16. bölüm · SAKLI BAHÇE

16.BÖLÜM

Sena Çelebioğlu

Doruk ve Asiye yarışmadan çıkmış arabayla yolda gidiyorlardı. Asiye telefonu hoparlöre almış Aybike ile konuşuyordu: "Evet Aybike aldım şimdi hoparlöre ne söyleyeceksen söyle bakalım Doruk'a." Aybike: "Öncelikle ikinizi birden tebrik ederim, bakın diğerleri de tebrik ediyor. Şimdi siz kafeye mi geçiyorsunuz? Onu soracaktım." Asiye: "Yoo ben eve gidicem Aybike. Çok yorgunum." Aybike: "Hayır canım öyle bir şey olmayacak. Doruk şimdi beni iyi dinle. Sakın bu kızı eve falan bırakma inat eder şimdi gelmez biliyorum ben onu. Az önce Kadir abimle konuştum hepimizi kafede bekliyor. Kutlama var sizin şerefinize. Biz de zaten şimdi son derse gireceğiz. Orada görüşürüz tamam mı? Bak dediğim gibi doğru kafeye tamam mı?" Doruk önce Asiye'ye bakıp "Tamam Aybike. Burası bende merak etme. Doğruca kafeye geçiyoruz. Hadi görüşürüz." diye kapatmıştı telefonu. Asiye: "Ama ben eve gidip uyuyacaktım ya. Dün gece de heyecandan uyuyamadım zaten." Doruk: "Yarın haftasonu bu gece bol bol uyursun. Hem istersen kafeye gidene kadar uyu. Trafiğe bakılırsa bir saate falan anca varırız." Asiye tebessüm ederek "Bak işte buna hayır demeyeceğim. O zaman ben biraz uyumaya çalışayım." diyerek oturduğu yerde rahat bir pozisyon alarak uyku modunu aldı Asiye. Doruk'un açtığı kısık sesli slow şarkılarla da hemen uykuya dalmıştı zaten.
Doruk yolda ilerlerken arada yanında uyuyan asi kıza bakıyordu. İşte o zaman emin olmuştu duygularından. Asiye'yi çok sevdiğine, hatta bu sevginin yanında çok daha büyük bir şeyin de var olduğuna inanmıştı genç adam. Aşktı onun adı. Hayatında ilk defa kapısını çalan beklenmedik bir misafir. Ama en güzel misafir.

Asiye gene uykusunda uyurken kırmızı ışığa takılmayı fırsat bilen Doruk Asiye'yi izliyordu. Bir anda arkadan gelen sarsıntı ile ne olduğunu anlamadı Doruk. Refleks olarak sağ koluyla Asiye'yi korurken bir yandan da söyleniyordu "Ehliyeti hangi kasaptan aldın da kırmızı ışıkta duran arabaya çarpıyorsun acaba?" Sarsıntıya uyanan Asiye karşısında söylenen Doruk'u ve ona emniyet kemeri olan kolunu gördü. Doruk, Asiye'nin şaşkın bakışlarını görünce "Uyandırdım mı? Pardon. Birisi kırmızıda arkadan çarptı da ben de refleks olarak kolumu uzattım yanii şeyy..." Asiye kendine gelerek "Tamam Doruk anladım. Sorun yok da sen iyi misin?" Doruk: "Bize çarpan arkadaş ile tanışırsam daha iyi olacağım kesin. Hadi bakalım." diyerek bir çırpıda arabadan inmişti Doruk. Asiye de hemen peşinden inmişti. Doruk arabanın arkasına gelerek ona çarpan kişiye "Bana arkadan çarpan arkadaş sen bı gelsene şöyle konuşalım senle bı güzel." Asiye: "Doruk, sakin ol tamam mı?" Doruk: "Denerim ama arkadaş bize arkadan çarptı ya o suçlu ya bı soralım nasıl oldu diye de mi ama?" Onlara çarpan kişi arabadan inerek yanlarına gelmişti. Gözünde siyah güneş gözlüğü, üzerinde siyah pantalon, siyah tişört olan onların yaşında bir erkek vardı karşılarında. Onlara çarpan çocuk: "Geldik yani ne var. Çarptıysam ne olmuş? Arabanın tamponu ezilmiş biraz. Bunu mu dert ettin yani yakışıklı?" Doruk sinirli sinirli "Yakışıklı diyor bı de ya? Oğlum bana ne arabadan ya. İçinde biz (Asiye ile kendini göstererek) vardık. Ya kemerimiz takılı olmasaydı.Ya bı şey olsaydı?" Asiye, Doruk'a bakarak "Tamam Doruk. Sakin ol. Bak bı şeyimiz yok uzatmayalım hadi." Çocuk: "Evet Doruk. Sevgilini dinle sakin ol. Bak al bu kartı buraya faturayı yollarsın hallederler." Doruk: "Ya bı de fatura falan diyor ya. Oğlum sen dua et bugün çok mutluyum. Yoksa ben sana yapacağımı biliyorum ama hadi neyse." Asiye'ye dönerek "Hadi Asiye gidelim. Yoksa bu çocuk benim elimde kalacak." diye arabaya giderken çocuk arkadan bağırıp "Yalnız çocuk değil Kaan." diyerek binmişti arabasına.
Doruk ve Asiye arabaya binmişti. Doruk: "Bı de adım Kaan diyor ya. Valla dayak istiyor. Gidip dövücem ben bunu ya." diye kapıyı açmaya yeltenirken Asiye, Doruk'un kolundan tutmuştu "Sakin ol Doruk. Bak bize bı şey olmadı. Hem güzel bir gün geçiriyoruz. Hadi unutalım şu pisliği. Abimler de bizi bekliyor. Yoksa ben de ona yapacağımı biliyorum ama boşver hadi." diyerek yollarına devam etmişlerdi.

Asiyeler kafeye vardıklarında karşılama daha arabayı park ettikleri yerde başlamıştı. Oğulcan yanında Emel ile elinde tuttuğu pankartı sallayarak bağırıyordu "Atakul'un starı AsDor, Atakul'un starı AsDor...." Asiye Emel'e sarılıp öpmüştü daha sonra Emel, arabadan inip kollarını açan Doruk'un kollarına atlamıştı. Doruk küçük kızı kucağına alıp ilerlerken Asiye onların bu haline gülümseyerek bakıp Oğulcan'a dönmüştü. Asiye: "Kuzen hadi Atakul'u anladım okul adı da peki bu AsDor ne?" Emel Doruk'un kucağından ablasına seslenerek "Onlar sizin adınız ilk hecelerinin birleşimiymiş abla. Aybike ablam öyle söyledi." Oğulcan: "Aynen kuzi. Aybike buldu o kısmı. Bu arada nerede benim sistırım. Az önce buradaydı. (Etrafa seslenerek) Sistırım sistırım.... Nerdesinnnn?" Aybike: "Geldim Oğulcan. Ne bağırıyorsun öyle sokak ortasında?" Doruk, Aybike'nin elindekileri fark edip korku dolu bakışlarla "Onlar ne Aybike?" diye sormuştu. Aybike: "Bunlar mı? Bunlar şey ya..." diyerek elinde tuttuğu üzerinde "Atakul's star AsDor" yazılı şerit yazıları önce Asiye'nin boynundan ve kolundan geçirdi. Sonra Doruk'un yanına giderek "Emel al ablacım bunu. Doruk abinin boynuna as bakalım." diyerek bir iki adım geri atarak onlara baktı. Asiye ve Doruk şaşkınlıkla birbirlerine bakarken Aybike ise bir anne edasıyla onlara bakıyordu. O sırada kafenin kapısından kafasını uzatan Melisa "Ee hadi ama sizi bekliyoruz. Bakın Ayşe, Ömer'i çok zor tutuyor. Karnım açıktı diye ne var ne yoksa yiyecek şimdi hadiiii...." diye seslenmişti onlara. Yüzlerindeki şaşkın bakışların yerini gülmeye bırakan Asiye ve Doruk; diğerleri ile birlikte kafeye girdiler. Ve şaşkınlıkları bin kat daha arttı. Kafenin her yerinde süslemeler, söyledikleri şarkılardan sözler asılıydı. Asiye "Siz burayı ne ara yaptınız. Dersten yeni çıkmadınız mı siz ya?" Ömer: "Aslında şöyle ki ikizim, sizin sonuçlar açıklandıktan sonra abimi arayıp böyle bir plan yaptık ve sizin için bugün hepimiz geri kalan dersler için okulu astık." Ayşe: "Aybike seninle konuşurken burayı hazırlamaya başlamıştık bile." Aybike: "Yalnız bir ara bizim asi kız inat edip gelmeyecek diye çok korktum zaten onun için seninle de konuşmak istedim Doruk." Kadir: "Eee o zaman hadi pastayı keselim." diyerek Doruk ve Asiye birlikte üzerinde "Star AsDor" yazılı pastayı kestiler. Oğulcan: "O zaman bu akşam tüm şarkılar AsDor'un birinciliğine gelsin." diyerek hareketli bir şarkı açarak "Bu akşam dans etmeyen ayak serçe parmağını sehpanın köşesine vursun, otobüste giderken teker üstünde kalsın da midesi ağzından dışarı çıkacak hale gelsinnnnn...." diyerek etrafa Oğulcan neşesi saçarak dans etmeye başlamıştı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Doruk'a yaklaşan Oğulcan: "Arabanın anahtarını versene kanka gitarını getireyim bir şeyler çalın hadi yaaa..." Doruk, Kadir ile kenarda oturmuş olan Asiye'ye bakarak. "Oğulcan, baksana Asiye'nin haline yorgunluktan ayakta uyuyor. Bu halde nasıl şarkı söylesin kız." Oğulcan, Asiye'ye bakıp Doruk'a dönerek "Haklısın kanka. (Doruk'a göz kırparak) Aybike haklıymış gerçekten. Sen bizim kızı baya baya seviyorsun herhalde." Doruk, duyduğu sözler içerisinde şaşkınlıkla bir Oğulcan'a bir Asiye'ye bakarak "Sen nereden biliyorsun oğlum?" Oğulcan: "Aybike söyledi. O da biraz şüphelenmiş senden sonra Melisa'ya sorup öğrenmiş. Yani anlayacağın bir tek ben değil Kadir abim ve Asiye dışında artık hepimiz biliyoruz. Hatta sana arada sert sert bakan Ömer bile." diyerek uzaklaştı oradan. Doruk biraz etrafa bakındıktan sonra Aybike'yi dışarı çağırarak "Aybike, sana bır şey soracağım ama aramızda kalacak, tamam mı?" Aybike: "Tamam Doruk. Söyle bakalım." Doruk: "Sence artık söylemeliyim her şeyi? Yani artık beklemesem olur mu?" Aybike hafif sırıtarak: "Heee.. sen Asiye ve seni diyorsun. Şöyle yapalım sana bı kaç soru soracağım bakalım nasıl cevaplayacaksın? Bence beklemene gerek var mı yok mu karar verelim?" Doruk: "Tamam sor. Cevaplayayım." Aybike: "Asiye'yi seviyor musun? Yani ona aşık mısın? Ve bundan emin misin?" Doruk: "Asiye'yi kimseyi sevmediğim kadar seviyorum. Ve bugün onu uyurken gördükten sonra, o asiliğinin altındaki masumiyeti görünce bundan tamamen emin oldum. Ayrıca bugün bir şeyden daha emin oldum. Ben onu sadece sevmiyorum aynı zamanda aşığım. O beni başka bir insan yaptı. İçimde saklı duran gerçek beni ortaya çıkardı Aybike. Nasıl anlatsam bilmiyorum ki." Aybike: "Ben anladım anlayacağımı merak etme sen. Ben şimdi bi ara Asiye'nin ağzını arayacağım durumu sana haber veririm ona göre bir şeyler yaparsın tamam mı?" Doruk: "Çok teşekkürler." diyerek diğerlerinin yanına gittiler.

Gece bittiğinde ve onlarla birlikte eğlenen müşteriler de gittiğinde bizimkiler de vedalaşıp evlere dağıldılar. Doruk, kapıdan çıkarken Aybike'ye göz kırparak hatırlatmak istemişti sözünü. Aybike ise tamam dercesine kafasını sallamıştı. Erenler eve giderken Aybike: "Asiye biraz daha oturalım sahilde hem bugün yarışmada neler olduğunu falan anlatırsın bana hee?" Kadir: "Abim geç oldu biraz. Gel bize bizde kouşursunuz." Asiye: "Aybike, çok yorgunum yarın konuşsak. Ama istersen gel bize. Birlikte uyuruz." Aybike: "Yok ya o zaman şey yapmayayım. Ben de yoruldum zaten yarın konuşuruz. Sen kafede mi olacaksın?" Asiye: "Kafeye geçerim aynen. Orada konuşuruz o zaman." diyerek Aybikeleri evlerine bırakmışlardı.
Doruk ve Melisa eve girdiklerinde Doruk, Melisa'nın peşinden odasına girerek "Benim canım ikizim sen ne güzel sır saklıyorsun öyle." Melisa: "N'oldu gene Doruk? Naptım ben?" Doruk: "Aybike'ye Asiye'yi sevdiğimi söylemişsin. O da bugün diğerlerine söylemiş. Bilmeyen bir tek Kadir ve Asiye kaldı." Melisa, hafif tedirgin bir şekilde "Kızdın mı sen biraz?" Doruk bir anda o sert surat ifadesini tutamayarak gülmeye başladı. Durumu anlamaya çalışan Melisa: "Sana diyorum... Kızdın mı diyorum? Ama sen bana gülüyorsun. N'oluyor? Anlat bakalım." Doruk: "Ne kızması kızım ya. Şu anda sana teşekkür ediyorum. Çünkü bugün Aybike ile konuştum ona Asiye'yi çok sevdiğimi hatta aşık olduğumu söyledim. O da bana yardım edeceğini ve Asiye'nin ağzını arayacağını söyledi. Ondan haber bekliyorum yarın konuşur herhalde." Melisa, Doruk'un gözlerindeki sevinci görüyordu. Melisa: "Doruk, seni ilk defa böyle görüyorum. Çok mutlusun. Umarım bu bozulmaz. Seni böyle görmek beni de mutlu ediyor." Doruk: "Canım benim. Umarım sen de çok mutlu olursun. Nasıl gidiyor Kadir ile. Açıldın mı çocuğa? Yoksa onu mu bekliyorsun açılsın diye?" Melisa: "Onu niye bekleyeyim Doruk? Ben kendim açılacağım ama onun bana karşı duyguları var mı yok mu bilmek istiyorum. Onun için bekliyorum. Zamanı gelince ben açılacağım." diyerek birbirlerine sarılıp iyi geceler dileyerek uyumaya gitti ikizler.

Ertesi gün...
Doruk, tüm gece Asiye'yi düşünmekten neredeyse uyumamıştı ama rüyasında Asiye'yi görmenin mutluluğu ile de etrafına neşe saçıyordu. Kahvaltı masasında Doruk'un bu halini fark eden Nebahat: "Oğlum hayırdır. Gözlerinin altı uykusuzluktan şişmiş ama sen mutluluktan uçuyorsun resmen." Akif: "Paşamızın keyfi yerinde gibi sultanım. Baksana şunun suratına otuz iki diş sırıtıyor. Hayırdır evladım bu mutluluğunuzu neye borçluyuz?" Doruk: "Yok bı şey baba. N'olsun? Hava güzel onun mutluluğu herhalde." Melisa, Doruk'un yanına yaklaşıp sadece onun duyacağı şekilde "Doruk bıde iyi yalan söylerim dersin. Sen dışarı bı bak sonra yalan at istersen. Dışarıda yağmur yağıyor Doruk. Bu havanın neresinden mutluluk duyarsın yaa.." Doruk: "Kızım ben ne dediğimi biliyor muyum? Bı dur ya." diyip kahvaltı masasından kalkarak odasına çıktı. Eline aldığı telefonu ile hemen Aybike'ye mesaj attı.

Doruk: Aybike naptın? Konuştun mu Asiye ile?
Aybike: Oğlum insan bı günaydın der?
Doruk: Günaydın efendim. Sabah şerifleriniz hayır olsun inşallah. Good morning. ...
Doruk: Konuştun mu Asiye ile Aybike?
Aybike: Hay Allah'ım yaa...
Aybike: Maalesef HAYIR Doruk. Konuşmadım. Konuşamadım. Annem tutturdu bugün temizlik yapacağız diye. Şu anda elimde bez camları siliyorum. Senin iş akşama kaldı.
Doruk: Baştan desene ne uzattın Aybike yaa... 😞
Aybike: Ama işlerim bitsin hemen Asiye'nin yanına gideceğim konuşacağım merak etme sen.
Doruk: 😇 Teşekkürler
Aybike: Rica ederiz efendim. Sevenleri kavuşturmak görevimiz.
Aybike: Ay bak sevenleri dedim. Allah söyletti herhalde...😉
Doruk: Amin inşallah aminn...🤲🙏

Aybike elindeki bezi kenara koyarak "Vallaha bittim ben validem. Benden bu kadar..." Sesleri duyan Oğulcan elindeki bezi sallayarak "Benden de bu kadar mothırım. Toz alma işi bitti zaten. Hadi bize eyvallah." Şengül "Kaçın siz zaten kaçın... Gene onların yanına gideceksiniz de mi?" Aybike, naif sesiyle "Annnemmm bak bir sürü işi bitirdik biz çok az kaldı. Onları da sen halledersin ya... Bizim de verilmiş bir sözümüz var. O sözü tutmak zorundayız de mi ama Oğulcan?" Oğulcan ne sözü der gibi bakıyordu Aybike'ye. Aybike, Oğulcan'a yaptığı kaş göz işaretleriyle idare etmesini sonra anlatacağını anlatmaya çalışmıştı. Ve Oğulcan gerçekten bunu anlayıp "Sen halledersin benim güzel motherım. Hadi kız hazırlan sende, gidelim bir an önce." diyerek Şengül'ün şaşkın bakışları altında odalarına girmişlerdi.
Oğulcan ve Aybike evden çıkıp yolda ilerlerken Oğulcan: "Evet sistırım anlatır mısın artık? N'oluyor?" Aybike, etrafına bakıp kimsenin yakınlarında olmadığına emin olup "Oğulcan dün akşam Doruk benim yanıma geldi ve dedi ki ben Asiye'yi gerçekten çok seviyorum ve artık beklemek istemiyorum ama onun bana karşı duyguları var mı? Varsa ne durumda bilmiyorum, benim için onun ağzını arar mısın dedi. Ben de tamam dedim? O nedenle şimdi kafeye gidiyoruz bı ara Asiye ile konuşacağım. Bu arada sence Doruk gerçekten seviyor mu Asiye'yi?" Oğulcan: "Bana mı soruyorsun bunu? Bence kesinlikle seviyor. Hatta kanıtlarım bile var. Bak hemen anlatayım dün akşamın sonlarında Doruk'a dedim ki ver arabanın anahtarını gitarını getireyim bir şeyler söyleyin Asiye ile dedim. Bana ne dedi biliyor musun? Oğulcan ben söylerim ama Asiye'nin haline bak yorgunluktan ayakta uyuyor. Bu halde nasıl şarkı söylesin dedi. Asiye'ye dikkatlice bakınca arada gözlerini kapattığını gördüm. Hatta bunun üzerine sen gerçekten bizim kızı seviyormuşsun diyerek bizim de bildiğimizi söyledim." Aybike: "Anladım. O zaman sen de bir ara destek çıkarsın bana. Ama bak dank diye sormak yok kıza tamam mı?" Oğulcan: "Tamam ya, tamam. Hadi otobüs geldi." diyerek kafeye geçtiler.

Aybike kafede bir ara boşluk bulup kahve keyfi bahanesiyle Asiye'yi dışarı çıkartıp konuşmaya başlamıştı. Asiye: "N'oldu Aybike? Dünden beri konuşalım da konuşalım diyorsun. Ne konuşacaz?" Aybike: "Ne mi konuşacaz? Bak hiç konuyu uzatmıyorum o zaman direkt soruyorum. Doruk ile aranda ne var?" Asiye duyduğu sorunun şaşkınlığı ile "Ne, ne var Aybike. Arkadaşım işte. Yarışmadaki partnerimdi." Aybike: "Ben başka bir enerji alıyorum sizden Asiye. Dün ödül alırken de sahneye el ele çıktınız zaten." Asiye: "Ya sende hemen. Ben o an heyecandan kalmışım olduğum yerde. Doruk'ta beni sahneye çıkarmak için elimden tutup çekti bu kadar." Aybike, Asiye'nin kurduğu cümlelerdeki heyecanı elini ayağını nereye koyacağını bilememesinden içinde bir şeyler olduğundan şüphelenmeye başlamıştı. Aybike: "Peki o bakışlar. Kızım ikiniz de birbirinize kaçamak bakışlar atıp atıp duruyorsunuz." demişti. Bu sırada yanlarına gelen Kadir Asiye'ye söz hakkı tanımayarak "Ne bakışı o bakalım güzellikler?" Aybike durumu toparlamak için "Ne bakışı olsun be Kadir abi ödevle alakalı. Sorunun çözümüne bir de bu bakışla bak dedim de Asiye'ye o yani." Asiye: "Aynen abi. Hadi içeri geçelim bak müşteriler bekliyor." diyerek içeri geçmişlerdi.

Aybike: Doruk ben bizimkinin ağzını aradım. İşe yaramadı.
Doruk: 😞
Aybike: Hemen üzülme dur. Çünkü bence kafası çok fena derecede karıştı.
Doruk: 🤩
Doruk: Bı tanesin sen ya... Çok sağol.
Aybike: Bı şey değil...

Asiye, Aybike ile konuşmasın sonra konuştuklarını düşünmeye başlamıştı. Doruk ve o. Olabilir miydi gerçekten. Yok daha neler. Ama güzel de olurdu yaa.. diye düşünürken Oğulcan'ın sesiyle bölündü düşünceleri Oğulcan: "Hayırdır kuzi. Bu ne hal. Aşk mı çarptı seni." Asiye, Oğulcan'a tip tip bakarak "Ne aşkı? Ne diyorsun Oğulcan ya. Çekil müşteri sipariş bekliyor." Oğulcan: "Hangi müşteri o kuzen?" Asiye: "Yeşil masanın siparişleri kuzen." Oğulcan: "O masa yaklaşık iki saattir boş kuzen." Asiye, derin bir nefes alarak "Doğu bunlar da zaten mor masanın siparişleri." Oğulcan: "Kuzen... Biliyorum bunlar mor masanın siparişleri ama doğru sipariş değil. Ben de duydum siparişleri ve oradaki kız ne dedi sana? Benim domatese alerjim var lütfen sandviçime domates koymayın demedi mi? (Tepsiyi göstererek) Peki bu ne?" Asiye tepsiyi aldığı yere bırakarak "Bilmiyorum Oğulcan bilmiyorum." Oğulcan: "Tamam dur ben hallederim. Sen de çık dışarı beni bekle konuşalım iki dakka tamam mı?" Asiye kafasını sallayarak dışarı çıkmıştı. N'oluyordu böyle ona. Sürekli aklında gezen düşüncelerini engeleyemiyordu.
Oğulcan az sonra elinde çaylar ile geldi yanına "Söyle bakalım kuzen ne oluyor? Ne oluyor da benim aklı başında kuzim yok oldu da böyle aklı bir karış havada bir kuzen geldi bir anda. Hani aklı başında olmayan bendim. Sana ne oluyorsa artık." Asiye, tebessüm ederek "Oğulcan, sana bir şeyler anlatacam ama aramızda kalsın tamam mı?" Oğulcan kafasını sallayıp, ağzını kapatır işareti yaptı. Asiye: "Deminden Aybike ile bir şeyler konuştuk. Konunu özeti ben ve Doruk. Yani bizim ikimiz. İşte bende ondan sonra böyle oldum. Bilmiyorum. Ona karşı bir şey hissediyor gibiyim ama hissetmiyor gibiyim de. Anlamıyorum." Oğulcan: "Sana tek bir şey söyleyeceğim. Gözlerini kapa kuzen. Ve kendini çok güzel yeşillikler içerisinde hayal et. Etrafta mis gibi açmış papatyalar, az ileride de senin sevdiğin sarı lalelerin olduğu bir bahçe. Orada bizden başka kiminle olmak isterdin. Bunu bı düşün. Bana söyleme bunu. Ama ona göre karar ver ne yapacağına. He şimdide çıkar şu önlüğü doğruca eve git. Ben içerdekilere dünün yorgunluğu daha çıkmamış o nedenle eve gitti derim. Yoksa burda yanlış sipariş götürüp olay yaratacaksın." Asiye, kuzenine teşekkür edip öpücüğünü kondurarak eve doğru gitmek için hazırlandı.

~BÖLÜM SONU~

Gene uzun bir bölüm ile sizlerleyim canlar.
Uzun bir süre sonra şarkısız geçen ilk bölümümüz oldu maalesef. Ama diğer bölümlerde özellikle şarkı koymaya dikkat edeceğim canlar.
🤍
Sizce Asiye kurduğu hayal dünyasında kimi gördü?
O hayal dünyasında Doruk'a yer var mı?
🤔🤔🤔
Her daim dediğim gibi her türlü eleştirilerinizi, yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum.
🌹
Hikayemi okuyup, yorulan gözlerinize oy verip, yorum yazan ellerinize sağlık.