11. bölüm · SESSİZ AYNA

~SESSİZLİĞİN ARDINDAKİ HİSLER~

naz_ 28

Hastaneden döndüğümde evim bana yabancı geliyordu. Aynı duvarlar, aynı koltuk, aynı pencere… ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Kapının kilidini üç kez kontrol ettim. Perdeleri kapattım. Sonra da ortada öylece kaldım. Sanki o gece evin içinde hâlâ dolaşan görünmez bir gölge vardı.
Bileğim sızlıyordu. Ama asıl acı, içimdeydi.
Masaya oturdum. Defterimi açtım. Kalem elimdeydi ama kelimeler gelmiyordu. İlk defa Bora’ya yazamadım. Çünkü o gece fark ettiğim bir şey vardı: Ben artık sadece onu özlemiyordum… kendimi de özlüyordum.
Bir süre sonra pencereyi araladım. Yağmur durmuştu. Sokak lambasının sarı ışığı ıslak asfalta vuruyordu. İnsanların hayatları devam ediyordu. Bir kadın köpeğini gezdiriyordu, bir adam telefonla konuşarak yürüyordu. Dünya dönmeye devam ediyordu. Ben ise sanki zamanın kenarında durmuş gibiydim.
Kapı zilim çaldı.
İrkilerek geri çekildim. Kalbim hızlandı. Bir an nefesim kesildi. Sonra dikkatlice yaklaşıp kapı dürbününden baktım. Kapının önünde bir kadın duruyordu. Elinde küçük bir poşet vardı. Tanımıyordum.
Kapıyı aralamadan konuştum.
“Kim o?”
Kadın yumuşak bir sesle cevap verdi.
“Ben alt komşunuzum. Dün gece olanları duydum… size çorba getirdim.”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim. İnsanların merakıyla karşılaşmaya hazırdım ama bu… bu farklıydı. Kapıyı yavaşça açtım. Kadının gözlerinde sadece sakin bir anlayış vardı. Ne soru, ne merak, ne de acıma.
Poşeti uzattı.
“Yalnız kalmak istersiniz diye fazla durmayacağım. Ama bilmenizi istedim… bir şeye ihtiyacınız olursa ben buradayım.”
Teşekkür ettim. Kapıyı kapattığımda içimde tuhaf bir sıcaklık hissettim. İlk kez o evde yalnız olmadığımı düşündüm.
Çorbayı ısıtırken mutfağın buharı gözlerimi doldurdu. Belki de buhar değildi. Kaşığı elime aldım, yavaşça içtim. Sıcaktı. İçimdeki soğukluğa dokundu.
O gece yatağa uzandığımda korkularım tamamen gitmemişti. Ama aralarına başka bir şey karışmıştı: Küçük bir umut.
Sabaha karşı uyandım. Güneş perde aralığından içeri sızıyordu. Günler sonra ilk defa içimde ağır olmayan bir his vardı. Hâlâ kırılgandım, hâlâ yalnızdım… ama artık bu yalnızlık tamamen karanlık değildi.
Telefonuma bir bildirim geldi. Bilinmeyen bir numaraydı.
“İyi misiniz? Dün aradığınız numara bendim. Konuşmak isterseniz buradayım.”
Bir an hatırladım. O gece panikle aradığım rastgele kişi.
Parmağım cevap yazmanın üzerinde durdu. Uzun süre düşündüm. Sonra sadece iki kelime yazdım:
“İyiyim sanırım.”
Gönder tuşuna bastım. Kalbim hızlandı. Ama bu kez korkudan değildi. Sanki uzun zamandır kapalı olan bir kapıyı aralamıştım.
Pencereye yürüdüm. Dışarı baktım. Gökyüzü açıktı.
Belki de gerçekten… en karanlık geceden sonra gelen sabah buydu.