ŞARLMAN 2 kitap kapağı

2. bölüm / 4

ŞARLMAN 2

1. Bölüm Çıkar Ve Miras Meselesi

Vaveyla Yazarı: Elif Doğan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 1. Bölüm Çıkar Ve Miras Meselesi

1242 Kudüs Krallığı, Amed nehri eteklerinde bir yerleşim bölgesi.

Kudüs, tüm dinlerin tesbih boncuklarının rengi cümbüş gibi parladığı lakin iplerin gerildiği an çil yavrusu gibi dağıldığı kutsal bölge. Kimi İslam dervişlerinin dilinde kutsallık ile kendine yer bulurken kimi, gezginin dilinde ise Mahsa ve İV. Yüce kralları Baldwin’in aşkına tanıklık eden büyülü yer... Haçlı seferlerinin Amira'nın büyük dedesi 5. Baldwin’in yönetimine tarihlenen çöküş zamanlarına dek. Baldwin hükümdarlığının çöküşü Amira'nın annesi Lydia'nın sürgün edilmesine sebebiyet vermiş, yüce Efendi’nin biricik karısı karnında geleceğin tek varisini taşırken kutsal topraklardan halk gibi sınır dışı edilmişti bu duruma etken büyük dedesi 5. Baldwin’in ölümümün payı ise kız için çok yüksek ihtimal gibi duruyordu.

“ Doğu Roma krallığından Lord Elric ve elçileri kabül salonunda beklemekte yüce hanımefendi “

Düşünceli, dalgın ve çok yorgundum. Nehrin kırmızı renkte dingin bir huzurla akan su hengamesi dahi, zihnimde ki düşünceleri dağıtamıyor aksine hiç tanımadığım bir adamla devletin bütünlüğü, halkımın refahı ve esaret altına alınmaması için diplomatik adımlarla zoraki evlilik düşüncesinin yanına ailemin karmakarışık geçmişi eşlik ediyordu. Hurma ağaçlarının kırılgan, rüzgardan bile esenlik alarak incinen dalları gibiydim. Öylesine herkesin ve her şeyin iyiliğini düşünmek için satranç turnuvasında gibi hareket ediyordum ki taşım ise bedenim ve düşüncelerimdi. Ama, ama şimdi bu yorgun kırılganlığı kimseye yansıtamazdım özellikle hizmetimde ki kimselere.

“ Bir kaç dakika gecikeceğimi ve özürlerimi iletir misin lütfen “

Hizmetli tapınak askeri hiç ikiletmeden başını onay vererek salladı.

“ Emredersiniz hanımefendi. “

Tapınak askerinin demir zırhı her bir uzaklaşan adımda çöl toprağını acımasızca eziyor, zırhından geriye bıraktığı demir sesi kan renginde ki nehrin su sesine karışıyordu. Yeniden tüm karışık düşüncelerim ile baş başa kaldık, zaten hep bu düşünceler ile baş başaydım 16 yaşımda tahta oturdum. Henüz kendi büyüyen bedenimi anlamlandıramadan, henüz kendi isteklerimi, arzularımın ne olduğunu hissedemeden. Omuzlarıma ailemin miras olarak bıraktığı toprakları işgalden kurtarıp yeniden Kudüs’ü fetih ederken iç karmaşıklar ve kentin düzenini sağlamak, barış hüküm sürdürmek adına tüm genç düşüncelerim sarayın küçük bir çalışma odasında soldu gitti. Şimdi ise yeniden devletim ve halkım için çocukluk, gençlik yetmiyor kadınlığımı da sunuyordum.

Artık Kudüs sarayına dönmeli ve kabül odasında beni bekleyen altından kafes tahtıma oturarak, misafirlerimi ve müstakbel eşimi ağırlamalıydım. İşte benim için bireysel olarak ayrılan kısıtlı sürenin sonuna gelmiştim, tapınak askerlerinin demir çelikten zırhları çarmıh gerilmiş büyük koca dağ yamacından aşağı batıyor ve nehrin suyuna yansıyan turuncu, pembe, kırmızı ışıkların sessiz doğal uyumlarını şıngırdayarak bozuyordu.

“ Yüce efendim Lord daha fazla bekleyemeyeceklerini iletmemi istediler. “

Yeşil gözlerimi devirdim, ve askere belli etmeyecek biçimde sessizce iç çektim. Nehrin kenarına oturduğum için tozlanan kırmızı elbisemin parlak kumaşlarında ki toprak kalıntılarını ellerimle çırparak temizlemeye çalışırken kollarımda dizili sayısız altın bileziklerim tıpkı, tapınak şövalyelerinin demir zırhları gibi şıngırdıyor ve ben içimden bu zoraki evlilikten kurtulmak için dualar ederken Kudüs sarayının kerpiç duvarları arasında ki Bedesten sokağına tapınak askerleri ile adımlıyordum bile...

1242 İslam coğrafyası. Bugün ki Türkiye toprakları, Edirne Kasr-ı.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin büyüklüğü her geçen gün katlanarak artıyor ve mimari yapılarını bu büyük devletin, büyüklüğü ve geldiği konumun önemi gibi gelişiyordu. Kasırlar saray oldu, kervanlar Han büyük savaşçı başları ise akıncı başı.

Büyük kubbeli Orta Asya otakları keçe kumaşından özenle teker teker dikilmiş ve Edirne’nin dağ eteklerine kurulmuştu. Her bir ızgara sisteminde yaklaşık 6 çadır 4 sıra halinde dizili ve ortalarında ki baş ucunda ise tüm bu Türk savaşçılara yani akıncılara öncü olan, hocalık yapan kişiye aitti akıncı başı Mihaloğlu Turahan’dı.

Akıncılar, büyük Selçuklu ordularından önce hareket ederek düşman topraklarına sızar, yolları ve geçitleri kontrol ederdi. Ordunun ilerleyeceği güzergâh hakkında bilgi toplar, düşmanın konumunu bildirirlerdi. Böylece Selçuklu ordusu, savaş öncesi avantaj elde ederdi. Daha çok ganimet ile geçinen bu birlik askerler, Selçuklu himayesine girmemiş yalnızca kendi başlarına dost savaş müttefiği olarak katılmışlardı. Zira, akıncıları kimse yönetemez kimse onları ecnebi askerleri gibi parayla satın alamazdı. Savaşta siz onları değil, onlar sizi seçerse müttefik olur ve zafer garantilenirdi. Lakin, akıncılar sizi seçmez ise sonuç şimdiden belliydi bir avuç hediye toprak, bir kaç bin asker ölüsü ve otağında kılıcına bulanmış kanı keçe bez parçası ile çok normal bir işmiş gibi temizleyen akıncı başları.

Yeni bir muhabereden ve talim savaşlarından otaklarına dönen akıncı birliklerinden kimisi bitap düşmüş halde kendilerini sedir yataklarına hiç düşünmeden atıyor, kimisi ayaklarında ki talimden geriye kalmış gün boyu ayakta durarak nasır tutmuş yerlere merhem sürüyor, kimisi ise akıncı ocağına yeni katılmış toy çocuklarla cümbüş ederek eğleniyordu. Başları olan adam ise, İslam coğrafyasının çoktan batmış güneşinin ardına sığınmış kara geceyi otağına astığı meşale ile aydınlatarak Kudüs’ten gelen diplomatik belgeyi çözümlemeye çalışıyordu.

Adamın elleri kılıç tutmaktan çok sert ve kalındı, ellerinde ki damarlar talim ve savaş yapmaktan ötürü beyaz teninde harita şekilleri gibi yol çizmiş, yalnızca simsiyah kumaşların izin verdiği ela gözleri bez parçaları içerisinde belgede ki yazıları dikkatle okuyarak çözümlerken otağın içerisinde ki meşalenin kırmızı, turuncu ışıkları adamın simsiyah diba kumaşlarında dans ediyor ve ellerinde tuttuğu belge okudukça Kudüs’ün giriş anahtarı oluyordu.

Not; Akıncı başlarının yüzünü tasvir etmesi yasaktır, genellikle ölümü temsil ettikleri için siyah giyinirler. Başları olan yönetici kişi küçüklükten kendini bu ocağa adar ve özel hayatının asla olmayacağına yemin vererek baş olmayı kabul eder. Akıncı başlarının yüzünü tasvir etmesi, düşmanın yüzünü ezberletmesi ve tehlikeli bölgelere kimselerin haberi olmadan tanındığı için akın edememesi sorununa yol açar.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18