6. bölüm · Sesiz Bir Evren

Buraya Ait Değilim #2

Nurettin Çağlar

Yavaşça gözlerimi açtım. Bu sefer sabahın ilk ışıklarıyla değil, daha farklı bir şekilde uyanıyordum. Odaya giren güneş yerine, penceremin camlarına vuran yağmur damlalarının sesiyle uyandım. Hava, dışarıda gri ve kasvetliydi. Yavaşça başımı yastıktan kaldırdım, ellerim hala uyku sersemiydi. Gözlerim odanın karanlığında biraz kaybolmuş gibiydi, ama bir şekilde yatağımın yanındaki masaya doğru uzandım. Telefonumu almak için uzandım, telefonumu elimle aldım, ekranı açtım ve Selin'in hikayesini gördüm. Yağmur altında hafifçe gülümseyerek bir fotoğraf atmıştı ama gözleri mutsuz olduğunu hissettiriyordu. Hikayesine kalp attım ve çıktım.
Kendimi yataktan attım, masadan sigara ve çakmağımı aldım. Yavaşça camın yanına yürüdüm, camı açıp paketimden bir sigara çıkardım. Yüzüme gelen yağmur damlası ile bir sigara yaktım. Her nefeste sigaranın dumanı etrafımda süzüldü, bir an için her şey sessizleşti. Yağmurun sesi dışarıda devam ederken, içimdeki huzursuzluk daha da büyüdü. O fotoğrafı ve Selin'in gözlerindeki o derin hüzün hâlâ aklımdaydı. Her şeyin bir anlamı var mıydı? Ya da sadece kafamda yaratıp duruyordum?
Bir süre pencerenin kenarına yaslanıp dışarıyı izledim. Yağmur, her şeyin üzerine düşen soğuk ve ağır bir örtü gibiydi. Sigaram bittiğinde, ellerimi cebime koyup derin bir nefes aldım. Sonra bir adım atıp, yatağa geri döndüm. Telefonumu aldım ve içimdeki bu huzursuzluğa bir son vermem gerekiyordu. Selin'e yazdım: "Günaydın, nasılsın?" Mesajımı göndermiştim ama hemen cevap gelmeyeceğini biliyordum. Telefona bakarak bir süre bekledim. Bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim, bu sıkıcı boşluktan çıkmak istiyordum.
Telefonu bırakıp, yatağımın kenarına oturdum. Yavaşça kalkarak odadan çıktım ve merdivenlerden aşağıya indim. Evdeki sessizlik, bir anda daha belirgin hale geldi. Mutfaktan kahve kokusu geliyordu, belki de annem kahve hazırlıyordu. Kapıyı hafifçe araladım, mutfakta tek başına oturan annemi gördüm. Beni fark ettiğinde, gülümsedi.
"Günaydın," dedi, ama gözlerinde o bildik yorgunluk vardı. Gülümsedim, ama içimde bir eksiklik vardı.
"Merhaba," dedim, biraz dağınık bir şekilde. Kahvemi almak için mutfak tezgahına doğru yürüdüm. Annem bir süre sessizce beni izledi. Her şeyin o kadar yavaş ve sessiz gittiği bir sabah, biraz da huzursuz oluyordum.
Kahvemi aldıktan sonra, mutfaktan çıktım, ama aklımda hâlâ Selin'in mesajı vardı. Telefonumda, hiç beklemeden cevap gelmediğini görünce, biraz da garip bir şekilde, tekrar ekranı odaklandım.
Tam telefonumu yatağa bırakıyordum ki bildirim sesi geldi.
"Günaydın! Kusura bakma, geç yazdım. Bugün biraz yoğunum; koli geldi ve babama yardım ettim."
Mesajı okurken, yüzümde hafif bir gülümseme belirdi. Selin'in gününün yoğun geçtiğini biliyordum; yine de mesaj atması hoşuma gitmişti. Hızlıca cevap yazdım:
"! Ne demek, önemli değil. Umarım her şey yolundadır. Yardım edebileceğim bir şey var mı?"
Mesajımı gönderdikten sonra, bilgisayarımın açılmasını beklerken aklımda Selin'in söyledikleri dönüp duruyordu. Koli gelmesi ve babasına yardım etmesi, ailesine ne kadar bağlı olduğunu gösteriyordu. Bir yandan da, acaba bu yoğunluk arasında kendine zaman ayırabiliyor muydu diye düşünmeden edemedim.
Evren:
"Buralarda yakınlarda kafe var mı? Evde oturmaktan sıkıldım."
Selin:
"Evet, burada yakınlarda birkaç kafe var. Bugün arkadaşlarımla LOE kafe'ye gideceğiz. Gelmek ister misin? Hem arkadaşlarımla tanışmış olursun, kafa dengi çocuklar."
Evren:
"Ayıp olmasın arkadaşlarına."
Selin:
"Olur mu, kesin gel! Saat 4 gibi orada olacağız, sen de gel."
Evren:
"Tamam, gelirim. Adresi yazar mısın?"
Selin:
"Balı sevdiğin yere gel orda buluşalım birlikte geçeriz olur mu"
Evren:
"Tamam olur."
Selin:
"3 buçuk gibi buluşmak üzere."
Evren:
"Görüşürüzz."
Selin sadece mesajımı beğenip yine kaybolmuştu. Daha buluşmaya 1 saate yakın bir süre vardı.
Bilgisayarımdan hemen Göksel İpekçi'nin Ben Gibi şarkısını açtım. Nedensizce modum yükseldi, çünkü evde kendimi kapatmaktan vazgeçmiştim. Hemen duşa girip rahatlamaya başladım. Sıcak suyun altında çalan şarkıya eşlik ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Yarım saat sonra duştan çıktım ve hemen giyinme dolabımı açtım. İçimden geçen rahat bir kombinle siyah bir sweatshirt ve pantolon seçtim. Saçlarımı kurutmaya başladım.
Artık buluşma saati yaklaşıyordu. Odama gidip cüzdanımı ve kulaklığımı aldım, ardından telefonumu yatak başlığından alıp hızla aşağı indim. Annem, "Ben çıkıyorum," dediğimde, "Evren nereye oğlum?" diye seslendi. Arkadaşlarla buluşacağımı söyledim. "Senin burada arkadaşın mı var?" diye sordu. Marketten tanıştığımı söyledim. Annem, biraz korkak ve endişeli bir şekilde "Saçmalama," dedi ama onu zor da olsa ikna ettim. "Geç kalmam," dedim. Annem, biraz tereddütle de olsa, "Tamam," dedi. Hemen yanına gidip yanağından öptüm, sonra kapıya yöneldim. Ayakkabılıktan ayakkabılarımı aldım ve hızla giyinmeye başladım.