5. bölüm · SON DÖNGÜ
5. Bölüm — Hatırlama İzleri
Yağmur gece boyunca camlara vurdu.
Aras mesajı sildikten sonra telefonu kapattı ama ekrandaki kelimeler zihninde kalmaya
devam etti:
“KIZI DURDUR.”
Sanki Eylül bir insan değil de sistemde oluşmuş bir hata gibiydi. Belki de gerçekten öyleydi.
Eylül hâlâ salonda durmuştu. Elindeki fotoğraf titriyordu. Fotoğraftaki gülümsemesi gerçekti.
Bunu hissedebiliyordu.
Bir insan, hiç yaşamadığı bir anının gerçek olduğunu hissedebilir miydi? Demek ki
yaşayabiliyordu.
“Her şeyi anlat.” Sesi sakindi. Ama sakinliğinin altında korku vardı.
Aras gözlerini kaçırdı.
“Anlatsam bile bana inanmayacaksın.”
“Denemeden nereden biliyorsun?”
Çünkü bunu daha önce denemişti. Bir keresinde her şeyi anlatmıştı. Eylül üç gün boyunca
ağlamıştı. Sonra reset geldiğinde hiçbir şey kalmamıştı. Sadece Aras’ın içinde yeni bir boşluk
açılmıştı.
Aras mutfağa geçti. Dolabın en üst rafından metal bir kutu indirdi. Eskiydi. Kilit kısmı
çizilmişti. Kutuyu masaya bıraktığında Eylül istemsizce gerildi. Çünkü o kutuyu tanıyormuş
gibi hissetti.
“Korkutucu bir şey göstereceğim.”
Aras kapağı açtı. İçeride yüzlerce küçük parça vardı: fotoğraflar, metro kartları, polaroidler,
küçük not kağıtları, kasetler. Ve aynı iki insanın farklı hayatlara ait gibi duran anıları: Aras ve
Eylül.
Eylül ilk fotoğrafı eline aldı. Bir sahildeydiler. Eylül kahkaha atıyordu. Fotoğrafın arkasında
tarih vardı: iki yıl önce. Altında Aras’ın el yazısı:
“Bu döngüde denizi sevdin.”
Eylül’ün boğazı düğümlendi.
Başka bir fotoğraf: karlı bir gece, bir otobüs durağı. Altında yine aynı yazı:
“Bu kez ilk seni ben öptüm.”
Eylül fotoğrafı hemen bıraktı. Kalbi çok hızlı atıyordu. Çünkü fotoğraflardaki kadın kendisiydi.
Ama hissettiği şey yabancılık değildi. Kayıptı.
“Kaç kez oldu bu?”
Aras cevap vermedi.
Eylül daha sert sordu:
“Kaç kez beni unuttun?”
Aras başını kaldırdı.
“Ben unutmadım.”
O cümle odadaki havayı değiştirdi. Çünkü ilk kez Aras’ın yalnızlığı görünür olmuştu.
Aras kutunun altından küçük bir ses kayıt cihazı çıkardı. Eski modeldi. Üzerinde bant
yapıştırılmıştı:
“DÖNGÜ 18”
Eylül fısıldadı:
“On sekiz mi?”
Aras gözlerini kapattı.
“Hayır.”
Kaseti çalıştırdı. Cızırtı. Sonra Eylül’ün sesi duyuldu:
“Eğer bunu dinliyorsam yine unutmuşum demektir.”
Eylül dondu. Kendi sesini dinlemek… ürkütücüydü. Kayıttaki Eylül gülmeye çalışıyordu ama
sesi kırılıyordu:
“Aras yine her şeyi tek başına taşımaya çalışıyorsundur.”
Sessizlik. Sonra çok daha sessiz bir cümle:
“Özür dilerim.”
Eylül’ün gözleri doldu.
“Bunu ben mi söyledim?”
Aras sadece başını salladı. Kayıt devam etti:
“Bir gün hatırlarsam… sakın bu kez benden kaçma.”
Kaset bitti. Odadaki sessizlik ağırlaştı. Çünkü bazen insan kendi geçmişinden korkardı. Eylül ilk
kez bundan korkuyordu.
“Ben neden hatırlamıyorum?”
Aras pencereye baktı. Şehirde sarı ışıklar yanıyordu. Tren sesi uzaklardan tekrar geçti.
“Çünkü dünya böyle çalışıyor.”
“Hayır,” dedi Eylül.
“Bu cevap değil.”
Haklıydı. Ama gerçek cevap çok büyüktü. Aras sonunda konuştu:
“İnsanlar acıyı kaldıramadı.”
Eylül sustu.
“Yıllar önce hafıza döngü sistemi kuruldu. İnsanlar travmalarıyla yaşamayı bıraktı. Kayıplar
silindi. Yas silindi. Hatalar silindi.”
“Peki sen neden hatırlıyorsun?”
Aras’ın yüzü ilk kez karardı. Çünkü bu sorunun cevabı Eylül’dü. Tam konuşacakken ışıklar kısa
süre titredi. Bir saniyelik elektrik kesintisi. Sonra televizyon kendi kendine açıldı. Beyaz ekran.
Siyah yazı:
“RE: SYSTEM GÜVENLİK UYARISI”
Altında:
“HAFIZA SAPMASI TESPİT EDİLDİ”
Ve sonra… Eylül’ün fotoğrafı.
Eylül geri çekildi.
“Neler oluyor?”
Aras televizyonu kapattı ama artık çok geçti. Çünkü sistem onları fark etmişti. Telefon tekrar
titreşti. Bu kez sadece bir konum gönderilmişti: bir metro istasyonu. Altında saat:
“00:17”
Ve tek bir cümle:
“ONU GETİR.”
Aras’ın yüzü bembeyaz oldu. Eylül bunu fark etti.
“Kim bunlar?”
Aras uzun süre cevap vermedi. Sonra yavaşça şunu söyledi:
“Bizi unutturmaya çalışan insanlar.”
Dışarıda tren geçti. Ama bu kez sesi farklıydı. Daha sert. Daha yakın. Sanki şehir onları
izliyordu.
Ve ilk kez Eylül gerçekten korktu. Çünkü unutmak artık güvenli hissettirmiyordu.
O gece Eylül uyuyamadı. Aras’ın evindeki koltukta otururken kutudaki fotoğraflara tekrar
baktı. Her döngüde farklıydılar. Ama bakışları hep aynıydı. Sanki dünya değişiyor ama
birbirlerini sevmeleri değişmiyordu.
Son fotoğrafı eline aldı. Diğerlerinden farklıydı. Yanmıştı. Kenarları kararmıştı. Arkasında
sadece tek bir cümle vardı:
“SON DÖNGÜDE ONU KAYBETTİM.”
Eylül nefesini tuttu. Ve ilk kez şunu düşündü: belki de bu hikâye daha önce kötü bitmişti.
Hem de birçok kez.
“Hatırlamak bazen lanet, bazen kurtuluş… ve her iz yeni bir tehlike doğurur.”
