Sessiz Kuzen kitap kapağı

13. bölüm / 13

Sessiz Kuzen

SÜRPRİZ PİKNİK

Vaveyla Yazarı: Meryem Polat

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: SÜRPRİZ PİKNİK

Ayça'nın bu tepkisi ile hepimiz şaşkınca ona baktık "Ayça, onları... tanıyor musun?" Dedi merakla Zümrüt, gözleri merakla kısıldı

Ayça Emir'e silah tutan adama bakarak konuştu "evet, o adamı çok iyi tanıyorum..." adamın gözlerine onu öldürecekmiş gibi bakıyordu sahi, kim bu adam da Ayça onu tanıyordu?

"Senin burada ne işin var Ayça?" Dedi dehşetle adam, gözlerinde saf korku vardı

"Sence aptal, burası benim evim çünkü?!"

Normalde Ayça da benim gibi sakindi ama bu sefer içinden bir yaratık çıkmıştı resmen

Adam bu sefer şaşırdı "sen, burada mı yaşıyorsun?" Sesinde saf şaşkınlık vardı

Ayça'nın suratında küçümseme belirdi "ne sandın lan, tabiki ben burada yaşıyorum!"

Adam bir şey diyecekken Mert bir anda bağırarak araya girdi "biri burada neler döndüğünü açıklayabilir mi?!"

Ani yüksek sesle bir an irkildim "sonra anlatırım Mert" dedi ciddi bir ifade ile Ayça

Mert bozuldu ama fazla ses etmedi "peki..."

Ayça adama geri döndü "eğer yaşamak istiyorsan defol git evimden!" Dedi kapıyı göstererek

Adam diğer adamlarla tedirgince göz göze geldi, onlara bir şey fısıldadı ve arkalarını dönüp gittiler, hiç bir eşyada almadılar

Ayça onların arkasından ayağındaki terliği onlara fırlattı "yürüyün lan anca gidersiniz!?"

Sinirden derin nefesler alıyordu, elleri titriyor göğüsü hızla inip kalkıyordu

Bir an aklıma gelen her şeyi sormak istedim ama onu böyle sinirli, patlamaya hazır bir bomba gibi görünce bu fikrimden vazgeçtim

Bir süre sessiz kaldık ama daha sonra Mert'in sesi duyuldu "ehm az önce tam olarak ne yaşandı lan?"

Nazlı da konuştu "galiba Ayça'nın içinden canavar çıktı" dedi yüzünü hafif ekşiterek

Zümrüt sanki hiç bir şey olmamış gibi heyecanla Ayça'ya döndü "evet Ayça bacımm, şimdi bize neler olup bittiğini her detayına kadar anlatıyorsun" onu kolundan tutup kanepeye oturttu

Sırıtarak bana döndü "Miray kız kahve yapsana yaa"

Bende ona sırıttım "ay bekleyin hemen yapıp geliyorum" hızla mutfağa ilerledim ve herkese kahve yapıp tepsiye dizdim, tepsiyi alıp salona geri döndüm

Herkese kahvesini dağıttım ve yerime oturdum

"Hadi bakalım seni dinliyoruz Ayça" dedi Zümrüt heyecanla

Ayça önce hepimize şaşkınca baktı daha sonra ise derin bir nefes alıp konuşmaya başladı "o adam benim lise de sınıf arkadaşımdı ve..." söyleyeceği şeyde zorlanıyordu, bize söyleyip söylememek arasında gidip geliyordu

Yutkundu "ben...bir aralar ona geçici hisler besliyordum...ama o bunun farkında değildi ve...her zaman beni zorbalıyordu..."

Zümrüt sinirle araya girdi "sakın bana zorbalık yapmasına izin verdiğini söyleme keserim seni Ayça!?"

"Ya bir dur Zümrüt kız anlatsın!" Dedi hafif sinirle Mert

"Hayır ya o bana zorbalık yaptığı zaman tabiki karşılık veriyordum, o kadar da değil!" Dedi sinirle Ayça

"Onu boşver Ayça sen devam et" dedi Fırat merakla

Ayça derin bir nefes aldı ve devam etti "sonra...yavaş yavaş ona olan hislerim kesilmeye başladı...bir gün, bana çok kötü bir zorbalık yaptı o gün ona karşı hislerim tamamen kesildi ve ondan nefret etmeye başladım nefretim daha da büyüdü ve en sonunda düşman konumuna girdik okulda ikimizin adı en büyük düşmanlara çıkmıştı..." bir an durdu hepimize baktı sonra devam etti

Yüzünde buruk bir gülümseme ve birazda... nefret vardı "işin kötü tarafı benim ona karşı hislerim ne kadar zayıfladıysa onun bana karşı hisleri de bir o kadar arttı en son bana çıkma teklif etti, yaşadığımız herşey için özür diledi,mevzuniyet günüydü ama ben kabul etmedim ve dizine tekmeyi basıp oradan kaçtım..."

Bir süre hepimiz sessiz kaldık çok geçmeden Sinan'ın sesi yükseldi "oğlum kızın okul hayatı Amerikan filmlerindeki okul hayatlarına benziyor lan?!"

Yanımda oturan Emir'de kıkırdadı "aynen ha, Ayça doğru söyle yoksa Amerikalı mısın?"

Ayça'nın yüzünde bir gülümseme belirdi "hayır ya bende sizin gibi Türküm"

Bir süre sessiz kaldık yaşadıklarımızı idrak etmeye çalışıyorduk çünkü daha önce hiçbirimizin evine hırsız girmemişti

Ayağa kalkıp laptobuma yöneldiğimde Fırat beni fark etti "duydunuz mu, Miray az önce küfür etti?" Onun bunu demesi ile laptoba uzanan elim havada kaldı ve kızardım

"He he hatta ne demişti... oruspu mu demişti?" Dedi alayla Nazlı

"Aynen tam olarak onu dedi " diye ekledi Zümrüt

"Baksanıza nasıl kızardı" dedi beni göstererek Ayça

Sinirle onlara döndüm "sussanıza ya, ağzımdan kaçtı!?"

"Aynen aynen bizde yedik" diye devam etti Emir alayla

Sinirle burnumdan soludum "iyi, bilerek dedim oldu mu!?"

"Ooo tamam abla kızma" dedi alayla Mert

"Ya- üff sizinle uğraşamam ya?!" Tam o sırada telefonum çaldı

Telefonu cebimden çıkartıp ekrana baktım, arayan Esma'ydı

Yüzüme istemsizce bir gülümseme yerleşti,telefonu açıp kulağıma dayadım ve yavaşça balkona yürüyerek Esma ile konuşmaya başladım

"Esmelü, nasılsın ya görüşmeyeli,hem sana bozuldum neden o gün yemeğe gelmedin?" Alayla kıkırdadım

"O piç Cihan sana bir şey yaptı mı,ona güvenme demiştim"

"Ya endişelenme bir şey olmadı" yalan...

Bir an durdu pek inanmamış gibiydi ama kabul etti "iyi peki ama yanlış bir haber alırsam ne olacağını biliyorsun, o Cihan'ı kendi ellerimle boğacağım"

Kahkaha attım ve sırtımı balkon kapısına dönüp manzarayı izlemeye başladım "tamam ya bu kadar kızma, benim yüzümden katil olmanı istemem"

"Ben uyarımı verdim"

"Peki peki, o güm neden gelmedin hem, hala cevabımı alamadım?"

"Ya sana söylemeyi unuttum son dakika işim çıktı Deniz'le"

"Neyse bir şey olmaz" çok çok ölüyordum zaten ne olacak...?

Bir süre tekrar sessizlik çöktü, ikimizin de telefonu açıktı ve birbirimizi duyabiliyorduk ama ikimiz de tek kelime etmiyorduk, eminim ki Esma da telefonun diğer ucunda benim gibi boşluğa bakıp düşünüyordur...

Bi anda kendime gelip hafif silkelendim "n-neyse...benim kapatmam lazım...saat geç oldu"

"İyi geceler..."

Daha sonra fazla beklemeden telefonu kapattım,boynumda boşuna ağırlık yapan kulaklığı çıkardım ve her zaman balkonda duran masanın üzerine koydum

Normalde gün içinde kulaklığımı çıkarmazdım, ya yıkanırken ya da arada uyurken... kulaklık benim vicudumun bir parçası olmuştu ve ben onsuz yaşayamıyordum...

Balkondan manzara çok hoştu, bütün şehir görünüyordu, bir dirseğimi demire yasladım ve sessizce gecenin karanlığında yıldızların aydınlattığı gökyüzünü izlemeye başladım

Düşünmüyordum, hemde hiç bir şey... ama çok geçmeden düşüncelerim beni tekrar ele geçirdi

Ben bu eve gelmeyi neden kabul ettim ki sanki...? kendi hayatımda, kendi odamda, kendi mıntıkamda ve kendi yaşantımda mutluydum, sadece eğlenmek için mi buraya gelmiştim ya da öylesine bana dendiği için mi, bana bu uygun görüldüğü için mi kabul etmiştim?

Kendimi burada nedense sığıntı ve fazlalık gibi hissediyorum, hepsi kendi arasında eğlenip şakalaşırken ben...ben ne yapıyorum? Hiçbir şey... sadece işe gidiyorum, eve gelip kitap yazıyorum, müzik dinliyorum ve ya imzaya gidiyorum...kimse de beni umursamıyor...

Hayatım sadece bundan ibaret değil mi? Hiç kimse beni umursamıyor, kendi yapabildiğim sorumlulukları yapıyorum ve günün sonunda da...ahh...her gün aynı, eminim ki içerideki kimse de beni gerçekten önemsemiyor ve sadece dışlanmış hissetmemem için beni yanlarına alıyorlar...

Bu tür düşüncelere dalmışken biri arkadan belime sarıldı, ani temas ile irkildim, daha sonra bana sarılan eller belimde gezinmeye başladı ve boynumda sıcak bir nefes hissettim

"Kiminle konuşuyordun bakalım...?" Bu ses Emir'e aitti, neden bana bu kadar yakın ki?

Onun belimdeki ellerini ittirmeye çalıştım ama olmadı "bırak beni Emir?!" Dedim sitemle, kalbim neden bu kadar hızlı atmaya başlamıştı ki?!

Vucüdum kızarmaya başlamıştı, nefes alış verişlerim hızlanmıştı, ne oluyordu böyle, vucüdum kontrolden çıkıyordu!?

"Bırakmıyorum, ne yapacaksın?"

"Rahatsız oluyorum!"

"Vucüdun öyle demiyor ama?" Lanet olsun?!

Elleri belimden omuzlarıma kaydı "tenin... neden bu kadar cabuk ısınıyor, kendime hakim olamıyorum..."

Ama gerçekten küfür edeceğim şimdi ha!

Onu sertçe göğüsünden ittirdim, kaşlarım çatıldı " kuzeniz diye bu kadar ileri gidemezsin Emir, senden bunu beklemezdim!"

Sinirli adımlarla balkondan çıktım ve odama gidip kapımı kilitledim, hayır ya... kulaklığım orada kaldı!?

Mert

Miray bir anda sinirle balkondan çıktı ve üst kata odasına gidip kapısını kilitledi, onun arkasından Emir de sinirle balkondan cıktı, lan oğlum bunlar neden her saniye kavga ediyor!?

Emir hırsla masaya tekme attı "siktir lan!?"

Sorgularca ona baktım "ne oldu yine?"

"Ona yaklaşmama bile izin vermiyor!?" Yüzü sinirden kıpkırmızı olmuş, damarları belirginleşmişti

Zümrüt bacak bacak üstüne attı ve goz devirip konuşmaya başladı "sikecem artık Miray'ın bu tavırlarını ya, yeni adet edindi başımıza bu da?!"

Sinan Emir'in gozlerine baktı, onu sakinleştirmek istercesine konuştu " tamam Emir kendini sinir etme, hem bir anda böyle kıza yürumeye başlarsan tabi korkar kabul etmez, önce kendini alıştır"

Emir bir süre durdu, düşündü daha sonra sinirini dindirmeye çalışarak bir nefes verdi ve yanıma oturdu

Yüzünü avuçlarının arasına aldı "off nasıl yapacağım o zaman...?"

Sinan yerine ben konuştum "bak abicim" kolumu onun omuzuna yasladım " eger onu istiyorsan önce nelerden hoşlandığını neler yapmayı sevdiğini falan öğren sonra ona küçük sürprizler yap, daha sonra zaten kaderinizde varsa o sana gelecektir"

Zümrüt beni onayladı "evet Emir Mert haklı, sen direk tatlıya atlıyorsun, önce yemeği bitir..."

Emir bir şey daha diyecekti ki telefonu çaldı "alo, anne?"

Annem neden aramıştı ki şimdi?

Emir bir süre karşı tarafı dinledi sonra ise sırıttı "tamam anne geliriz geliriz siz saati söyleyin biz önce gideriz hatta" sonra biraz daha annemi dinledi ve vedalaşıp telefonu kapatıp sırıtarak bize baktı

"Yarın sabah pikniğe gidiyoruz!"

Bölüm Sonu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.