5. bölüm · Sıra Sende

Aldatmaca

rinny _

3 YIL ÖNCE

Balım

Atlas yine telefonuna gömülmüştü. Her neyle uğraşıyorsa çok önemli olmalıydı ama son zamanlarda çok fazla beni ihmal eder olmuştu. Tabii ki acilse beklemesi gereken kişi bendim ama her gün her saat acil birşeyin olacağını sanmıyorum. Beni aldatıyor muydu acaba? Yok ya. O beni çok seviyor. Her ne kadar kimse bilmese de 2 yıl boyunca beni karşılıksız sevmişti.

Atlas sonunda telefonunu masaya bırakıp bana döndü. Gülümsedi.

"Özür dilerim, biraz acildi de."

Gülümseyerek karşılık verdim. Normaldi, olabilirdi. Ama her gün olmazdı. Yine de pek umursamayarak sohbete başladım. Yaklaşık 5 dakika sonra Atlas'ın telefonu çaldı. Hemen ekranı kapatıp aldı ama ben çoktan arayan kişiyi görmüştüm. Cansu'm. Ve yanında bir kalp emojisi vardı. Benim ismimin yanında bile yoktu hiçbiri. Telefonu açıp uzaklaştı. Artık emindim. Beni aldatıyordu.

Geri döndüğünde Cansu'nun kim olduğunu sordum. Basit bir yalanlardan birini seçip, Ablam, dedi. Eskiden olsa buna inanırdım. Tek çocuk olduğunu bilmesem. Demek acil olan şey Cansuydu. Cansu.

Gerçekler bir anda yüzüme tokat gibi çarptı; Cansu onun sadece sevgilisi değil, benim baş düşmanımdı! Ve bunu Atlastan daha iyi bilen hiç kimse yoktu. Bilerek yapıyordu. Beni aslında hiç sevmemişti ki.

Atlas yeniden döndüğünde acil bir işim çıktığını söyleyip evden ayrılmıştım. Kapıya kadar bile getirmemişti beni. Tabii Cansu'yu bekletemezdi. Allah korusun, 2 saniye geç kalsa ne olurdu? Ölüp kalırdı kadıncağız.

Evden çıktıktan sonra bir süre yürüdüm. Gözümde biriken yaşların etkisiyle yolu daha fazla göremeyince kaldırıma oturdum. Karşımda deniz vardı. Gerçekten, beni bunca yıllardır aldatıyor muydu? Daha fazla dayanamayıp sessizce gözyaşlarım düşmeye başladı. En azından görüşüm biraz netleşmişti. Bu da bir gelişmeydi.

Yarım saat oturduktan sonra toparlandım ve yoluma devam ettim. Elimdeki telefonum çaldığında ekrana baktım. Atlas arıyordu. Ne meşgule attım, ne de cevap verdim. Sadece sessize alıp yoluma devam ettim. Ard arda aramaya başlamıştı. Hiçbirini açmıyordum.

Eve vardığımda kapıyı açık buldum. Hem de sonuna kadar. Kapattığıma, hatta kilitlediğimden çok emindim. Vakit kaybetmeden içeri girdim. Her yer düzgündü. Hiç birşey dağılmıştı. Herşey yerli yerindeydi, kaybolan birşey yoktu. Ama salonun ortasında biri duruyordu.

GÜNÜMÜZ

BALIM'IN GÖZÜNDEN

Ayaz'ı seviyordum. Ama sevmekten de korkuyordum. Ya o da Atlas gibi yapıp beni 4 yıl boyunca aldatırsa? Ama Ayaz yapmazdı. O öyle biri değildi. Ama Atlas için de öyle söylemiştim. Yine de Ayaz'a güvenmek istiyordum. Her ne kadar bir daha kimseyi sevebileceğimi düşünmesem de, onu sevmiştim işte.

Ayazla konuşurken Atlas'ın bizi izlediğini biliyordum. Zaten o yüzden fazlasıyla yaklaşmıştım ama beni öpeceğini hiç düşünmemiştim. Ama kabul ediyorum, yine de çok güzeldi. Ve bence Atlas onu sırasına kadar takip ettigimi bilmese de olurdu. Zaten Cansu'dan mesaj gelince hiçbir şeyi görmez olmuştu. Hep böyleydi zaten.

3 yıl boyunca onu tekrar sevmeye çalışmam hiçbir işe yaramıyordu zaten. Hâlâ Cansu ile konuşuyordu. Yine beni hiç sevmiyordu, ben de gördüğüm ilk sevgi kırıntısında beni sevdiğine inanıyordum. 5 dakika geçmeden tabii ki de bu kararımdan vazgeçiyordum.

Kulaklığımdaki müzik durunca gözlerimi 3 yıl önce oturup Atlas için ağlayarak izlediğim denizden ayırdım. Aynı zamanda telefonum titremeye başladı. Atlas arıyordu. Demek ki Cansu'dan bana vakit kalmıştı sonunda. Ama artık gerek yoktu. Ben onu 3 yıl beklemiştim. Meşgule atarak başka bir şarkı seçtim ve denizi izlemeye devam ettim.

Yarım saat boyunca ard arda aramıştı. Hiçbirine dönmemiştim. Zaten yarım saat sonra da mesaj atmaya başlamıştı. Şaşırdığım tek şey, bana bu kadar zamanı ilk defa ayırmasıydı. Başka bir yarım saat boyunca da mesaj atınca, artık Cansu'dan ayrıldığını bile düşünmeye başlamıştım. Gerçekten ilk defa bana bu kadar fazla ilgi gösteriyordu. Tekrar aramaya başlayınca açmayı düşünmüştüm. Bu kesinlikle pişman olacağım bilerek telefonu açtım. Tabii ki hemen kızmaya başlamıştı.

"Nerdesin sen Balım?! 1 saattir seni arıyorum, mesaj atıyorum! Gerçekten bu kadar önemsiz miyim senin için? Ben seninle konuşmak için ablamla konuşmuyorum sense telefonlarıma ve mesajlarıma bakmıyorsun. Yeter artık bu tavırlarından bıktım! Aa pardon ama sen sadece Ayaz'a ilgi gösteriyordun değil mi? Çok pardon ya- "

"Kapa çeneni artık Atlas! Ben senin ablanla olan konuşmalarına karışmıyorsam sende benim kiminle ne konuştuğuma karışamazsın tamam mı? Ayaz'ı da karıştırıp durma yoksa bende birilerini karıştırırım!"

Daha fazla dayanamayıp sözünü keserek bağırmıştım. Konuşmam biter bitmez telefonu kapatıp onu engellemiştim. Bu kadarı da fazlaydı ama. Ben nasıl Cansu'yu karıştırmıyorsam o da Ayaz'ı karıştırmayacaktı. Ne var yani alt tarafı çocukla öpüşmüşsem? Ben onun beni aldatmasına 5 yıl boyunca susmuştum. O da susacaktı.

Biraz sonra abim aramaya başlamıştı. Muhtemelen Atlas ona söylemişti. Abimi çok bekletmeden telefonunu açtım.

"Nerdesin?"

"Atlas mı söyledi?"

"Sana nerdesin dedim Balım! Etrafta bir katil dolaşırken sen tek başına saatlerdir nerdesin? Ölmek mi istiyorsun?"

Cevap vermedim ama sessizliğimden anladı. Hep anlıyordu zaten. Ne zaman saatlerce tek başıma kaybolsam ve yerimi söylemesem hep aynı yerimde olurdum zaten. Abim de hiç zorlanmadan beni alır, eve götürürdü.

10 dakika sonra iki yanıma birileri oturdu. Birinin abim olduğuna emindim ama ikincisi kimdi? Ayaz olmasını umuyordum. Yavaşça ona baktım. Ummakla kalmıştım, çünkü o Atlasdı. Geri önüme döndüm ve denizi izlemeye devam etttim.

Yarım saat daha hiç konuşmadan oturdular. Ya da konuştular ama ben duymadım, çünkü kulaklığımda müzik açıktı. Abim bir anda elimi tutup beni kaldırdı. Arabaya bindirdi, Atlas da sessizce peşimizden geldi. Gelmese daha iyiydi ama neyse.

Abim ve Atlas öne otururken ben arkaya oturdum. Hala kulaklıklarım takılıydı çünkü onları duymak istemiyordum. Belki de sadece Atlas'ı. Hareketlerinden kavga ettikleri çok belliydi ve bu bende büyük bir merak uyandırıyordu.

Sonunda dayanamayıp kulaklığımı çıkarmak istedim ama bu sefer de onları dinlediğimi anlarlar diye sadece müziğin sesini kapattım. Ve haklıydım da, kavga ediyorlardı ve tabii ki de konu bendim. Şuan Atlas konuşuyordu.

"Onu da seviyorum Cansu'yu da! Sadece karar veremiyorum hem Balım'ın bundan haberi yok ve şuan benimle mutlu! İlişkime karışma Batu!"

"Kardeşimin canını sıkıp duruyorsun! Hem Cansu'yu bilmediğini de nereden çıkardın? 3 yıl önce neden seni terk etti o zaman? Neden her kaybolduğunda 3 yıldır aynı yerde oturup aynı manzarayı seyrediyor sanıyorsun! 3 yıl önce senin evinden çıkıp aynı yere oturarak ağladığı için! Kız üzülüyor lan senin onu üzmeye hakkın yok!"

Daha fazla dinlemek istemeyerek müziği tekrar açtım. Hala kavga ediyorlardı. Abim haklıydı aslında, en başından beri Cansu'yu biliyordum. Abim ne kadar haklıysa Atlas da bir o kadar haksızdı. Onunla mutlu değildim, Cansu'yu biliyordum ve bir ilişkimiz yoktu. Hiç olmamıştı zaten.

Onlar kavgaya devam ederken telefonum çaldı. Sesi duydukları için ikisi de bana baktılar. Ekranda "Rana" yazısını görünce abimle birbirimize baktık. Rana bana yazmadan aramazdı. Hemen telefonu açıp hoparlöre aldım.

"Balım? Abin orda mı?"

"Evet, noldu ki? Bir sorun mu var?"

"Aslında evet, çok büyük bir sorun var." Ağlıyordu.

"Ne oldu Rana?" Bunu abim söylemişti.

"Sedef... O... O ölmüş. Kapıma bırakıp kaçmış katil."

Ne? Sedef mi?