Sahne sıra bizde kitap kapağı

4. bölüm / 4

Sahne sıra bizde

5.

Yazar: Nisanur Uzun

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 5.

Sabahın erken saatleriydi.

Üniversitenin koridorları henüz tam anlamıyla kalabalıklaşmamıştı. Yoon Se-ah, sırt çantasını omzuna asmış, elinde kahvesiyle Theia'nın antrenman salonuna doğru ilerliyordu.

Dün gece gruptaki mesajlaşmalar yüzünden geç uyumuştu. Özellikle Ji-ho'nun attığı saçma çıkartmalar ve Min-jae'nin her şeye verdiği cevaplar yüzünden telefonu elinden bırakamamıştı.

Salonun kapısını açtığında içeriden müzik sesi geliyordu.

"Ben erken geldim sanıyordum."

İçeride Do-hyun vardı. Telefonundan müziği ayarlıyor, bir yandan da yerdeki çantaları kenara çekiyordu.

Do-hyun başını kaldırdı.

"Bugün geç kalmadın."

Se-ah kaşlarını kaldırdı.

"Bu bir iltifat mıydı?"

"Bir tespit."

"Senin iltifatların gerçekten çok heyecan verici."

Do-hyun cevap vermeden hafifçe gülümsedi. Se-ah bunu fark etti ama belli etmedi. Çantasını kenara bırakıp saçlarını topladı.

Bir süre sonra Ji-ho kapıdan içeri girdi.

"İkiniz yine sabah sabah tartışıyor musunuz?"

Se-ah hemen ona döndü.

"Biz tartışmıyoruz."

Ji-ho, Do-hyun'a baktı.

"Demek ki tartışıyorlar."

Do-hyun müziğin sesini açtı.

"Isınmaya başlayın."

Ji-ho ellerini birbirine vurdu.

"Emredersiniz liderim!"

Se-ah gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

---

Diğer üyeler de yavaş yavaş salona gelmeye başladı.

Na-yoon her zamanki gibi düzenli ve hazırlıklıydı. Da-eun ise çantasını yere bırakır bırakmaz aynanın karşısına geçti.

Min-jae esneyerek içeri girdi.

"Bir gün de sabah antrenmanı olmasın. İnsan biraz yaşamak istiyor."

Ji-ho ona döndü.

"Sen zaten antrenmanda da yaşamıyorsun."

"Çok komiksin."

Se-ah gülerek ısınmaya başladı.

Tam o sırada kapı yeniden açıldı.

İçeri Na-ri girdi.

Na-ri, Theia'nın sürekli yanında bulunan üyelerden değildi. Bazı antrenmanlara ve çalışmalara katılıyor, gerektiğinde takıma destek oluyordu. Bugün de salona uğramıştı.

Se-ah'yi aynanın karşısında hareketleri tekrar ederken görünce bir süre onu izledi.

Müzik başladığında herkes pozisyon aldı.

İlk birkaç hareket sorunsuz ilerledi. Ancak Se-ah dönüş kısmında bir adım geride kaldı. Ardından diğer hareketi de kaçırdı.

Müzik durdu.

Na-ri kollarını göğsünde birleştirdi.

"Yine aynı yerde kaldın."

Se-ah nefesini toparlayarak ona baktı.

"Farkındayım. Tekrar deneyeceğim."

Na-ri'nin sesi biraz sertleşti.

"Tekrar denemek yetmez. Herkes hareketleri yaparken sen geride kalıyorsun."

Se-ah'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Öğrenmeye çalışıyorum."

"Öyle görünmüyor."

Da-eun araya girecek gibi oldu ama Na-yoon ondan önce konuştu.

"Na-ri, biraz daha yapıcı konuşabilirsin."

Na-ri omuz silkti.

"Ben sadece gördüğümü söylüyorum."

Do-hyun müziği tamamen kapattı.

"Burada kimse ilk günden kusursuz olmak zorunda değil. Hata varsa gösterilir, nasıl düzeltileceği anlatılır. Birbirimize çıkışmak antrenmanı ilerletmiyor."

Se-ah başını hafifçe salladı.

"Ben iyiyim. Baştan alabiliriz."

Ji-ho yanına yaklaştı.

"İstersen dönüş kısmını beraber çalışalım."

Se-ah ona baktı.

"Bu sefer gerçekten öğrenmem lazım."

"Öğreneceksin. Ama önce yanlış ayağınla başladığını kabul et."

Se-ah gözlerini kıstı.

"Sen de her şeyi söylemek zorunda değilsin."

Ji-ho gülerek geri çekildi.

"Tamam, sustum."

Müzik yeniden başladı.

Bu kez Se-ah hareketleri daha dikkatli takip etti. Bir yerde yine hata yaptı ama durmadı. Ji-ho'nun gösterdiği küçük düzeltmeyi hatırlayıp hareketine devam etti.

Müzik bittiğinde Do-hyun başını salladı.

"Daha iyi."

Se-ah derin bir nefes aldı.

"Sonunda!"

Min-jae ellerini çırptı.

"Arkadaşlar, tarih yazılıyor. Se-ah bugün aynı hareketi iki kez üst üste yaptı!"

Se-ah ona doğru döndü.

"Min-jae!"

Salon kahkahaya boğuldu.

---

Antrenmanın ardından herkes kısa bir mola verdi.

Na-yoon, Da-eun ve Do-hyun salonun diğer tarafında bir şey konuşuyordu. Se-ah su şişesini almak için çantasına yöneldiğinde yerde duran eski bir dosya dikkatini çekti.

Dosyanın kapağı yıpranmıştı.

Üzerinde Theia'nın eski logosu bulunuyordu.

Se-ah dosyayı eline aldı.

"Bu ne?"

Tam o sırada Na-yoon'un sesi duyuldu.

"Onu nereden buldun?"

Se-ah irkilerek arkasına döndü.

"Yerdeydi. Eski bir dosya galiba."

Na-yoon birkaç saniye dosyaya baktı.

"Onu yerine bırakır mısın?"

Se-ah başını salladı. Ancak dosyanın arasından küçük bir fotoğraf kaymıştı.

Fotoğraf yere düştü.

Se-ah eğilip aldı.

Fotoğrafta eski Theia üyeleri yan yana duruyordu. Hepsi gülümsüyordu. Fotoğrafın arkasında birkaç isim yazılıydı.

Na-yoon.
Da-eun.
Lee Eun-ji.

Se-ah fotoğrafı biraz daha yaklaştırdı. En sağdaki kişinin yüzünün üzerine kalın bir çizgi çekilmişti.

"Bu kim?"

Na-yoon'un yüzündeki ifade bir anda değişti.

"Se-ah, fotoğrafı ver."

Da-eun da yanlarına gelmişti. Fotoğrafı görünce gülümsemesi kayboldu.

"Onu hâlâ saklıyor musunuz?"

Na-yoon cevap vermedi.

Se-ah fotoğrafı uzattı.

"Özür dilerim. Sadece merak ettim."

Da-eun fotoğrafı aldı ve dikkatlice dosyanın içine yerleştirdi.

"Eski bir fotoğraf. Önemli değil."

Ama sesinden bunun hiç de önemsiz olmadığı anlaşılıyordu.

Se-ah daha fazla soru sormadı.

---

Öğleden sonra antrenman sona erdi.

Üyeler yavaş yavaş salondan ayrılırken Se-ah çantasını topluyordu. Ji-ho kapının yanında bekliyordu.

"Birlikte çıkalım mı?"

Se-ah başını kaldırdı.

"Senin işin yok mu?"

"Var. Ama önce yemek yemem gerekiyor."

"Bu benimle gelmek için iyi bir sebep değil."

Ji-ho gülümsedi.

"Benim için yeterli."

Tam o sırada Do-hyun yanlarından geçti.

"Yarınki antrenman saatini unutmayın. Herkes zamanında gelsin."

Ji-ho başını salladı.

"Tamam liderim."

Se-ah çantasını omzuna taktı.

"Ben de geleceğim."

Do-hyun ona kısa bir bakış attı.

"Bugünkü çalışman daha iyiydi."

Se-ah şaşırdı.

"Teşekkür ederim."

Do-hyun başıyla selam verip salondan çıktı.

Ji-ho, Se-ah'ye döndü.

"Vay canına. Do-hyun'dan iki cümlelik övgü aldın. Kutlamalıyız."

"Seninle kutlamayacağım."

"Kalbim kırıldı."

"Geçer."

İkisi gülüşerek koridora çıktı.

---

Akşam olduğunda Se-ah evine dönmüştü.

Çantasını odasının köşesine bıraktı ve yatağına oturdu. Gün boyunca aklından çıkmayan şey yine o fotoğraftı.

Lee Eun-ji.

Na-yoon ve Da-eun neden o ismi görünce böyle davranmıştı?

Telefonunu eline aldı. Theia grubunda yeni mesajlar vardı.

Min-jae: Yarın kim kahvaltı getiriyor?

Ji-ho: Sen getir.

Min-jae: Ben neden?

Da-eun: Çünkü en çok sen yiyorsun.

Min-jae: Bu grupta hiç destek yok.

Se-ah gülümsedi. Tam telefonu bırakacakken bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.

Bilinmeyen Numara: Bugün eski fotoğrafı gördüğünü biliyorum.

Se-ah'nın gülümsemesi silindi.

Mesaja birkaç saniye baktı.

Se-ah: Kimsin?

Cevap hemen geldi.

Bilinmeyen Numara: Lee Eun-ji'yi merak ediyorsun, değil mi?

Se-ah doğruldu.

Se-ah: Onu nereden tanıyorsun?

Bu kez cevap biraz gecikti.

Bilinmeyen Numara: Theia'nın geçen yıl neden dağıldığını öğrenmek istiyorsan eski kaptanı bul.

Se-ah'nın kalbi hızlandı.

Se-ah: Ne demek istiyorsun?

Bilinmeyen Numara: Ama dikkatli ol. Herkes o gün yaşananların konuşulmasını istemiyor.

Se-ah ekrana bakakaldı.

Bir mesaj daha geldi.

Bilinmeyen Numara: Özellikle Na-yoon ve Da-eun.

Se-ah telefonu yavaşça indirdi.

Bir anda salondaki o sessizlik, fotoğraftaki karalanmış yüz ve Na-yoon'un telaşlı bakışları anlam kazanmaya başlamıştı.

Ama yine de hiçbir şeyden emin değildi.

Telefonuna yeni bir bildirim düştü.

Bu kez gönderen Ji-ho'ydu.

Ji-ho: Yarın geç kalma. Sana bir şey göstereceğim.

Se-ah bir süre mesajı izledi.

Bugün öğrendiği şeyler yetmezmiş gibi, yarın da yeni bir olay onu bekliyordu.

Yatağına uzandı ve tavana baktı.

Theia'ya katıldığında tek istediği biraz eğlenmek, dans etmek ve kendine ait bir şey bulmaktı.

Fakat artık bu takımın geçmişinde saklanan bir şey olduğunu biliyordu.

Ve o geçmiş, yavaş yavaş onun da hayatına girmeye başlamıştı.

5. BÖLÜM SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…