1. bölüm / 2
Solgun Mevsimin AşıklarıAlın Yazısı
Bölümler 2Şu an: Alın Yazısı
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O'nun özlediği ölüler,birde yüzünü görmek istemediği diriler vardı.
Herkes kral olmak,prens olmak,kralın oğlu olmak falan çok güzel derler dimi.Peki ya işin aslı öyle değilse?
Bir gün prens Lee Minho,her bunaldığında yaptığı gibi kendinin ev bile demiyeceği ama herkesin saray adı verdigi o dört duvarın içinden kaçıp hava almaya çıkmıştı.Bu sefer gitmediği yerlere gittiği için görmediği yerler görmüştü.Tam yorulduğu için oturacak iken bi' ev ve evin daha uzağında bi bank gördü.Bankın üstünde 18 yaşlarînda bi gencin oturduğunu fark etti.Genç,elindeki kitaba bakıyor ve diğer elindeki içeceğini yudumluyordu fakat bardağı tepsiye geri koyduğunda Prens,tepside 2. bir bardak olduğunu fark etti lâkin genç yanlızdı.Prens,utanmaz bi' şekilde yanına oturunca yüzünde hafif ve tatlı bir tebessum oluştu.-Merhaba bayım?
-Merhaba.
Genç,tepsideki diğer bardağı alıp Prense uzatmıştı.
-Alın hadi,sizin için bayım.
-Tanışıyormuyuz?
Genç,tatlı bir şekilde gülümsedi.
-Hayır bayım,tanışmıyoruz.Ama böyle ıssız bir yerde gelip yanıma oturduysanız kimbilir? Belkide siz benim alın yazımsınız.
-Vay,etkileyiciydi.
Genç çocuk hafifce ama samimi bi şekilde gülümsedi ve yaptığı içeceğini yudumlamaya devam etti.
-Bayım,konuşmayacak mısınız?
Prens Lee Minho cevap vermek yerine sadece derin bi nefes almıştı.
-Bayım!
-Efendim?
-Birbirimize sorular soralım mı,lütfen?
-Evet olur,mesela bi akıllılık yaparak isimlerimizi öğrenebiliriz.
Genç,gülümseyip elindeki içeçeği yerine bıraktığında prense dönüp sıkması için elinj uzatmıştı.
-Ben Han jisung.
Ismini söyledikden sonra diğer eliyle kumral saçlarını savurmuştu.Prens gülüp elini sıkmak için uzatırkenkonuşmuştu.
-Bende Lee Minho tanıştığıma memnun oldum.Ayrıca şu bayımı filan bırak,prensle konuşuyorsun sanki.
Evet,tam anlamıyla bilmeden bi prensle konuşuyordu.
Dakikalarca hatta saatlerce birbirlerine soru sormuşlardı,sohbet etmişlerdi.
Hava karardığında Jisung yerinden kalkmış,ve boş bardaklarla dolu olan tepsiyi eline alıp mahçup bi sesle konuşmuştu.
-Eh görüşürüz artık gidiyim ben.
-Git,git annen merak etmesin.Gülümseyerek cevap verdi tatlı genç.
-Merak edemez.
Ortamda sadece sessizlik vardı.En sonunda Minho'da yerinden kalkıp Jisung'un saçlarını karıştırdı.
-Görüşürüz fasulye.
-Görüşürüz bayım.
Genç,elindeki tepsiyi düşürmemeye özen göstererek önünde eğilmişti büyüğünün saygı amaçlı.
Birbirlerine gülümsemişler ve arkalarını dönüp evlerine doğru yürümeye başlamışlardı.
...
Yalnız yaşadığı evine gelmişti Jisung.Sıcak su ile duşunu almış,müzik çalardan müziğini açıp her akşam yaptığı gibi daktilosunun başına
"bi kelime daha
Edemem ama anla
Bi kış sabahında
Aşk hatırasıyla
Kaderi silemem"
Teoman-Bir Kış Sabahı
Müzik ile birlikte kurgular yazmayı severdi.
Yeni bi hikaye yazmaya başlamıştı.
Yasak aşk yaşayan iki genci yazıyordu
Daha önce hiç aşık olmamıştı fakat severdi aşkı
Küçüklüğünden belli aşkın sanat olduğuna inanırdı
En büyük aşkı anne ve babasında görmüştü,belkide onlar inandırmıştı onu bu denli aşka.
8 yıl önce,yani 11 yaşındayken anne babasını kaybetmişti.Onlarla birlikte kendinide kaybetmişti.
Annesi bi kazada ölmüş,babası ise kendini alkole vurmuş,bir gün içmiş içmiş,kendi çocuğunu koltuğa kendi elleriyle bağlamıştı ve çocuğunun önünde kendine işkence çektirerek öldürmüştü.
Bazı şeyleri ne yaparsanız yapın unutamazsınız ya hani
Her uyuduğunuzda ve her uyandığınızda aklınıza gelir
Ağlarsınız.
Jisung için öyle bi meseleydi bu işte.
Hala hatırlıyordu.
Babasının her kelimesine kadar hatırlıyordu.
2017/Mart/21/Cuma
"Sadece koltuğa bağlı bi halde babama bakıyordum.
Elimden hiçbir şey gelmiyordu.Daha annemin ölümünü atlatamamışken..
-Baba..çöz beni..yavlarırım..
Nefes nefese babama yalvarıyordum.
Babamın bana kötülüğü dokunmamıştı.
Yani annem ölene kadar
ben 2006 21 Mart'ta doğmuştum
Annem 2016 21 Mart'ta kaza geçirdi
Ve bu gün,2017 21 Mart.
Babam karşımda kendini öldürmeye çalışıyor
Babam eline küçük bir bıçak almış ve karşıma geçmişti.Yere çökmüş bi şekilde bıçağı kolunun üst tarafına yerleştirip nefret dolu bakışlarını bana doğru çevirdi.
-Joanne senin yüzünden öldü.
Sadece dolu gözlerimle nefes nefese başımı hayır Anlamında sallayabiliyordum.
-SENIN SİKTİĞİM DOĞUM GÜNÜN İÇİN SEOUL'DAN DÖNMESEYDI JOANNE SUAN VARDI.
Bıçakla damarının üstüne az bi çizik attı.
Tüm kanı boşalana kadar yavaş yavaş bilincini kaybedicekti.
Vucudundaki tüm kanı boşalana kadar sadece birbirimizin gözlerine bakabildik.
Ve son nefesini verirken bana bir şey söyledi.
-Her şey senin suçun Jisung.
________
Ve artık 2025teyiz
O zamanlar bunu kendisinin yaptığını kabul etmeyen Jisung,
Artık bunu kabulleniyor.
Annesini kendisinin öldürdüğünü düşünüyor.
Belkide babası haklıydı.
Aklına dolaşan anılarla önündeki daktiloyu geriye itti,müziği kapattı ve masada duran annesinin fotosuna baktı.
-Yaşadığımız son sonbaharı hatırlıyor musun anne?
Dökülen yaprakların arasında tam bi melek gibi duruyordun.
Biraz duraksadıktan sonra buruk bir gülümsemeyle devam etti.
-Şimdi ise toprakların arasında gerçek bir meleksin anne.
Sonra gözünden bir damla düştü.
Ve damlaların devamı geldi.
______
Aciljn ben geldim
Bölüm etkileşimi
