SAKLI DÜŞMAN kitap kapağı

2. bölüm / 3

2.Bölüm~Çökertme~

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 2.Bölüm~Çökertme~

Arel, ortamın kokusundan havadaki gerginliği hemen fark etmişti. Kulübün loş ışıkları altındaki her gölgeye dikkat kesilmişti. Alina’nın masasına yaklaşırken, kulübün arka girişinden içeri giren siyah giyimli adamlardan ikisi gözüne takıldı. Diğer müşteriler müziğin sesine kapılmış gibi görünse de, Arel tetikteydi.

Adamlar ağır adımlarla ilerliyordu. Ellerinde silah yok gibi görünüyordu ama bu durum Arel’in şüphesini artırdı. Gözleriyle salonun çıkış noktalarını taradı. Birkaç saniye içinde bir çatışma çıkacağından neredeyse emindi.

“Burada kal, çıkışa bakıyorum,” dedi Alina’ya yaklaşıp.

Ama Alina, olduğu yerde dona kalmıştı. Nefesi hızlanmış, gözleri kocaman açılmıştı. Derin bileğine yapışmış, “Ne oluyor?” diye fısıldıyordu ama Alina duyduğu her seste irkiliyordu.

Tam o anda silah sesleri yankılandı. Bir tabanca, kulübün bar kısmından ateşlenmişti. Panik dalgası bir anda kulübü sardı. İnsanlar çığlık atarak kaçışmaya başladı, masalar devrildi, bardaklar yere düşüp patladı.

Arel, hiç vakit kaybetmeden Alina’nın kolundan tuttu. “Çök!” dedi sertçe ama dengeli bir ses tonuyla.

Alina refleksle çömeldi ama elleri titriyordu. Gözleri büyümüştü, nefes alamıyor gibiydi. Kalabalığın karmaşasında Arel onu sürükleyerek arka kapıya doğru ilerledi. Mermi sesleri kulaklarında yankılanıyordu ama Arel'in yüzünde tek bir korku belirtisi yoktu. Sadece bir hedefi vardı: Alina’yı oradan sağ çıkarmak.

Arka çıkış kapısına ulaştıklarında, Alina’nın dizleri çözüldü. Ayakta duracak hali kalmamıştı. Yere çöktüğünde elini Arel’in koluna sıkıca tuttu. Gözleri dolmuştu.

“Sakın bırakma!” dedi boğuk bir sesle.

Arel, onu dikkatlice yerden kaldırdı. Gövdesiyle Alina’yı koruyarak, bir ara sokaktan kulüpten uzaklaştılar. Siyah SUV tipi araçları sokağın başında hazırdı. Arel, kapıyı açtı ve Alina’yı içeri soktu.

“Beni kurtardın...” dedi Alina, gözlerini kaçırarak.

Arel şaşkınlıkla ona baktı. Bu kız, babasının gölgesinde yetişmiş, şımarık ve bencil biri sanıyordu. Ama şu an o gözlerde korku vardı. İçten gelen bir minnettarlık. Bu söz, Arel’in zihninde bir şeyleri kıpırdattı.

“Teşekkür ederim,” diye ekledi Alina, göz teması kurmadan.

Kulüp saldırısından hemen sonra olay bastırılmış, Fırat’a çok az bilgi ulaşmıştı. Ama olanları öğrenmesi uzun sürmedi. Arel’in soğukkanlılığı, Alina’yı çatışmanın içinden sağ salim çıkarması kulaktan kulağa yayılmıştı.

Fırat, salonun ortasında ayakta duruyordu. Arel içeri girdiğinde, onun gözleriyle buluştu.

“Adam gibi adammışsın,” dedi Fırat, sert ama takdir dolu bir sesle. “Kızım sana emanet. Artık özel korumam sensin. Onu gözün gibi koruyacaksın.”

Arel başını eğdi. Dışarıdan sadakat gösteriyordu ama içinde bir başka savaş daha vardı. Bu görevi kabul ettiğinde sadece Fırat’a daha da yaklaşacağını, onun sırlarına erişeceğini biliyordu.

Ve öyle de oldu.

Arel, artık sadece Alina’nın koruması değildi. Fırat’ın sağ kolu gibi yanında dolaşıyor, kritik konuşmaların göbeğinde bulunuyordu. Kulüpteki o saldırıdan sonra Fırat’ın gözünde onun yeri değişmişti. Alina’yı çatışmanın ortasında soğukkanlılıkla çıkarması, adını adamlarının zihnine kazımıştı. Herkes onu "baba’nın adamı" olarak görmeye başlamıştı.

Ama Arel'in içinde başka bir gerçek vardı. Gözü, kulağı her yerdeydi. Masum bir bakışın ardında sakladığı intikam, sabırla büyüyordu.

Bir akşam, Fırat onu garajın arkasındaki özel depoya götürdü. Kapılar kilitli, kameralar kör noktalara ayarlanmıştı. İçeri girdiklerinde metal kutular, paletler ve mühürlenmiş kolilerle dolu bir depo karşıladı Arel’i. Fırat, elini ceketinin cebine atıp sigarasını çıkardı.

“Bunlar,” dedi kibriti çakarken, “temiz iş. İthal şarap gibi görünüyor, ama içinden başka şeyler çıkıyor.” Göz kırptı. “Biz burayı saklıyoruz. İstanbul’un yarısı bizim malı içmeden duramıyor artık.”

Arel tek kelime etmedi. Sadece göz gezdirdi, sistemin nasıl işlediğini izledi. Gece vardiyası, kamyonlar, GPS takip cihazı olmayan taşıma araçları… Fırat’ın operasyonu neredeyse kusursuzdu. Ama bir şeyi unuttular: İçlerindeki adam artık düşman kampındaydı.

Arel o gece her detayı hafızasına kazıdı. Depo numarası, kamyon plakaları, şoförlerin isimleri… Hepsi daha sonra kullanılmak üzere beynine kazındı. Saat 02:47’de, güvenlik sisteminden uzak bir an kollayarak dışarı çıkıp motosikletine atladı.

Ona bağlı gizli bir iletişim cihazı vardı. Şehir merkezindeki bir kafeye yakın duran bir elektrik kutusunun arkasına gizlenmiş küçük bir sinyal güçlendirici aracılığıyla, verileri direkt olarak eski meslektaşlarına iletti. Kendi adını hiçbir zaman kullanmadı. Kod adı “Varis”ti. İntikamın taşıyıcısı.

Arel, sabaha karşı sessizce eve döndü. Görevini yapmıştı. Şimdi beklemek gerekiyordu.

Fırat’ın yüzündeki öfke odaya girmeden hissediliyordu. O sabah sevkiyat basılmış, mal yakalanmıştı. Üstelik bu, aylardır işleyen sorunsuz bir güzergâhtı. Medyada bu haber “istihbarat başarısı” olarak duyurulmuştu. Fırat’ın adamları çılgına dönmüştü. Güvenlik açıkları, kaçak çalışanlar, içeriden biri mi sızdırdı? Herkes şüpheliydi.

Ama Fırat’ın ofisinde sadece bir kişi vardı.

Arel.

Fırat, masanın başına oturmuştu. Parmaklarını birbirine kenetledi, yüzünde taş gibi bir ifade vardı.

“Bu işi biri sızdırdı,” dedi. “Ama kim?”

Arel cevap vermedi. Gözleri yerdeydi, ama yüzünde suçlularınki gibi bir tedirginlik yoktu. Sanki sadece öğrenmeye çalışan bir adam gibi bakıyordu.

Fırat sandalyesine yaslandı, gözlerini daraltarak Arel’e baktı.

“Sana güveniyorum,” dedi, “Bu işi içeriden biri mi yaptı, dışarıdan mı, öğrenmeni istiyorum. Kim yaptıysa, ayağını kırsınlar ama önce bana getir.”

Arel başını yavaşça salladı. Gözleri karanlık ama sakindi. İçinden, “Senin o boynunu koparıp kanınla duvara kendi adımı kazıyacağım,” diye geçirdi ama tek kelime etmedi.

“Anladım,” dedi yalnızca. “İzini süreceğim.”

Fırat hafifçe gülümsedi. “Senin gibi biri yanımda olduğu sürece, sırtım yere gelmez.”

Arel odadan çıkarken, arkasındaki kapı sessizce kapandı. Yüzünde ne bir zafer ifadesi vardı, ne de bir pişmanlık. Sadece derin, keskin bir kararlılık: Sabırla kazılan yıkımın ilk taşı yerinden oynamıştı.

~Bölüm Sonu~

Tekrardan merhaba ben dayanamadım galiba bir günde iki bölüm yazdım ama napayım çok seviyorum yazmayı ve sizlerde eğer destek çıkarsanız çok sevinirim🤍🤍🤍

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…