5.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Uwu Kizi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 5.BÖLÜM

"Alican!" diye bağırdım ama telefondan sadece sessizlik geldi. O an zaman durdu sanki. Nefesim sıkıştı, dizlerim titredi. Kulağımda hâlâ o ses vardı. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Telefonu defalarca aradım. Kapalıydı.

Bir patlama sesi, insanın içini bu kadar parçalayabiliyormuş… O an sadece tek bir şey düşündüm: Alican iyi miydi?

İlk gün "ulaşır" dedim.

İkinci gün "görevdedir" dedim.

Üçüncü gün… artık kendimi kandıramıyordum.

Günler haftalara, haftalar aylara dönüştü.

Dört ay geçti.

Ne bir haber, ne bir ses, ne bir mesaj…

Her sabah aynı soruyla uyanıyordum: Bugün mü?

Her gece aynı korkuyla uyuyordum: Ya hiç gelmezse?

Ama beklemek tek başına olmuyormuş.

Bir gün dayanamadım. Yalnız değildim. Benim gibi bekleyen, benim gibi korkan kadınlar vardı. Komutan Murathan Karakurt'un eşi Gökçen, Timur'un eşi Ahu, Barbaros'un eşi Bilge, Hasan'ın eşi Zeynep ve Hasan'ın kardeşi, Zülfikar'ın eşi Duru…

Hepimizin gözlerinde aynı yorgunluk, aynı öfke, aynı belirsizlik vardı.

Birlikte Hayri Albay'ın yanına gittik.

Kapıdan içeri girerken kalbim gümbür gümbürdü ama sesim titremedi.

"Albayım," dedim, "biz beklemekten yorulduk. Dört aydır oldu ya 4 ay benim nişanlım nerede? Bu kadınların kocaları nerede?"

Gökçen devam etti:

"Eşlerimiz nerede bilmek istiyoruz."

Ahu'nun sesi sertti:

"Biz güçsüz değiliz. Gerçeği kaldırırız."

O an Hayri Albay'ın yüzü değişti. Sessizlik uzadı. Sonra derin bir nefes aldı.

"Bilmenizi istemezdim ama artık saklayamam," dedi.

Duyduğum cümle kalbime taş gibi oturdu:

"Barut Timi esir düştü."

Dünya başıma yıkılmadı…

Daha kötüsü oldu. Dünya sustu.

Ama ağlamadım. O an ağlamadım.

Çünkü biliyordum… Alican teslim olmazdı. Benim Alican'ım teslim olmazdı.

~

Barut Timi esir düşmüşlerdi. Hepsi zincirli haldelerdi, hepsini yıldırmaya çalışıyorlardı ama hiçbiri yılmıyordu. En çok Alican'ın üstüne geliyorlardı, çünkü o en gençleriydi, çabuk pes eder sandılar. Bir düşman asker Alican'ın çenesini kavrayıp:

"Söyle ben vatanıma ihanet ediyorum. Artık Türk askeri değilim, de ben sizden biriyim de hadi söyle!"

"Ben sizin gibi adi köpek değilim. İstediğinizi yapın, vatanıma ihanet etmem. Ben sizin gibi değilim si***min köpekleri!"

Adam komutan Yüzbaşı Murathan Karakurt'a dönüp:

"Askerlerine küfür mü öğretiyorsun yüzbaşı?"

"Hayır, ben onlara vatanlarını korumayı öğretiyorum. Gerektiği zaman gerektiği cevabı verirler. Görüyorum ki yine askerini yıldırmayı başaramadınız."

"Henüz değil ama yakında pes edip bize katılacaktır."

Alican araya girdi:

"Çok beklersiniz. Ben vatanıma ihanet etmem. Ben sizin gibi değilim si***min köpekleri!"

Düşman askerler onları bırakıp dışarı çıktılar. Murathan Alican'a döndü.

"Aferin Alican. Sana güveniyorum. Ne olursa olsun vatanına, milletine ihanet etmezsin."

"Asla komutanım, asla. Vatanıma, milletime ihanet etmem."

Tam o sırada dışarıdan bir ses geldi. Tim üyeleri bir an irkildi. Sonra dışarıdan bazı sesler duydular. Bir anda kapı açıldı. Türk askerleri onları kurtarmaya gelmiştir. Hayri Albay zorda olsa onların yerini bulmuştu. Tim üyeleri tam 4 ayın sonunda gün ışığı görmüştü. Hayri Albay onlara:

"Bir süre izinlisiniz. Ailenizle vakit geçirip özlem giderin," der. Herkes sonunda ailesini göreceği için çok mutludur. Herkes ailesinin yanına gider. Alican lojmana gelip kaldığı evin kapısını çalınca o yüzü görür. Ağlamaktan şişen gözleriyle ona bakan Zehra'yı.

~

ZEHRA ALTDEĞİRMENDEN;

Kapı çaldığında belki Alican'dır diye heyecanla açtım. Gerçekten oydu. Tam 4 ay sonra o gelmişti.

"Alican!" deyip boynuna atladım, kokusunu içime çektim. Onu öyle çok özlemiştim ki. Alican da beni kollarıyla sardı.

"Özür dilerim Zehram, çok özür dilerim. Geç kaldım ama artık seninleyim. Uzunca bir süre ayrılmayacağız. Seni çok özledim Zehram."

"Ben de seni çok özledim Alican. Sen yokken çok korktum, çok ağladım." Konuşurken sesim titriyordu, gözlerimden yaşlar akıyordu.

İlk gün her şey normalmiş gibi davrandım.

Geldi ya... gerisi önemli değildi sanıyordum.

Ama bazı şeyler zamanla konuşur, sessizlikle bağırırmış.

Alican yanımdaydı ama... sanki hep tetikteydi.

Bir kapı sert kapandığında omuzlarının istemsizce gerildiğini fark ettim.

Gece uykusunda bir an irkilip nefesinin hızlandığını gördüm.

Bazen dalıp gidiyor, gözleri bir noktaya kilitleniyor, ben seslendiğimde geç dönüyordu.

"Yorgunsun," dedim kendime. "Normal," dedim. "Dört ay kolay mı?"

Ama mesele sadece yorgunluk değildi.

Bir akşam mutfakta bardak elimden kayıp yere düştü.

Çıkan sesle birlikte Alican bir anda ayağa fırladı.

Yüzü bembeyaz olmuştu.

Gözlerinde... daha önce hiç görmediğim bir şey vardı.

Korku değil.

Öfke değil.

Hatıra.

O an sustum.

Çünkü bazı anlarda soru sormak değil, yanında durmak gerekiyordu.

Sonra yavaşça nefes aldı.

Ellerini dizlerine koydu.

"İyiyim," dedi.

Ama sesi… iyi değildi.

Anladım ki… O esaretten sadece bedeni kurtulmuştu. Zihninin bir kısmı hâlâ oradaydı.

Ben beklerken büyümüştüm.

O dayanırken sertleşmişti.

Ve şimdi ikimiz de başka insanlardık.

Ama şunu da biliyordum: Alican konuşmak zorunda değildi. Her şeyi anlatmak zorunda değildi. Ben çözmeye çalışmayacaktım.

Ben kalacaktım.

Yanına oturdum.

Sessizce.

Hiçbir şey sormadan.

Gece onun koynuna sokulmak istedim ama Alican bir anda irkildi. Sanki korkmuş gibiydi. Esir tutulduğu günlerde bu kadar mı kötü davranmışlardı ona? Bu kadar mı korkuyordu? Benden bile mi korkuyordu?

Üzgün bir şekilde sırtımı döndüm. Alican sanki pişman olmuş gibiydi.

"Zehram?"

"Efendim?"

"Özür dilerim. Bir anda yaklaşınca irkildim."

"Eskiden çok hoşuna giderdi."

"Hâlâ hoşuma gidiyor," deyip boynuma minik bir öpücük bıraktı. "Hadi gel sokul biraz. Seninle uyumayı çok özledim."

Gülümsemeye çalıştım.

"Bu gece değil. Başka bir gece."

"Küs müyüz?"

"Hayır."

Alican konuyu uzatmayıp odadan çıktı. Kırılmış mıydı? Yoksa başka bir şey mi vardı? Bilmiyordum.

Sırtımı dönmüş olsam da uyumuyordum.

Gözlerim kapalıydı ama içim açıktı; düşüncelerim, korkularım, suskunluğum...

"Küs müyüz?" dediğinde "Hayır," demiştim ama bu kelime her şeyi anlatmıyordu.

Küs değildim.

Kırgın da değildim.

Sadece... üzgündüm.

Onun yanımda olmasına şükrediyor, aynı anda onu bu halde görmeye dayanamıyordum.

Eskiden bana sarıldığında dünya susardı.

Şimdi dünya susmuştu ama onun içi bağırıyordu.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra yatağın hafifçe çökmesini hissettim.

Alican yaklaşmamıştı, sadece oradaydı.

Bu bile bir şeydi.

"Zehra..." dedi fısıltıyla.

Sesinde emir yoktu, beklenti yoktu.

Sadece yorgunluk vardı.

"Ben değiştim biliyorum," dedi. "Bazen kendimi bile tanıyamıyorum. Ama seni sevmediğimden değil. Tam tersine… seni kaybetmekten korktuğum için."

İçimde bir şey çözüldü o an. Yavaşça döndüm. Göz göze gelmedik. Gerek yoktu.

"Elimden geleni yapıyorum," dedi. "Geri dönmek için."

Elimi uzattım. Titriyordu. O güçlü eller… zincirleri kıran o eller… şimdi titriyordu.

"Elinden geleni yapman yetiyor," dedim. "Ben buradayım. Gitmiyorum."

Bu sefer irkilmedi.

Sadece nefes aldı.

Derin, yavaş bir nefes.

Yavaşça beni kendine çekti.

"Lütfen beni bırakıp gitme Zehra, lütfen."

Sesi çaresizdi. İlk defa böyle duyuyordum. Sanki her an ağlayacak gibiydi.

"Alican, ben seni bırakıp gitmiyorum. Sen benim her şeyimsin. Ben sensiz nasıl yaşarım?"

"Sen de benim her şeyimsin. Kalbim, sevdiğim her şeyim ve ben seni kaybetmekten çok korkuyorum."

Bir süre öyle kaldık. İçimizi böyle dökmüştük. Sonra bir anda bir baş dönmesi hissettim. Uzun zamandır doğru düzgün uyuyamamıştım, doğru düzgün yemek bile yememiştim ve o şimdi vuruyordu anlaşılan.

Bir anda dünya yerinden oynadı sanki.

Odanın duvarları hafifçe dalgalandı, başımın içi uğuldadı.

Nefesim daraldı, elim istemsizce Alican'ın koluna gitti.

"Bir şey oldu..." diyebildim sadece. Sesim bana bile uzak geldi.

Alican hemen doğruldu. Az önceki yorgun, kırılgan adam gitmişti; yerine tanıdığım o dikkatli, koruyucu Alican gelmişti.

"Zehra, bana bak," dedi. Avuçlarını yüzüme aldı. "Başın mı dönüyor?"

Başımı salladım.

"Bir anda... karardı gibi."

Beni yavaşça yatağa oturttu.

Panik yapmıyordu ama gözlerinden korktuğunu görüyordum.

O korku, beni kaybetme korkusuydu.

"Ne zamandır doğru düzgün uyumadın?" diye sordu.

Cevabı biliyordu aslında.

"Yemek?"

Sessiz kaldım.

Derin bir nefes aldı.

Alnını alnıma yasladı.

"Ben yokken kendini de bırakmışsın," dedi kısık bir sesle. "Buna kızamam… ama üzülürüm."

Gözlerim doldu.

"Sen yoktun Alican," dedim. "Geceleri gözümü kapatınca ya sesini hatırlıyordum ya o patlamayı. Hangisi daha çok acıtıyordu bilmiyorum."

Elimi tuttu.

Sıkıca.

"Artık buradayım," dedi. "Ve bu sefer birlikte güçleneceğiz. Sen tek başına taşımayacaksın."

Başımı omzuna koydum.

Bu sefer irkilmedi.

Aksine kolunu etrafıma doladı.

Kalbimin atışı yavaş yavaş normale dönerken, ilk kez gerçekten güvende hissettim.

Ama o an şunu da fark ettim: Ben onu beklerken kendimi unutmuştum. O esaretten çıkmıştı, ben de sessiz bir esaretten.

Ve ikimizin de iyileşmeye ihtiyacı vardı.

Ama fark şuydu...

Artık yalnız değildik

Evet, bir bölümün daha sonuna geldik. Umarım beğenirsiniz. Düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim. Okuduğunuz için teşekkür ederim ❤️🥰🌹

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18