Sessiz Kuzen kitap kapağı

11. bölüm / 13

Sessiz Kuzen

HERKESE GÖRE FARKLİ GÜN

Vaveyla Yazarı: Meryem Polat

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: HERKESE GÖRE FARKLİ GÜN

"ahh... bana ne oldu?" başım çatlıyordu, etrafa biraz göz gezdirdim, burası bizim evin salonuydu

"ne mi oldu, gerçekten hatırlamıyor musun?" bu... bu Emir'in sesiydi!?

"çok şükür uyandı" bu da Mert abinin sesiydi

"bana ne olduğunu biri açıklayabilir mi!?"

"sakin ol Miray" dedi ciddi bir şekilde Zümrüt abla

"bence bunu Emir açıklasın" dedi Sinan abi

"evet evet, hadi anlat Emir" dedi Sinan abiyi onaylayarak Nazlı abla

Nazlı ablanın bunu demesiyle Emir konuşmaya başladı ve ben duyduklarıma inanamadım...

"senin o çok güvendiğin piç yavşak oruspu am- neyse o Cihan var ya... sana iğne saplayıp seni uyuşturdu eğer ben orada olmasaydım seni kaçırıp kim bilir sana neler yapacaktı!?" Emir'in gözlerinde saf öfke vardı

"n-nasıl...ama Esma da oradaydı..." donmuş bir şekilde karşımdakilere bakıyordum

"ben sizi izlerken kimse yoktu ama?!"

gözlerim doldu "nasıl..." daha fazla dayanamayıp dizlerimin üzerine düştüm "bunu bana nasıl yapar... beni sevdiğini söyledi bana..."

"boşuna ağlama" dedi sinirle Zümrüt abla, yüzünde benim Cihan'a duyduğum hayal kırıklığına karşı duyduğu bir tiksinti vardı

kaşlarım çatık bir şekilde ona baktım kolay kolay sinir olmazdım ama tersim de çekilmezdi, zaten kimse tersimle uğraşmasın diye her zaman sakin kalmaya çalışıyordum

"ama canım yandı anlıyor musun Zümrüt abla" yumruğumu şiddetle kalbime vurdum "canım canım!" şiddetle ağlamaya başladım ama ağlamam bile içtendi

Mert abi sinirle soludu ve göz devirdi "pff ne drama yaptın lan"

ona ters bir bakış attım ama cevap vermedim

hırsla göz yaşlarımı sildim ve ayağa kalktım

"bir süre kimse beni rahatsız etmesin!" hızla oradan ayrıldım ve odamın kapısını çarpıp kilitledim

telefonuma hem Esma'dan hem de Cihan'dan binlerce mesaj geliyordu ama hiç birine cevap vermiyordum,kulaklığımdan müzik açmış yatağımda uzanmış müzik dineyip ağlıyordum

kimse olmasa kulaklığım ve kitaplarım yeter bana...

Zümrüt

Miray gidince hepimiz salonda oturmuş öylece bir birimize bakıyorduk

Emir sinirle masaya tekme attı "siktir, ben onu o piskopatın elinden kurtardım ve karşılığı bu mu, bir çift sinirli bakış!?"

"sakin ol Emir, Miray henüz olayın şokunu atlatamamış,emin ol sonra sana teşekkür edecek" dedi Sinan

Emir sakinleşmeye çalıştı "hala nasıl bu kadar kör olabiliyor inanamıyorum..."

"elbet birgün gözü açılacaktır Emir endişelenme" dedim

"neyse... biz Ayça ile tatlı yapalım size biraz kafanız dağılır" dedi Nazlı ve doğrulup mutfağa gitti Ayça da onun arkasından gitti

"siz oturun ben gidip Miray ile konuşayım, bana bir şey demez o "dedim ve kalkıp Miray'ın odasına çıktım

odaya girdim ve kapıyı kapattım, onu yatakta uyurken görünce yüzümde ufak bir gülümseme belirdi

biraz ilerleyip yatağın kenarına oturdum gerçekten uyuyordu... yine mi kulaklık takmıştı bu!?

uzanıp kulaklığını çıkardım, aklıma bir şey geldi acaba... Emir'i seviyorsa odasında illaki onunla ilgili bir şey vardır değil mi?

yanlış olduğunu bliyorum ama odasını karıştırmaya başladım

bir süre odayı karıştırdım hiç bir şey yoktu takii gardırobundaki gizli çekmeceyi açana dek...

çekmecede bir sürü poşete sarılmış ve iyice bantlanmış bir şey vardı, ses çıkacağından poşeti alıp kendi odama gittim

ne olur ne olmaz diye kapımı da kilitleyip öyle poşeti açmaya başladım

o kadar sarmıştı ki aç aç bitmiyordu, en son tabakayı da açınca poşetten bir defter çıktı

ağzım şaşkınlıkla açıldı, kim bir defteri bu kadar emniyete alır ki hayır yani ne var içinde devlet sırrı mı amına koyayım!?

daha fazla bekleyemeden defterin ilk sayfasını açtım ayın sırları mı?

bu yazıyı diğer sayfaları açınca anladım çünkü Miray her sayfada her bir ayda yaşadığı en hoşuna giden, güzel ve özel olayları toplamıştı bu günlük değil bu aylıktı?!

ama okuduklarımla keyfim yerine geldi çünkü her sayfada en az dört kere Emir yazıyordu ve devamında onu nasıl sevdiğini anlatıyordu, bir dakika lan... Miray aynı anda iki kişiyi mi seviyor!?

Elimdeki defterle sevinçle aşağı indim, bizimkiler bu kadar mutlu olduğumu görünce şaşırdılar

"Hayırdır Zümrüt yüzün gülüyor?" Dedi şaşkınca Nazlı

"Buldum lan buldum!" Dedim sevinçle

Emir şaşkınca oturduğu yerde doğruldu "neyi buldun?"

"Al kendin bak" dedim ve defteri ona uzattım

Emir defteri açtı,bir süre sayfaları çevirdi,yazıları okudu,okuduğu her satırda ağzı biraz daha açılıyordu

"sen...sen bunu nereden buldun?"

sırıttım ve göz kırptım "orası da bize kalsın canoo"

Nazlı da defteri Emir'in elinden alıp okumaya başladı,okudukça o da sırıtmaya başladı

"oğlum... şimdi Miray tam anlamıyla sıçtı"

"elimize koz geçti lann" dedim sevinçle

diğerleri de alıp okumaya başladı ve hepsi aynı tepkiyi verdi; şaşkınlık ve piç sırıtışı...

"neyse neyse herkes bir şey çaktırmadan odasına geçsin yarın konuşuruz" dedi Mert sevinçle, resmen zıplamamak için yerinde zor duruyordu

"tamam tamam ben defteri yerine bırakayım o zaman" dedim o sırada Nazlı kolumdan tutup beni durdurdu

"bekle Zümrüt fotoğraf da çekelim de kanıt olsun" defteri aldı ve bir kaç sayfanın fotoğrafını çekti, daha sonra defteri tekrar bana verdi

"işimizi garantiye alalım" dedi ve göz kırptı, kıkırdadım ve Mray'ın odasına geri gidip defteri geri sarıp yerine bıraktım ve odadan çıktım, hala uyuyordu yaa!?

kendi odama gittim ve yatağıma uzandım, biraz internette takıldım, bazen bizimkilerin videoları bazen de yabancıların videoları karşıma çıkıyordu bir video gördüm, Miray repostlamıştı ve altına "E" yazmıştı kendi kendime sırıttım

videoyu Miray dışında diğerlerine gönderdim

bir süre sonra bir bildirim geldi, bu Mert'tendi

"sana bir şey sorabilir miyim?" ne zamandandır İstanbul beyefendisi rollerine girdi lan bu!?

siz:sor neden izin alıyorsun ki?

Mert:benimle çıkar mısın?

ne, yanlış mı okudum, hayır kesinlikle yanlış gönderdi neden bana çıkma teklif etsin ki ben ve Mert, hayatta olmaz

siz:yanlış kişiye atın galiba Mert, ben Zümrüt

Mert: hayır doğru kişiye attım

siz: ...

Mert: sorumu cevaplamadın?

siz:ben...benim düşünmem lazım...

Mert:ben beklerim 😉

bir şey demeden mesajdan çıktım, ben ne yapacaktım şimdi...

Nazlı

odama geçince kısa süre geçmeden Sinan da odama geldi, onu görünce gülümsedim

"hoşgeldin"

biraz yaklaştı "hoşbuldum, özledin mi beni?"

kıkırdadım "hemde çook"

hafif güldü "belli oluyor"

kaşlarımı hafif çattım "sen beni özledin mi peki?!"

saçlarıma tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu "hemde nasıll"

duyduklarım ile sırıttım "tabi özleyeceksin"

gülümseyerek başını iki yana salladı "ahh...neyse... sence bizimkiler olduğumuzu anlamışlar mıdır?"

kendimden emin bir şekilde konuştum "pff ruhları bile duymamıştır"

saçımın bir tutamını kulağımın arkasına sıkıştırdı "sen öyle diyorsan öyledir"

aklıma gelenlerle pis pis sırıttım "bu aralar Mert'in Zümrüt'e olan bakışlarını gördün mü?"

başı ile onayladı "görmez olur muyum, çok belli ediyor şerefsiz"

"ama hala Zümrüt fark etmedi inanabiliyor musun,oysa o dedektif gibidir!?"

"o da onun körlüğü..." dedi ve yüzüme biraz daha yaklaştı, aramızda milimetreler kalmıştı

gözleri dudaklarıma kaydı "şimdi de geldik günün en sevdiğim kısmına..."

neyi kastettiğini anladığım için sırıttım ve ona engel olmadım, dudaklarıma uzanıp beni öpmeye başladı...

Bölüm Sonu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.