4. bölüm · SAKLI BAHÇE
4. BÖLÜM
Yazarın ağzından...
Aybike kucağındaki kolileri taşıyamayınca "Oğulcan..." diye bağırdı. Oğulcan: "Yettim sistırım. N'oldu? Dur, alayım şunu." diyerek Aybike'nin kucağındaki kolilerden birisini aldı, sesi duyup gelen Ömer de diğer koliyi alarak "Aybike sen git Asiye'ye yardım et hadi. Temizliğe başladı o. Biz taşırız bunları zaten az bir şey kaldı." diyerek Aybike'yi içeri gönderdiler.
Erkekler eşyaları taşımayı bitirmiş, kızlara yardım ediyorlardı. Oğulcan "Ayy yeter kuzen, orayı sil buranın tozunu al çok yoruldum. He bi de acıktım. (Avucunu açarak) Allah rızası için şu kulunuza bi lokma yemek..." diyerek ortalıkta geziniyordu ki kapı sesiyle koşar adım kapıyı açmaya gitti. Gelen Kadir'in en yakın arkadaşı Mazlum'du. Mazlum: "Kolay gelsin gençler. Taşınmaya yetişemedim, patron izin vermedi ben de size yemek getiriyim bari dedim." Oğulcan: "Ne diyorsun sen Mazlum abi. Allah senden razı olsun. Valla açlıktan midem sırtıma yapışmıştı. Oh mis gibi de kokuyor bunlar." Kadir: "Sağol kardeşim. Ne gerek vardı." Mazlum: "Ne demek kardeşim. Lafı olmaz." diyerek masanın üzerini ayarlayarak Mazlum'un getirdiği yemekleri yediler.
Oğulcan: "Oy ne güzel yedik beee... Ee biz yedik Allah artırsın sofrayı kızlar kaldırsın. Hadi bakalım." Aybike: "Yok öyle yağma. Hepimiz çalıştık, yorulduk. Herkes tabağını bıraksın mutfağa. Hem bizim Asiye ile biraz daha işimiz kaldı mutfakta." Kadir: "Aybike haklı hepimiz yorulduk. Hadi birlikte toplayalım masayı." diyerek sofrayı toplayıp kalan işleri de bitirdiler ama hepsi yorgunluktan oturdukları yerde kalakalmışlardı. Kadir: "Emel nerede, nereye kayboldu?" Asiye: "Abi, Emel yorgunluktan ayakta uyuyordu ben de yatağını hazırlayıp yatırdım Emel'i." Kadir: "İyi yapmışsın abicim." der. Mazlum saatine bakarak "Ooo size doyum olmaz gençler ama beni de evde anam bekler. Ufaktan kaçayım ben de." Oğulcan: "Mazlum abim, dur biz de gelelim senle. Annem daha fazla işkillenmeden gidelim eve." Aybike: "Aynen valla. Daha anneme okul gezisinde neler yaptığımızı anlatacaz de mi Oğulcan?" Oğulcan: "Ay bir de o iş vardı de mi ya?" Mazlum: "Ne gezisi oğlum? Siz sabahtan beri burada değil misiniz?" Aybike: "Uzun hikaye Mazlum abi ben sana yolda anlatırım." diyerek Eren kardeşlerle vedalaştılar ve evlere dağıldılar.
Taşınma işi herkesi çok yormuştu. Eren kardeşlerin yataklarına yatmasıyla uyumaları bir olmuştu.
Ertesi gün Eren kardeşlerden ilk uyanan kişi Emel olmuştu. Emel abilerini ve ablasını teker teker öperek uyandırdı, birlikte kahvaltı yaptılar sonra çocuklar okula Kadir ise işe gitti.
Kadir'in ağzından...
Ev işini halletmiştik şimdi sırada okulum vardı. Okulu dondurmam lazım. Hem okul hem kafe yetişemem. Eleman alsam o da olmaz. O nedenle en iyisi okulu dondurmak. Belki sonra devam ederim. Bi de annemin yaptığı tatlılar, poğaçalar var tabi şimdi onları kim yapacak bı düşünmek lazım. Akşam olsun da çocuklarla da bir konuşayım.
Yazarın ağzından...
Akşam olmuş, yemek yenmişti. Kadir: "Asiye, Ömer abicim gelin şöyle bir şeyler diycem." Ömer: "Geldik abi. Hayırdır? Bi sorun mu var?" Kadir: "Var gibi ama halledeceğiz. Şimdi ilk olarak şunu söyleyeyim kafeyi sorunsuz işletebilmek için okulu dondurdum. Haberiniz olsun." Asiye: "Ama abi..." Kadir: "Bi şey deme Asiye'm. Olması gereken bu, benim asıl derdim şu ki kafenin işleyişinin bozulmaması. Kafe bizim olduğundan sıkıntı yok. Ayrıca kafenin yakınında büyük bir okul var ve etrafı da işlek o nedenle müşterisi de bol. Ama büyük bir sıkıntımız var." Ömer: "Yiyecek sıkıntısı de mi abi?" Kadir: "Evet abicim. Bizim kafenin tüm pastalarını, poğaçalarını, dolmalarını annem yapıyordu. Ama şimdi n'olacak? Bilmiyorum. Yeni birisini tutsak aynı lezzeti sağlayamazsak müşteri kaybedebiliriz." Asiye: "Annem tüm yaptıklarının tarifini deftere yazıyordu, bende zaten çoğunu biliyorum. Ama hepsine yetişemem her halde abi." Kadir" "Olmaz abicim. Sen her şeye yetişemezsin. Zaten evdeki her iş sana kaldı neredeyse." Kenardan onları dinleyen Emel: "Abi, Zehra teyzeye söyleyelim o yapsın." Ömer: "Doğru Zehra Teyze. Aferin kız cimcime. (Ömer, abisine dönerek) Abi, Zehra Teyzenin el lezzeti anneminkisiyle neredeyse aynı. Hatırlayın geçen yıl kör kütük hasta olmuştum da kaç gün evde yatmıştım. Okula bile gidememiştim. Eee annem de beni bırakıp ne işe gidebilmişti ne de bir şeyler yapabilmişti." Kadir: "Evet hatırlıyorum. O hafta bir de yoğundu ki kafe. İki kişilik çalışmıştım resmen." Ömer: "Heh işte o hafta. Abi o hafta annem benim yüzümden neredeyse hiç bir şey yapamadı. Şans eseri Zehra Teyze bize gelmişti bir şey istemek için, durumu öğrenince yardım etmek istemişti. Annemle beraber işleri birlikte halletmişlerdi. Hatta çoğu şeyi Zehra Teyze yapmıştı o hafta diye hatırlıyorum." Asiye: "Aa evet. Hatırladım." Ömer: "Üstelik o hafta yiyecekler için herhangi bir şikayet de almadık. Yani ben derim ki Zehra Teyze bizim kafede çalışsın." Kadir: "Bu fikri onaylıyorum. Zehra Teyzenin yetişemediği yerde Asiye ve olduğu kadarıyla bizler de destek çıkarız hallederiz bu işi. Ben yarın ilk iş olarak Zehra Teyze ile konuşup bu işi halledeceğim. Şimdilik başka sorun yok o zaman. Ben Mazlum'a gidiyorum. Annesi memlekete gidecekmiş onu otogara bırakacağız. Kapıyı arkamdan kilitleyip uyuyun siz, ben anahtarla girerim. Haydi iyi geceler. " diyerek evden çıkmıştı Kadir. Omzundan da büyük bir yük kalkmıştı eğer Zehra Teyze de onaylarsa işi, kafedeki yiyecek sıkıntısı çözülürdü. Kafası rahat bir şekilde yoluna devam etti Kadir.
Ertesi gün Kadir işe geçmeden Zehra Teyze ile konuşmuştu. Tamam demişti Zehra Teyze. Hem onun içinde bir gelir kaynağı olacaktı bu iş. Akşam ayrıntıları konuşuruz diyerek ayrılmıştı Kadir, Zehra Teyzenin yanından.
Kadir, bi kaç gün içerisinde kafedeki durumu toparlamış neredeyse eski haline getirmişti. Gündüzleri kendince Zehra Teyze ile çalışıyor , okul çıkışında da çocuklar gelip yardım ediyordu. Hafta sonları zaten hep birlikteydiler.
Gene bir gün okul çıkışı Asiye, Ömer ve annelerini atlatan Oğulcan ve Aybike kafeye gelmişlerdi. İşlerini yoluna koyup bir masada otururken Oğulcan: "Kadir abi işleri biraz büyütsün ya?" Kadir: "Nasıl olacakmış o Oğulcan Bey?" Oğulcan: "Şöyle olacak Kadir abicim. Şimdi bildiğimiz gibi bu kafenin yakınında hatta neredeyse dibinde bir tane zengin bebesi kaynayan okul var. Bu bebeler genel olarak yok glutensiz besleniyorum, yok vejeteryan besleniyorum diyerek bizim yiyeceklerimizden almıyor fark ettiğim kadarıyla." Ömer: "Haklısın Oğulcan. Geçen gün paket servisi götürürken yolda bunun hakkında konuşuyorlardı benim de dikkatimi çekmişti. Bu yönden müşteri kaybediyoruz." Kadir: "Ee napalım Oğulcan, onlara özel yiyecekler mi yapalım?" Oğulcan: "Yok abi. Belki sonra işleri iyice toparlayınca o da olur ama şimdi olmaz. O işler maliyetli." Aybike: "Ee ne o zaman Oğulcan. Çıkar şu ağzındaki baklayı hadi." Oğulcan: "Sabırlı ol sistırım anlatıyorum. (Kadir'e dönerek) Bak abicim bu zengin bebeleri bizim gibi değiller, sabah akşam kahve içerler ben de diyorum ki, kafenin bir köşesini kahve barı haline dönüştürsek. Nasıl olur?" Asiye: "Kuzen... Senden böyle fikirler hayret. Şaştım doğrusu. (Abisine dönerek) Abi, Oğulcan haklı. Hem bize gelmeyen müşterimiz için bir kapı açarız hem de diğer müşterilerimiz için de çeşit sunmuş oluruz.Ha ne dersin?" Ömer: "Hem buraya en yakın kahveci bile 2 sokak ileride yani okula da pek yakın değil." Kadir: "Ben bunu bir düşüneyim çocuklar. Ama pek mümkün gibi değil. Evet açarsak güzel müşteri toplarız gibime geliyor ama bu iş için işini iyi yapan elemana ihtiyaç var. O da iyi bir maaş ile bulunur. Şimdilik bir kalsın sonra bakarız." diyerek konuyu rafa kaldırmıştı Kadir ama aklı hala fikirdeydi. Çocuklar haklıydı kahve işine girerlerse daha çok müşteri çekeceklerdi. Çocuklara düşünecem demişti ama bu işi için en kısa sürede eleman bulup kahve köşesini kuracaktı.
Kadir bunları düşünürken Oğulcan'ın telefonu o saçma melodisiyle çalıyordu. Oğulcan: "Aha yandık. Annem arıyor. İçine mı doğuyor bu kadının yav? (Telefonu açar) Efendim motherım. Ne? Ne hastanesi? Nasıl iyi mi? Hangi hastanedesiniz? Tamam ağlama biz hemen geliyoruz." Kadir: "Oğulcan n'oldu oğlum ne hastanesi." Oğulcan: "Abi babama araba çarpmış. Hastanedeymiş." Asiye: "Ee hadi ne duruyoruz gidelim." Kadir: "Asiye'm siz Ömer ile burada kalın hem Zehra teyzeye yardım edin, hem de birazdan gidip Ömer, Emel'i okuldan alsın. Ben çocuklarla giderim. Siz de müşteriler gidince dükkanı kapatıp gelirsiniz." diyerek Kadir, Oğulcan ve Aybike ile hastaneye gitti.
Hastaneye vardıklarında Orhan ameliyattaydı, Şengül ameliyathane kapısının önünde oturmuş ağlıyor idi. Aybike: "Annnee... Babam nerde? İyi mi? Bak doğruyu söyle?" Şengül: "Bilmiyorum yavrum. Hemen ameliyata aldılar. Bir şey de demediler." Oğulcan: "Nasıl olmuş anne? Kim yapmış bunu babama?" diye annesine sorarken gelen sesle herkes o tarafa döndü...
~BÖLÜM SONU~
Ben geldim... Nasıldı bölüm? Sizce sesin sahibi kim? Yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum😉🕊️
