1. bölüm · Sana Dair Şeyler

1

Albatross 03

Çimenlerin üstünde uzanıyorum.
Toprak soğuk, ama içim daha soğuk. Gökyüzüne bakmıyorum çünkü yukarıda umut var derler, ben umut aramayı çoktan bıraktım.

Beni tanısalar, ilk söyleyecekleri şey şu olurdu

“Bu çocuk belanın ta kendisi.”

Haklılar. Geceyi severim. Gürültüyü, boş sokakları, kimsenin kimseye hesap sormadığı saatleri… Sabahlar bana göre değil. Sabahlar temiz insanlar içindir.
Ama o…

Onu ilk gördüğümde kendime güldüm. Benim gibi birinin kalbi olduğunu fark etmesi utanç vericiydi. O tertipliydi, düzenliydi, hayalleri vardı. Benimse hayallerim değil, kaçış planlarım olurdu.

Onu uzaktan sevdim.
Hep uzaktan.
Yaklaşmadım. Çünkü Benim dünyam kirliydi sigara dumanı, yarım kalmış kavgalar, uykusuz geceler… Onun dünyasına bunları taşımaya hakkım yoktu.

Beni hiç gerçekten tanımadı. Tanımasını da istemedim zaten. Tanısaydı belki korkardı. Belki yüzüme o masum bakışıyla bakamazdı. Ve ben o bakışı kaybetmek istemedim.

Bazen bir köşede durup onu izlerdim. Gülüşünü. İnsanlarla konuşurken gözlerinin nasıl parladığını. O gülüşü her gördüğümde içimde bir şey kırılırdı. Kırılan şey kalbim değildi çünkü kalbim çoktan çatlamıştı. Kırılan şey, olamayacağımı bildiğim bir ihtimaldi.

Ona hiç “seni seviyorum” demedim.
Çünkü benim “seviyorum” kelimem ağırdı. Kirliydi.

O kelime onun omuzlarına yük olurdu.
Bir keresinde çok yaklaşmıştım. Yanından geçerken kokusunu aldım parfümü umut gibi bir şeyi hatırlatıyordu… O an anladım ki ben bu hayata ait değilim. Ben daha çok gecenin hatası gibiyim.

Bazen kendime kızıyorum.
Neden böyle oldum diye.
Neden düzgün biri olamadım diye.
Ama sonra aynaya bakıyorum gözlerimin altındaki morluklara, yüzümdeki yorgunluğa Ve diyorum ki
“Sen zaten savaşarak büyüdün. Onun gibi yürüyemezdin.”
Şimdi burada uzanıyorum. Otların arasındayım. Telefonum sessiz. Kimse yazmıyor. Kimse merak etmiyor. Zaten etmeleri de gerekmiyor.
Onu düşünüyorum.
Belki başka birini seviyordur.
Belki çoktan unutmuştur beni. hatta hiç fark etmemiştir bile. Ama ben unutamam.
Çünkü bazı insanlar hayatına girmeden iz bırakır.

Eğer bir gün cesaretim olursa, ona şunu söylemek isterim ama hiç bir zaman söylemicem.

“Ben seni sevdim… ama sana yaklaşamayacak kadar karanlıktım.”
Ve bazı serseriler mutlu son yazamaz.
Biz sadece içimize gömeriz.
Sessizce.
Kimse duymadan.