11. bölüm · SALONUM'UZ
11. Bölüm
Balkan Melis'in üzerine eğilmiş, iyi oldup olmadığını kontrol ediyordu. Ya bayıl bir de Feriha!
Öf aptal kız be!
"Bayıl bir de Feriha! "
Balkan bana döndü. Sanırım sinirlendirmiştim.
"Şimdi seni ben bayıltacağım arıza! "
"Kes sesini be! Ne oldu bebişine yumruk mu atmışım? Ah ne yazık yoğun bakıma gitmesi gerek! "
Balkan bana öyle bir bakış attı ki bir an kalkıp beni öldürecek sandım.
"Kapa çeneni arıza! "
"Kapamayacağım be! Yiyorsa gel kendin kapat! "
Allah kahretsin yine çenemin yayı düştü! Yok abi bana yay işlemiyor vidalamam lazım çenemi!
"Arıza sen kaşındın! "
Bir hışımla ayağa kalktı ve üzerime yürümeye başladı. Bende geriye doğru yürüyordum.
"Balkancığım anlaşabiliriz!"
"Sen kaşındın, bende kaşımaya geliyorum arıza! "
Beni köşeye sıkıştırdı.
"Balkan Allah için karnıma vurma! "
"Neden? "
Abi bunun karı hastalığından haberi yok mu? Aptal ya açık açık söylemem mi gerekiyor?
"Kibarcası karı hastalığı Balkancığım! "
"E banane bundan bu senin sorunun! "
Aptal! Aptal! Aptal! Tek kelimeyle geri zekalı bir çocuk bu!
"Balkan seni öldürürüm oğlum! "
"O tam tersi olmasın? "
Kaşındın ya sen! Dizimi kaldırdım ve bacak arasına sert bir diz geçirdim. Balkan iki büklüm olurken bu sefer de kafasına dizimi geçirdim.
"Ah! Geri zekalı seni bu sefer öldüreceğim! "
"Yakalarsan seninim bebeğim! "
Dedim ve kaçmaya başladım. Aşağı kata indim ve bir kum torbasının arkasına saklandım. Balkan bu sırada kendini toparlamış olmalıydı. Çünkü merdivenden inişini duyabiliyorum. Buraya geliyordu! Hay çenemi yayını! Yav ben şimdi hangi deliğe girecem be? Tamam abi buldum! Zekiyim ben hayatım. Balkan buraya doğru yürüyecek, torbayı geçecek, o geçtiği an saklandığım yerden çıkacak ve yukarıya kaçacaktım. Tabii hızlı olmam gerekiyor. Çünkü yakalanırsam bittim!
Balkan torbanın önüne kadar geldi. Has- abi torbaya doğru geliyor! Tamam abi nerden çıkarsa öbür taraftan kaçıcam B planı devrede!
Balkan geldi ve bir anda sağ taraftan çıktı.
"Bö!"
"APTAL! "
tamam abi koş!
Tam adımımı atmıştım ki kendimi bir anda yerde buldum.
Başımı yukarı kaldırdığımda Balkan'ı gördüm.
"Balkan ne olur! "
Balkan sırıttı.
"Ya dedin bana! 'Yakalarsan seninim bebeğim' dedin! "
Hay çenemi var ya!
"Şakaydı Balkancığım! "
"Gel buraya bebiş! "
ÇALINTI! HIRSIZ HERİF! BENİM KELİMEMİ ÇALDI! BİLGİ HIRSIZI! PUH SURATINA!
"Yok Balkancığım ben gideyim sıra Gizemde."
Balkan kollarıyla bağdaş kurdu.
"Bir yumruk atayım sonra serbestsin."
Allah kahretsin tüm gücüyle atacak şimdi!
"Balkan bak ciddiyim. Hasta olucam lan! Sabahtan beri karnıma yumruk yiyorum! "
"Tamam işte sadece bir yumruk! "
Offf sıçtım ben. Neyse DARISI BAŞINA ARTIK!
Balkan eğildi. Kolunu kaldırdı ve tüm kuvvetiyle vuracaktı ki son salise durdu ve parmağıyla karnıma bir tiske attı.
"Şanslısın ki iyi günümdeyim. Yoksa burdan sağ çıkamazdın! "
Ayağa kalktım. Canım balkon demirim yaa! İsnaflı çocuğum.
"Balkan! "
"He arıza? "
Balkan'a doğru yürüdüm.
Kafamı göğsüne yasladım ve sarıldım. İnsafa geldim. Duygularım ağır basıyor şuan!
"Bücür umarım yine bana bir diz geçirmeyeceksindir! "
"Teşekkür ederim balkon demiri. "
"Tamam arıza çok da sıkı fıkı olmayalım lütfen. "
Bugün ben üstündeyken aptal aptal imalarda bulunan da ebemdi!
Tövbe tövbe!
"Tamam kıskanmasın flörtcüğün! "
"Bücür! "
Sırıttım.
"Efendim savaşın evladı! "
"Melis'i karıştırmayalım lütfen! "
"Tamam be! Yemedik bebişini!"
"Bücür! "
"Tamam balkon demirciğim. "
Yukarı çıktık.
"Gizem! Sıra sende buraya gel! "
Doruk yanıma geldi.
"Asel ne olur Nazlıma çok sert vurma! "
Güldüm.
"En az senin kadar biliyorum bende ağlak olduğunu! "
"O ağlak değil, nazlı! "
"Yav he he sensin! "
"Asel!"
"Sus be! "
Doruk sustu ama bana hala yalvaran bakışlar atıyordu. Ne yapıyım kardeşim? Yardım etseydi kabinde! Allah Allah!
"Asel ne olur bana sert vurma. "
Dedi Gizem ağlamaklı bir sesle.
"Seni Melis gibi dövmeyeceğim. Ama Melis'in bir tık altı seviyede döveceğim."
Gizem'in bana hiçbir şey yapamayacağını biliyordum. O korkaktı yani. Ne bekleyebilirim ki?
Bir şey söylemesini beklemeden döner tekme attım. Sarsıldı, o kendini toparlayamadan bir kroşe geçirdim. Yere düşeceği anda diğer çenesine kroşemi geçirdim. Bir kaç sert yumruk attım ve son olarak sert bir karaciğer geçirdim. Yere serildi.
"İntikam öyle değil, böyle alınır Doruğun Nazlıcığı!"
Doruk hemen Gizem'in yanına eğildi ve onu kucakladı. Abi yakışıyorlar bunlar! Bu renkli gözlülerin iki tane koşturan cücüğünü düşünsenize! Çok tatlılar!
Balkanla Melis'i düşünün bir de! Onlarında kara kuzusu olur herhalde. Puhahahahdhshhsjd.
Atlasla beni düşünmeyin çünkü ben çocuk falan bakamam. Vallahi sabırsızımdır bir çakarım çocuğa genleri mutasyona uğrar. Ayrıca Atlasla sevgili falanda değiliz!
Doruk Gizem'i arka odaya götürdü. Orda ilkyardım eşyaları, yatak, serum, ilaçlar yada merhemler falan vardı. Tabii bende peşlerinden gittim. Orada aşk yaşamalarına izin verecek değilim! Evde yaşasınlar aşklarını!
Biz Atlasla hiçbir şey yaşamadık mesela?
Doruk Gizem'i yatağa yatırdı.
"Geri zekalı! Niye bu kadar sert girdin kıza? "
"Sert falan girmedim, o çok nazlı!"
Yalan. Yani ortalama girdim diyelim sonuçta 'sert' sayılmaz yani.
"Off git su getir! "
"Banane be! Ben niye getiriyorum? Git sen getir! "
Doruk bana döndü ve öküz gibi bir bakış attı.
"Tamam canım getireyim sonuçta arkadaşım yani."
Oğlum ben çok dönek biriyim he! Ama bazen işe yarıyor yani.
Gizem'in çantasından suyunu aldım.
"Al be! Getirdim! "
"Aferin çalış köle! "
Doruk öldün! Eldivenimi çıkardım ve işaret parmağımı Doruğun beline soktum.
"Has-"
"Küfür etme be öküz! "
Parmağımı çektim ve silah işareti yaptım. Yüzüme doğru getirdim ve parmaklarımın ucuna üfledim.
Lan bu hareket çok havalı oldu be! Badgirl'im oğlum ben!
"Sus arıza! "
"Tamam sustum. "
Yaklaşık bir 5 dakika sonra Gizem kendine gelmeye başladı.
"Oscarlık performans sergiledin Gizem!"
"Sağol arıza. "
Vayy atar gider yapmadı! Adam etmişim oğlum ben bunu!
Doruk:
"Gizem dinlen. Ben çantanı getiririm. Bir saate eve geçeriz. "
Oğlum ben bunları harbi shipledim!
"Tamam sağol. "
Doruk odadan çıktı.
Gizem arkasını döndü ve uyumaya başladı.
Doruk 2 dakika sürmeden elinde iki çantayla içeri girdi. Biri kendinin, diğeri Gizem'in çantasıydı.
Kendi çantasından kazağını çıkardı ve Gizem'in üstüne örttü.
"Vay vay vay! Doruktan centilmen erkek çıkıyor muymuş? "
"Tabii gerektiğinde öyleyimdir. "
Dedi övünerek.
"Aferin öküz. "
"Teşekkürler bücür. "
Odadan çıktım.
Çantamı aldım ve yukarıya çıkmaya başladım.
Arkamdan biri geliyordu ama çok da önemsemedim.
"Bücür! "
Bu Atlas'ın sesi! Oha niye bu kadar heycanlandıysam?
"He harita? "
"Aferin iyi dövüştün."
Ya ne demezsin! Yüz puan verdi hocam olur kendisi!
"Sağol harita. "
"Şimdi yoluna devam et ve hasta olma! "
Ne emiri veriyor lan bu? Hangi köyün delikanlısısın oğlum sen? Hayırdır birader?
"Etmiyorum! "
Olduğum yerde kaldım ve merdivene oturdum.
"Ediyorsun."
"Etmiyorum ve üstümü falan da değiştirmeyeceğim! "
"Emin misin bücür? "
"Adım kadar! "
İşte çekersin böyle keçiliğimi! İnatçıyım oğlum ben! Emir vermeyeceksin bana!
"Tamam bücür sen istedin. "
"Evet bu benim isteğim ve seçimim! "
Atlas bir anda beni kucakladı. Bu çocuk kendini ne zannediyor be?
"İndir beni geri zekalı! "
"Sen istemiştin bücür. "
Beni yukarıya taşıdı. Kabinin önünde yere indirdi.
"Aferin köle."
"Ne demek majesteleri. Şimdi kabine gir ve üzerini değiştir. "
Güldüm.
"Değiştirmeyeceğim."
Kollarımla bağdaş kurdum ve beklemeye başladım.
"Tamam, bu eğlenceli olabilir. "
Aptal! Ne ima ediyor yine? Hayır hayır lütfen aklımdan geçen şey olmasın! Bu aptal benim üstümü mü değiştirmeyi düşünüyor? Yok canım olur mu öyle şey? Hem denesin bakalım nasıl dayak yiyor!
"Yav he he. "
Atlas beni yine kucakladı ve kabine soktu. Kapıyı kapattı. Küçücük kabinin içinde yalnızdık.
"Gel bakalım. "
"Hayır."
"Bücür seni zorla soymamı istemiyorsan kendin razı ol ve senin isteğinle üzerini değiştireyim. "
"Çok beklersin! "
"Hadi bücür! "
"Off tamam çık be kendim giyinirim!"
"Aferin."
Kimsin çocuğum sen?
"Tamam giyinmiyorum."
"Bücür çok inatçısın. "
"Evet öyleyim. "
Atlas elini uzattı ve bluzumu üzerimden çıkarmak için bir harekete girişti. Ellerimle buna engel oldum.
"Hayırdır? Ben bedenimi sokakta bulmadım! Çık kendim giyinirim! "
"Tamam bücür. Seni nasıl ikna edebileceğimi biliyordum. "
Bana göz kırptı ve yaklaştı. Yanağıma hafif bir öpücük kondurdu. Tanrım midemde kelebekler Nasreddin Hocayla birlikte horon tepiyor!
Ben donmuştum. Zaman benim için durdu şuan. ABİ SEN ŞAKA MISIN? Ayrıca şuan normale döndüm! Her neyse hiçbir şey olmadı.
Üzerindeki bluzu çıkardım ve sweatshirtimi giydim. Altımdaki taytı da çıkardım ve eşofmanımı geçirdim.
Bir kaç fıs parfüm sıktıktan sonra saçımı tepeden topladım. Parfümüm portakal çiçeğiydi. Bu kokuya bayılıyordum. Kabinden çıktım ve aşağıya indim. Kapının önüne oturdum. Diğerlerini beklemeye başladım. İlk gelen Atlastı. Vay ne tesadüf? Şansa bak!
"Sana süre anlamında koymuşum harita! "
"İşin bu sonuçta bücür. "
Yanıma oturdu. Abi parfümü çok güzel kokuyor! Kenzoya benziyordu. Ama o çok pahalı değil mi? Her neyse. Ama çok güzel kokuyor! Başını anlam veremediğim bir şekilde omzuma yasladı.
"Pardon harita, depresyonda mısın? "
"Hayır, sevdiğim kızın omzundayım. "
Pardon? Burada sevdiği kız ben mi oluyorum? Allah Allah? Cesarete bak!
"Neden bir şey söylemiyorsun? "
"Sevdiğim adamın kokusunu çekmekle meşgulüm. Pardon. "
NE? BUNU BEN Mİ SÖYLEDİM? HAYIR HAYIR! SAÇMALAMA ENGİN!
"Asel? "
"Harita? "
Atlas bana baktı ve şaşkın gözleri sonunda düzeldi. Yine başını omzuma yasladı.
"Bir şey demeyecek misin harita? "
"Şuan şoktayım. Sen demeyecek misin? "
"Bende şoktayım harita. "
Onun başının üzerine başımı yasladım ve gözlerimi kapattım.
