3. bölüm / 3
Saf kan3.bölüm
Bölümler 3Şu an: 3.bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yerde kanlar vardı çok fazla kan ve içinde duran küçük bir kız
kız korkmuyor yada ağlamıyordu sadece küçük elleri kan birikintisinin içinde geziniyordu birçok çığlık sesi yükseliyordu artık dayanamiyacak gibiydim kulaklarimi ellerimle kapattım
ama çığlıklar kötüleşiyor şu küçük kız ise hiç etkilenmemisti sadece sakince kanların içinde oturuyor ve kanla oynuyordu
yüzünü bana dönmüyordu sadece arkasını görebiliyordum sesler giderek arttı bir çıkış yolu arıyordum ama burası bosluktu hiç birşey yoktu sonra sesler sustu ...
Uyandığımda kabus görmüştüm bu kabusu çocukluğumdan beri ara sıra görürdüm hep aynı başlangıç ve aynı son ama uzun süredir görmüyordum neden tekrardan gördüğümü düşünmeye vaktim olmadan içeri dünkü hizmetliler girdi
" Prensesimiz uyandıysanız sizi hazirlamamiza izin verirmisiniz"
Dediler yatağımdan kalktım ve dağınık birbirine giren saçlarını kasidim sanırım bu işten kendim hayatta çıkamazsın o yüzden kendimi onların eline bıraktım
Büyük yemek salonuna gittiğimde bu sefer çok kalabalık değildi hatta az sayılırdı
Lord lucian leydi İsana yuriyan ve onun kızı astrid vardı
içeri girdiğimde hepsini yüzü bana döndü leydi İsanaya baktım yüzünde herzamanki gibi bir tebessümle beni izliyordu
Üzerinde ise lacivert tonunda güzel bir elbise vardı lord lucianda eşi ile uyumlu lacivert bir tunik giymisti cidden çok yakışıyorlardi
amcam olan yani gerçek ferinanin amcası olan yuriyan ise sarı bir tunik giymişti kızı Astrid ise saçı ile uyumlu kızıl bir elbise
Benim üzerimde ise asla sevmediğim renklerden biri olan turuncu bir elbise vardı turuncudan nefret ediyorum yerime oturdugumda lord lucuian
" Günaydın kızım umarım rahat uymussundur" dedi
Ona dönerek en kibar sesimle
" Teşekkür ederim lordum herşey çok güzeldi " dedim ona lordum dediğim için biraz yüzü düşmüştü ama baba demek içimden gelmiyordu
Lucian kardeşine dönerek
" Daha alışamadı ondan " dedi kardeşi yanımda oturuyordu oda bana döndü ve içten bir şekilde gülümsedi eliyle saçımı okşadı
" olsun daha önümüzde çok vakit var abi " dedi
" Astrid de kuzenine her konuda yardımcı olucak öyle degilmi astrid "
Dedi başını yemeğinden kaldıran astridin gözlerinin altı mosmordu halsizce başını salladı kimse ne olduğunu sormamisti ama ben dayanamadım ve " uyuyamadin heralde"
Dedim bu sefer bana dönmüştü
Hırıltıli bir sesle" evet biraz yorgunum "
Dedi ve izin isteyip koşarak salondan çıktı çok garipti lord lucian kardeşi ile sözsüz bir tartismaya girmişti sanırım birbirlerine bakıp duruyorlardı yuriyan da masadan kalktı ve kızının arkasından gitti
Bende pek oralı olmayarak yemeğimi yedim leydi İsana yemeğini yemiyor bana bakıyor arada sırada da kocasına bakıyor etrafa gülücükler saçıyordu
" Leydi İsana ama siz sürekli bana bakarsanız ben nasıl yemeğimi yiyeceğim "
dedim kadın bana baktığını yeni fark etmiş gibi önüne döndü ve yemeğimizin kalanında sessiz geçmişti
Yemekten sonra leydi İsana bana saraylar kadar büyük olan malikanelerini gezdirdi ve göreceğim dersleri anlattı dans dersi görgü dersi tarih dersi savunma dersi unuttuğum varmiydi ya ha mitoloji derside vardı işte dün merak ettiğim konu olan gezegen ve yıldız hanedanlarindan bahsedilecekti yani cidden o dersi sabırsızlıkla merak ediyordum ama ben daha önce okula gidemedigim için aynı zamanda bide okuma yazma falanda öğrenecektim yani günümün en az 8 saatinde ders görecektim
ders öğretmenlerim farklı kişilerdi ilk dersim görgü dersiydi ve güzel bir oturma odasında olucakti leydi İsana beni oraya bırakmış ve şans dileyip gitmişti odadaki kadın biraz yaşlıydı
" Leydi ferina hosgeldiniz" dedi ve yanına gitmem için elini salladı yanına gittim ve koltuklardan birine oturdum
" İlk dersimiz basit olucak merak etmeyin leydi İsananin dediğine göre temeliniz yokmuş o yüzden ders saatimiz biraz uzun olucak ama sorun değil " dedi ne kadar uzun acaba
İki saat sonra
Elimde kaşık çatal ve bıçaklarla
uğraşıyordum ve önümde içinde et olan bir tabak çatalı ete batirmistim ama görgü öğretmenim olan leydi gorigan yine sinirli
bir ses çıkarttı
yani yine yanlış yapmıştım iki saattir yemek yeme üslubunu öğreniyordum ve önümde bir sürü çatal kaşık ve bıçak vardı hepsi farklı bir işi için kullanıldığı için kafam çok karışıyordu kapının nazik olmayan bir şekilde çalınmasıyla leydi gorigan ile aynı anda kafamızı kapıya çevirdik maskeli adam gelmişti leydi gorigan
" Varisim dersimize yarın tekrardan devam edicez " dedi başımı salladım ve odadan çıktı maskeli adam kapıyı kapattıp yanıma geldi
" İlk dersin bir faciaydi sanırım " dedi elimdekilere bakarak hızlıca onları masaya fırlattım
" Çok saçma neden bir tane catal kullanmak yerine ellitane kullanılıyor ki "
Dedim
" Hadi bakalım okuma yazma öğretmenin seni bekliyor " dedi ne daha başka derslere dahami giricektim tantimm
Okuma dersim en azından daha iyiydi hep okula gitmek istediğim için hevesle dersi dinlemiştim güzle gidiyordu ve ogretmenimde çok tatlı bir kadındı
Leydi orin iki saat ne ara geçmiş hiç anlamamistim
Şimdiki dersim tarih dersiydi ama bu sefer yanımda maskeli adamda vardı beni derslere o götürüyor nereye gitsem yanımda geliyordu ama çok konuşmuyordu çünkü ondan nefret ediyordum karşımdaki adam kırklı yaşlarda olmaliydi saçları hafiftan agirmaya baslamisti
" Kraliyetin soyu asırlara dayanır kralimiz
Hero' yani 13. Kuart güneş ıshası ve kralicemiz Eleninin oğulları Aiden kuart krallığın yeni kral adayıdır "
Güneş ıshası ne demek ya
" Güneş ıshası ne demek " dedim adam şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu maskeli adam
" Güçler hakkında bir bilgisi yok " dedi tarih öğretmenim anlıyorum der gibi başını salladı
" Normal insanlarla asilleri ayirlan en önemli özelliklerden birisi güçlerdir prensesimiz " dedi
" Asiller hanedanlarinda göre ve doğum tarihlerine göre güç sahibi olurlar tabiki her asil değil "
dedi güçmü bildiğimiz güçlermi yani şu masallarda annattiklari
içimi bir heycan kaplamıştı
" Kralimiz 13. Kuart güneş ıshasıdir yani güneş gibi ısı yayabiliyor ateş gibi yakabiliyor mükemmel bir güçtür "
" Peki ya oğlu " dedim
" Prens Aiden ise hava ıshasıdir ,ve kraliçe Eleni ise yılanlari kontrol edebiliyor" dedi
" Yılanmı ne kadar garip " dedim adam evet der gibi başını salladı
Maskeli adam " söylentilerine göre sevmediği kişileri taşa çeviriyormuş bir nevi medusanin soyundan gelen diyorlar ona "
biraz korkmuştum sandalyeme iyice sindim
" bu gercekmi Eric" dedim tarih öğretmenime adam benim halime gülmeye başladı
" Tabikide hayır yılanlar kutsal sayilirlar özelliklerde zehirli olanları ama bu yılanlar bildiğimiz yılanlara benzemezler kocamanlardir ve korkutuculardir eğer kraliçe eleni onlardan birini kasablara gönderse ordaki bütün insanlari yiyebilecek kadar büyük " dedi şuan daha çok korkmuştum
" Dua edelimde o vakit o yılanlardan birisi karşımıza çıkmasın " dedim
" Peki ya hanedanlar onlarında güçleri varmı" dedim " tabikide her hanedanın güçleri vardır çeşit çeşit güçler " dedi e ben lord lucianin bir gücünün olduğunu görmemiştim" sanırım aklın lord luciana gitti " başımı salladım
" Lord lucian en güçlü lordlardan biridir
Kendisinin gücü depremdir yani yer sarsıntısı " dedi vay canına cidden
havali bir güçmus
" Seninde gücün olmalı ama daha kendini göstermemiş anlaşılan " dedi
benimmi " nasıl yani "
" Sen bir varissin tabi genelde güçler 16 yaşından itibaren kendini gösteriyor ama bu zaman zaman gecikebiliyor "
Dedi dedirginlikle maskeli adama döndüm oda kafasını bana çevirmişti
" Peki ya gücü olmayan varisler oluyormu" dedim sesim biraz titremisti madem kraliçe olmak için savasicaktim ama diyer prenseslerin gücü olucakken benim olmayacaktı
ve bu beni kolay lokma haline getiricekti kahretsin
" Bu pek raslanmis bişey değildir genelde varislerin gücü olur ama lanetlenmiş varisler tarihte vardır " dedi lanetmi daha ne kadar sasiricaktim acaba
" Mesela kral Hero'nun küçük oğlu prens Dylan kendisi asil olmayan bir kadının çocuğu olduğu için güçsüzdür " dedi
kralın iki oğlu olduğunu biliyordum ama iki oglununda gücü vardır sanıyordum ilginçti tahtın o prense kalması imkansızdı o vakit maskeli adam huzursuzca yerinden kıpırdandı
dersimizin geri kalanında büyü tarihini islemistik gerçektende çok ilginçti
her duyduğum şeye daha çok şaşırıyordum
ama alışmaya da başlamıştım
Rohanan 'da
yaşarken bizi ne kadarda kandırmışlar di biz kralliktaki insanları sadece bizden zengin olduklari için asil sanıyorduk
ama burdaki dünya apayrı bir dünyamış
gerçektende iki günde nasıl buraya gelmiştim aklım almiyordu sıradan bir kasabada sefil bir hayat süren bir kızken şu an bir asıl gibi yaşıyordum kimisine gören bu bir şans olabilirdi ama bana göre bir şans değil bir mucizeydi kendim için değil ...
Hele şükür derslerim bitmişti maskeli adamla yan yana odama yürüyordum beni odadan alıp odama bırakıyordu fazla konuşmuyordu sıkıcı kaşıntı tipin tekiydi odamın önüne geldiğimizde o durmuştu ona doğru döndüm benden çok uzundu omzuna kadar anca geliyordum ve çok iriydi büyük ihtimalle bir muhafizdi ama şimdiye kadar elinde hiç bir kılıç görmemiştim
" İsmin varmı " diye sordum bir an maskesi yüzünün her yerini kapattığı için çok sinir oluyordum bana cevap verme gerigi duymadan arkasını döndü ve bir kaç adım attı arkasından onu izliyordum sonra o da durdu ama bana dönmedi sağına döndü ve bir kapı açım içeri girdi bı dakika benim yan odamda mi kaliyordu gerçekten kahretsin resmen bu adamı her konuda başıma nöbetçi koymuşlardı
Bir hisimla odama girip sertçe kapıyı kapattım kesin duymuştur şeytan maskeli adam
hizmetlilerimden bugün oda yemek getirmelierini rica etmiştim ve odamda yemeğimi yemiştim bugün öğrendiklerinde sonkez tekrar etmiştim ve iyice uykum gelmişti kendimi yatağıma biraktim kendimi uykunun kollarına teslim edicegim sırada kapımın önünden garip bir ses geldi gözlerimi açtığımda kapım açılmıştı bı anlık korkuyla yatağımdan sicradim
" Maskeli adam senmisin " dedim aklıma direk o gelmişti
Kapıdan pelerinli birisi girdi yüzü belli değildi bana yaklaştı nefesimi tutmuştum anı bişey olursa hızlıca kapıya koşucaktım
ve bağıracaktım ama pelerinini çıkartınca gördüğüm kişiyle geri çekilerek rahat bir nefes verdim karşımdaki kuzenim astriddi
Gözlerinin altı yine mosmor teni bembeyazdı
sanki ölen bir kişinin teni gibi " astrid senin burda ne işin var"
Dedim gelip yanıma oturdu iyi gözükmüyordu
" Sadece biraz kafamı dağıtabilmeye ihtiyacım var " dedi
" İyi değilsin astrid hadi anlat bana ," dedim gözleri yaşlarla dolmuştu
" Hayatımdan nefret ediyorum olmak zorunda olduğum kisiddnde nefret ediyorum " dedi
iyice ona yaklaşmıştım
" Babamdan ve amcamdanda nefret ediyorum " dedi onu kendime çevirdim tıpkı bir abla gibi
" Hey hey sakin ol şimdi nelor oluyor anlat bakalım bana ," dedim
yüzünun her yeri ıslanmıştı bile " Neron o bir askerdi amcamın askerlerinden birisi
iki yıldır görüşüyorduk ama ben hanedan soyundan olduğum için konuşmamız yasaktı "
durup nefes aldı ve burnunu çekti " bir süre sonra ilişkimiz babam ve amcam öğrendi onlara yalvardım bida görüşmeyecegim dedim ama sözümde duramadim çünkü onu çok seviyordum oda beni "
sanırım olanları tahmin edebiliyordum hickirarak ağlıyordu çok yanlız hissediyor olmalıydı
" bizi yine beraberken gördüler ve. Onu yanimdan sürükleyerek götürdüler bu olay yayilmasin diye herkesi susturdular ama ona ne yaptılar bilmiyorum öldümü yaşıyormuş bilmiyorum "
dedi bana iyice yaklaşmıştı " ferina gerçektende çok kötüydüm senide rahatsız etmek istemezdim ama gidicek başka bir yerim yoktu inan bana "
dedi ona kollarımı sardimki bu normalde yapicagim birşey değildir " hiç sorun değil kuzen " dedim
şimdiye kadar hiç bir akrabam olmamıştı hiç sorgulamamistimda ama sanırım bu sahte hayata alisabilicektim
" Ferina sen seni yeni bulmuşlarken kirmazlar nolur amcamla konuşsan "
Dedi benmi hayatta bunu yapamazdim
çünkü gerçek kızları bile değildim
" Malesef işler sandığın gibi değil beni dinlemezler " dedim
daha çok ağladı
" Ama anneme sorabilir " dedim
belki leydi İsana insafa gelip söylerdi
Astrid hızla bana döndü gözleri çok guzler bir yeşil tonuydu " gerçekten bunu yapar mısın" dedi
kafamı salladım bana hızla sarıldı blve yatakta üzerime atladı
" sen dünyanın en iyi kuzenisin aptal " dedi
ve bir yandan beni gıdıklamaya başladı kahkahalarla gülerken bende ona saldırdım yatakta birbirimizin üzerinde tepiniyorduk resmen ikimizde bı anda bu kadar samimi olmuştuk ki sorgulamamistik çünkü eyleniyorduk yüzüne azıcık ta olsa renk gelmişti
" Şey bugün burda uyusam olurmu odama gitmeye enerjim kalmadida," dedi yatakta ikimizde ter icinde kalmış bir vaziyette yatarken " kal tabide o ve üzerimizdeki pijamaları mi degistirsek "
Dedim hemen yataktan kalktı ve benim dolabimdan kendisine bir takım aldı rahatlığı çok komikti bir asil olarak
yetiştirmenin verdiği. özgüvenine hayran kalmamak elde değildi
banyoya gidip üstünü değiştirmişti bende üzerimi değiştirdikten sonra ikimizde yatağa yattık ve mumları söndürerek yattık ..
Kanlar her yerdeydi ve çığlıklar kadın ve erkek çığlıkları birbirine girmişti ve o küçük kız çocuğu kanların içinde oturuyor
Ellerini kan birikintisinin içine sokmuş onlarla oynuyordu .....
Yine aynı kabusu görmüştüm uyandığımda hava hala karanlikti astrid yanımda uyuyordu etrafta sadece yana bir kaç mum vardı yani çok Los bir ortamdi masamdaki suyu içmek için ayağa kalktım ama kulaklarının içi de kuzgun sesleri duymaya basladim etrafima bakindigimda hiç biryerde kuzgunlar yoktu rüyamı görüyorum acaba diye düşündüm
Masadaki suyu yudumlayıp yatağıma dönerken kulağımın yakininda kulak çırpma sesi duydum hemen arkamı döndüm ama yine bişey yoktu cidden hayal görüyorum heralde yatağıma gidip uzandım yarın çok işim vardı uyumak zorundaydım
Sabah astrid odamdan kimselere görünmeden çıkmıştı bende hızla kendim hazirlanmis ve derslerim başlamadan bahçeye çıkmak istemiştim bahçe çok büyüktü insanlara aldırış etmeden çimlere oturdum tıpkı kasabadaki gibiydi tabi ordaki hava iğrenç kokuyordu burası gibi temiz ve güzel değildi
Gözlerimi kapattım ve temiz havayı içime çektim yanımda bir hareketlilik hissedince dönüp baktım tanimdadigim bir yüz bana bakıyordu ve siritiyordu " demek ferina sensin bu kadar güzel bir kız olduğunu soylememislerdi ," dedi
kasladimi catip
" Yanıma oturmana izin verdiğini hatirlamiyorum bayım " dedim
ve kalmak için yeltendim ama ellerimden tutup beni durdurdu
" Afedersin kendimi tanitmadim ben karen Achort yani senin kuzeninim"
dedi bı dakika benim böyle bir kuzenim mi vardı şaşkın bakışlarına gulmeye başladı
" s şey ben bilmiyordum kususra bakma biraz sert cikistim " dedim
gözleri benimle aynı renkteydi saçları
simsiyahti yakışıklı bir yüzü vardı
" Sorun değil hatta sana hak bile verdim eğer yanına biri yaklaşırsa daha sert tepki ver merak etme hepsini sana ögreticem " dedi nasıl ögreticekti
" Sen lord yuriyanin oglumusun " dedim yani astridinde kardeşi olmalıydı
Başını sallladi ve çimlere yattı
" Evet babamın en büyük çocuğuyum " dedi üzerinde bir gömlek ve pantolon vardı yattığı yerden bana döndü ve eliyla yanını işaret etti
" Hava çok güzel gelsene " dedi kaslarımi catt " hayır böyle iyiyim "
Sen bilirsin der gibi omuz silkti
" Seni daha önce burada görmemiştim başka bir yerdemiydin " dedim
" Evet Hanedanimizin elçisi olduğum için başka hanedanlarin yanindaydim bazı diplomatik isler vardı seni karsilamaya gelemedim kusura bakma kuzen "
dedi ve tekrar oturur pozisyona geldi nerdeyse aynı hizadaydik tabi o benden daha uzun ve iriydi iyica bana yaklaştı
" küçükken seni hep bana emanet ederlerdi bilmiyorum hatırlıyor musun ama seni astridden daha çok severdim o da hep seni kiskanirdi "
biraz utanmıştım ve yanaklarimin kizardigina yemin edebilirdim cidden çok yakışıklıydı ve teknik olarak benim öz kuzenim değildi
" Ya malesef cocuklugumla ilgili pek bişey hatırlamıyorum " dedim yerden bir çiçek koparttı ve saçımın arkasına koydu gülümsedim ama arkamızdan gelen bir öksürük her şeyi bozdu
Bölüm etkileşimi
