20. bölüm · ŞAH MAT
20. Bölüm: Kader Yeniden Yazılırken
Velina Karev
2024/12/03
Kanlı canlı karşımda duruyordu.
Nasıl olmuştu da beni bulmuştu? Hatırlamıştı? Şu anda asla anlam veremiyordum.
Uzamıştı, büyümüştü, yeşil gözleri hala aynıydı. Kahverengiye dönmüş saçları hafif bir dalgalıydı.
Dediğini tekrar yeniledi. "Kara Panter?" kafam eski anılara gitti.
9 Yıl Önce
Annemden yalvar yakar dışarı çıkmak için izin almaya çalışıyordum. Yüzüme bakmak bile istemediği için eliyle beni tersledi.
Bende bu haraketini çıkabilirsin olarak algıladığım için koşarak evden çıktım.
Çıktığında Karan beni her zamanki yerinde bekliyordu. Koşarak yanına gittim. Beni görünce derin bir nefes aldı. "Sonunda geldin." dedi heyecanla.
Güneş batmadan bir kaç saat önce dışarı çıkar arkadaşlarımızla oyunlar oynardık. Bu günde o günlerden biriydi.
"Annem izin verebildi sonunda." dedim gülümseyerek. Beni kolumdan tutarak diğer arkadaşlarımızın yanına götürdü.
Saklambaç oynamak için anlaştığımızda Nisan saymaya başladı. Hepimiz sağ sola koşuştururken, Karan beni çekerek dalların ve otların arasına sakladı.
Sesimi çıkartmadan dediğine uydum. Yere çömelip Nisayı izlemeye başladım. Bizi arıyordu.
Karan kıkırdayınca ona döndüm. Gözlerimin içine bakarak. "Kara Panter." dedi. Anlamamış gibi ona baktım.
Anlamadığımı anlayınca kendini açıklamaya başladı. "Keskin bakışlarınla sanki avını bekleyen bir panter gibisin. Her zaman baktığın gibi gözü kara bakıyorsun." dediğinde bende kıkırdadım.
Kara demesinin sebebini anlayamasam da arkadaşlarımın bana kara fatma demesinden çıkardığını düşünüyordum.
Giyinişimi erkeklerin giyim tarzına benzetiyorlardı. Oysa ki üstümde siyah bir tişört ve siyah şortolon vardı. Gayet de normal giyiniyordum!
Karan ile olduğumuz yerden çıkmadık. Bir süre sonra uykum gelmeye başladı. Karan beni hafifçe dürttü. "Hiç uyuma taşıyamam seni." dediğinde göz devirdim.
Taşımasını isteyen kimdi?
Karan bana diğer herkesten farklı bakıyordu. Kimsenin bakmadığı gibi ama ben onu sadece arkadaşım olarak görüyordum.
Nisa bizi bulamayınca daha fazla dayanamadım ve koşuşturarak ebeledim. Tek ebeleyen ben olduğum için oyunu ben kazanmıştım.
Karan da arkamdan çıkmıştı ama Nisa onu görmüştü.
Hava kararınca eve geri döndüm. Normal bir akşam yemeği yedik. Annemin benle hiç konuşmadığı ama ara sıra baktığında anlamlı olan gözleriyle...
O günde sonra Karan bana sürekli 'Kara Panter' demeye başlamıştı. Asla rahatsız olmuyordum. Hatta bana özel bir lakap olması hoşuma da gidiyordu.
Bir sonraki gün hava kararınca gizlice evden çıktım. Hep gittiğim yere gittim.
Karşı apartmanda ki teras.
Bu terasa istediğimiz gibi girip çıkabiliyorduk çünkü kimse yaşamıyordu.
Teresa çıktığımda yere koyduğumuz kilimlerin hala durduğunu gördüm. Yüzümde gülümseme oluştu.
Hızlı adımlarla kilimlerim üstünde yattım. Yıldızlar çok güzeldi. Yıldızlara baktıkça içim huzurla doluyordu.
Birinin geldiğini hissedince kafamı çevirdim.
Karan gelmişti.
Burada olduğumu nasıl bilmişti bilmiyordum ama sorgulamadım. O da diğer kilime uzandı.
Artık yan yana yıldızlara bakıyorduk. Kafasını bana çevirdiğinde ona döndüm. Gözleri yine aynı ifadeyle bakıyordu. Gözleri ne demek istiyordu asla anlahamıyordum.
Yerinde oturur pozisyona geldi. Ve sertçe parmağını bana doğru uzattı. "Bana bir söz ver." dediğinde bende oturdum.
"Ne sözü?"
"Geleceğimize bir söz." dediğinde daha dikkatli dinlemeye başladım.
Devam etti: "Otuz yaşımıza geldiğimizde eğer hala evli olmazsak ikimiz evleneceğiz." dedi.
Güldüm. Bu aralar bu popülerdi. Saçma buluyordum açıkçası. Yıllar sonra aramızın iyi olacağını kim bile bilirdi ki?
Gülüşüme baktı bir süre. Gülümsemem yavaş yavaş söndü. Biri dudaklarıma bakınca rahatsız oluyordum.
"Seni bilmem ama ben bu güzellikle otuzuma ayak basmadan evlenmiş hatta çocuğum bile olmuş olur." dediğimde o da güldü.
"Benim neyim varmış?" dedi gülerek.
"Bilemiyorum."
"Söz mü?" dediğinde serçe parmağımı serçe parmağına doladım.
"Söz."
"Uslu ol, Kara Panter." dediğinde yüzümü buruşturdum.
"Ne yani? Güzelliğimle kimseyi cezbed miyim mi?" dedim sırıtarak.
"Edersin orası kesin." dedi imayla.
"Şimde den söylüyorum, böyle para babası, uzun, yakışıklı, koyu kahve saçlı bir adamla evleneceğim." dediğimde kaşlarını kaldırdı.
"Bir göz rengini söylemedin adamın."
"Kehribar." dediğimde daha da şaşırmış bir ifadeyle bana baktı.
"Hayalinde biri var yani?" dediğinde kafamı salladım onaylarcasına. "Çok manifestleme ters tepmesin." dediğinde kaşlarımı çattım.
"Ters teperse tepsin eminim öyle biriyle evleneceğime."
"Nasıl bu kadar eminsin?"
"Hissediyorum."
Şimdiki Zaman
Birbirimize söz vermiştik. Fakat ben dediğim gibi otuzuma girmeden evlenmiş ve boşanmıştım.
O ise bekar duruyordu.
"İçeri davet etmeyecek misin?" dediğinde kapıyı tam açtım. Yanında getirdiği bavul ile içeri girdi. Umarım bende kalma gibi bir niyeti olmazdı. O mağra gorili duyarsa Karan'a zarar verebilirdi.
Salona geçip oturduğunda evi süzdü. "Tam senin tarzına göre dizayn edilmiş." dediğinde başımı gururla salladım.
"Ben yaptım çünkü." dediğimde gülümsedi.
Aklımdaki soruyu sordum. "Birden ortaya çıkmana şaşırdım." dediğimde gülüşü büyüdü.
"Süpriz yapmayı severim." dediğinde bende güldüm. "Rusya da olduğunu öğrenince hemen uçağa atladım geldim. Ve bir teklifim var." dediğinde daha da meraklandım.
"Ne teklifi?"
"Şu yıllar önce konuştuğumuz mevzu... Otuz yaşımıza geldiğimizde evlenecektik. Erkene çekmeye ne dersin?" dediğinde kaskatı kesilmiştim.
Tabii ki de hayır. Ne kadar nefret edip kızsam da Sancarı sevdiğimi inkar etmeyecektim. Ve boşanır boşanmaz yeni bir erkek varlığı hayatıma almak... Asla yapıcağım bir şey değildi.
Kafamı iki yana salladım. "Maalesef olmaz Karan... Ben evliyim." dedim. Ufak bir yalandan zarar gelmezdi.
Karan sözlerime şaşırdı. Bana 'nasıl bize bunu yaptın' der gibi bakıyordu. Biz diye bir şey yoktu.
Kafasını onaylarcasına salladı. "Şaka yapmıştım zaten." dedi. Şaka olmadığını ikimizde biliyorduk. Onu zor durama düşürmemek içim hiç bir şey demedim.
Konuyı değiştirmeye çalıştı. "Uzun bir uçak yolculuğu yaptım. O yüzden yorgunum bu günlük sende kalmamda bir sakınca yok değil mi?" dediğinde onu reddeteceğimi söylemek için ağzımı açacakken tekrar konuştu:
"Velina kocandan boşandığını biliyorum." dediğinde dumur olmuş bir şekilde bakıyordum. Her yalanım bu kadar hızlı ortaya çıkmamalıydı.
"Uzun zamandır görüşmüyor olabilir ama bir birimize hiç yalan söylemezdik Velina." dedi kırılmış bir şekilde.
Hayır, o zamanlar söylediğim yalanları fark edebilecek kadar zeki değildi.
Konuyu değiştirmeye çalıştım. "Ben sana oda hazırlayayım." diye ayağa kalktım.
Misafir odasına geçerek çarşafları değiştiemeye başladım.
Madem boşandığımı biliyordu ve ona yalan söyleyip istemediğimi belli etmeme rağmen zorluyor ve burada kalkıyordu. Eminim ki otele verebilecek parası vardı.
Arkamda sıcaklık hissetmemle kafamı çevirdim. Karan tam dibime kadar girmişti.
Amacını anlamıştım ama asla böyle bir şey olmayacaktı. Karan'ı göğüsünden biraz itirarek geçmem için yol açmasını sağladım.
"Odan hazır yat dinlen." dedim. Tam odadan çıkacakken uzun beyaz elbisemin eteğine basılmasıyla durdum.
Kolumu da çekiştire bilirdi!
Önce ayağına sonra yüzüne baktım. Ayağını çekti. "Bana olan bakışlarını görüyorum Velina. Hadi yormayalım ikimizi de kabul et teklifimi." dediğinde sinirlenmiştim.
Ne saçmalıyordu?
"Saçmalamayı kes ve zıbar! Yoksa elimden gerçekten bir kaza çıkacak." dedim.
"Veli-" diyecekti ki sesimi yükselttim.
"Siz erkekler hepiniz aynısınız! İs-te-mi-yo-rum anladın mı?" dedikten sonra kapıyı sertçe kapatarak odadan çıktım.
Şerefsiz.
Tekrar salona geçtiğimde telefonum deli gibi ötüyordu. Elime aldığımda tabiiki de mağra gorilinin yaptığını anlamış oldum.
Beni tam kırk iki kez aramıştı!
Manyak herif.
Yazdıklarına bakmak için mesajlar uygulamasına girdim.
Sancar: O herif kim Velina?
Aç telefonumu.
Siz ne yapıyorsunuz ikiniz.
Neden sana öyle bakıyor?
Söyle o adama gözlerini oyacağım.
Velina aç telefonu!
Neden odaya gidiyorsun?
Velina adam seni arkadan kesiyor!
Bak telefona.
Neden arkandan geliyor o herif!
Güzelim bak şu telefona.
Geliyorum oraya.
Kıskançlık komasına girmişti.
Umarım son dediğini yapmazdı. Bir konu da haklı olabilirdi. Karanın yeşil gözleri bana cidden farklı bakıyordu. Seviyormuş gibi.
Ve beni arkamdan kestiğine emindim. Kaldığı odanın kapısına dönerek. "Pislik herif." diye fısıldadım.
Uyuyamadığım için koltuğa oturacağım sırada kapı açldı.
Cidden de gelmişti!
Zili tekrar çaldığında oflayarak kapıya yürüdüm. Kapı dürbününden baktığımda gerçekten de geldiğini gördüm.
Kehribarları alev saçıyordu.
Zili tekrar tekrar çalmaya başladığında kapıyı yarım açtım. Kızgın gözlerle bana bakıyordu.
"Nerde o adam." dediğinde sorusuna cevap vermedim.
"Ne işin var burda? Git hadi." dedim. Evimi bulduğunu zaten biliyordum. Ama izlediğini bilmiyordum. Sapık herif. "Sen bir de beni mi gözetliyorsun! Şerefsiz."
"Evine birinin geldiğini görünce korumalar haber verdi. Yoksa izlemiyorum seni." dedi.
"İyi yapıyorsun. Boşandık biz. Unutma, dediğin lafları." dedim. Altında bir iş olduğunu biliyordum ama bana dedikleri hançer gibi kalbime saplanmıştı.
"Unutmadım. Konuyu değiştirme nerde o herif?" dedi.
Kapıyı kapatmaya çalıştığım anda Sancar elini kapının arasına koydu. Kaşlarımı çattım. Derdi neydi? “Çek elini.” dediğimde bir santim bile kıpırdamamıştı.
“Bana cevap vermeden gitmiyorum.” dedi. Kapıyı bir kez daha kapatmaya çalıştığımda ayağını araya sıkıştırdı. Beyaz topuklularımla ayağına bastım ama çekmedi.
“Sen kimsin de bana hesap soruyorsun?” dedim. Yüz ifadesi kasılmıştı.
Sancar'ın bakışları yüzümde gezindi. Daha geçen hafta dediklerini unutmuş gibi bakıyordu. Halbuki az ömve unutmadım demişti. Kehribarları alev, alevdi.
Bakışlarını zorlukla yüzümden çekti. Derin bir nefes aldı. “Karan kim?” Gözlerimi devirdim. Ona neydi?
İsmimi nasıl öğrendi bilmiyordum. Ama beklenmedik bir şey de değildi.
“Gerçekten bunun için mi geldin?” dedim oflayarak.
“Evet.” dedi tüm ciddiyetliyle.
“Delirdin mi sen?” gecenin bu saatinde sırf bunun için mi gelmişti.
“Belli olmuyor mu?” dedi televizyondaki haberleri kastederek.
İstemsizce güldüm. “Ha doğru, sen benden boşanınca kudurdun. Haklısın bende senin yerinde olsam benim gibi bir kadından boşansam delirirdim.”
Gülümsedi. Gamzeleri ortaya çıkmıştı. Kapıya gereğinden fazla küçük uygulayarak açtı. "Egonu yesinler." dediğinde gülecek gibi olmuştum.
Eve girdiğinde göğüsünden ittirdim. "Ne yapıyorsun? Sana izin verdiğimi hatırlamıyorum." dedim. Bilmiş bir ifadeyle bana baktı. Huysuz herif.
“Velina…” dedi dayanamıyormuş gibi. Kıskançlık krizlerine girip bana yavşamaya mı gelmişti?
"Kusura bakın Sancar Bey ama bekar bir kadın olarak evime bu saate yabancı bir adamı almayı doğru bulmuyorum." dedim. Yüzü kasıldı. Kasıntı herif.
"Ama o herifi alırsın değil mi, Bekar Hanım." dedi. Kafamı aşağıya yukarıya salladım.
"Şimdi aslında evimde kalmak istedi e bende geri çevir-"
"Velina!" dedi hiddetle.
Yüzümü buruşturdum. "Ne var? Git evimden. Senin gibi birini evime almayacağım."
"Nasıl biriymişim ben?" dedi içeri bir adım atarak. Geriledim.
Cevabını geçiktirmedim. "Karısına saydırdıktan sonra yüzsüz gibi evine gelen adam gibi." dedim. Ardından düzelttim. "Eski karısına."
Kehribarları daha da alevlenmişti. Bir şey de demiyordum! "Ne güzel anlattın beni öyle." dedi.
Kalp atışlarım anlamsızca hızlanınca konuyu değiştirdim. "Karan gelir birazdan git hadi." dediğimde kaşları çatıldı.
"Kavanoz mudur kaban mıdır başlatma şimdi ona da." dedi.
"Başlatırsam ne olur?" dedim kafamı dikerek.
Bana cevap vermedi. Bir adım daha attı. Geriledim. Bir adım daha attı. Geriledim. Bir adım daha attığında bu sefer gerilemedim kafamı daha da diktim.
Aramızdaki mesafe yok denecek kadar azdı.
Kehribarları dudaklarıma kaydı. O erkeksi hoş sesiyle: "Ne olduğunu en iyi şekilde göstere bilirim." dedi.
Derince yutkundum. Göğüsündem bir kez daha ittirecekken ellerimi bileklerimden tutup kendime çekti.
Eğer konuşursak dudaklarımız birbirime değecek kadar yakındık.
Sancar bana doğru yaklaşacakken, arkadan gür bir ses duyuldu: "Sen kimsin lan!" dedi.
Sancarı kendine doğru çevirerek yumruk attı.
İyi olmuştu.
Ama Karan sanki Sancara nispet edermiş gibi üstünde sadece bir şortla dışarı çıktığında Sancar iyice kudurdu.
Sancar daha ne olduğunu anlamadan bir yumruk daha yedi. Karan ne kadar sert bir yumruk attıysa dudağı patlamıştı.
Ağzındaki kanı yere tükürdüğünde bir de ben sırtına vurdum. "Evimi pisletme, hayvan herif!" dedim. Sanki beni duymuyormuş gibi Karan'a bir yumrukta o geçirdi.
Bir yumrukla kalmadı ve ardından gelen bir sürü yumruk da ona eşlik etti.
Karan dehşetle gözlerini açtı.
Sancar durulduğunda bir bana bir Sancar'a bakıyordu. "Sen... Sen o sun." dedi bende ne dediğini anlayamamıştım. Neyden bahsediyordu?
Sancarı süzerek: "Uzun, koyu kahve saçlı, kehribar gözlü... Hayalindeki adamı gerçekten de bulmuşsum Velina... Bu adam değil mi eski kocan?" dedi.
Eski bir konuşmamızı hatırlamıştı. Gerçekten de şimdi fark ediyordum. Hayallerimdeki adamı gerçekten de bulmuştum.
Sancar benim cevap vermeme izin vermeden. "Evet benim." dedi. Ama onunda sesinden şaşkınlığı hissediliyordu.
Kafasını bana çevirdi. Kehribarları bana tekrar aşık olmuş gibi bakıyordu. Belli ki hayallerimdeki adam olması Beyfendimizin hoşuna gitmişti.
"Karan sen uyu." dedim. Ardından Sancar'a döndüm. "Sende siktir git." dediğimde Sancarın ifadesi düzeldi.
Rol yapmaya çalışıyordu ama yapamıyordu.
Karan, Sancar'ın ellerinin arasından çıkarak koşar adımlarla odasına girdi. Kapının kitlenme sesi de gelmişti.
Sancar hala bana bakıyor gözlerini benden alamıyor gibiydi. Elimle kapıyı gösterdim. "Git. Seni bir daha görmek istemiyorum. Korumalarını da çek senin güvenliğine ihtiyacım yok. Bir daha beni ne ara ne de yaz." dedim.
İçinde bir şeyler parçalanmış gibiydi. Neye üzülüyordu. Onu affedebileceğimi mi? Asla.
Kafasını onaylarcasına salladı. Hemen ardından son kapıya yürüdü son kez yüzüme baktı. Sonra da kapıyı çekip gitti.
Pencereden bakmaya başladım. Kehribarları bana dönünce hızlıca kendimi geri içeri soktum. Nasıl anlamıştı, baktığımı?
Telefonumu elime alıp Sancarı engelledim.
Artık daha rahattım.
Yatak odama gittim. Açıkçası Karan'a güvenmiyordum. O yüzden kapıyı kitledim. Uyuyamayacağımı bile bile yatapa girdim.
♟️
Uyandığımda hava hala karanlıktı.
Saate baktığımda bir saat uyuyabildiğimi gördüm. Tavana bakarak düşüncelere dalmışken telefonumun çalmasıyla bakışlarımı tavandan çektim.
Kutay arıyordu.
Beklemeden açtım.
Kutayın sesi yorgun geliyordu. "Velina, bu herif götü başı dağıttı, karım gelmeden gitmem diye sayıklıyor." dediğinde Sancar'dan bahsettiğini anladım.
"Diyemedin mi artık karın yok diye?" dedim. Arkadan Sancar'ın sesi geldi. "Velina'm gelmeden gitmem burdan." gülmemek için yanaklarımı dişledim.
Salak herif.
Kutay dertli bir nefes verdi. "Bir daha hayatta öyle bir şey demem. Boğazıma yapıştı 'yalan söyleme' diye." dediğinde bu sefer gülüşümü tutamadım.
Kahka atıyordum ve Kutay bana daha da sinirleniyordu. "Umrumda değil. Ne haliniz varsa görün." dedim. Tam telefonu kapatacakken Kutay bağırdı ama bana bağırmadığını anladım.
"Dur şurda! Yola ne atıyorsun kendini! Ölmeye mi çalışıyorsun?" dediğinde hızla yataktan çıktım.
Endişeyle sordum. "Ne oldu? Bir şey oldu mu?" bu sırada çoktan odadan çıkmış topuklu ayakkabılarımı ayağıma geri geçiriyordum.
Üstümü değiştirmeden yattığım için hızlıca evden çıkabilmiştim.
"Attı kendini yola da tuttum son dakika." dedi. Neden bu kadar sakindi!
"Konum at." diyerek telefonu kapattım.
Aşağıdaki korumalar hala yerli yerindeydi. Kutay konumu atınca korumalardan bir tanesini beni oraya götürmesimi istemiştim.
Geldiğimizde burasının bir kulüp olduğunu anlamıştım. Yolda da Sancar ve Kutay vardı. Kutay Sancarı zor zabtediyor gibi duruyordu.
Hızlıca arabadan indim. Yanlarına gittiğimde Sancar bana döndü.
Yüzünde huzurlu bir gülümseme oluştu. "Kutay ben mi yanlış görüyorum yoksa şuanda karşımdaki ışık parçası gerçek mi?" dediğinde gülmeden edememiştim.
Sarhoş olunca ayrı şapşal oluyordu.
Beni belimden tutarak kollarının arasına aldı. Yarınlar yokmuşçasına sarıp sarmaladı.
Ellerim iki yanda duruyordu. Amber kokusunu içime çekiyordum. Beni göğüsüne çektiğinde gözlerimi yumdum.
"Sarılmayacak mısın? Işık parçası." dediğinde kafamı iki yana salladım.
Mayışmış sesimle: "Hayır sarılmayacağım." dedim.
"Senin yerine de sarılırım ben." dedi.
Yüzümde kırık bir gülümseme oldu. Günlerin yorgunluğu ve bir kaç saatlik uykuyla Sancar'ın göğüsünde uyuyakaldım.
♟️
Gözlerimi araladığımda etraf kapkaranlıktı ama bir şey beni sarıp sarmalamışt.
Gözlerimi tamamiyle açtığımda kafamı kaldırdım.
Yanımda Sancar yatıyordu ve bende onun göğüsümde yatıyordum!
Aceleyle doğrulmaya çalıştığımda belimdeki eli daha da sıkılaştı. Kalkamadığım için onu yataktan aşağıya ittim.
Tamam biraz acımasızca olmuştu.
Ama olmuştu bir kere.
Hale uyumaya devam ediyordu sadece biraz mırıldanmıştı. Birazdan uyanacağına emindim.
Ayağa kalktığımda gördüklerimel olduğum yerde kala kaldım.
Etraf normal bir ev gibiydi ama sadece bir odaydı karşımda simsiyah filigranlı bir cam vardı.
Arkamı döndüğümde daha da dehşete düşmüştüm.
Tek bir yatak vardı!
Tuvalet için başka bir oda olduğuna emindim.
Filigranlı camı yumrukladım. "Kutay senin olduğunu biliyorum bu sefer seni gerçekten öldürürüm!" dedi.
Tavanın köşelerinde olan hopörlerden sesi geldi: "Üzgünüm, düşman kızı. Barışana kadar burdasınız." dedi.
Daha da sert yumrukladım camı. Ama bir daha sesi soluğu çıkmadı.
Sancar da hala camış gibi uyumaya devam ediyordu.
Yerde yattığı yere gittim. Ayağımla dürttüm. "Kalksana be adam." dediğimde hafiften ayılmaya başlamıştı.
Mırıldanarak yattığı yerden doğruldu. Neden hala bayık bir şekilde bakıyordu? Umarım sarhoşluğu geçmiştir.
"Işık parçası..." diyerek bana bir adım atmıştı ki geri adım attım.
"Mesafeler koyma be aramıza güzelim."
"Kro herif." dedim.
Bana doğru tekrar bir adım attığında onu yatağa ittim. Ardından tekrar cama döndüm.
Bizi göre biliyorlardı fakat biz onları göremiyordu. "Şu adamı ne yap ne et ayılt." dedim.
"Öyle kalsın." dedi alayla. Ayağımdaki topukluları çıkartarak cama fırlattım.
Yine söylenecekken bir el beni kolumdan tutarak yatağa düşmeme sebep oldu.
Tek sorun yatağa değil, Sancar'ın üstüne düşmüş olmamdı.
Yüzlerimiz karşılıklı birbirine bakıyordu. Aramızda mesafe falan yoktu. Göğüslerimiz birbirinr değiyordu. Onun üstünde yatıyordum bildiğin!
Aceleyle doğrulmaya çalıştığımda beni belimden çeketel daha çok kendine çekti. Elbisemin eteği yukarı doğru toplanmıştı.
Kafasını bana doğru kaldırdı. Dudaklarını alnıma ardından da uzunca yanağımda bastırdı.
Ne yaptığını idrak ettiğimde aceleyle geri çekildim. "Yılışma hemen." dedim üstümü silkeleyerek.
"Mest oldum..." dedi. Ofladım bu adam sarhoşken daha da çekilmiyordu. Bana yavşamaktan da geri kalmıyordu.
Kutay ve yanında tanıdık sesden "Offf." diye ses çıktı. O tanıdık ses Elena'ydı.
"Siz iki salak hem sesi açık bırakıp hemde bizi buraya nasıl kitlediniz merak ediyorum." dedim.
Çıkış kapısı olarak düşündüğüm yere yürüdüm. Kapıyı çekiştirdiğimde gerçekten de burada Sancar ile kitli kaldığıma hem fikir oldum.
Sancar'ın yanına doğru gittim. Acilen ayıltmam gerekiyordu. Elinden tuttum. Bir elime bir bana bakıp sırıtıyordu. Göz devirdim.
Banyo olduğunu düşündüğüm yere yaklaştım. Kapıyı açtığında burasınım büyük bir banyo olduğunu gördüm.
Küvet bile vardı.
Sancar muzip bir sesle. "Birlikte duşa mi gireceğiz." dedi.
Ona doğru döndüm ve yanağının ortasına tokat attım. Tokat atmak için bir bahaneydi ama bunu bilmesine gerek yoktu.
Onu duşa doğru sürükledim. Küçük bir çocuk gibi dudağını büzdü ve yanağını okşadı. O kadar da sert vurmamıştım!
Duşa kabinin içine oturttum. Soğuk suyu açarak yüzüne doğru tuttum. Su dan kaçmaya çalışıyor ama kaçamıyordu.
Bir süre daha aynı işleme devam ettim. "Çok pişmanım Velina." dediğinde kısa bir süre durdum.
"Ne için?"
"Sana dediklerim için." dediğinde şaşırmıştım. Böyle bir şey demesini beklemiyordum.
Yüzüne tekrar tuttum suyu. "Ben zorla söy-" ağzına giren suyla öksürdü ve sözü yarıda kesildi. Ne dediğini de anlamamıştım zaten.
Kendine gelir gibi olduğunda suyu kapattı. Yüzünü sıvazladı ve bana baktı.
Oturduğu yerden kalktı ve karşıma geçti. Yüzünde sular damlıyordu. Kehribarların da anlam vermediğim bakış yüzünde istemsizce utandım.
İçeri geçtim.
Yatak iki kişilikti ama tek bir kişi yatacaktı. Güzel bir uyku olacaktı. Tabii uyuyabilirsem.
İçeri geldiğinde beni yatakta yatar vir pozisyonda beklemediği kesindi.
Bana nispet yapar gibi gardırobu açtı. Üstüne beyaz bir tişört ve siyah eşorfman aldı.
Bana dönerek gömleğimin düğmelerini çözmeye başladı. Beni mi test ediyordu? İradeli bir kadındım.
Tam o sırada gömlek üstünden düştü. Kaslarına bakmaktan kendimi alamadım. Yüzünde bir sırıtış belirdi.
Pantolonun düğmesini de açıcakken arkamı döndüm. Daha fazla bu saçma görüntüyü izleyemeyecektim.
Evden gittikten sonra kendini spora da adamış gibiydi. Yanlış saymadıysam sekiz tane baklavası vardı.
Ne saçmalıyordum!
Gözlerimi yumdum. Yatağın bir tarafınının çökmesiyle gözlerimi açtım. Yanıma uzanmıştı.
"Kalk. Burda ben yatacağım. Sen yerde yatabilirsin." dedim.
Alayla güldü. "Ben olmadan uyuyamadığını biliyorum. Naz yapma. Çünkü bende sensiz uyuyamıyorum." alaylı olan ifadesi bozulmuş onun yerine yorgunluk almıştı.
Yine de itraz ettim. "Yerde yat."
"Yerde yatayım da bütün gece bakışalım mı?" dedi.
Ağzı iyi laf yapıyordu! Hak vermiştim. Gönülsüzce: "Sadece tek seferlik. O da kendim için." dedim.
Sırıttı. "Öyle olsun, hanım efendi." gözlerimi kapadım.
Amber kokusunu uzunca soludum. Hemen ardından göz kabaklarım ağırlaşarak kapandı.
♟️
Sancar'ın telefon konuşmasıyla gözlerimi açtım.
Ses tuvaletten geliyordu. Ama son derece yüksek geliyordu.
Ayağa kalktım ve tuvaletin kapısına dayandım. İçerideki konuşmaları dinlemeye başladım.
Babamın sesini duyunca daha da dikkat kesildim.
"Velina, yanında mı?" dedi babam. Neden beni soruyordu?
"Evet, neden?" dedi Sancar.
"Yıllardır aradığım bir şeyi buldum." dedi babam. Babam yıllardır ne arıyordu? Daha da meraklanmıştım.
"Neyi?"
"Anastasia'nın sakladığı dosyayı." dedi babam. Annem ne saklıyordu?
"Anastasia mı?" dedi Sancar anlam veremeyerek.
“Evet. Dosyanın içinde onlarca mektup var. Hepsi Velina doğmadan önce yazılmış.” dedi.
Annem... Annem ben doğmadan önce mektup mu yazmıştı? Kime yazmıştı?
Babamın verdiği cevabı duyamamıştım. Kısık bir sesle söylemişti.
"Peki dosyadaki fotoğraf?" dedi Sancar.
Babam yine bir şey söyledi ama duyamadım.
Sancar sesi daha da ciddiyetli olmuştu. "Halam neden Anastasia ile aynı fotoğrafta?" dedi.
