12. bölüm / 16
Sınır Çizgisi~Bölüm 11~
Bölümler 16Şu an: ~Bölüm 11~
- 1 Raisa(Alara )&Rafael Torres200 kelime
- 2 ~Bölüm 1~1.519 kelime
- 3 ~Bölüm 2~1.429 kelime
- 4 ~Bölüm3~1.547 kelime
- 5 ~Bölüm 4~1.720 kelime
- 6 ~Bölüm 5~939 kelime
- 7 ~Bölüm 6~1.604 kelime
- 8 ~Bölüm 7~1.405 kelime
- 9 ~Bölüm 8~1.454 kelime
- 10 ~Bölüm 9~1.395 kelime
- 11 ~Bölüm 10~1.484 kelime
- 12 ~Bölüm 11~1.367 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 ~Bölüm 12~4.021 kelime
- 14 ~Bölüm 13 ~2.175 kelime
- 15 ~Bölüm 14~1.238 kelime
- 16 ~Bölüm 15~2.462 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ama içinde titrek bir şey vardı.
Rafael başını hafifçe yana eğdi. Gözleri yüzümde dolaştı. Sanki beni ilk kez görüyormuş gibi.
“Değiştirdi,” dedi sakin ama daha derin bir tonla.
O sakinlik geri dönmüştü.Ama artık tamamen soğuk değildi.
Bir şey kırılmıştı.Ya da açılmıştı.
Bir adım geri attım. Mesafeyi geri getirdim. Çünkü mesafe olmadan düşünemiyordum.
“Ben seni tutuklayacağım,” dedim.
Dudaklarının kenarı hafifçe kıpırdadı.
“Denemeni isterim.”Bu kez meydan okuma vardı.
Ama altında başka bir şey daha .Ben döndüm.
Ama birkaç adım attıktan sonra şunu fark ettim:
Onu yakalamak istiyordum.
Ama biraz önce…Onu bırakmak istememiştim.
Ve bu, görevimden çok daha tehlikeliydi..
_____________________________
RAFAEL TORRES.....
Kapıyı kapattığımda ahşap evin içi karanlıktı.
Dışarıda rüzgâr ağaçları sallıyordu. İçeride ise sadece benim nefesim vardı.
Ve dudaklarımda hâlâ onun sıcaklığı.
Elimi çeneme götürdüm. Başparmağım dudaklarımın üzerinden geçti. İstem dışı.
Kontrolünü kaybetmezsin, dedim kendime.
Ama az önce kaybettim.Hem de onun yüzünden.
Raisa.
Adını içimden geçirmek bile garip bir etki bırakıyordu. Sert bir isim. Net. Ama dudaklarımda yumuşuyordu.Ceketimi çıkardım. Sandalyeye attım. Ellerimi masaya yaslayıp başımı eğdim.O beni yakalamaya gelmişti.
Silahıyla.Kararlılığıyla.Ve ben…
Onu başka bir yere götürdüm.Gerçek konuma değil.Çünkü onun orada olmasını istemedim.
Bu zayıflık mıydı?HayırBu… hesap.
Kendime böyle söylüyordum.Ama öpüşme planlı değildi.
O an gözlerindeki öfke… meydan okuma… ve altında sakladığı o titrek şey…
Beni çekti.Onu kışkırttım.
“Beni durdur,” dedim.Durdurmadı.Öptü.
Ve ben geri çekilmedim.Çekilmedim çünkü istemedim.
Bu gerçeği kabul etmek hoşuma gitmiyordu.Masadan uzaklaşıp pencereye yürüdüm. Perdeyi hafif araladım.
Hâlâ oradaydı.Arabaya binmemişti.Gölgelerin arasında durmuştu.Silahı elindeydi ama bakışları boşluğa sabitlenmişti.
Dudaklarına dokunduğunu gördüm.İçimde garip bir his yükseldi.Sahiplenme mi?
Tehlikeli.
Telefonum çaldı.Ekranda güvenlik şefinin adı vardı.
Açtım.Temizlik tamamlandı,” dedi. “Mekân kontrol altında.”
“Güzel.”“Oraya ekip yollayalım mı?”
Gözlerim hâlâ Raisa’daydı.
“Hayır,” dedim. “Gerek yok.”
“Emin misiniz?”
“Evet.”
Telefonu kapattım.Onu buradan uzaklaştırmam gerekiyordu.
Benden.Bu oyundan.Ama artık çok geçti.Çünkü aramızdaki çizgi silindi.
Ve o çizgi geri gelmez.Kapıyı açıp dışarı çıktım.
Ay ışığı yüzüme vurdu. Raisa başını kaldırdı.
Göz göze geldik.
Bu kez aramızda silah yoktu.Sadece sessizlik.
Yavaşça yanına yürüdüm.Adımlarımı bilerek ağır tuttum.
“Gitmelisin,” dedim.
Kaşları hafifçe çatıldı.
“Emir mi veriyorsun?”
“Uyarıyorum.”Beni korumaya çalışma.”
Çenemi sıktım.“Beni yakalamaya çalışıyorsun. Bu iyi bir fikir değil.”
“Benim işim.”
“Benim hayatım.”
Bir adım daha yaklaştım.
Aramızdaki mesafe yine tehlikeli seviyedeydi.
“Raisa,” dedim alçak bir sesle, “eğer gerçek yüzümü görürsen… geri dönüşün olmaz.”
Gözlerini kısmıştı.“Korkutmuyorsun.”
“Amacım o değil.”
“Ne o zaman?”Sustum.
Bu sorunun dürüst cevabı vardı.
Ama söylemeyecektim.
“Git,” dedim tekrar.
“Hayır.”
Bu tek kelime içimde bir şeyleri tetikledi.
“Israr ediyorsun.”
“Evet.”
Gözleri kararlıydı.
Ve lanet olsun, bu hoşuma gidiyordu.
Bir an için elimi yüzüne uzatmak istedim.
Yapmadım.
Onun yerine başımı hafif yana eğdim.
“Beni yakalamak istiyorsan,” dedim, “daha hızlı olmalısın.”
“Tehdit mi?”
“Gerçek.”
Bir saniye durduk.
Rüzgâr saçlarını yüzüne savurdu. Elini kaldırıp geri itti. O hareket… sakin ama güçlü.
“Bu bitmedi,” dedi.
“Hayır,” dedim.
“Bu daha başlangıç.”
Gözlerimi ondan ayırmadım.
“Ve başlangıçları severim.”
Bir an bakışlarımız kilitlendi.
Bu kez öpüşmedik.Ama aramızdaki gerilim daha da yoğundu.
O arabasına doğru yürürken ben arkasından baktım.
Ve ilk kez şunu düşündüm:Onu durdurmam gerekecek.
Ya da…
Onu tamamen içeri çekmem gerekecek.Çünkü artık mesele mekân değildi.
Mesele oyundu.
Ve Raisa…
Oyunu değiştirmişti.
3 GÜN SONRA .....
Alex’in adını duyduğum an içimdeki sessizlik değişti.
Mateo kapıyı kapatırken yüzü normaldi ama gözleri değildi. O bakışı tanırım. Bir şey olmuştu.
“Konuş.” dedim, ağır ağır viskiyi bardağın içinde çevirirken.
“Alex… ormandaki geceyi öğrenmiş.”
Elim durdu.Sadece bir saniye.
Ama o bir saniye yetti.
“Nasıl?” Sesim sakindi. Fazla sakindi.
“Bir adamın konuşmuş olabilir. Ya da… Raisa’yı takip etmiş olabilirler.”
Raisa.İsmini duyduğum anda göğsümün ortasında tarif edemediğim bir baskı oluştu. Bu his zayıflık değildi. Ama tehlikeliydi.
Alex beni hedef alırsa sorun değil.
Ama Raisa’yı hedef alırsa…
Bardağı masaya bıraktım.
“Arabayı hazırlayın.” dedim.
Mateo kaşlarını çattı. “Rafael--”
“Şimdi.”
RAİSADAN DEVAM...
Rafael mekândan çıktığında içimde bir şey koptu.
Onu takip etmeyeceğime söz vermiştim kendime. Çünkü bu kez görev değildi mesele. Bu kez… kişiseldi.
Ama yine de direksiyonu çevirdim.
Araba farlarının ışığı geceyi yararken kalbim tuhaf bir ritimde atıyordu. Rafael’in sürüşü farklıydı bu gece. Daha hızlı. Daha keskin. Sanki bir yere değil birine yetişiyordu.
Telefonum titredi.
Bilinmeyen numara.
Açmamam gerekiyordu.Açtım.
"Onu böyle uzaktan izlemek yerine yanına gitmeliydin.”Ses buz gibiydi.
“Kimsin?” dedim, sesimi sabit tutmaya çalışarak.
“Alex.”
İçimden bir şey düştü.
Gözlerim aynadan Rafael’in arabasını aradı.
“Ne istiyorsun?”
“Herkesin zayıf bir noktası vardır. Rafael’inki sensin.”
Boğazım kurudu ama geri adım atmadım. “Yanlış kişiyi seçtin.”
Hafif bir kahkaha."Göreceğiz.”
Hat kapandı.
Tam o anda önümde bir araç aniden fren yaptı. Direksiyonu kırdım ama geç kaldım. Arabam savruldu. Emniyet kemeri göğsüme sertçe bastı.
Kapı açıldı.
Elim otomatik olarak silahıma gitti ama bileğim tutuldu. Sert. Kontrollü. Profesyonel.
“Bağırma. Sana zarar vermeyeceğiz.”
Gözlerimi bağladıklarında karanlık sadece dışarıda değildi.
İçimde de büyüyordu.Ama korkmadım.
Çünkü Rafael bunu hissedecek.
Hissetmek zorunda.
Beni bir yere götürdüler. Ayak seslerinden, zeminin metal yankısından anladım: liman tarafı. Eski tersane olabilir.
Sandalyeye bağladılar.
Göz bağım çıkarıldığında ilk yaptığım şey etrafı analiz etmek oldu. Çıkış kapısı. Üç adam. Bir üst platform.
Ve gölgelerin içinden çıkan biri.
Alex.
“Rafael için değerli olduğunu bilmiyordum.” dedi.
Çenemi kaldırdım. “Beni kullanarak onu yıkamazsın.”
“Onu yıkmak istemiyorum.” dedi sakin bir şekilde. “Onu diz çöktürmek istiyorum.”
Kapı gıcırdadı.
Başımı çevirdim.
Ve o an… kalbim bir kez sertçe vurdu.
Rafael.
Yalnız.
Adımları yavaştı. Kontrollü. Gözleri… karanlıktı.
Benim yüzümü taradı önce. Yaralanmış mıyım diye. Bağlarımın sıkılığını gördü. Çenemden süzülen ince kan çizgisini fark etti.
Çenesi kasıldı.Ama tek bir yanlış hareket yapmadı.
“Onu bırak.” dedi.
Sesi sakindi.O kadar sakindi ki ürkütücüydü.
Alex güldü. “Karşılığında ne vereceksin?”
Rafael bir adım daha yaklaştı.
“Beni.”
Kalbim sıkıştı.Hayır.
Bu plan değildi.
Alex başını eğdi. “Demek doğruymuş.”
Rafael’in gözleri bir anlığına bana kaydı.
O bakışta emir vardı.
Hazır ol.
Sandalyeyi hafifçe geriye ittim. Bağlar sıkıydı ama ayaklarım serbestti. Adamlardan biri yaklaşırken topuğumu yere sabitleyip sandalyeyi devirdim.
Kaos bir saniyede başladı.
Rafael hareket etti.
Her şey çok hızlı oldu. Bağrışmalar. Silah sesleri. Metalin zemine çarpma sesi.Ama onun hareketleri netti.
Hesaplı.Kontrollü.
Bir adamı silahsızlandırdı, diğerini yere serdi. Alex geri çekildi. Kaçtı.
Rafael yanımdaydı bir anda.Diz çöktü.
Bağlarımı çözerken parmakları güçlüydü ama dokunuşu… beklediğimden daha nazikti.
“İyi misin?” dedi.
Başımı kaldırdım. Yüzüme çok yakındı.
“Benim için geldin.” dedim.
"Benim yüzümden buradasın.” diye düzeltti.
Nefeslerimiz birbirine karışıyordu.
O an görev yoktu.Plan yoktu.
Sadece adrenalin ve aramızda asılı kalan o şey vardı.
“Elini kesmişsin.” dedim, parmaklarındaki kanı fark ederek.
“Önemli değil.”dedi
“Benim için önemli.”dediö
Gözleri yumuşadı.İlk kez.Ama sadece bir saniye.Sonra ayağa kalktı, beni de kaldırdı.
“Bu bitmedi.” dedi.Haklıydı.
Çünkü artık mesele sadece suç değildi.
Mesele… bizdik.
___________________________
RAFAELDEN DEVAM......
"Bu bitmedi"dedim.
Çünkü bitmesini istemiyordum değil
Ama içimdeki his şunu söylüyordu: Bu sadece ilk hamleydi.
Raisa’nın elini bıraktım ama parmaklarım hâlâ onun sıcaklığını tutuyordu. Gözlerimi kaçırdım. Çünkü bir saniye daha bakarsam… zayıflayabilirdim.
Ve zayıflık bu oyunda affedilmez.
“Yürüyebilir misin?” dedim.
Başını salladı. Güçlü görünmeye çalışıyordu. Ama ben titreyen nefesini duyuyordum.
Onu kapıya doğru yönlendirdim. Her adımda etrafı tarıyordum. Alex kaçmıştı. Bu, işlerin daha tehlikeli olacağı anlamına geliyordu.
Dışarı çıktığımızda gece sessizdi.Fazla sessiz.
Arabaya doğru ilerlerken bir şeyi fark ettim. Cam kırık değildi bu sefer. Ama ön koltuğun üzerinde bir zarf vardı.
Durmam bir saniyeden kısa sürdü.
Raisa fark etti. “Ne oldu?”
Cevap vermedim. Zarfı aldım.
Üzerinde tek kelime yazıyordu:Rafael.
Boğazım sertleşti.Zarfı açtım. İçinden küçük bir fotoğraf düştü.Raisa.
Bugün.Bu depoya getirilirken çekilmiş.
Demek ki bu sadece Alex’in işi değildi.Demek ki izleniyorduk.
Raisa fotoğrafı gördü. Nefesi kesildi. “Bu ne demek oluyor?”
Gözlerimi karanlığa diktim.“Bu, senin seçilmediğin anlamına geliyor.”
Kaşları çatıldı. “Ne demek istiyorsun?”
Bir an sustum.
Gerçeği söylemek istemiyordum. Ama artık saklayamazdım.
“Bu bir mesajdı Raisa.” dedim. “Ama sana değil.”
Bakışları yavaşça değişti.“Bana mı?”
Başımı salladım.“Benim geçmişim… sandığın kadar temiz değil.”
Rüzgâr saçlarını savurdu. Yüzüme bakıyordu. Kaçacak yerim yoktu artık.
“Alex sadece bir piyon.” dedim. “Beni ortaya çıkarmak için seni kullandılar.”
Bu cümleyi kurmak mideme yumruk gibi indi.
Çünkü en korktuğum şey olmuştu.Onu benim yüzümden bu işin içine çekmişlerdi.
Raisa geri adım atmadı.
“Beni korumak için mi uzak durmaya çalışıyordun?” diye sordu.
Cevap vermedim.Sessizlik bazen itiraftır.
Bir adım yaklaştı.
"Ben karar verebilirim, Rafael.” dedi. “Yanında kalıp kalmayacağıma ben karar veririm.”
O an içimdeki bütün savunmalar çatladı.Onu kaybetmemek için mesafe koymuştum.
Ama şimdi kendi ayağıyla tehlikenin içine geliyordu.Elimi saçlarıma götürdüm. Nefes verdim.
“Yanımda kalırsan hedef olursun.”
“Zaten oldum.”
Cevap veremedim.Çünkü haklıydı.Ve ilk kez şunu fark ettim:"Onu korumanın tek yolu uzaklaşmak değil.Yanımda tutup birlikte savaşmaktı."
Gözlerine baktım.
“Tamam.” dedim sonunda. “Ama o zaman kuralları ben koyarım.”
Kaşını kaldırdı. “Ben kurallara uymam.”
İstemeden hafifçe gülümsedim.İşte bu yüzden korkuyorum zaten.Ama bir şeyden emindim.
Bu artık bir kovalamaca değildi.Bu bir savaş olacaktı.
Ve bu savaşta…
Onu asla bırakmayacaktım.
Bölüm etkileşimi
