6. bölüm · SAKLI BAHÇE

6.BÖLÜM

Sena Çelebioğlu

Yazarın ağzından...
Esat, Orhan'ı arayarak çocukların ne zaman okula başlayacağını ve gelip okuldan formalarını almalarını söylemişti.
Zaman hızlı geçmişti ve Erenler o gün yeni okullarına gideceklerdi. Oğulcan ve Aybike ile buluşup önce Emel'i okula bırakmışlar ardından da okul yoluna düşmüşlerdi Erenler. Okulun oraya geldiklerinde Kadir kafeye geçmiş onlar da Atakul Kolejine giriş yapmışlardı.

Aybike: "Bi şey diycem yalnız bu tipler bizi yer ben size söyleyeyim." diyerek etrafa göz gezdiriyordu. Ömer: "Onlar bizi yerse biz de boş durmayız kuzen." Asiye: "Tamam bırakın gırgırı. Müdürün odasına gidelim de hangi sınıfta olacağımızı öğrenelim." diyerek müdürün odasının yoluna tuttular. Müdüre birlikte aynı sınıfta olmak istediklerini çünkü eski okullarında da böyle olduğu ve daha hızlı adapte olabileceklerini söylediler. Müdür de onlara uygun bir sınıf bulup onları takip etmesini söyledi.

O sırada Doruk kendi kendine söylenerek sınıfa gidiyordu. "Off... Bugün babamın okula aldığı şu burslular gelecekti. Umarım bizim sınıfa gelmezler" diyerek sınıfa geçti ve camın önündeki en arka sıradaki yerini aldı. Dikkatini bir şey çekti. Söyle bir bakınca sınıflarında çok da fazla insan yoktu. Kafasını sıraya koyup camdan bakarken içinden "Umarım aynı yaşta değilizdir. Yoksa kesin bu sınıfa gelirler." diye düşündü. Doruk müdürün sesiyle kafasını kaldırdı. Müdür tek değildi yanında birileri daha vardı. Doruk gelenlere bakarken bakışları kıvırcık saçlı kızda takılı kalmıştı. Berk'in dürtmesiyle kendine geldi. "Hayırdır bro. N'oluyo? Takılı kaldın kızda. Ama bak Harika da pis pis sana bakıyor dikkat et." Doruk: "Yok bi şey oğlum. Hem bana ne Harika'dan. Kapandı o defter." Berk: "Onun için pek kapanmamış galiba bro." diyerek müdüre döndüler. Müdür: "Evet arkadaşlar bunlar yeni sınıf arkadaşlarınız.(Erenlere dönerek) Sınıfa kendinizi tanıtın çocuklar." Oğulcan: "Hello gençlik. I am the Oğulcan." diyerek etrafa neşe saçarak sınıfı güldürmüştür. Aybike: "Ben Aybike. Oğulcan'ın kardeşiyim." Berk: "Ee siz nasıl abi kardeş aynı sınıftasınız tatlım?" Oğulcan: "Çift dikişim ben. Lise birde sınıfta kaldım. Oldu mu tatlım." Berk: "Oldu tatlım(o garip sırıtışıyla)" Asiye: "Ben Asiye. Oğulcan ve Aybike ile kuzeniz. (Ömer'i göstererek) Ömer de benim ikizim." diyerek arka sıradaki boş dörtlüye yerleştiler. Doruk içinden "Demek adı Asiye ve ikizi var. Garip birine benziyor. Hadi bakalım." diyerek müdürün gitmesiyle derse başlayan öğretmeni dinlemeye başladı.
Teneffüs olmuştu. Ee haliyle çoğu kişi sınıftan çıkmıştı. Kimse Erenlere yaklaşmıyordu. Melisa hariç.Melisa dörtlünün yanına giderek: "Merhaba ben Melisa. Tekrardan hoş geldiniz okulumuza." Asiye: "Hoşbulduk Melisa. Teşekkürler." Melisa Asiye ve Ömer'i göstererek "İkiz misiniz yani siz şimdi?" Asiye: "Evet, çift yumurta ikiziyiz." Melisa: "(Doruk'a dönerek) Doruk bak onlar da bizim gibi çift yumurta ikiziymiş. (Erenlere dönerek) Biz de ikiziz de." Aybike: "İkizsiniz ama hiç benzemiyorsunuz. Sen sıcacıksın ama ikizin hiç öyle değil gibi. Baksana buz gibi gözüküyor." Asiye: "Boşver Aybike sana ne buz gibiyse buz gibi." diyerek önüne dönmüştü. Doruk içinden "Demek bir de asiyiz. Vayyy...".

Okul çıkışı olmuştu çantaları toplarken Oğulcan: "Ee napıyorsunuz? Direkt kafeye mi?" Ömer: "Ee herhalde kuzen. Abim bekler yardıma." diye konuşurken konuşmalara kulak misafiri olan Melisa: "Şey diyecektim. Hangi kafe bu bende geleyim mi? Hem size hangi konulardayız onları falan söylerim." Ömer: "Olur. Okulun yanındaki Saklı Bahçe'ye gidiyoruz. Daha doğrusu orada çalışıyoruz. Abim işletiyor da orayı." Melisa: "Aa biliyorum ben orayı. Hatta müdavimlerindenim. Oradaki abla yani Hatice ablanın kurabiyelerinin hastasıyım. Ama geçenlerde bi ara kapalıydı sonra el değiştirdi galiba. Görmedim bir daha Hatice ablayı." Asiye yerine oturarak "El değiştirmedi maalesef. Hatice bizim annemiz. Annemle babam işletiyordu orayı. Ama geçenlerde bir kazada vefat ettiler. Şimdi de abim işletiyor." Melisa: "Bilmiyordum. Başınız sağolsun." Ömer: "Sağol." Aybike: "Tamam yeter bu kadar dram. Kalkın. Gidelim artık." diyerek Saklı Bahçe'nin yolunu tutmuşlardı.

Melisa'nın ağzından...
Asiyeler ile Saklı Bahçe'nin yolunu tuttum. Kafeye gittiğimizde Asiye "Abi biz geldik." diyerek mutfağa bağırarak bir masaya geçmememizi işaret etti. Oturduk. Arkam mutfağa dönüktü. Aybike: "Heh geldi işte Kadir abim." dediğinde arkamı döndüm ve o an içimde bir şeyler hissettim. Daha önce böyle bir şey hissetmemiştim ve sadece bakakalmıştım. Asiye'nin "Abi bu yeni sınıf arkadaşımız Melisa, Melisa bu da abim Kadir." diyince kendime gelmiştim. Tanışma faslından sonra bir şeyler atıştırmıştık. Ben onlara hangi derste nerede olduğumuzu anlatırken Ömer: "Ee ama bizim çok eksiğimiz var millet ne yapacaz." Asiye: "Valla benim eksiğim yok gibi ben çoğu konuyu önceden çalışmıştım." Oğulcan: "Ailemizin dahisi konuştu. Sen hallettin de biz ne yapacaz peki?" diyince aklıma geleni hemen söyledim "Sıkıntı yapmayın. Hocalardan eksik konuların notlarını alırız. Olmadı benim notlarımı kullanırız. Ben size yardım ederim." demiştim. Böylelikle daha sık gelirdim buraya diye geçirdim içimden. İşimiz bittiğinde toparlandım ve eve gitmek için yanlarından ayrıldım.

Yazarın ağzından...
Günler geçiyordu, Erenler Ataman Kolejine alışmaya çalışıyorlardı ama alışamadıkları tek şey üzerlerinde hissettikleri o bakışlardı. Ömer: "Bak valla ben bunlardan birini iyice pataklayacam, o olacak sonunda." Asiye: "Neden noldu gene ya?" Ömer: "N'olacak ya? Baksana şunlara tip tip bakıyorlar. Şeytan diyor bir tane yapıştır." Oğulcan: "Deme öyle kuzen. Sen de onlara bak. Ben öyle yapıyorum mesela. Bak sabahtan beri şu kızla kesişiyorum. Ama o bana biraz değişik bakıyor o ayrı." Aybike, Oğulcan'ın dediği taraftaki kıza bakınca "Oğulcan sana kötü bir haberim var. Şey o kız değil. Saçları falan sana kız gibi geldi galiba." Oğulcan: "Hadi canım... Yok artık yaa... Ama ben onu kız sanmıştım. Hatta Asiye gibi rahatına düşkün o nedenle formada etek yerine pantolonu kullanıyor demiştim kendi kendime." Ömer: "Kuzen bir daha birilerini keserken dikkat et. Yoksa valla hiç istemediğin yerlere gider konu." Oğulcan: "Yok ya zaten ben bundan sonra tek birini kesecem. Karar verdim. Zaten o etek giyiyor. Eminim yani kız😆" Aybike: "Kimmiş o bakalım? Söyle de biz de bilelim." Oğulcan: "Kim olacak tabi ki de Wonderfullum." Aybike: "Hani şu bizim sınıftaki burnu kaf dağında olan Harika'dan mı bahsediyorsun sen?" Oğulcan: "Evet, ondan bahsediyorum. N'oldu kardeşim bi sıkıntı mı var?" Aybike: "Yok benlik bir problem yok da. O kız sana bakmaz benden söylemesi." Ömer: "Neden bakmasın? Benim kuzenimin de kendisine göre bir mizacı var bence." Oğulcan: "Hay yaşa kuzen. Aynen öyle. Neden bakmasın." Aybike: "Neden bakmasın çünkü o kızın eski sevgilisi bilin bakalım kim? Durun söyleyeyim . Doruk. Hani şu bizim sınıftaki Doruk. Melisa'nın ikizi olan." Ömer, Oğulcan'ın elini tutup sıkarak "Kuzen sana bu yolda bol bol şans diliyorum. Bu kız Doruk'tan sonra dönüp sana bakarsa önce bir doktora gidin derim ben." Oğulcan: "Niye ki kuzen?" Ömer sırıtarak: "Niyesi mi var oğlum. Kesin kızın kafasına bir şey düşmüştür MR falan çektirirsiniz." der gülerek. Oğulcan: "Hahaahah çok komik. Çok güldüm." Asiye: "Tamam kuzen. Takma sen bunları. Sen ne istiyorsan onu yap." diyerek Oğulcan'a destek olmuştu.

Erenler böyle geyik yaparken zil çaldı ve sınıfa gelen nöbetçi öğretmen tarihçinin raporlu olduğunu söyleyerek yoklama alıp çıkmıştı. Asiye: "Hava mis gibi ben dışarı çıkıyorum. Bahçede kitap okuyacam biraz." Melisa: "Ee ama ne güzel sohbet ederdik." Asiye: "Sonra ederiz ya, hem kitabı bir an önce bitirip teslim etmem lazım kütüphaneye." demişti.

Asiye'nin ağzından...
Aslında kitabı dün almıştım. Ve başlamamıştım bile. Ama ne biliyim sınıfta durmak istemedim çünkü sınıfta ne zaman camdan dışarı bakmak için kafami çevirsem sürekli Doruk ile göz göze geliyoruz ve içimde kontrol edemediğim şeyler oluyor. O nedenle kitabımı aldığım gibi bahçeye attım kendimi. Okulun etrafını turlamaya başladım, kendime sakin gözlerden uzak bir yer arıyordum ve sanırım bulmuştum. Okulun arkasındaki çalılıkların ardında bir yer bulmuştum. Ama galiba başkasının yeriydi burası. Ama olsun. Zaten diğer herkes derste bir şey olmaz diyerek oturup kitabımı okumaya başladım belki kafam dağılırdı.

Doruk'un ağzından...
Dersin boş olduğunu duyunca kafamı koyup uyuyacaktım ama sağolsun sınıftakiler o kadar ses yapıyordu ki. Baktım olmayacak bari bahçeye gideyim dedim. Zaten Asiye de sınıfta değildi. Neredeydi acaba?
Bahçeye çıktım bu havada benim mekan mis gibidir. En iyisi oraya gitmek diye düşünerek arka bahçenin yolunu tuttum. Çalılıklara yaklaşırken bir ses duydum ve dinlemeye başladım.

Yazarın ağzından...
Asiye kitabını okurken bir anda aklına rahmetli annesi ile babası geldi. Onlarla yaşadıkları, yaşayamadıkları ve daha nicesi... İşte o an döküldü ağzından o şarkı sözleri

Küçüğüm, daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün hatalarım
Öğünmem bu yüzden
Bu yüzden kendimi özel, önemli zannetmem

Şarkıyı söylerken gözünden yaşlar düşmeye başladı ama o devam etti söylemeye

Küçüğüm, daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün saçmalamam
Yenilmem bu yüzden
Bu yüzden kendime hâlâ güvensizliğim

Doruk sesi dinlerken fark etti ki şarkıyı söyleyen kişi Asiye. İşte o zaman daha bi içinden hissetti şarkıyı ve Asiye'nin içindeki yaraları, acıları fark etti. "Ne yaşamıştı acaba bu asi kız?" diye geçirdi içinden. Ağladığını fark etti Asiye'nin. O güçlü, asi, kendinden asla ödün vermeyen geldikleri günden beri canına okuyan kızın ağladığını duydu. Şarkı bitiminde yanına gidecekti ki zilin çalması ile geri adım atarak çalıların ardına saklandı. Ama içini kemiren soruya cevap bulmalıydı. "Ne olmuştu Asiye'ye? Neden böyleydi?". Doruk bunların cevabını kimden alabileceğini çok iyi biliyordu. "Melisa." diye geçirdi içinden. "Neredeyse onlar geldiğinden beri onların dibinde. İllaki bir şeyler biliyordur benim ikizim. Bilmiyorsa da öğrenir artık." diyip kafasında sorular ile sınıfın yolunu tuttu.

~BÖLÜM SONU~
Merhabalar canlar ben geldim. Umarım beğenirsiniz 🌼
Okuyan, yorulan gözlerinize sağlık.
Her türlü yorumunuzu ve tabiki de oylarınızı bekliyorum.
Seviliyorsunuz canlar🌹