3. bölüm / 3
Silent Cry03 -The End-
Bölümler 3Şu an: 03 -The End-
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Öpüldünüz 😚😚😚
Yaşadığımız hayatın gerçek olmadığını düşünüyor,kendi kendine Christopher. Belki de asıl gerçek hayatın, gün içinde birden aklımıza girip fotoğraf kareleriyle dikkatimizi dağıtan rüyalar olduğunu kabul etmek istiyordu.
Demişti ki Chris: "Duymak istemiyorum. Görmek istemiyorum. Ben sadece uyumak istiyorum."
Sahilde yürüyorum.Yürürken adımlarımı ağır ağır atıyorum ki bu anın tadını çıkarabileyim.Özlemişim bu şehri yani Sydney'i. Denizden gelen rüzgarı ciğerlerime çekiyorum. Kışın,şehrin nüfusu yarı yarıya azalıyordu. Bu yüzden sahilde tek tük insanlarla karşılaşıyorum. Onlar da bu şehrin değerini biliyorlar ve "Şehrin sahipleri yaşıyor,biz daha ölmedik," dercesine yürüyor.
Zamana yenilen şehirler, zamana yenilen ahşap evler, ve zamana yenilen biz insanlar...
Yeni donanmanın önünden geçiyorum. Ucube gibi olmuş. Eskisini geçtim. buradaki enkâzı bile güzeldi. Kıyıda elinde olta, hemen yanındaki köpekle oturan yirmili yaşlarda bir erkek dikkatimi çekiyor. Gülen insanların arasından geçtim,denizin suları bazı bölgelerde kıyıya taşmış, taşan sularda " Dün gece yağmur mu yağdı?" izlenimi oluşturmuş.
Oysa hava çok güzel,insanların yüzleri gülüyor. Halbuki gülmek için mutlu olmak gerekiyor mu? Yoksa insanlar rol mü yapıyorlar? Bilmiyorum. Cidden bilmiyorum.
Hafif yosunlarla kaplanmış bir kayalığın üzerindeyim şimdiyse,Minho'yla tam da tanıştığımız yer,burasıydı. Ben boş gözlerle denizin dalgalarını izlerken yanıma oturmuştu dakikalarca belki de saatlerce beni izledi orda. Sonrasında konuşmaya başladı evden kovulmuştu her ne yaptıysa ve bunu bana hiçbir zaman anlatmamıştı ben de sormadım içi daha fazla yanmasın diye. Onu evime aldığımdan beri hayatım ilk defa bu denli yaşanır hale gelmişti onunla yaşama tutunmuş kalbimde bir yer açmıştım,
Yandım.
Kül oldum.
Kaybettim.
O boşluk herkeste oluyor, kalbinin boşluğu..Onsuzluk nedir bilir misiniz? Alıştığın o insan bir gün kalbinize basa basa çıkıp gidiyor. İnsanın içinde her zaman kelebekler uçmaz,bazen birileri ölür.Sigarayı da bıraktım. Gerek yoktu zaten,bu hüzün zaten ciğer çürütüyor. İçim eridi içim tükendi de o içimde hep taze kaldı.
Affettim.
Zor oldu ama affettim. Omuzlarımdan gökyüzüne bir yük kalktı, tekrar almadım hayatıma. Piraye misali "Ölürüm aşkımdan, yine de dönmem." dedim.
Sonrasında gözüme çok tanıdık iki benden takıldı. Minho ve o,yani Jisung..kuzenim. Gözlerimden özür dilemek istiyordum bu görüntüleri gördüğü için. Hemen kalkıp gitmedim kalbimdeki sızı ağrıya dönüşürken sol gözümden ufak bir gözyaşı süzülemeden gözümden tişörtümün üzerine damladı. Sevgilimin yanındakinin kuzenim değil de benim olmam gerekiyordu. Onunla daha yapacak pek çok şey vardı yapamadığımız birçok şey.
Jisung elini beline sarıyor arkadan ve kendisine çekiyor,oldukça da mutlu görünüyordu.
Jisung'un iri bir vücudu vardı benim gibi karın kaslarına da sahipti,kollarına gelirsekte iyi görünüyordu ve beli de ince sayılırdı. Tek eksik olan şeyde karakter meselesiydi. Sanmıyordum sevgilimi benim gibi sevdiğini. Onunkisi sadece bir gösterişten ibaretti.
Bil ki artık dönüş yok yok yok.
Üç hafta sonra
"Nasıl olmuş bu olay?" dedi Hyunjin.
"Bilmiyorum." dedi Felix,
"Dün salıncak yaptığı ağaçta bugün ölü bulunmuş..."Diyebildi hıçkırıklarının arasından Jeongin.
Dördü de çocukluk arkadaşlarıydı, içlerinden birini kaybetmek onlarında birer yarısını kaybetmek demekti.
Christopher daha fazla dayanamayıp dün salıncak yaptığı ağaçta bugün öğle saatlerinde kendini asmıştı, onu kurtaran olmadı. Onu gören kimse olmadı. Onu duyan olmadı... O yıldızlara gitmişti artık, birinin hayatından geçmiş oldu ve bir yıldız olarak içi yanarak kaybolmuştu uzayın derinliklerinde.
"Bu kalp seni unutur mu Chris?" diyor Minho mezarına diktiği çiçeklere bakarken.
"O kadar pişmanım ki Chris, özür dileyemem sen den... Gittin, ne desem boş.söyleyecek milyon şey var aklımda söylesem de bunun bir anlamı olmayacak." dedi göz yaşlarının arasından.
"Seninle ilgili her detay kafamın içinde. Sesini duyuyorum, gülüşün... Gülümserken yanaklarında çıkan gamzelerin... Yüzün aklıma geliyor deliriyorum." hıçkırıkları mezarlığın kapısına kadar geliyordu, Felix'te ordan geçmekteydi ağlama sesini takip ederek kardeşi dediği arkadaşının mezarının ayak kısmına geldi, Minho onu görmedi bile.
"Yan yana gelmeyecek ellerimiz için ağladım."
Felix şaşkınla onu izliyordu ve sesini çıkarmadı.
"Belki şu an yanımdasındır, ruhun beni izliyordur?Sen sadece bedenen gittin burdan." diyor ve elindeki mor sümbül'ü toprağa dikerken Felix söze giriyor.
"Mezara dikilen çiçek ölüyü diriltmez."
-SON-
😪
Bölüm etkileşimi
