5. bölüm / 5
Saklı4. Bölüm Patlama
Bölümler 5Şu an: 4. Bölüm Patlama
24 Eylül 2008 Bora'nın Evinde...
Bora yatakta oturmuş ağlıyordu ve elleri saçlarının arasındaydı. Nisa gitti diye kalbi değil ruhu acıyordu. Nisa'yı aklına, kalbine ve ruhuna kazımıştı. Nisa'yı merak ediyor şuan ne yapıyor? Ne içiyor ne yiyor? Bilmiyordu. Ne yapacaktı? Bilmiyordu. Aklından kendini öldürmek geçiyordu. Yapacak mıydı? Bilmiyordu.
Odaya en iyi arkadaşı Arın girdi onun bu halini görünce içi acıdı. 15 yıllık arkadaşını böyle görünce bir burkulma hissediyor ve onun gibi canı çok acıyordu.
Sakin adımlarla yatağa yaklaştı, Bora'nın yanındaki boşluğa oturup onun omzuna elini destekleyici bir şekilde koydu.
"Bora?" Dedi sakince Arın Bora ona bakmaya bile reddetti. Tek isteği karısıyla Beraber olmaktı ve daha yeni evlenmişlerdi Bora en sonunda ona baktı. "Bak seni anlıyorum yani kısacası empati kuruyorum ama onu bulacaksın sen onu çok seviyorsun oda seni."
Bora yüzünü ellerinin arasına gömdü. "İşimi öğrendi Arın...beni asla sevmeyecek..."
"Bak ben seni tanıyorsam Nisa'yı bulacaksın."
"Ya bulamazsam..?"
Öyle mi bir şey demek istiyordu ama onu sinirlendireceğini bildiği için söylemiyordu. Biliyordu. 15 yıllık arkadaşının ne kadar acı çektiğini ve Nisa için ne kadar çok emek harcadığını biliyordu.
Arın derin bir nefes aldı "Tamam ben gideyim. Sen yalnız başına kal ve biraz rahatlamaya çalış."
Arın oturduğu yerden kalktık kapıya yöneldi kapının kolunun tuttu ve kapıyı açtı, çıkmadan önce Bora'ya son bir kez bakıp odadan çıktı.
Bora kendini geriye bıraktı ve yatağa uzandı. Tavanı göz gezdirdi ve üstündeki tutamacı gördü sonra kafasını sağa çevirip gardırobunun en üstündeki halatı göz gezdirdi aklında bir fikir vardı; kendini öldürecekti.
Ayağa kalktı ve gardırobun en üstündeki halatı aldı sonra yatağa geri çıktı.
Halatı ayarladıktan sonra sıvılaştırılmış tam kafasını geçirdi kendini alacaktı Arın odaya girdi.
"BORA NE YAPIYORSUN?!"
"Nisa yoksa bende yokum!" Sesi kararlıydı. Nisa'yı öyle çok seviyordu ki canı çok acıyordu.
Arın kafasını eğip burnunun kemerini sıktı. "Bak o ölüp ölmediğini bilmiyoruz Bora. Onu bulursak her şey geçecek.."
"Ama o beni istemeyecek! Mafya olduğum için."
"Tamam ona nedenini anlatırsın. Ama lütfen yapma bunu."
Bora bir an düşündü sonra geri vazgeçti yatağa yığıldı tavana bakmaya devam etti. Yatağa yıldı ve Nisa'yı bulmayı çok istediği açıktı...
Zaten 10 yıl sonra bulmuştu ama çokta uzun sürmeyecekti sevdaları...
🌙
Günümüz Bora Ateş Anlatımıyla
Nisa çıkıp gitmişti ben ise halâ ofisimde oturuyordum. Koltuğuma geri yaslandım ve Nisa'nın imzaladığı o belgeyle göz göze geldim. Uzanıp belgeyi aldım sonra poşet dosyanın içine koydum. Çekmeceyi açtım ve poşet dosyasında olan belgeyi oraya koydum Sonra çekmeceye geri kapattım.
Arkama yaslandım yüzümde hem kırgın hem de memnuniyet dolu bir sırıtış oluştu. Kırgın tarafım Nisa bile boşanmaktan ama memnun tarafım Nisa'yla boşansam ile onu sevmediğim aşık olmadığım anlamına gelmiyor.
Onu her yerde takip edecektim benden kaçışı yoktu.
Kapının açılma sesini duydum gelen benim sapık hizmetçim olan; Asena idi.
Ona tesr ters baktım. "Ne var Asel?"
Kapıyı kapattı ve masama doğru kıvırma kıvırma geldi, o an mide bulantısı hissettiğime yemin ederim, Asel masaya oturdu. "Sadece patronunu görmeye gelemez miyim?" Sesi çok inceydi beni çok rahatsız etti bu da Nisa'nın sesi daha iç açıcı olduğu içindi.
"Hayır sana hem gel, diye bir şey söylemedim. Şimdi masamdan in ve odadan defol git."
Asel dudaklarıma büzdü ve masamdan hızlıca kalktı, hızlı ve hayal kırıklığı ile karışmış kapıya ilerledi, kapıyı açtı sonra çıktı ardından kapıyı sertçe kapattı içimden onu kovmak gibi bir niyetim vardı.
"Aptal kadın halâ bunu öğrenemedi." Dedim sonra ayağa kalktım sandalyemi düzelttim, masamdan telefonumu aldım ve cebime koydum sonra kapıya ilerledim hemen soldaki ışık anahtarlarını uzandım ve ışıkları kapattım. Ofisten çıktıktan sonra kapıyı arkamdan kapattım ve hemen üst katımdaki odama ilerledim odaya girdiğim an cebimdeki telefonumu yatağımın üzerine fırlattım, gardırobumdan temiz kıyafetler aldım ve giydim
Yatağa uzandım ve telefonumu aldım telefonun kilidini açtım. Avukatım Yavuz ile olan mesajlaşma tıkladım ve ona Nisa'ya belge imzalattım sana vereceğim yarın **** kafesinde buluşalım.
Bunu yazdıktan sonra bütün uygulamaları arka plandan sildim telefonumu yatağımın hemen sağındaki komidine koydum. Bunları yaptıktan sonra hiç lavaboya gitmeye ihtiyacı duymadım ve kısa bir süre sonra uykuya daldım. Artık Nisa ile yollarımız ayrı Ama ben onun bir uydusu olacaktım Onu her gün takip edecektim...
🌙
Öbürsü Gün
Nisa Aksoy Anlatımıyla...
Okuldaydım ders anlatıyordum bugünün son dersiydi benim için. Zil çaldı öğrenciler teneffüse çıktı ben de eşyalarımı alıp öğretmenler odasına indim.
Öğretmenler odasına gittiğimde, kitaplarımı ve dosyamı dolabıma koydum sonra dolabımı kitledim ve odadan çıktım. Okulun çıkışına yöneldim kapıdan Dışarı çıktığımda simsiyah giyinmiş, kapşondan gözleri görünmeyen, bir adam gördüm garip de neden bana bakıyordu? Hem sanki bu anı bekliyormuş gibi.
Ona yan yan baktım sonra arabamı ilerledim. Arabaya bindim ve her zaman gittim kafeye ilerledim, Neva okuldayken hep oraya giderim ve gerçekten rahatlatıcıydı.
Kısa bir süre içinde kafeye vardım arabayı park ettim arabadan çıktım ve kafeye doğru ilerledim. Dışarıda bir Masaya oturdum ve yanıma garson geldi elinde bir not defteri vardı. "Hoş geldiniz Hanımefendi ne istersiniz?"
Ona baktım. "Sadece Türk kahvesi alsam yeter yanına da cheesecake olabilir." Garson siparişlerimi yazdı ve oradan uzaklaştı. Etrafa bakayım derken o kapşonlu adamı tekrar gördüm bana bakıyordu bu beni biraz da olsa rahatsız etmişti şu an boşanma aşamasına girecektim ve beni bir sapığın takip etmesi gerçekten çok rahatsız edici ve ürperticiydi.
Sonra bana karşı masadan bir adam yaklaştı elinde de bir papatya vardı. Biraz eğildi sağ elindeki papatyayı bana uzattı sol elini arkasına koydu. "Bu size hanımefendi."
İsteksizce aldım teşekkür ederim, dercesine baktım sonra papatyayı aldım. Adam gitti papatyayı o görmeden kenara attım. Sonra az önceki siyahlı adamın olduğu yere baktığımda o yoktu kaybolmuştu, biraz ürkmedim diyemem Yani neden bu kadar beni takip ediyordu.
Garson elinde bir tepsi ile geldi, tepsideki Türk kahvesini ve cheesecake önüme koydu garson Afiyet olsun, dedi ve gitti. Telefonumu çantamdan çıkardım kilidi açtım ve sosyal medyada biraz gezinmeye başladım gözüm bir an kaydı ve kafeye spor çantası ile giren bir adam gördüm takip etme gibi bir niyet oluşmadı içimde. Telefonumda gezinmeye devam ettim.
O adamın çıkıp çıkmadığına dair bir fikrim yoktu kısa bir süre sonra bir kadın çığlığı duydum. "KAÇIN LAVOBODA BOMBA VAR!" Bunu duyduğum an hemen ayağa kalktım herkes çığlık çığlığa kafeden dışarı çıkmaya başladı. Herkes kafeden çıktıktan sonra sadece bana papatya veren o adam kaldı içerde.
On... dokuz... sekiz... yedi... altı... beş... dört... üç... iki... bir... ve sıfır... o siyahlı adamın fısıldadığını hissetmiştim ama ağzımı açıp hiçbir şey demedim sadece binaya odaklanmıştı gözlerim...
Bomba patladı bina neredeyse havaya uçacaktı gözlerime inanamamıştım. Ne oluyordu burada? Sorun neydi? Halâ çözemiyordum. Adam orada kalmıştı ve bedeni nerede bilinmiyordu. Bina alevler içindeydi itfaiye aramışlardı itfaiye sesleri 100 kilometre öteden bile duyulabilecek kadar yüksekti.
Yanıma Az önceki o siyahlı sapık adam yanıma yaklaştı, kolunu omzuma doladı ve kendine çekti kulağıma yaklaştı nefesini kulağımda hissedebiliyordum. "Bak senin için her şeyi yapan biri var." Dedi kolunu çekti ve oradan uzaklaştığını hissedebiliyordum.
O an anladım ki sakladığımız sırlar, günün birinde bizi korumak için değil, yok etmek için ortaya çıkardı... ama bundan ben emin değildim...
Bölüm etkileşimi
