10. bölüm · SON DÖNGÜ
10. Bölüm — Seçim
Kapı açıldığında çıkan ses bir makine sesi değildi.
Bir anıydı.
Sanki şehir, kendi içini ilk kez hatırlamaya başlamıştı.
Tünelin içinden sıcak bir ışık yayıldı. Sarı değil. Beyaz da değil.
Daha çok… unutulmuş bir renk gibi.
Eylül bir adım geri gitti.
Aras kolunu hafifçe kaldırdı.
“Girme.”
Ama sesi artık emir değildi.
Bir korku cümlesiydi.
Eylül kapıya baktı.
“Burası ne?”
Aras yutkundu.
“Her şeyin başladığı yer.”
İçeri girdiklerinde dünya değişmedi.
Dünya zaten değişmişti.
Sadece artık saklamıyordu.
Koridorlar beyazdı.
Ama steril bir beyaz değil.
Boş bir beyaz.
Sanki hiçbir şey burada kalmak istememişti.
Duvarlarda sayılar vardı:
DÖNGÜ 01
DÖNGÜ 07
DÖNGÜ 18
DÖNGÜ 33
DÖNGÜ ???
Son satır titriyordu.
Eylül yürürken durdu.
“Kaç döngü var?”
Aras cevap vermedi.
Çünkü sayı artık ölçülebilir değildi.
Bir kapıya ulaştılar.
Üzerinde sadece tek bir isim vardı:
EYLÜL
Eylül dondu.
“Bu benim odammı?”
Aras başını salladı.
“Senin başlangıcın.”
Kapı açıldı.
İçeride bir laboratuvar vardı.
Ama daha çok bir hatıra deposu gibi.
Cam odalar.
Ekranlar.
Kayıt cihazları.
Ve ortada büyük bir sistem çekirdeği: RE: SYSTEM CORE
Ekranlar bir anda yandı.
Ve Lara belirdi.
Ama bu kez görüntü değil.
Kayıt.
Eski bir kayıt.
Lara’nın sesi:
“Eğer bunu izliyorsanız, sistem son aşamaya gelmiş demektir.”
Eylül nefesini tuttu.
Kayıt devam etti:
“Hafıza silme sistemi insanlığı kurtarmadı. Sadece acıyı geciktirdi.”
Ekranda Aras ve Eylül göründü.
Bir laboratuvarda tartışıyorlardı.
Gençlerdi.
Daha kırılgandılar.
Eylül kendi sesini duydu:
“İnsan unutursa, aynı hataları tekrarlar.”
Aras’ın sesi:
“Ama hatırlarsa, kendini yok eder.”
Lara’nın sesi tekrar geldi:
“Ve böylece bir karar verdiniz.”
Ekran yakınlaştı.
Eylül kendi yüzünü gördü.
Ve o an gerçek çarptı.
Eylül geriye çekildi.
“Ben…”
Aras sessizdi.
Kayıt devam etti:
“Sistem ilk kez bir bilinç tarafından tasarlandı.”
Lara’nın sesi daha soğuktu:
“Eylül, sen sistemi korumak için kendini feda ettin.”
Sessizlik.
Eylül fısıldadı:
“Ben… silinmeyi seçtim.”
Aras başını salladı.
“Evet.”
Ekran karardı.
Ve yeni bir görüntü açıldı.
Bir oda.
Eylül bir sandalyede oturuyordu.
Ellerinde cihazlar.
Karşısında Aras.
Eylül’ün sesi:
“Eğer ben unutursam, herkes yeniden başlayabilir.”
Aras’ın sesi:
“Ama sen her döngüde geri dönüyorsun.”
Eylül gözlerini kapattı.
Çünkü artık parçalar birleşiyordu.
“Ben sistemim.”
Cümle ağzından çıktı.
Ama inanamıyordu.
Aras yaklaştı.
“Hayır.”
Sesi kırılmıştı.
“Sen sistemin kalbi oldun. Ama sen hâlâ sensin.”
Eylül titriyordu.
“Peki neden her seferinde seni seçiyorum?”
Aras uzun süre sustu.
Sonra:
“Çünkü ben seni hatırlayan tek şeyim.”
Bir alarm sesi başladı.
Tüm ışıklar kırmızıya döndü.
Lara’nın sesi son kez geldi:
“SON DÖNGÜ TAMAMLANIYOR.”
Eylül Aras’a baktı.
“Eğer bu döngü kapanırsa ne olur?”
Aras cevap verdi:
“Ya herkes her şeyi hatırlar… ya da hepimiz siliniriz.”
Sessizlik.
Kapı kapanmaya başladı.
Sistem karar veriyordu.
Eylül ileri baktı.
Sonra Aras’a.
“Ben seçmek istemiyorum.”
Aras yaklaştı.
“Zaten seçiyorsun.”
Bir an durdu.
Sonra Eylül konuştu:
“Eğer seni seçersem dünya yanacak.”
Aras başını salladı.
“Eğer dünyayı seçersen… ben yok olacağım.”
Sessizlik.
Eylül gözlerini kapattı.
Ve ilk kez geçmişi tamamen hissetti.
Tüm döngüler.
Tüm sarı ışıklı kafeler.
Tüm yağmurlar.
Tüm yeniden başlamalar.
Ve her seferinde aynı adam.
Gözlerini açtı.
“Ben artık unutmamayı seçiyorum.”
Sistem titredi.
Aras fısıldadı:
“Bu, sonu başlatır.”
Eylül cevap verdi:
“Zaten hep sondu.”
Ve Eylül çekirdeğe doğru yürüdü.
