Üçte Orada Ol, Demiştim!

Vaveyla Yazarı: 𝑽𝒆𝒍𝒚𝒓𝒂 ❦

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Üçte Orada Ol, Demiştim!

Herkese keyifli okumalar diliyorum. 🫶🏻💗

༺ ❀ ༻

Alya Erdem

Saatime baktım.

14.47.

Okulun çıkış kapısından geçerken içimden kendime defalarca aynı şeyi söyledim.

Gitme, Alya.

Gitmek zorunda değilsin.

Bırak, kendi başına uğraşsın.

Ama sonra öğretmenin proje için vereceği not aklıma geldi.

Off!

Neden bütün güzel şeyler benim başıma gelmek zorundaydı?

Tamam, belki güzel şeyler demek biraz abartıydı. Sonuçta söz konusu olan Pars Yaman'dı.

Telefonumu çıkarıp Zehra'ya mesaj yazdım.

Alya: Kütüphaneye gidiyorum. Dua et de sağ salim döneyim.

Zehra: Kızım, proje yapmaya gidiyorsun. Savaşa değil. 😂

Alya: Benim için ikisi de aynı şey.

Zehra: Pars'la yalnız kalacaksınız yani? 👀

Alya: Zehra!

Zehra: Tamam sustum. Ama gelişmeleri bekliyorum. 💗

Telefonu kapatıp çantama attım.

Şu kızın benim hayatımdan elini eteğini çekmesi gerekiyordu.

Yol boyunca kendi kendime söylene söylene kütüphaneye vardım. Kapıdan içeri girince gözlerim hemen masaları taradı.

Ve onu gördüm.

Pars, pencerenin yanındaki masada oturuyordu. Önünde bir defter, iki kalem ve bir bardak kahve vardı. Telefonuyla ilgilenirken bir yandan da kalemini parmaklarının arasında çeviriyordu.

Beni fark edince başını kaldırdı.

Ardından o sinir bozucu sırıtışı yüzüne yerleşti.

“Vay canına! Dört Göz sözünü tutabiliyormuş.”

Masaya yaklaştım ve çantamı sandalyeye bıraktım.

“Benim de senin gibi boş vaktim yok, Yaman. Hadi başlayalım da evime gideyim.”

“Merhaba, nasılsın, Pars? Geldiğin için teşekkür ederim, Pars. Seninle çalışacağım için çok mutluyum, Pars.”

Sandalyeyi çekip oturdum.

“Bir de bunları söyleseydim kusma isteğin gelirdi herhâlde.”

Pars kahkaha attı.

“Beni tanımaya başlıyorsun, Dört göz.”

“Allah korusun.”

Çantamdan defterimi çıkarıp boş bir sayfa açtım.

“Pekâlâ. Öncelikle proje konusunu belirlememiz gerekiyor.”

Pars öne doğru eğildi.

“Bence birbirimizi ne kadar tanıdığımız üzerine yapalım.”

Kalemimi havada tuttum.

Sonra yavaşça ona döndüm.

“Ne?”

“Birbirimizi ne kadar tanıyoruz işte. Birbirimiz hakkında sorular hazırlarız, cevapları karşılaştırırız. Hem eğlenceli olur hem de öğretmenin istediği gibi ortak çalışma yapmış oluruz.”

Birkaç saniye yüzüne baktım.

“Yaman, seninle ilgili bildiğim tek şey insanın sabrını nasıl tükettiğin.”

“Bak, daha şimdiden bir şey öğrendin.”

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.

Sakin ol, Alya.

Sakin ol.

Henüz ilk beş dakikadayız.

“Tamam,” dedim sonunda. “Ama bu projeyi ciddiye alacağız. Saçma sapan sorular yok, birbirimizi küçük düşürmek yok ve kesinlikle ders çalışmak yerine birbirimizle uğraşmak yok.”

Pars başını salladı.

“Anlaştık.”

Ona şüpheyle baktım.

“Gerçekten mi?”

“Elbette, ortağım.”

“Bana ortağım deme.”

“Peki, Dört Göz.”

“Pars!”

Kütüphanedeki birkaç kişi başını bize çevirdi.

Dudaklarımı birbirine bastırıp sesimi alçalttım.

“Bir daha adımı o şekilde söyleme.”

Pars ellerini teslim olur gibi kaldırdı.

“Peki, Alya.”

İsmimi bu kadar normal söylemesi nedense beni hazırlıksız yakaladı.

Hemen önüme döndüm.

“Güzel. Şimdi soruları hazırlayalım.”

Defterimin başına birkaç soru yazdım.

En sevdiğim renk.

En sevdiğim ders.

Üniversitede okumak istediğim bölüm.

En büyük hayalim.

En büyük korkum.

Pars yazdıklarımı okuyunca kaşlarını kaldırdı.

“Bunlar biraz fazla sıradan değil mi?”

“Önce basit sorularla başlayacağız. Sonra zorlaştırırız.”

“Peki, ilk soruyu kim soracak?”

“Ben.”

Kalemimi ona doğrulttum.

“En sevdiğin renk ne?”

“Siyah.”

Cevabını defterime yazdım.

“En sevdiğin ders?”

“Matematik.”

Başımı kaldırdım.

“Senin mi?”

Pars kaşlarını çattı.

“Niye şaşırdın?”

“Bilmiyorum. Seni derslerle arası olmayan biri sanıyordum.”

“Beni tanımadan karar vermişsin demek.”

Bir an sustum.

Haklıydı.

Onunla sürekli atışıyorduk ama hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordum.

Bu, onun sinir bozucu olduğu gerçeğini değiştirmiyordu tabii.

“Peki,” dedim. “Üniversitede hangi bölümü istiyorsun?”

Pars bu kez hemen cevap vermedi. Kalemini masaya bıraktı ve birkaç saniye düşündü.

“Bilgisayar mühendisliği.”

Beklemediğim bir cevaptı.

“Ciddi misin?”

“Hayır, Alya. Seni eğlendirmek için geleceğimi planlıyorum.”

“Çok komiksin.”

“Biliyorum.”

Defterime notumu aldım.

Sıra ona gelmişti.

Pars dirseklerini masaya dayadı.

“Peki, Alya. Sen hangi bölümü istiyorsun?”

“Psikoloji.”

“Güzel.”

Cevabı o kadar sakindi ki yüzüne baktım.

“Bu kadar mı?”

“Ne bekliyordun?”

“Dalga geçmeni.”

Pars omuz silkti.

“İnsanların neden öyle davrandığını anlamak istiyorsun herhâlde.”

Kalemimi çevirmeyi bıraktım.

“Evet. İnsanların davranışlarının altında yatan sebepleri merak ediyorum.”

“Benim neden seni sinir ettiğimi de çözer misin?”

Hiç düşünmeden cevap verdim.

“Senin durumun psikolojiyi aşar. Bence tıp fakültesi bile çaresiz kalır.”

Pars gülmemek için başını eğdi.

“Tamam, tamam. Haklısın.”

Bir dakika.

Az önce bana haklı olduğumu mu söylemişti?

Bu çocukta bir terslik vardı.

Sorulara devam ettik. En sevdiğimiz kitaplardan en çok gitmek istediğimiz ülkeye kadar birçok şey konuştuk.

Bazı cevaplarımız birbirine benziyordu.

Bazılarıysa birbirimizden ne kadar farklı olduğumuzu gösteriyordu.

En sonunda Pars defterimi kendine doğru çekti.

“Şimdi biraz daha zor sorulara geçelim.”

Kaşlarımı kaldırdım.

“Mesela?”

Kalemini parmaklarının arasında çevirdi.

“En büyük korkun ne?”

Gülümsemem yavaşça silindi.

Bu soruyu beklemiyordum.

Bir süre defterdeki boş satıra baktım.

“Sevdiklerimi kaybetmek,” dedim sonunda.

Pars'ın yüzündeki alaycı ifade kayboldu.

“Güzel bir cevap değil ama anlaşılır.”

Ona baktım.

İlk kez ne söyleyeceğini gerçekten merak ediyordum.

“Ya senin?”

Pars gözlerini bir an pencereden dışarı çevirdi.

“Başarısız olmak.”

“Başarısız olmak mı?”

“Evet. Bir şeyi gerçekten istiyorsam onun için uğraşırım. Sonunda başaramamak… Sanırım en çok bundan korkuyorum.”

Bir süre sessiz kaldım.

Onun böyle cevaplar verebileceğini düşünmemiştim.

Ben Pars Yaman'ı yalnızca sınıfta gürültü çıkaran, sürekli benimle uğraşan ve her şeyi şakaya vuran biri olarak tanıyordum.

Belki de insanları tanımadan onlar hakkında karar vermemek gerekiyordu.

Yine de bunu ona söyleyecek değildim.

Başına kakar, ömrüm boyunca uğraşırdı.

“Peki,” dedim, defterimi kendime çekerek. “Bu kadar duygusallık yeter. Son soruya geçelim.”

Pars yeniden gülümsedi.

“En sinir olduğun insan kim?”

Kalemim sayfanın üzerinde durdu.

Yavaşça başımı kaldırdım.

Pars'ın gözleri parlıyordu.

“Bunu gerçekten sormana gerek var mı?”

“Proje için, Alya. Bilimsel araştırma yapıyoruz.”

“Pars Yaman.”

“Buyur, Alya Erdem?”

“Bir gün seni gerçekten boğacağım.”

Kahkaha attı.

“İşte bu cevap kesinlikle doğru.”

Defterimi kapatıp çantama yerleştirdim.

“Ben gidiyorum.”

Pars saate baktı.

“Daha bitmedi ki.”

“Benim için bitti.”

“Ama yarın da çalışmamız gerekiyor.”

Sandalyeden kalkarken ona döndüm.

“Yarın ders çıkışı. Aynı saat. Ama bir şartım var.”

Pars kaşlarını kaldırdı.

“Neymiş?”

“Buluşmaya zamanında geleceksin ve beni bir kez bile Dört Göz diye çağırmayacaksın.”

Bir süre düşündü.

Sonra elini uzattı.

“Anlaştık, ortağım.”

Elini sıktım.

“Anlaştık.”

Çantamı omzuma takıp kapıya doğru yürüdüm.

Tam çıkacakken arkamdan seslendi.

“Alya!”

İstemsizce döndüm.

“Ne var?”

Pars gülümsedi.

“Bugün fena değildin.”

Şaşkınlıkla yüzüne baktım.

“Sen de… beklediğim kadar çekilmez değildin.”

“Bunu iltifat olarak kabul ediyorum.”

“Etme.”

Kütüphaneden çıkıp yürümeye başladım.

Telefonum titredi.

Zehra: NOLDU KIZ ANLAT HER ŞEYİİİ.

Alya: Proje yaptık.

Zehra: SADECE PROJE Mİ?

Alya: Evet?

Zehra: Kızım, bu kadar mı? Hiçbir şey olmadı mı?

Alya: Zehra, iki soru sorduk diye evlenmeyeceğiz herhâlde.

Mesajı gönderip telefonu çantama attım.

Ama birkaç adım sonra durdum.

Pars'ın en büyük korkusunu düşünüyordum.

Başarısız olmak.

Nedense bu cevabı beklememiştim.

Başımı iki yana salladım.

Hayır, Alya.

Kendine gel.

Bu yalnızca bir proje ödeviydi.

İki hafta sonra bitecek ve Pars Yaman'la uğraşmak zorunda kalmayacaktım.

En azından ben öyle sanıyordum.

Çünkü ertesi gün beni bekleyen şeyden henüz haberim yoktu.

Ve o şeyin adı…

Pars Yaman'ın akıl almaz fikirleriydi.

~Bölüm sonu~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18