6. bölüm · Senin İçin Diliyorum
6. Bölüm : Jüpiter
O gece Yanqi'de ışıklar sönmedi. Kim Je-ha küçük prova salonunda çalışırken bir anlığına durdu ve içinden eğitmenin "Evet, bu sahnedeki uyumu görmek istiyorum," cümlesi geçerken dudaklarından "Sanırım Kont Paris'in hiç şansı yok," sözleri döküldü. Lilja sahnede uzun saatler Juliet'in karakter analizini defalarca gözden geçirdi. Gao odasında Romeo'nun repliklerine eşlik eden, atkısına dolan o kokuyla baş başaydı. Sabahın ilk ışıklarından önce Sera'nın Juliet'e karışan ifadesinde bu son cümle gölün üzerindeki sisin arasında kayboldu:
"Aramıza ne kadar duvar örecek olursam olayım, beni görecek gibi. Bu hem korkutucu hem de..."
Yeni günde Sera oldukça düşünceli bir ifadeyle sahneye giden koridorda ilerliyordu. Sahneye ulaştığında içeride Kont Paris rolü üzerine çalışan Kim Je-ha vardı. Je-ha, Sera’nın yüzündeki o dalgın ifadeyi fark ettiğinde her zamanki neşeli tavrıyla bu havayı dağıtmak istedi:
"Sera, tam zamanında geldin. Kont Paris ve Juliet'in o maskeli balodaki dans adımlarını netleştirmemiz gerekiyor. Çalışabilir miyiz?"
Sera, zihninin karmaşasını susturmak için "Olur," diyerek sahnede yerini aldı. Birlikte balo sahnesinin dans provasını almaya başladılar. Sera'nın bedeni sahnede uçuşurken ruhu uzaklara düşmüş bir gölge gibiydi. Je-ha, Sera'nın bu ifadesini toplamak için Kont Paris maskesi altında karakterin sınırlarını aşan bir içtenlikle kulağına doğru fısıldadı:
"Juliet Leydim, eğer Romeo'nun fırtınalı aşkı sizi yorarsa Kont Paris, cennetten çıkan o gülümsemenizi kalbinde taşımaya her zaman hazır."
Bir süredir sahnenin en arkasındaki koltukta provayı seyreden Gao, ayağa kalkarak sahneye doğru yürümeye başladı. Konuşurken sesinde oldukça profesyonel bir ifade vardı:
"Mizansende bir hata var, Bay Kim."
Sera ve Kim Je-ha dans etmeyi bırakmış, merakla Gao'ya bakıyorlardı. Gao, sahnenin merdivenlerinden çıkıp yanlarına ulaştığında sözüne devam etti:
"Kont Paris, Juliet’i etkilemeye çalışırken onun alanını bu kadar daraltmamalı," Sera'ya dönerek "Juliet ise bu sahnede Paris’e karşı kibar ama mesafelidir çünkü onun zihni henüz adını bilmediği o yabancının bıraktığı etkiyle doludur. Sahneyi doğru yansıtmak adına bu mesafeyi koruması gerekir."
Je-ha, Gao’nun bu alışılmadık hamlesi karşısında şaşırmıştı. Ama sesinde hiç rastlanmayan bir ciddiyetle, Gao'ya bir adım daha yaklaşıp konuşmaya başladı:
"Bay Gao, tavsiyeniz için teşekkür ederim. Ama sizin de dediğiniz gibi Romeo henüz bir yabancı. Kont Paris ise tanıdığı biri. Bu yakınlık oldukça doğal değil mi?"
Sera bu gerilim dalgasında sıkışmış gibiydi. Konuyu dağıtmak için bir şey söylemeye hazırlanıyordu ki eğitmen ve diğer oyuncular sahneye geldi. Herkes hazır olduğunda sıra 2. Perde 2. Sahne provasındaydı. Romeo ve Juliet'in balkon sahnesi. İlk olarak Lilja ve Gao sahnede yerlerini aldı. Sera ise sahne arkasından provayı seyrediyordu. Dekor henüz kurulmadığı için Lilja ve Gao Hai Ming'i rahatlıkla görebiliyordu.
"Ama durun, şu pencereden süzülen ışık ne?"
Repliğin ardından gözleri Sera'ya takılan Gao, büyülenmiş bir ifadeyle sözlerine devam etti:
"Burası doğu ve Juliet de güneş. Yüksel ey güzel güneş ve öldür kıskanç ayı. Çünkü o, sen ondan daha güzel olduğun için kederden solmuş durumda."
Sera, Gao'nun bakışlarını üzerinde hissedince panikledi ve perdelerin arkasından kulise doğru ilerlemeye başladı. Tam o sırada Romeo'nun sesi daha da yükseldi:
"Leydim, benim aşkım. Keşke bunu bilseydi."
Sera bu replikle durakladı. Gao ses tonunu hiç düşürmeden repliğine devam etti:
"Gökyüzüne dikilen gözlerinden öyle bir ışık yayılırdı ki, kuşlar gece olduğunu unutur ve şarkı söylerlerdi."
Birkaç dakika sonra sahne başarıyla tamamlandığında Gao aşkı yansıttığı, Lilja ise Juliet'in kırılganlığını yakaladığı için eğitmenden övgüler almıştı. Sıra Gao ve Sera'ya geldiğinde, Sera sahnede yerini aldı. Gao'nun replikleri sanki asırlardır beklemiş gizli bir hazine gibi yankılanıyordu:
"Tekrar konuş ey parlak melek."
"Ah, Romeo, Romeo! Neden Romeo’sun sen? Babanı inkar et ve adını reddet. Eğer bunu yapamazsan yine de bana aşkını ilan et. Ben de vazgeçeyim Capulet olmaktan."
"Daha fazla dinlemeli miyim? Ya da konuşmalı mıyım?"
Sera sonraki repliğini söylerken sanki kabuğuna çekilmiş hali alt metinde kendi gerçeğini haykırıyor gibiydi:
"Düşmanım yalnızca senin adındır. Sen bir Montague olmasan da kendinsin. Bir isimde ne var ki? Güle başka bir isim versek de kokusu yine güzel olurdu. Sen de öylesin."
"Beni sadece sevgiyle çağır, yeniden vaftiz edilmiş gibi olacağım. Bundan böyle Romeo olmayacağım."
Romeo, Juliet'e doğru yaklaştı. Tekrar karşı karşıya geldiklerinde Juliet repliğine devam etti:
"Seviyor musun beni?"
Bu replik sanki bir anda sahneyi ve tüm diğer insanları silmişti. Yanqi gölünün üzerinde beliren belli belirsiz güneş gibi Gao'nun dudakları aralandığında, Sera bir adım uzaklaşıp repliğine devam etti:
"Evet, diyeceksin, biliyorum. Sözüne güveneceğim ben de ama yemin edeyim deme. Belki de tutamazsın. Jüpiter alay edermiş, derler sözünü tutamayan aşıklarla."
Sahne hiç müdahale edilmeden başarıyla sonlara ulaşmıştı bile. Eğitmen özellikle Gao ve Sera'nın sessiz anlardaki performanslarını oldukça beğenmişti. Prova sonlandığında, adeta prömiyer günüymüş gibi görkemli bir alkış yükseldi. Ardından neşeli ve samimi bir ses tüm dikkatleri üzerine çekti:
"Ming Ming."
Bir kadın, Gao'ya sadece çok yakınlarının, çocukluk arkadaşlarının ya da sevgililerin hitap edebileceği özel bir hitap şekliyle sesleniyordu:
"Seni burada bulacağımı biliyordum."
Sahneden indiklerinde Gao ve bu sesin sahibi oradan sohbet ederek ayrıldı. Diğer oyuncular arasında şu konuşmalar yükselmeye başladı:
"Çin’in güzelliği kadar kaprisleriyle de bilinen popüler aktrisi Lin Xiu Yin!"
"Gerçekten de çok güzel."
"Ayrıca ailesinin yönetimindeki medya şirketi bu uluslararası projenin sponsoruymuş."
"Peki Bay Gao ile aralarında ne var?"
"Sevgili değiller mi?"
Bu cümleler Sera'nın içinde parçalanıyor gibiydi. Hepsi birbirine dolanırken ve sanki onu yutarken Kim Je-ha yanına geldi:
"Sera, 4. Perde 1. Sahne üzerine konuşabilir miyiz biraz?"
Sera'nın içinde binlerce cümle yankılanıyordu ama o sadece birini çekip aldı:
"Hepsi sadece roldü... Evet, neden burada olduğunu hatırla Sera."
İçinde netleştiğini hissedince yüzünü belli belirsiz bir gülümsemeyle Kim Je-ha'ya döndü:
"Harika, konuşalım. O sahneyle ilgili birkaç fikrim vardı. Sonrasında prova da alırız."
Birkaç saat süren provanın ardından Kim Je-ha, Sera'nın yanında sessizce ilerliyordu. Küçük prova salonunun önüne geldiklerinde Sera'nın ilerlemediğini fark etti. İçeriden Lin Xiu Yin ve Gao'nun sesi geliyordu:
"Türk aktris Sera ile olan uyumunuzu gördüm. Doğruyu söyle Ming Ming, o sahnede gerçekten bir şey hissettin mi? Yoksa o meşhur kusursuz aktörlük becerini mi kullandın? Çünkü biliyorsun o bakışları başkasına kaptıramam."
Kim Je-ha, Sera'nın küçük prova salonunun kapısına takılan kırılmış bakışlarını fark edince biraz yüksek bir sesle, "Geçen Dak Dori Tang'ı beğenmiş miydin? Bugün de Bibimbap denemek ister misin? Hadi gidelim," diyerek neşeli bir çıkışla Sera'yı yavaşça kolundan tutup oradan uzaklaştırdı.
İçerideki konuşmasını yarıda kesen Gao, küçük prova salonunun dışına çıktığında meraklı ifadesiyle Lin Xiu Yin de onun arkasından geldi:
"Kimdi onlar?"
Bakışları hızla uzaklaşan bu ikilinin üzerinde kalan Gao, Kim Je-ha'nın Sera'nın kolunu tutan elinden gözlerini ayırmadan cevapladı:
"Birbirine yabancı olmayan Kont Paris ve Juliet..."
Yazar Notu: Bu bölümde yer alan prova sahnesinde, William Shakespeare’in Romeo ve Juliet adlı oyunundan replikler yer almaktadır.
