5. bölüm · Sevgili Numarası: Kontrolden Çıkan Oyun

Bölüm 4

Naz Ceylan

Otobüs tekrar durduğunda içimde kötü bir his kıpırdadı.
Kapı açıldı ama bu sefer kimse inmedi.
Kaptan yerinden kalktı, bize doğru baktı.
Bakışı kısa, net ve soğuktu.
“Onu almıyoruz,” dedi.
“Arabada istemiyorum.”
Bir anlık sessizlik oldu.
Ne dediğini tam anlayamadan Arda bana döndü.
Bakışları karardı.
“Naz,” dedi dişlerini sıkarak.
“İn.”
“Ne?” dedim istemsizce.
“İn,” dedi tekrar.
“Ben geliyorum.”
Ayağa kalktım. Otobüsten indim.
Kapı arkamdan kapanmadan önce Arda kaptana doğru yürüdü.
“Sen kimsin de böyle konuşuyorsun?” diye bağırdı.
Otobüsün içi buz kesti.
Kaptan da ayağa kalktı.
O da bağırıyordu artık.
“Sevgilin mi?” dedi sertçe.
“Biz mi?”
Arda bana baktı.
Hiç tereddüt etmedi.
“Naz’ım,” dedi.
Ve benimle birlikte indi.
Otobüs kapandı.
Hareket etti.
Arda ile kaldırımda kaldık.
“Ne yapıyorsun sen?” diye bağırdım.
“Bir maç için her şeyi mahvettin!”
“Ben kimseye seni ezdirmem,” dedi.
“Sahada da, hayatta da.”
“Benim savunulmama ihtiyacım yok!” diye karşılık verdim.
“Bu senin kavgan, benim değil!”
Bir şey demedi.
Sadece arkasını döndü.
Otobüs çoktan gözden kaybolmuştu.
Yirmi, belki yirmi beş dakika geçti.
Bu sırada kaptan Arda’yı aradı.
“Neredeyseniz orada kalın,” dedi.
“Taksiye atlıyorum, geliyorum.”
Konum attı.
On beş dakika sonra Arda tekrar otobüse bindi.
Ama bu sefer başka biriydi.
Gözleri…
Sinirlendiğinde kızaran gözleri vardı ya,
işte o kızarıklık kıpkırmızıydı.
Kimseye bakmadı.
Kimseye bir şey demedi.
Yerine oturdu.
Bir süre sonra gözleri sabitlendi.
Nefesi yavaşladı.
Transa girmiş gibiydi.
“Kalk,” dedi biri.
Ama Arda duymuyordu.
Kaptan bir anda ayağa fırladı.
Ve Arda’ya bir yumruk attı.
Arda hiç tepki vermedi.
Bir yumruk daha.
Yine yok.
“Kendine gel!” diye bağırdı kaptan.
O an biri fısıldadı:
“Onu sadece Naz sakinleştiriyor…”
Kaptan durdu.
Arda’nın telefonunu cebinden aldı.
Ekran açıldığında bir an donup kaldı.
Fotoğrafta küçük bir bebek arabasında bir kız…
Yanında sarışın bir çocuk.

Arda'nın ekran resmi
Ekran kilidi: Naz.
Telefonu açtı.
Naz’ı aradı.
Olanları anlattı.
Ben telefonu açtığımda ağlıyordum.
Sesim titriyordu.
“Arda…” dedim.
“Lütfen…”
O an Arda’nın gözleri hareket etti.
Nefesi hızlandı.
Trans bitti.
Ama çenesinde bir sızı hissetti.
Ve o sızının sadece kaptanın yumruğundan geldiğini biliyordu.
Kaptana döndü.
“Yine ne yaptım ya?” dedi.
“Onu kaptan?”
Telefon hâlâ açıktı.
Ben bağırdım:
“Sen benim sevgilime nasıl vurursun!”
Otobüsün arkasından biri güldü.
“Yenge,” dedi.
“Bu Eren canı sıkıldıkça seninkini kum torbası niyetine kullanır.”
Kan beynime sıçradı.
“Kapa çeneni!” diye bağırdım Eren’e.
Ve tam o anda—
Keskin bir fren sesi…
Bir çarpma…
Bir takla…
Telefon elimden düştü.
Ben yere savruldum.
Ve karanlık çöktü.