2. bölüm / 3
SEN KİMSİN?2- SEN KİMSİN?
Bölümler 3Şu an: 2- SEN KİMSİN?
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Büyük demir kapı üzerime kapandı. Oda tekrar karanlığa gömüldü. Bakışlarımı karanlık odada gezdirdim. Duvarların içinden tüyler ürpertici bir kıkırtı duydum. Yaklaştıkça bir kahkahaya dönüştü.
“Hiçbir zaman parka gitmedin. Çocuklarını gezdirmedin. Onlara meyve suyu almadın.”
Konuşmak istiyordum. Ağzımı açtım ama ses çıkmadı.
“Park sandığın şey aslında çamaşır odandı. Kaydırak; kırdığın, çatlak camlarla kaplı yere düşmüş duşa kabindi. Çocuklarını onun üstünde kaydırdın. Tek gülen sendin. Kimse gülmüyordu. Ağızlarından akan meyve suyu değil kandı. Onlara öyle işkenceler ettin ki küçük bedenleri dayanamadı. Sana bağırıp, yalvardıklarında kafalarını okşar, gülümser ve el sallardın.”
Duvardan bir yüz çıktı. Oda karanlıktı ama onun görünmesiyle zifiri karanlığa gömülmüştü.
“Johan ‘ı öldürdüğün gün hava yağmurluydu. Onu öldürdükten sonra bir parka taşıyıp, oyuncakların üstüne bıraktın.”
Kafamı bir sağa bir sola salladım. Hızlı hızlı sallamaya çalıştım ama çok yavaştım.
“Hiç köpeğin olmadı. Evinde yalnızdın. Çünkü Johan ‘ı öldürmüştün, Jase ‘i de işkence ettikten sonra arka bahçedeki kulübeye kitlemiştin ve kocanı vahşice katlettin. O gün eve çağırdıkların öldürdüğün kişilerin lanetli ruhlarıydı. Müzik, onların bağırma ve öldürülme sesleriydi. Hepsi sana oyuk gözleriyle, kanlı bedenleriyle durmanı, ölmek istemediklerini söylüyordu. Ama sen küflü, karanlık evin içinde dans ediyordun, deli gibi gülüp eğleniyordun. Kapıya vuran köpeğin değildi. O soğuk kulübeden kurtulmayı başaran ve seni özlediğini söyleyen kızın Jase ‘ti. Boynuna bir ip bağlayıp peşinde gezdirdin. Banyoda sabun sandığın jiletle derisini yüzerken, uslu dur seni çok güzel temizleyeceğim dedin.”
Gözlerimden yaş geliyordu. Kafamı kaldırıp oynatamıyordum. Bağırmak istiyordum ama ağzımdan çıkan tek şey boğuk hırıltılardı. En sonunda kötü bir hırıltıyla kustum sözcükleri.
“Sen kimsin?”
Kahkaha attı. Bir saniye içinde gözleri gözlerime bir karış yakınlıktaydı.
“Ben öldürülmüş ve lanetlenip buraya hapsolmuş bir ruhum. Senin duygularını öğrenmek için geldim. Yaşadıklarını, nasıl hissettiğini, pişman olup olmadığını.. Ama sen anılarını dahi düzgünce hatırlayamayan zavallı bir katilsin. Tek istediğim kendi ellerinle kirlettiğin hayatları hatırlayıp pişmanlık içinde ölmen.”
Yüzüm gerildi. Bunlar benim anılarım olamazdı. Ben öyle biri değildim. Onları kendimden çok severken neden öldürmek isteyeyim? Nasıl unutmuştum? Nasıl hatırlayamadım? Bütün bu anıları neden bu kadar farklı hatırlıyordum?
Etrafıma baktım burası evim değildi. Hiçbir eşyanın, camın olmadığı bomboş bir odaydı. Önümde bir demir kapı vardı. Ben ise.. Yatağa bağlıydım. Ellerim arkama doğru bir şeyle bağlanmıştı. Sonra vücudum titredi. Kulaklarım alevlendi. Gözlerim seğirmeye, dudaklarım titremeye başladı. Güldüm. Öyle kahkaha attım ki yatak titriyordu, gözlerimden yaşlar akıyordu.
“Tabi ya!! Sensiiin! Sevgili eşim! Aşkım!! Ceaser!! Beni ziyarete mi geldin? Bunca zamandır beni kontrol mu ediyordun? Ahhh harikasın aşkım!!”
Gölgenin yüzünde bir gülümseme belirdi. Bana öyle bakıyordu ki o gülümseme bir karadeliğe dönüşüp beni yutacak gibiydi! Ahh ne güzel olurdu! Nasıl bir his olurdu?!
“Anlat bana. Buraya nasıl geldin? Hatırlıyor musun?”
“Seni parçalara ayırıp, uzuvlarını sokaklardaki her karanlık köşeye çivilediğim için! Resmen sanatçıyım değil mi?! Şahane bir fikirdi! Ahahahahha!! Ahh- Sen.. O yüzden mi hep o köşede duruyorsun ha?! Zavallı şey seni!”
“Neden beni öldürdün?”
Kıkırdadım.
“Senin gülüşüne her zaman hayrandım. O gülüş için evlendim. Gülümsemeni her gün görmek istedim. Sonra merak ettim! Acaba ölürken de bana böyle parlak ve içten gülebilir misin diye?”
“İstediğin gibi gülümseyebildim mi sana?”
“Ahahahahaa! Tabi ki güldün! Seni öldürmeden önce elinle yüzümü okşayıp, ağlarken, yalvarırken o buruk gülümsemeni nasıl unutabilirim ki! Ahavahahaha! Çok güzeldin! Çok güzeld-”
Çatlak gülüşlerim bir anda kesildi. Birden zihnim kapandı. Hissizleştim. Olduğum yerde dondum. Bir boşluğa dönüştüm. Kim olduğumu unuttum. Aptalca etrafıma bakındım. Sonra bana güzel gülümsemesiyle bakan adamı gördüm. Soluk yüzlü adama uzun uzun baktım. Sonra rüyalarımı hatırladım.
“Sen kimsin? Neden rüyalarıma giriyorsun?”
Bölüm etkileşimi
