Bölümler 3Şu an: 1.Bölüm~Gizli Görev~
- 1 1.Bölüm~Gizli Görev~592 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2.Bölüm~Çökertme~819 kelime
- 3 3.Bölüm~Sınırdaki Dokunuş1.071 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alina, loş ışıkların titrek yansımasını izlerken, aynada kendi gözüyle yıkıldığını görüyordu. Yorgundu. O yorgunluk uykudan değil, yıllardır içinde taşıdığı sessizlikten gelen bir yorgunluktu.
Yüksek tavanlı odasının camını araladı. Soğuk gece havası yüzüne vurduğunda, bir an nefes
alabildiğini hissetti. Elini balkon demirine koydu, tam karşısındaki boş sokağa baktı. Her zaman birileri oradaydı. Korumalar. Onu koruyanlar mı, izleyenler mi, karar verememişti hiçbir zaman.
Babasının sesi yukarıdan duyulmadı ama onun varlığı, bu evin içinde hep yankılanırdı. Emirleri sessizdi, gözleri konuşurdu. Alina, Fırat’ın kızıydı. Ama hiçbir zaman onun kızı gibi hissedememişti.
O akşam, aynanın önünde saçlarını toplamadan önce durdu. Kendi kendine bir soru sordu:
“Bunun sonu nereye varacak, Alina?”
Hiçbir cevap gelmedi. Aynadaki kadın bile ona yanıt vermekten kaçınıyordu.
O gece, Alina birazda olsa evden uzaklaşmak için bir gece kulübüne gitmek istemişti. Sözde "arkadaşlarının yeri", ama Alina biliyordu — o masa başında alınan kararlar, bazen bir insanın sonunu belirliyordu. Kimin yaşayıp kimin öleceğine karar verilen masalar...
“Hazır mısınız?” diye sordu dış kapıdaki adam.
Alina başını salladı. İnce siyah mantosunu giydi. Ayak bileğine kadar inen deri çizmeleriyle sessizce merdivenlerden indi. Koridorda ilerlerken evin içindeki soğukluk daha da belirginleşti. Bu evde hiç gülüş sesi duyulmazdı. Sadece adımların yankısı ve güvenliğin telsiz cızırtıları…
Arel, siyah motosikletini geceye sürerken aynaya bir kez bile bakmadı. Göğsündeki sızıyı bastırmak için daha sert nefes aldı. Bu gece, sıradan bir görev değildi. Bu gece, onun kaderindeki ilk büyük adımın atıldığı gece olacaktı.
Kulübe yaklaşırken içindeki soğuk öfke dalga dalga yayılıyordu. Alina’yı korumakla görevlendirilmişti. Kimin kızını mı? Ailesini öldüren adamın.
O an bile, direksiyonu kırıp uzaklaşmak istemedi değil. Ama sonra kardeşinin yüzü geldi gözlerinin önüne. Gözleri kapalı ama hâlâ hayattaymış gibi hatırladığı hali.
“Sakın affetme,” demişti Arel, o mezarın başında yıllar önce. “Unutursan ölürsün.”
Ve Arel unutmadı. Bir gün unutmadığını Fırat’a gösterecekti. Ama sabretmesi gerekiyordu.
Alina, kulübe ilk adımını attığında, içeriye yayılan parfüm ve alkol kokusuna karışan barut izini sezdi. Bu tür yerlerin kokusu değişmezdi. İnsanlar eğleniyormuş gibi yapar, ama birileri hep tetikte olurdu. Onlardan biri de Arel’di. Alina'yı koruması gerekiyordu bunu ne kadar istemesede öyle olması gerekiyordu.
Alina, kulübün kalabalığında adımlarını sessizce attı. Etrafında herkes eğleniyor, dans ediyor, ama onun içinde ayrı bir dünya vardı. Yüzünde zorla sakladığı bir gerginlik vardı. Her hareketinde sanki etrafında görünmez bir duvar vardı. Bir yandan babasının ismi, bir yandan da kendi istekleri arasında sıkışmıştı.
Gözleri istemsizce koridorun sonunda siyah ceketiyle duran adama kaydı. Arel… Daha önce birkaç kez görmüştü onu. Yüzünü tam hatırlamasa da, orada olmasının anlamını biliyordu. Onun için sadece sıradan bir koruma, bir görevli.
Arel ise gözlerini Alina’dan ayırmıyordu. Korumanın ötesinde, içinde hesaplaşmalar taşıyan bir adam vardı. O geceye dair planlarını, hedeflerini sessizce düşündü. Alina’nın yanında olmak onun için zorunluluktu; aynı zamanda bir ceza.
Alina masasına geldiğinde, arkadaşları Derin, Melis ve Naz onu bekliyordu. Derin’in yüzünde kocaman bir gülümseme vardı, Melis’in ise hafif endişe karışık bir ifadesi.
Derin esprili bir şekilde, “Neredeydin? Bizi beklettin,” dedi. Alina sadece başını salladı, hafifçe tebessüm etti.
Melis, “Babanın haberin var mı senin burada olduğundan?” diye sordu. Alina omuz silkti: “Biliyordur. Peşime koruma taktığına göre."
Naz gözlerini kısarak etrafa baktı, “Neden hiç gülmüyorsun? Böyle olma, gece senin.”
Alina’nın yüzünde beliren gerginlik arttı. “Geceyi sevmediğimi biliyorsunuz zaten."
O anda kulübün arka kapısından hızla siyah giysili birkaç adam içeri girdi. Kalabalık aniden gerildi. Alarmlar çalmadı ama herkesin içinde bir şeylerin değiştiği hissediliyordu.
Arel hemen Alina’nın yanına koştu, sesi sertti: “Burada kal, çıkışa bakıyorum.”
Alina gözlerini ona dikti, içinde ne yapacağını bilmeyen bir karışıklık vardı. Bu koruma onu her zamankinden daha farklı koruyordu ama o, buna henüz alışamamıştı.
~Bölüm Sonu~
Merhabalar beni şimdilik tanımayacaksiniz ama iyi anlasacagimiza eminim sizlere değer veriyorum destek olursanız sevinirim🤍🤍🤍
Bölüm etkileşimi
