Sıradaki Kurban kitap kapağı

2. bölüm / 3

Sıradaki Kurban

#2

Vaveyla Yazarı: Yaggmurr

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: #2

Beynim uyuşmuştu,aşırı stresten ve korkudan göz kapaklarım kurşun gibi ağırlaşmıştı. Uyku ile bayılma arasında ince bir çizgide gidip geliyordum. Gözlerimi kapatmamak için kendimle savaşsam da bedenim direncini kaybediyordu. Son bir hamleyle odadaki eski ahşap sopayı sıkıca kavradım.Gözlerimi açık tutmaya çalışırken karanlığa yenik düştüm ve sızdım.
Gözlerimi açtığımda içeriye sızan sabah güneşinin aydınlığı vardı. Kafam çatlıyordu. Yavaşça doğrulduğumda dün geceden aralık bıraktığım odamın kapısının ardına kadar açık olduğunu gördüm.
Nefes nefese kalmış bir halde geriye doğru sindim. Elimdeki sopayı siper ederek titreyen sesimle bağırdım.
— Sakın yaklaşma!
Oday sessizlik hakimken, yatağımın hemen yanındaki komodinin üzerinde duran şeyi fark edince kanım dondu. Orada tek bir siyah gül ve üzerinde küçük bir not kağıdı duruyordu.
Titreyen parmaklarımla kağıdı açıp okudum:
“123. kurban... ve tekrar uğrayacağım :)”
— Şerefsiz piç! diye bağırdım odada yankılanan bir öfkeyle.
Elimde sopa, kalbim ağzımda atarak odadan çıktım. Merdivenlerden aşağıya doğru son derece temkinli, her an birinin çıkmasını bekleyerek adım adım indim. Evde kimseden çıt çıkmıyordu, herkes gitmişti ya da hiç olmamıştı.
Tam derin bir nefes alacakken telefonum titredi. Ekranı açtığımda o bilinmeyen numaradan yeni bir mesaj geldiğini gördüm:
Bilinmeyen Numara: Gülümü beğendin mi, güzelim? Daha başlangıçtayız.
Mesaja tek kelime bile yazmadım. Derhal odama koşup hızlıca birkaç kıyafetimi çantaya doldurdum. Bütün evin kapılarını ve panjurlarını sıkıca kapatıp kilitledim. Hızlıca Merve’ye mesaj attım.
Asya: Merve, erken saatte geliyorum kusura bakma ama evde kalacak gibi değilim, hemen çıkıyorum.
Etrafı iyice kontrol ettikten sonra kapıyı açıp koşarak arabama bindim. Telefonumun konum kısmını tamamen kapatarak yola koyuldum. Sabahın köründe Merve’nin kapısına vardığımda yüzümdeki korkuyu gizlemeye çalışarak içeri girdim. Ona gerçekte olan hiçbir şeyden bahsetmedim.
— Evde ilaçlama falan vardı, bayağı uzun sürecekmiş o yüzden buraya geldim. Umarım rahatsızlık vermiyorumdur diye geçiştirdim.
Merve gülümseyerek içeri aldı:
— Ne rahatsızlığı saçmalama, iyi ki geldin yalnız sıkılıyordum zaten.
Saatler boyunca evde birlikte vakit geçirdik. Uzun süre o numaradan hiç mesaj gelmedi, biraz olsun rahatlamıştım. Merve ile sıradan konulardan konuşurken aniden kapı zili çaldı.
Kanım dondu. Olduğum yerde kaskatı kesildim.
— Merve... Kim o? diye fısıldadım, sesim titriyordu.
— Kuryedir ya, ben gelmeden önce pizza sipariş etmiştim, dedi Merve gayet rahat bir tavırla mutfağa doğru yürürken.
Ben ise dehşet içinde hemen mutfağa koştum, tezgahın üstünden büyük bir bıçak kapıp köşeye saklandım. Kalbim kulaklarımda atıyordu. Merve kapıyı açıp kutuyu içeri aldı ve mutfağa geldi. Beni elimde bıçakla görünce şaşkınlıkla gözleri açıldı:
— Asya! Ne yapıyorsun bıraksana onu alt tarafı pizza.
Derin bir nefes alıp yavaşça bıçağı tezgaha bıraktım, kendimi ele vermemek için zor duruyordum. Merve kutunun kapağını açtığında, pizzanın üzerine yazılmış o ibareyi gördüm.
123:)
Gözlerim kocaman açıldı.
— Bu ne böyle? diye mırıldandım elimde olmadan.
Merve kutuya bakıp omuz silkti.
— Ne bileyim muhtemelen sipariş numarasıdır ya da şansına öyle denk gelmiştir. Neden bu kadar takıldın ki alt tarafı bir pizza?
Yutkundum, sesimin titremesini engelleyerek:
— Ne bileyim... Dalgınım şu sıralar, kafam dolu, dedim ve bakışlarımı kutudan çekemedim.
Merve pizzadan bir dilim alıp yerken, ben olduğum yere çivilenmiş gibi kutuya bakmaya devam ediyordum. Sadece bir sipariş numarası olamayacak kadar emindim bundan.O rakam, peşimi bir an olsun bırakmadığının kanıtıydı.O buradaydı, belki de şu an binanın önündeydi, ya da Merve’nin sipariş verdiği kuryenin kılığına girmişti...
Ama yanılmıştım.
Aradan 2-3 saat geçmişti.Korkum biraz olsun hafiflemiş gibi görünse de içimdeki o huzursuzluk kemirip duruyordu. Merve ile gerginliği atmak için salonda oturup birlikte birkaç fotoğraf çekildik.
Tam Merve çektiğimiz fotoğraflara bakarken, telefonu elinde aniden duraksadı ve kaşlarını çattı.
— "Ya bu fake hesaplar neden sürekli bana istek atıyor anlamıyorum ki." dedi telefonun ekranını göstererek. Canım sıkılmaya başladı, amaçları ne yani bunların?
Merakla yanına yanaştım:
— Kim atıyormuş, versene bir bakayım.
Telefonu elime alıp profiline tıkladım. Kullanıcı adı user123 olan bomboş, profil fotoğrafsız bir hesaptı. Sayfayı yenilememle birlikte saniyeler içinde o hesabın aynısından 2-3 tane daha peş peşe takip isteği düştü. Hatta profil adları ve profilleri tıpatıp aynıydı, sanki birileri sisteme sızmış gibiydi.
Merve telaşla telefonu elimden aldı:
— Oha bu nasıl bir şey? Aynı anda peş peşe... Bot mu bunlar ne oluyor?
Cevap vermedim. Kalbim yeniden boğazımda atmaya başladı. Mesaj yoktu bilinmeyen numaradan ses çıkmıyordu ama bu durum o psikopatın hâlâ etrafımızda olduğundan hatta bizi ekranların arkasından izlediğinden çok daha iyi bir kanıttı.
Merve telefonu masaya bıraktı ama odadaki o sessizlik giderek ağırlaşıyordu. Ekrandaki o user123 hesapları bir anda kayboldu. Ne bir bildirim ne de başka bir şey... İşte o sessizlik her şeyden daha çok korkutuyordu insanı.
Tam o sırada kapı iki kere yavaşça çalındı.
İkimiz de olduğumuz yerde kaskatı kesildim. Merve korkuyla bana baktı:
— Bu saatte kim gelebilir ki?
Temkinli adımlarla kapıya yöneldi ve araladı. Kapının önünde, yüzü tamamen karanlıkta kalan, kim olduğu ve hatları seçilmeyen siyahlar giyinmiş küçük bir çocuk duruyordu.
Çocuk içeriye doğru bakarak boğuk bir sesle sordu:
— O burada mı?
Merve şaşkınlıkla kaşlarını çattı:
— Kim? Kimden bahsediyorsun? Burada kimse yok, yanlış geldin galiba.
Çocuk sanki sorusunu duymazdan gelmiş gibi, boş ve ürkütücü bakışlarıyla tekrar sordu:
— O burada mı?
Ben arka tarafta mutfaktan kaptığım bıçağı arkama saklamış, kalbim ağzımda atarak kapıya doğru yaklaşmıştım. Çocuğun o tuhaf ve ısrarcı tavrı sinirlerimi zıplatmıştı. Öne atılıp araya girdim ve öfkeyle bağırdım:
— Yok diyoruz, anlamıyor musun velet?! Ne diye bekliyorsun gece gece burada? Bu bir şakaysa hiç komik değil, siktir git şimdi!
Kapıyı yüzüne sertçe çarptım ve iki kere kilitledim.
Merve arkamdan derin bir nefes vererek:
— Oha kanka... Biraz sert davranmadın mı çocuğa? dedi.
— Az bile yaptım, kafayı yiyeceğim zaten gece gece, dedim soluk soluğa.
Merve mutfağa doğru yönelirken ben meraktan pencereye yanaştım. Panjurun aralığından dışarı baktığımda, o çocuğun hâlâ binanın önünde sokak lambasının altında arkası dönük bir şekilde kıpırdamadan dikildiğini gördüm. Sabrım tamamen taşmıştı. Pencereyi biraz aralayıp sinirle dışarı bağırdım:
— Hey pislik! Eğer biraz daha gitmezsen görürsün gününü, defol git!
Sesimi duyan çocuk yavaşça başını hafifçe çevirdi, ardından arkasına bile bakmadan koşarak karanlığın içinde gözden kayboldu.
Nefes nefese camı kapatıp panjuru indirdim.
Gece yarısına doğru Merve esneyerek gözlerini ovuşturdu:
— Ben iyice uykusuz kaldım ama odama gitmeye tırsıyorum ya... Ne olur ne olmaz şurada koltukta uyusak olur mu? İkimiz de salonda olalım, içim ancak öyle rahat eder.
Hemen başımla onayladım, çünkü benim de içeride yatmaya cesaretim yoktu zaten.
— "Aynen, salonda yatalım."dediğini onayladım.
Merve kısa süre içinde kıvrılıp derin bir uykuya dalarken ben içimdeki o huzursuzluğu bastırmak için evin her köşesini tek tek kontrol etmeye başladım. Önce arka kapıyı gidip üç kez sımsıkı kilitledim. Ardından ön kapıya gidip onu da aynı şekilde sürgüledim ve kilitleri çevirdim. Salondaki pencerelerin panjurlarını tamamen indirip üzerlerine gölgelikleri iyice çektim ki dışarıdan en ufak bir ışık ya da görüntü sızmasın. Televizyonun sesini tamamen kıstım, ardından mutfağın kapısını çekip onu da anahtarla kilitledim.
Güvenliğe biraz olsun emin olduktan sonra salonun ortasındaki orta sehpaya oturdum. Merve derin uykusundayken, ben de kafamı dağıtmak için bir kase mısır alıp telefona gömüldüm. Ekranın ışığı yüzümü aydınlatırken sosyal medyada geziyordum ki, ekranın üst kısmında o bildirim belirdi.
Bilinmeyen numara:Bugün nasılsın güzelim?
Ekrandaki bildirimi görünce kaşlarımı çattım, derin bir nefes alıp hemen klavyeye sarıldım ve cevabı yapıştırdım.
— Seni ne ilgilendirir, ayrıca iyi gibi mi duruyorum?
Mesajı gönderdiğim gibi karşı taraftan hemen yanıt geldi, sanki ekranın başında beni bekliyordu:
— Sana zarar vermeyeceğim.
Ekranın başında öylece kalakaldım. Kaşlarım daha da çatıldı. Ne demek istiyordu bu şimdi durduk yere? Mesajı tekrar tekrar okudum ama bir anlam veremedim. Tuhaf bir şekilde tedirgin olsam da hemen arkasından tekrar yazdım:
— Ne diyorsun sen ya? Ne demek istediğini anlamıyorum.
Birkaç saniye "yazıyor..." ibaresi göründü, ardından o kısa ve kafa karıştırıcı cümle düştü ekrana:
— Vermeyeceğim... Sadece izliyorum, güzelim.
Tırsmış bir şekilde ekrana bakarak parmaklarım ekranda titredi, hemen yazıp gönderdim:
— Peki ya şu an? Neredesin?
Karşı taraftan neredeyse hiç bekletmeden, sanki bu soruyu sormamı sabırsızlıkla bekliyormuş gibi o cevap geldi:
— Üzgünüm, mesaimdeyim. Çok mu istiyordun yanında olmamı güzelim?
Ekrandaki yazıyı okuyunca iyicene tedirginleştim."Mesaimdeyim" ne demekti Allah aşkına? Bir an için dışarıda, binanın altında ya da sokakta bir yerde bizi izlediğini hayal edince nefesim kesildi. Hızla geri yazdım.
— Ne mesaisi, ne zırvalıyorsun sen?
Bilinmeyen numara bu sefer birkaç saniye boyunca "yazıyor..." olarak kaldı. Sonra o kısa ve yine kafamı karıştıran cümle düştü ekrana:
— İşim bitince görüşeceğiz zaten, Asya. Sadece sakin ol ve uykunun tadını çıkar.
Gece o mesajlardan sonra kafamda binbir soruyla telefon elimde sızıp kalmışım. Sabah odanın içine süzülen güneş ışığıyla gözlerimi aralamaya çalışırken, Merve başımda dikilmiş beni dürtüklüyordu.
— Asya, kalksana uykucu sabah oldu! Ekmekleri sen alırsın artık kahvaltıyı da hazırladım.
Gözlerimi ovuşturarak uykulu bir sesle esnedim:
— Tamam ya, uyandım... Saat kaç ki zaten?
Üzerimdeki rahat ev kıyafetlerini değiştirmeden, ayağıma alelacele ev terliklerimi geçirdim. Dağınık saçlarımı ellerimle şöyle bir toplayıp bağladıktan sonra sehpanın üzerindeki parayı aldım.
— Ben hemen gidip alıp geliyorum, dedim ve dış kapıyı açıp merdivenlerden aşağı süzüldüm.
Hava serin ve sakindi. Mahallenin fırınına doğru yürürken köşeyi döndüğümde gördüğüm manzara karşısında olduğum yerde kalakaldım. Sabahın bu kör saatinde mahalle bakkalının ve fırınının önü inanılmaz kalabalıktı. Kendi kendime mırıldandım:
— Sabahın bu saatinde bu ne kalabalık böyle? Acaba ucuzluk falan mı var ya da bedava ekmek mi dağıtıyorlar?
Yarı uykulu halimle kalabalığın arasında zar zor kendine yol açmaya çalışırken, bir anda önümden geçen birine çarptım ve omzum omzuna çarptı. Elimdeki para neredeyse düşüyordu.
Hemen toparlanıp karşımdakine baktım:
— Çok özür dilerim, afedersiniz fark etmedim...
Çarptığım kişi koyu renkli kıyafetler giymiş, kaşında dikkat çekici derin bir çizik olan ve gözlerinde o tuhaf, keskin bakışları taşıyan biriydi. Yere saçılan ufak tefek şeyleri toplarken adam tek kelime bile etmedi.Sadece uzun uzun gözlerime baktı. Beni baştan aşağı süzdü ve arkasını dönüp kalabalığın arasında kaybolup gitti.
Arkasından şaşkınlıkla bakarak içimden geçirdim.
— Ne tuhaf insanlar var ya...
Omuz silkip sıraya girdim, taze ekmekleri alıp hemen eve doğru yürümeye başladım. İçimdeki o huzursuzluk tamamen geçmemişti ama sabahın bu hareketliliği bir an için kafamı dağıtmıştı.
devam edecek.
Karakter Tanıtımı:
Asya:
Yaş: 22
Dışarıdan bakıldığında sakin, naif görünse de olaylar karşısında şaşırtıcı derecede güçlü ve dirençli biri. Sezgileri çok kuvvetli, detayları çabuk yakalıyor. Yaşadığı o gerilimli ve gizemli olaylar karşısında her ne kadar sakin kalmaya çalışsa da, içten içe sardığı o paranoya ve dikkat her halinden okunuyor. Sevdiklerine karşı korumacı ve sadık.
Hobileri: Gece yarısı kahve içip müzik dinlemek
Sözü: "Gördüğün her şeye inanma, bazı şeyler sadece maskeden ibarettir."

Bilinmeyen Numara;
Bilinmiyor.
Kim olduğu ne iş yaptığı ve nerede olduğu tamamen bir sır perdesi arkasında.
Sözü:Karanlıkten korkma, orada seninle yalnız olan tek şey benim."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

313okunma 93beğeni 35yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18