1. bölüm · 🔗 SANAL KÖRDÜĞÜM 🔗
🔗 SANAL KÖRDÜĞÜM 🔗
1.BÖLÜMM✨
"Bir kız, bir sanal arkadaş ediniyor ve kız onu bir gruba alıyor. O grupta bir oğlanla tanışıyor. Kız ve oğlan sürekli kavga ediyorlar ve bir kavganın ardından kız gruptan çıkıyor. Ondan sonra üç gün boyunca özelden o oğlanla kavga etmeye devam ediyorlar ve tuhaf bir şekilde arkadaş oluyorlar.
İlk gün, gece saat beşe kadar sohbet ediyorlar ve ardından konuşmaları sekiz ay boyunca sürüyor. Birbirlerinin yüzünü dördüncü ayda görüyorlar. Ondan bir ay sonra kız, oğlana aşkını açıklıyor ama oğlan reddediyor. Üzerinden iki ay daha geçiyor. Kız her hafta aşkından bahsediyor ve her seferinde reddediliyor. Kız ne kavgalar, ne tartışmalar yaşıyorlar…
Kız Türkiye’de, oğlan Azerbaycan’da. Oğlan “Ben Azerbaycan’dayım.” diyor ve kız buna inanıyor. Bir ay konuşmuyorlar ve sekizinci ayda barışıyorlar. Fakat barıştıktan sonra oğlan bambaşka davranmaya başlıyor… Umursamaz biri oluyor, ailesini bile önemsemiyor.
Bir gün oğlan kadın katillerini savunan şeyler paylaşıyor. Kız ona olayları anlatsa da, “Senden çok korkuyorum.” dese de oğlan sadece “Heheh.” deyip gülüyor. Ve o günden sonra oğlan aniden kayboluyor. Kimse ona ulaşamıyor.
Kız, bu oğlanı her yerde görür gibi oluyor ama oğlan hep “Ben Azerbaycan’dayım.” diyordu. Kız da “Herhalde hayal görüyorum.” deyip geçiyordu. Ama o olaydan sonra kız gölgelerle ilgili rüyalar görmeye başlıyor. Oğlan kaybolduğu için her şekilde ona ulaşmaya çalışıyor ama olmuyor. Arkadaşlarına soruyor, kim olursa olsun… kimse oğlana ulaşamıyor.
Kızın nefesi tükenmişti. Artık pes etmişti.
Ve kız pes ettikten beş gün sonra oğlan geri döndü. Oysa kız ne yapıp edip ona ulaşamamıştı. Meğer gerçekten doğruymuş: Umudu kestiğin an, o kişi sana geri gelirmiş.
Oğlan geri döndüğünde, kızın içini garip bir his kapladı. Bir yanıyla rahatlamıştı, çünkü sonunda ondan haber alıyordu. Fakat diğer yanı… tedirgindi. Çünkü oğlanın sesi bile değişmişti. Sanki eskisi değildi.
“Bir süre uzak kalmam gerekiyordu.” dedi oğlan, hiçbir açıklama yapmadan.
Kız bununla yetinmedi. “Neden kimseye haber vermedin? Herkes seni arıyordu.”
Oğlan sadece, “Bırak insanlar konuşsun.” diye mırıldandı. Eskiden olmadığı kadar soğuktu.
Kız o an anladı: Dönmüştü ama aynı kişi olarak değil.
O gece, kız yine bir rüya gördü. Gölgelerin arasından biri ona doğru yürüyordu. Yüzünü seçemiyordu ama hissi tanıdı: Oğlanın varlığıydı bu. Uyandığında telefonu titriyordu. Oğlandan bir mesaj gelmişti:
“Rüyanda gördün mü?”
Kız tüylerinin ürperdiğini hissetti. Çünkü kimseye anlatmamıştı.
Bir şey kesinleşmişti: Bu dönüş, bir başlangıç değildi… bir meydan okumaydı.
Kız, parmakları mesajın üzerinde donakalmış bir halde ekrana bakıyordu. "Rüyanda gördün mü?" Bu iki kelime, odadaki bütün havayı çekip almıştı. Gözleri pencereden dışarıdaki karanlık manzaraya kaydı. Gölgeler... Gerçekten de rüyasında görmüştü.
Titreyen elleriyle cevap yazmaya başladı:
"Neyden bahsediyorsun sen? Nasıl bildin?"
Cevap, araya hiç zaman girmeden geldi, sanki o da mesajın gönderilmesini bekliyormuş gibiydi.
"Bilmem gerekeni bilirim. Sadece o gölgelerden uzak dur. Benimle ilgili her şeyi unut."
Kızın kalbi göğüs kafesinde bir kuş gibi çırpınıyordu. Unutmak mı? Sekiz ay, kavgalar, aşk itirafları ve ardından gelen o umursamazlık... Unutmak mümkün müydü?
"Bana ne olduğunu açıklayacaksın. Bu yaptığın neydi? Neden kayboldun? Neden geri döndün? Ve o rüya..."
Bu kez cevap gelmedi. Bir dakika, beş dakika... Kız, mesaj balonunun üzerinde "yazıyor..." ifadesinin yanıp sönmesini bekledi ama boşuna. Oğlan yine sessizliğe gömülmüştü. Onu aramayı denedi. Telefonu kapalıydı
