13. bölüm · SADECE

12. BÖLÜM

Derin .

Role gerek vardı.
Aslında yok.

Var.

Ares beni kucağından indirince kapıya doğru ilerledik

"Karıcığım senin ellerin niye titriyor" sinir bozucu bir ses ile sorduğu soruya göz verdirdim

"Sanane tam olarak ayrıca elim falan da titremiyor" Dediğimde sol elimi tutan eliyle şaşkın şaşkın gözlerine baktım ama hiç bir şey demeden kapıya doğru ilerleyince beni de peşinden sürüklemiş oldu

Kapıyı açınca Ares'in annesi ve kız kardeşi güler yüzlü bir şekilde duruyordu

Yüzümdeki tedirgin ifadeyi silip gülümsediğimde ikiside içeriye doğru girdi

"Hoşgeldiniz" Ares ile aynı anda aynı şeyi söylemeyi bekleniyordum ama aynı anda konuşmuştuk

"Hoşbulduk" Nalan hanımın sesi çok sıcak ve içtendi

"Hoşbulduk" Elana'nın sesi de çok neşeliydi

Salona doğru geçince farklı bir koltuğa gidecektim fakat Ares sanki kaçacakmışım gibi elimi bırakmayıp beni de kendi yanına oturtturdu

Rol yap Gece rol yap. Rol yaparsan insanlar anlamaz.

"Ee evlilik nasıl gidiyor zor oluyor mu bekar hayatı yaşayıp sonra evlenmek" Elena sorunca Ares'e baktım ama o 'sen cevap ver' der gibi bakıyordu

"İyi, güzel gidiyor yani bence hiç zor değil" dediğimde Ares'de konuştu

"Evet zaten seviyoruz kızım neyi zor olsun"

Bu sefer Nalan hanım konuştu

"Ee iki düşmanı aynı odaya koysan kaynaşır, iyi anlaşır siz mi anlaşamayacaksınız" anlamlıydı söyledikleri. İki düşmanı koysak belki gerçekten bir yerden sonra anlaşırlardı... Ama biz? Ya da en azından ben. Ares'e ilk 'beni neden öldürmedin' diye sorduğumda 'insan sevdiğini nasıl öldürür Gece' diye bağırarak cevap vermişti. Beni seviyor muydu? Sanırım evet, ben onu seviyor muydum?
Bilmiyorum,bilmiyorum!
Allah kahretsin bilmiyorum!

Hayır. Bir insan onu kaçıran ve sonrada evlenen bir adama nasıl aşık olur?

Olmazdı,olamazdı! Ben sevginin tam olarak nasıl bir şey olduğunu bile bilmiyordum ama bu aralar sanki hissediyordum

Elena "Ee yenge sen neler yapıyorsun valla bak abimi gece aradım maşallah hanımcının en önde gideni herkese böyle koca lazım" diye kıkırdadığında bende gülmeye başlamıştım, Nalan hanım da gülüyordu.

Hatta Ares bile gülüyordu ama belli etmiyordu

"Gülme gülme boğulacaksın" diyen Ares'e ben cevap vermeden Nalan hanım cevap verdi

"Gelinimi sal oğlum aa" bana doğru döndü

"Senin okulun varmış sanırım kızım o nasıl"
Midem bulandı.

"Aslında üniversite sınavını kazandım ama bazı şeyler yüzünden gidemedim şimdi tekrar hazırlanıyorum" dediğimde koluma bir ağrı saplanmıştı ama belli etmemem gerekiyordu

Nalan hanım güler yüzlü bir şekilde bir şeyler anlatırken Ares sanki yüzümdeki ifadeden anlamış gibi kulağıma doğru eğilip fısıldadı

"Miden mi bulanıyor" gerçekten anlamıştı.

"Hıhı" diyerek cevap verdim

"Gel elini yüzünü yıkayalım" ben daha cevap veremeden Nalan hanım ve Elena'ya döndü

"İki dakikaya geleceğiz" diyerek yavaşça beni kaldırdı ve yukarıya çıkınca odamıza girip oradaki lavaboya beni sokup kendisi de girdi

"Ne oldu neden bulandı miden"

"Bilmiyorum..." Diye mırıldandım

"Annemler gidince ilk iş doktora gidiyoruz tamam mı" sesi sert çıkmıştı ama ifadesi korkmuş gibiydi

"Hayır! Yani gerek yok hastaneye gitmek istemiyorum" hastanelerden nefret ettiğimi biliyordu.

"Gece bak bana" yüzünü avuçları içine aldı

"Hastaneleri sevmiyorsun biliyorum ama ne var ne yok öğrenmiş oluruz hızlıca kan testi verip eve döneceğiz" güven veriyordu
Ben Ares'e güveniyorum.

"Söz mü?"

"Söz" dedikten sonra ellerini yanağımdan çekip elimi tuttu ki bastıran bulantı ile elimi hızlıca çekip lavaboya eğildim ve kusmaya başladım, o da elinin biri ile saçlarımı tutup yüzüme gelmesini engelliyor, diğeri ile de sırtımı sıvazlıyordu.
Başımın üzerinde yıldızlar uçuşuyor gibiydi, bu mide bulantısı yıllardır oluyordu alışkındım ama her seferinde kötü oluyordum.

Sanırım odanın kapısı açık kalmıştı ki Nalan hanımın sesini duydum

"Gece, Ares" sesleri duymuş olmalıydı

Ares "Anne, Gece'nin midesi kötü geleceğiz şimdi" dediğinde bulantı hafiflemişti ve kusmayı bırakmıştım. Kafamı kaldırdığımda Ares belimi kavradı ve eline biraz su alıp yüzümü ıslattı

"Gelebilir miyim?" Nalan hanımın tekrar sesini duyunca "tabii" diye mırıldandığımda içeriye yanımıza girdi

"Bak bakayım kızım bana" diyip elini anlıma koydu ateşiyle bakmak istercesine

"Ateşinde yok mideni mi üşüttün" dedikten sonra biraz durdu ve bir anda gözleri parlayarak konuştu

"Yoksa..." Hayır hayır devamı getirme!

"Hayır!" Ares ile aynı anda söylemiştik.

"Tamam tamam peki" Nalan hanım kıkırdayarak konuşuyordu "aşağıya inince bir nane limon kaynatalım midene iyi gelir" dedikten sonra lavabodan çıkıp aşağıya indi, uzun süre sonra yani yıllar sonra ilk defa bir anne şefkati hissetmiştim ve bu insana fazla iyi geliyordu.

Ares ile hala birbirimize bakmaya devam ederken sessizliği bozup konuştu

"İyisin değil mi? Senin rengin çok soldu bulantın şu an var mı?" Meraklı, telaşlı ama bir yandan ciddi sesine karşılık bende konuştum

"Yok, iyiyim bulantım yok..."

"Peki o zaman karıcığım" diyerek beni kucağına alınca ben daha ağzımı açamadım lavabodan çıkıp sonra da odadan çıkınca aşağıya indik ki Elena'nın gülen yüzünü gördüm. Bize bakıp mutlu bir şekilde gülümsüyordu

Kıza da rezil olduk!
Görümceme de rezil olmadım demeyeceğim!

Elena gülmeyi bitirince konuştu"Annem nane limon yapmaya gitti mutfağa, Gece miden bulamıyormuş ama iyi misin?"

"İyiyim, öyle bir anlık bulandı sanırım yediğim bir şey dokundu" dediğimde Nalan hanım elinde tepsi ile içeriye girdi. Yanıma doğru yaklaşıp tepsideki bardağı uzatınca elime aldım "teşekkür ederim" diye de mırıldanmayı eksik etmedim.
Anne şevkatini unutalı yıllar olmuş.

Midemde oluşan düğüm biraz gevşemiş gibiydi.

Yavaş yavaş yudum alırken Ares'in belime sarılı duran elini de hissetmemek imkansız gibiydi.
Bence temas bağımlısı.

"Abi inşallah benim de karşıma senin gibi hanımcı biri çıkar" diyen Elena'ya ikimiz de aynı anda baktığımızda Ares konuştu

"O ne alaka"

"E abi sen temas sevmezdin Gece'den elini ayırmıyorsun ne güzel" dediğinde yüzüme sahte bir gülümseme oluşturdum.
Ama temas sevmiyorsa...
Bana bu kadar temas etmesi...

Of ne bileyim!


Nalan hanım ve Elena gitmişti. İkisi de o kadar iyiydi ki... Yıllardır hissetmediğim aile sıcaklığını ilk defa hissetmiştim.

Umarım Ares 'kalk hastaneye gidiyoruz' diye tutturmazdı çünkü mide bulantıma takmış durumdaydı!

"Gece" diye seslenen sesini duydum kapının oradaydı ben ise salonda koltukta oturup duruyordum.

Hiç bir cevap vermedim ki devam etti
"Hastaneye gidelim hadi"
Hayır ya!

Uyuma numarası yapsam işe yarar mıydı?

Başka çarem yoktu. Olduğum yerde kıvrılıp kafamı koltuğun kenarındaki yastığa yaslayıp arkamı da dönüp gözlerimi kapattım.

"Neden cevap vermiyorsun sen?" Diye yüksek çıkan sesi ile salona giren adımlarını duydum ama yatan beni görmüş olacak ki adımlarının sesi bile yok olmuştu. Bir kaç dakika durduktan sonra bir elini bacaklarımda diğer elini belimde hissettim ve beni koltuktan kaldırıp kucağına aldı.

"Hastaneye gitmemek için mi uyudun?"
"Ama sorun değil çünkü yarın gideceğiz"
Hayır.

Beni yavaşça yukarıya çıkarıp yatağa yatırınca kendisi yatmadan durdu

"Gece üzerini değiştirelim böyle rahat edemezsin" dediğinde inandırıcı olsun diye mırıltılı sesler çıkarıp yarım bir şekilde gözlerimi açtım

"Gerek yok" kısık bir ses çıkardım ama inandırıcıydı en azından.
Yani... Bence.

"Hadi rahat edemezsin" diyip sanki bebekmişim gibi beni gene kucağına aldı "gel güzelim" giyinme odasına girince beni gene pufun üstünde otutturdu.

"Bak önemli olan üstün değil ama o kremi sürelim ki rahat uyu, morluklar azalsın canını yakmasın" gözlerimi tamamen açınca ona baktım.
Dolabın içinden mavi, şortlu bir pijama takımı çıkarıp yanıma geldi. Pijamanın önü düğmeli olduğu için önüme eğilip düğmeleri açınca vücudumdaki bütün kan yanaklarıma toplanmıştı!
Yan taraftan kremi alıp yaymaya başladığında bir yandan da gözlerime bakmayı bırakmıyordu.

Tişörtü elime alıp üzerime geçirince şorta uzandı. Hayır hayır! Onu kendim giyebilirdim.

"Şey... Onu kendim giyerim" diye mırıldandığımda

"Emin misin" dedi. Tabikii eminim

"Eminim"

"Peki, kapının önündeyim giyinince seslen" diyip çıktı.

Altımdakini giyip şortu çıkarınca giyinme odasından çıktım. Ve gene kim kapının önünde? Tabii ki Ares!

Yatağa gidip yattım ki peşimden Ares anında gelip yattı, hayır üstünü de değiştirip pijama giyme zahmetine girmiyordu adam evde eşofman tişört geziyordu onunla da yatıyordu!


İki Hafta Sonra.

İki haftadır hayatımızda değişen hiç bir şey yoktu. Ben gene mide bulantısıyla mücadele etmeye çalışıyordum. Ares defalarca kez beni hastaneye götürmeye çalışsa da her seferinde bir bahane bulmuştum ama sanırım bu gün bir bahanem olmayacaktı çünkü kolumda alçı çıkıyordu! Bu iyiydi ama hastaneye gitmek içimden gelmiyor, istemiyorum işte!

"Gece" başımda doğrulmuş bir şekilde dikilen Ares'in sesine karşılık gözlerimi açmadım. İki haftadır aynı döngünün içine sıkışmış gibi her sabah Ares'in sesiyle uyuyup her gene onun sesiyle uyuyordum. Ama ilginç bir şekilde geceleri çok rahat uyuyordum.

Her neyse...

"Gece hadi kalk bak kolundaki alçıyı çıkarttırmaya gideceğiz"
"Karıcığım kalk hadi" beni nasıl sinir edeceğini fazla iyi biliyordu!

Gözlerimi açınca gördüğüm şey ile öylece kaldım. Yanımda sanığım Ares üzerimde dikiliyordu!

Selaamm

Bölüm nasıldii
Yani pek içime sindi mi sinmedi mi bilmiyorum

Zaman atlaması da yaptim çünkü asıl olaylar şimdi baslayacak👻

Bakalimm bundan sonra neler neler olacakk(ohoo neler olmayacak kiii yani belki ben yazarken duygulanmis olabilirim(içim kan ağladı yazarken))

Neysemkinee
Siz de tahminlerinizi yazının neler olur diyee

Diğer bölümde görüşüzzzzzzzzz