1. bölüm · Son Dosya

GİRİŞ

Melsa ?

Sera ekrana uzun süre baktı.İmleç yanıp sönüyordu; acele etmiyor, bekliyordu. Sanki karar onun değilmiş gibi.
Dosyanın adı basitti.

SF-09/ARŞİV DIŞI

Basit olan şeyler her zaman daha pahalıya patlardı. Sera bunu uzun zaman önce acı bir şekilde öğrenmişti.
Topuklularını çıkarmadan sandalyeye yaslandı. Ayak bilekleri sızlıyordu ama umursamadı. Camdan dışarı baktı. Şehir geceleri daha dürüst olurdu; gündüz saklanan her şey, karanlıkta yarım yamalak görünürdü.
Telefonu titreşti.
Emre:
Hâlâ ofistesin.
Sera ekrana bakmadan telefonu masaya bıraktı.Bir süre sonra tekrar titreşti.
Emre:
Bu saatte hâlâ çalışıyorsan ya çok para vardır ya da çok sorun.
Sera dudaklarını bastırdı.
Dosyaya geri döndü. İlk bakışta sıradan görünüyordu: tarih kırıntıları, kopuk saat damgaları, eksik bırakılmış kodlar. Ama Sera’nın işi tam olarak buydu—başkalarının düzen sandığı yerde kasıtlı bozukluğu görmek.
Bu silinmemişti.Bu, bilinçli olarak saklanmıştı.
Telefon yeniden titreşti.
Emre:
Bu dosya farklı Sera.
Bunu hissediyorum.
Sera parmaklarını klavyeden çekti.Emre’nin hisleri genelde tutardı. Bu, hoşuna gitmeyen bir detaydı.
Parayı düşündü. Rakam ilk söylendiğinde gülmüştü. Refleks gibi. Karşı taraf gülmemişti. O an anlamıştı: bu bir pazarlık değildi. Bu, sus payıydı.Bir veda bedeli.
Son dosya, diye geçirdi içinden.Bunu bitiriyorum. Sonra çıkıyorum.
Saat gece yarısını geçtiğinde ofisin manyetik kilidi yumuşak bir sesle açıldı.
Sera başını kaldırmadı.
Ayak sesleri yaklaştı.Sessizdi. Acele etmiyordu.
“Bu dosyayı sen mi aldın?” dedi bir erkek sesi.
Sera yavaşça döndü.
Adam kapının yanında duruyordu. Ceketini çıkarmamıştı. Odayı süzmüyordu; sanki zaten biliyordu. Yüzü ifadesizdi ama bakışları dikkatliydi. Tehlikeli insanların ortak bir özelliği vardı: etraflarındaki hiçbir şeyi hafife almazlardı.
“Bu saatte kimliğini sormam gerekir mi?” dedi Sera.
Adam bir an durdu. Sonra sadece şunu söyledi:
“Kaan.”
Ne soyadı, ne açıklama.Geçici insanlar genelde böyle tanışırdı.
Sera ayağa kalktı. Topukluları zeminde net bir ses çıkardı. Mesafeyi korudu.
“Bu dosya benim,” dedi. “Ve henüz bitmedi.”
Kaan başını hafifçe eğdi.
“Bittiğinde,” dedi sakin bir sesle, “ikimizden biri için çok geç olacak.”
Sera’nın yüzünde bir ifade değişmedi.
Ama telefon masanın üzerinde titreşti.
Emre:
Yanında biri var.
Dikkatli ol.
Sera ekrana baktı.
Sonra Kaan’a.
İlk kez, hesabına katmadığı bir değişkenle karşı karşıya olduğunu fark etti.