11. bölüm · Siyah Rezonans

Anlamsız

R Fırtına

Aral Asır’dan

Elaranın beni aramasının üzerinden çok geçmemişti. Çok önemli bir işin ortasındaydım beni aradığında; fakat ne onu bu iş için üzebilirdim ne de bu iş ondan önemliydi. Bu yüzden bir elimde telefonla konuşup, diğer elimde neşterle bitirmem gereken işi tamamlıyordum.
Yanına gelmemi istemişti. Erken buluşmak istemişti ve sesi nedense tedirgin gibiydi. Yanına gitmeliydim.
Elimdeki neşteri hızlıca, boş depoda tam yanımda duran küçük masaya, diğer aletlerin yanına bıraktım ve mekândan hızlıca çıktım. Nasıl olsa adamlarım arkamı toplardı.

Arabam olan siyah Porsche 911 GTR’ıma bindim ve sevdiğimin evine doğru hızla yol aldım. Kapısının önüne geldiğimde hızlıca park ettim, arabadan inip apartmana yöneldim.
Elaranın dairesinin önüne geldiğimde içimdeki heyecanla zile bastım; fakat ne bir ses geliyordu ne de kapıyı açan biri vardı. Bu sefer kapıya vurdum, yine ses yoktu. Üçüncü kez kapıyı çalmaya yeltenmiştim ki yüzü bembeyaz, gözleri korku dolu serinim kapıyı açtı. Ağlayacak gibiydi.
“Ne oldu güzelim?” diye sordum.
“Aral, bana bu aralar gizli gizli mektuplar geliyordu. Bir de bugün yabancı bir numaradan mesajlar ve fotoğraflar geldi. Çok korkuyorum. Hiçbiri anlamlı gelmiyor. Neden bunları yapıyorlar?” dedi.
Gözlerinden düşen inci taneleriyle elimi uzatıp yanağını avucuma aldım, baş parmağımla gözyaşlarını sildim.
“Ben yanındayım, korkma. Hadi bana o mesajları ve mektupları göster, sonra yemeğe çıkarız. Onlar da halledilmeyecek şeyler değil. Merak etme, tamam mı güzelim?” dedim.
“Tamam. O zaman telefonum orada, sen bak. Ben de çantamı alayım, olur mu?” dedi.
“Olur, bekliyorum seni burada,” dedim.

Elaranın salondan çıkışını izledim. Hangi aklını siktiğim sevdiğim kadını korkutabiliyordu, anlamıyordum.
Koltukta ters duran telefonu elime aldım ve oturdum. Neyse ki telefonun şifresi yoktu. Mesajlara girdim, yabancı numaraya tıklayıp fotoğraflara baktım. Bunlar, Elaranın geçtiğimiz zamanlarda farklı güzergâhlardan çekilmiş fotoğraflarıydı. Biri tarafından takip ediliyordu.
Mesajı okuduğumda içimdeki sinir katbekat arttı. Farkında olmadan sesli okudum:

“Seni her açıdan çok beğeniyorum fakat en beğendiğim üstten baktığım olacak, güzelim.”

“Ecdadını siktiğimin evladı…” diye söyleniyordum kendi kendime.
O sırada Elara salona girdi, elinde iki mektupla. Bana uzattı.
“Bunlara sonra bakarım. Sen yeterince korkmuşsun. Endişelenmeni istemiyorum, anlaştık mı?” dedim.
Tatlı tatlı gülerek başını salladı.Evden çıkmıştık, restorana doğru gidiyorduk. Elaraya döndüm.
“Müzik açmamı ister misin güzelim?” diye sordum.
“Olur, dinleyelim,” dedi gülümseyerek.
Telefonumu radyoya bağladım ve ona uzattım.
“Al bakalım, istediğini aç.”
Şaşkın ve mutlu gözlerle telefonu aldı. Yola odaklanırken yanağını okşadım. Gözlerimin içine baktı, derin bir nefes aldı.Restorana geldiğimizde arabayı park ettim. Onun tarafına geçip kapıyı açtım.
“Teşekkür ederim, yakışıklı beyefendi,” dedi.
“Rica ederim, güzel hanımefendi,” diye karşılık verdim.
Menüler geldi. Elara kaşlarını çatmıştı.
“Beğendiğin bir şey yoksa başka bir yere gidelim,” dedim.
“Yok ama çok pahalı Aral,” dedi mahcupça.
“Dert ettiğin şeye bak. Canın ne çektiyse söyle, serinim,” dedim.
Şarap geldi. Bir yudum aldı.
“Çok güzel bunun tadı. İsmi ne?” diye sordu.
“Leflaive Montrachet Grand Cru.”
“Efendim?”
“Şarabın ismi güzelim.”
Tatlılar gelirken kolyeyi çıkardım.
“Ben şatafatlı konuşmaları bilmem. Kimseye de böyle bir şey söylemedim. Sana aşığım. Benim sevgilim olur musun?” dedim.
Elimi tuttu.
“Sevgilin olurum Aral. Seni seviyorum. Aşık mıyım bilmiyorum ama seni seviyorum,” dedi.
Kolyeyi boynuna taktım, boynuna küçük bir öpücük kondurdum.
Geceyi güzel bir sohbetle ve onu evine bırakmamla bitirdik.

Elara Duran’dan

Sevilmek;
Ansızın akşam sefası gibi,
Yeşeren bir fide gibi,
Kök salar ruhumuza.

Sevmek;
Sevilmenin aynası,
Aşkların anası,
Ruhun kökleri..

Ben artık aşık ve sevilen bir kadındım. Aşk, ilk defa tadılan bir duygu bu zor atan kalbim için. Ben onunla, sevdiğim, tek ve son aşkımla Aral’la öğrenecektim aşkı. Yani umarım tek ve son aşkım olarak kalırdı çünkü Ne bu vücut ne de bu ruh yeni bir ihaneti kaldıramayacaktı. Kendim için güzel, mutlu, sağlıklı ve güvenli bir aşk, bir ilişki diliyorum. Ona çok güveniyorum ve umuyorum ki güvenimi kara çıkartmazdı. Hâlâ inanamıyordum; sesli bir şekilde tekrar ettim: “Ben âşık bir kadınım, hem de bana âşık bir adama.”

Leyla… Leyla…Beyaz duvara bakıyordum. Bu olanlar, o yemek, o iltifatlar hiç inanılası gelmiyordu fakat gerçekti.
Bunları düşüne düşüne yatağımda yatıyordum. Birden telefonuma bir bildirim düştü.

KİMDEN: mafyatik
“İyi geceler güzelim, sana çok âşığım serinim…”

KİMDEN: serinim
“İyi geceler, ben de seni seviyorum sevgilim…..”

Sırıta sırıta bu cümleleri yazmıştım. Mesajı beğenmişti. İkimiz de çevrim dışı olmuştuk. Ben de kendimi uykuya teslim etmiştim. Umarım yarın güzel bir gün olurdu.

Sabah olmuştu. Gözümü kapımın yumruklanmasıyla açmıştım. Ne oluyordu sabah sabah? Hemen kalkıp dış kapıya gittim, dürbünden kim olduğuna baktım. Selmaydı. Kapıyı açtım.
“Ne vuruyorsun be öküz gibi kapıya?”
“E aşkım, anlatmayacak mısın dün olanları? Hadi bir kahvaltı yapalım, hadi hadi,” diyerek Selma beni mutfağa doğru iteledi.
“Ne anlatacağım kız, anlamadım.”
“Manitanla ne yaptığınızı canım, öpüştünüz mü?” diye sordu.
Bir anda afalladım. Hiçbir cevap vermeden çıkarttığım patatesleri soymaya başladım ama Selma devam etti:
“Cevap vermediğine göre kesin öpüştünüz.”
“Öpüşmedik canım ama evet, doğru; artık manitam kendisi.”
“Neeeee!” diyerek kulağımın dibinde bir çığlık kopardı.
“Kızım manyak mısın, ne bağırıyorsun dibimde?”
“Ay, heyecanlandım bir an. Anlat hadi.”
“Hangi birini anlatayım Cevriye?”
“Anlat anlat kız, incini cıncığını anlat,” diyerek gülüşmeye başladık.

Sonunda kahvaltımızı etmiştik. Selma benim hazırlanmamı beklemişti ve birlikte evden çıkıp kafeye doğru gitmiştik. Hemen önlüklerimizi giyip işimize başlamıştık ki kafeye bir adam girmişti…

——————————————————————

Sonunda sevgili oldular 🙏

Satır aralarına yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın lütfen🥹🙏

Devamında görüşmek dileğiyle….💓💓