hiçbir bölgeden çıkmadı. Göktuğ ve Doruk’ta görmemişler. Biz hatta siz yakaladınız zannettik.” dedi Lara.
“O zaman bu adamlar nereden kaçtı? Koral kameralarda yok mu? Orada olması lazım barın her yerinde kamera var.”
Koral bir süre bilgisayardan kamera kayıtlarını inceledi.
“Hayır yok. Hiçbir yerde yoklar.”
Fakat Koral bir şey kaçırıyordu. Kamera kayıtlarında ben ve Kutay bara girdikten sonra olan görüntüler yoktu. Birileri 30 dakikalık bir görüntüyü silmişti çünkü kayıtlar 21.30’tan direk 22.00’a geçiyordu. Aradaki kısım yoktu. Fakat Koral kontrol ettiğinde kamera odası boştu ve kilitliydi yani kimse girip silemezdi. Yani biri dışarıdan bir müdahale etmişti.
“Koral kayıtlarda 30 dakikalık bir yer yok bak.”
Koral bir süre baktı ve şaşırdı.
“Nasıl olabilir? Bu 30 dakikayı biri silmiş olmalı ama nasıl?”
“Ayrıca bu adamlar bizim geleceğimizi nereden biliyorlardı ve kaçtılar?” dedim.
Herkes bir süre sessizleşti ve bu durumu düşünmeye başladı. Koral en sonunda minibüsü çalıştırıp yola çıktı. Ben minibüste en arkada Kutay ile birlikte oturuyordum. Herkes uyuyordu. Ben ve Kutay dışında. Birde Koral uyumuyordu o da araba kullandığı için.
“Sen neden uyumuyorsun?” dedi Kutay fısıldayarak.
“Olan şeyleri düşünüyordum.” dedim fısıldar gibi.
Kutay koltukta hafifçe bana yaklaşıp eliyle başımı omzuna yasladı. Tam ne yaptığını soracakken
“Dinlen, küçük casus.”
Yine bana küçük casus diyordu. Neden bir anda bana sürekli böyle hitap etmeye başlamıştı anlam veremiyordum.
Olan olayları düşünürken en sonunda Kutay’ın omzunda uyuya kaldım.

🎀

Perdeden sızan güneş ışığı ile gözlerimi açtım. Otel odasındaydım. En son Kutay’ın omzunda uyuyordum. Peki buraya nasıl gelmiştim?
Kızlarda yavaş yavaş uyanmaya başlamışlardı.
“Günaydın Eylül.” dedi Lara uykulu bir şekilde.
“Günaydın Lara.”
“Lara ben buraya nasıl geldim? Yani en son minibüste uyuyordum.”
“Kutay seni kucağına alıp çıkarttı buraya.” dedi ve lavaboya girip kapıyı kapattı.
Kutay beni kucağında buraya mı çıkarmıştı. Ama neden? Benden nefret eden adam neden beni kucağına alıp buraya getirdi anlayamıyordum.
Lara lavabodan çıkınca bende valizimden kıyafet alarak lavaboya girdim ve kapıyı kapattım. Üzerimde hala dün geceki kırmızı elbise vardı. Elbiseyi çıkarıp valizimden aldığım diz üstü kısa mavi kot şortu ve beyaz crop tişörtü giydim. Dün geceden kalan makyajımı sildim ve göz altlarıma kapatıcı, yanaklarıma allık ve dudaklarıma da hafif bir ruj sürdüm. Kıvırcık saçlarımı da açık bırakıp lavabodan çıktım.
Diğer kalan kızlarda lavaboya sırayla girip üstlerini değiştiler ve hep birlikte odadan çıkıp otelin alt katına açık büfeye gittik. Kızlarla beraber birkaç şey alıp bir masaya oturduk. Bir süre sonra erkeklerde geldi ve onlarda bir şeyler alıp yanımıza oturdular.
“Eee bugün ne yapıyoruz?” dedi Kayra.
“Manisa’da işimiz bitti. Buradan İstanbul’a geçeceğiz.” derken Kutay kahvaltısına devam etti.
“Tamam da Manisa’da nasıl işimiz bitti, daha dün gece nasıl kaçtıklarını ve kimin onlara haber verdiklerini bilmiyoruz. Kamera kayıtlarını kim sildi onu da bilmiyoruz. Her şey belirsizlikteyken nasıl gitmeyi planlıyoruz?” dedim.
“Bulamayacağımızı hepimiz biliyoruz. Diğer yerleri hakkederken zaten öğreniriz. Şuan vakit kaybedecek zamanımız yok.”
Aslında Kutay haklıydı. Zaman kaybedemezdik o yüzden bende Kutay’a karşı çıkmaktansa kahvaltıma devam ettim.
Kahvaltımız bittikten sonra yeniden odalarımıza dönüp valizlerimizi toparladık. Bütün kızlarla odadan çıkıp valizlerimiz ile aşağı inmiştik. Birkaç dakika sonra erkeklerde geldi ve hep beraber minibüse doğru yürümeye başladık. Minibüse gelince valizlerimizi tek tek bagaja yerleştirdik. Kızlarla ikişerli olarak arka taraflar oturduk. Şoför koltuğuna Kutay yanına da Koral oturdu. Kalan erkeklerde bizim hemen önümüzdeki ikişerli koltuklara oturdular ve yola çıktık.
Manisa İstanbul arası dört buçuk saat sürüyordu.
Birkaç saat geçtikten sonra hepimiz bir şey fark etmiştik. Bir araba uzun süredir bizi takip ediyordu. Biz hangi şeride geçersek o da hemen arkamıza geçiyordu.
“Bu araba neden bizi takip ediyor?” Gökçe biraz korkmuş gibiydi.
“Bilmiyorum ama buradan gördüğüm kadarıyla ellerinde silahtan fazlası var.” dedi Kutay.
Minibüs’ün arka camına bakmak için ayağa kalkıp arka cama gittim. Arkamızdaki arabayı dikkatle incelemeye başladım. Arabada en az yedi kişi vardı ve ellerinde bombalar,silahlar, tüfekler ne ararsanız vardı.
“En az yedi kişi var ve ellerinde bomba, tüfek falan var. Ayrıca gideceğimiz yere kadar bir şey yapmazsak kalacağımız otele girebilir hatta planlarımızı bile öğrenebilirler. Ne yapacağız?”
“O zaman harekete geçelim. Silahlarınızı alın.” dedi Kutay.
“Ama nasıl yapacağız minibüsün içerisindeyiz ve hızımız 150.” dedi Göktuğ.
“Silahlarınızı alın ve en yakınınızda hangi pencere varsa orada silahınızı hazır tutun. Üç iki bir diyince bütün pencereleri açacağım ve arabaya doğru ateş etmeye başlayacaksınız. Özellikle arka taraftaki pencerelerin olduğu yerde duranlar daha hızlı ve tetikte olmalı.”
Arka pencerelerde ben, Lara, Doruk ve Göktuğ; biraz daha ön pencerelerde ise Kayra, Meyra, Asel; şoför koltuğunda Kutay yanında da Koral vardı.
Kutay dışında hepimiz silahlarımızı hazırladık ve pencerelerin açılmasını bekledik.
“Üç.”
“İki.”
“Bir, Ateş!”
Bütün pencereler aynı anda açıldı ve hepimiz pencereden kafamızı çıkartıp aynı anda ateş etmeye başladık. Önce arabanın ön camına ateş ettik ve pencereden içeri geri girdik.
Bir anda arka cam kırıldı ve içeri bir şey düştü. Hepimiz ne olduğunu anlayamamıştık. Yere hafifçe eğilip içeri atılan şeyin ne olduğuna baktığımda anında geri çekildim. Bu bir bombaydı. İçeriye bomba atmışlardı ve bomba patlamak üzereydi.
“Bomba atmışlar!”
Dediğim anda bomba patladı.
Kulaklarımı sağır eden korkunç bir sesle minibüs şiddetle sarsıldı. Bir anda her yer karanlığa ve yoğun bir dumana büründü. Camlar paramparça olurken metalin çarpışma sesi kulaklarımı doldurdu. Ne olduğunu anlamaya fırsat bulamadan savruldum ve yere düştüm.

Gözlerimi açtığımda ilk fark ettiğim şey sessizlikti.
Başımı hafifçe kaldırdım. Birkaç saniye boyunca nerede olduğumu anlayamadım. Sonra etrafa baktım.
Minibüsün büyük bir kısmı parçalanmıştı. Koltuklar ve metal parçaları yolun farklı yerlerine savrulmuş, cam kırıkları asfaltın üzerine dağılmıştı. Biraz ileride diğerlerini gördüm. Herkes yola savrulmuş, bazıları yerde hareketsiz yatıyordu.
Kulaklarım hâlâ uğulduyordu. Ayağa kalkmaya çalıştığımda başım döndü ve tekrar yere çöktüm.
Etrafıma baktım. Birkaç saniye önce içinde bulunduğumuz minibüsten geriye neredeyse hiçbir şey kalmamıştı.
Bir öksürme sesi duydum. Bu ses Lara’dan geliyordu. Kendimi zorlayarak ayağa kalktım ve yanına gittim.
“Lara, beni duyuyor musun?”
“Eylül. Ne oldu bize?”
“Hatırlamıyor musun? Bomba patladı.”
“Doğru ya.” diyerek yavaşça ayağa kalktı ve diğerlerine baktı. Hepsi hareketsizdi ve bu beni korkutuyordu.
“Yaşıyorlar mı?” dedi Lara.
“Bilmiyorum.”
Lara ile tek tek hepsinin yaşayıp yaşamadığını kontrol ettik. Neyse ki hepsi yaşıyordu.
Bir süre sonra tek tek herkes uyanmaya başladı. Hepimizin üzerinde kan ve toz vardı. Ne yapacağımızı düşünürken bizi takip eden siyah araba yavaşça yanımıza yaklaştı. Sadece biz ve o siyah araba vardı. Ama nasıl olurda sadece biz olabilirdik diğer insanlar neredelerdi?
Yanımıza yaklaşan arabadan mavi takım elbiseli ve yüzünü tamamen kapatan maskeli bir adam indi ve bize doğru yaklaştı.
“MİT ajanlarının bu kadar kolay yenebileceğimi düşünmemiştim.” dedi alayla. Ancak sesi tuhaftı. Yani ses değiştirici kullanıyordu.
Yavaşça öne çıktım.
“Sen kimsin?”
“Beni nasıl tanımazsın Eylül. Daha birkaç gün önce konuştuk seninle.”
“Ne? Ne demek istiyorsun? Ben seninle konuşmadım. Kimsin sen?”
“Hatırlayamadıysan sana bir ipucu vereyim. Sadece iki kelime; pembe kurdele.”

Bu bölümde burada bitti.
Nasıl buldunuz??
Ayrıca beğenmeyi ve yorum yazmayı unutmayın

En sevdiğiniz sahne hangisi olduu?

Sizce bir sonraki bölümde neler olacak?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

51okunma 12beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18