❀1.Bölüm❀

Vaveyla Yazarı: Deniz ✰

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: ❀1.Bölüm❀

Merhabalarrr🪼

🪼Yeni kurguma hoş geldinizz🪼

Okuduktan sonra yorum yapıb oy vermeyi unutmayınnn

Belki de çoğunuzun yapacağı yanlışlardan döndürecek bir kitap olur. Çünki çoğu zaman gözlerimiz görse dahi bazı şeylere kör olur.

Bu hikaye de gerçek hayattan uyarlanmıştır. Her bir sahnesi gerçekten bir parçadır.

🪼Şimdiden iyi okumalarr🪼

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

Güven insanın en büyük düşmanıdır. Bazen en çok güvendiklerin, seni en çok yaralayan insanlardır.

Bazen güven seni öldürecek en büyük silahtır. O silahı sen kendi ellerinle kalbine doğrultursun.

°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・

nsanlar çoğu zaman en çok güvendikleri yerden darbe alır. Ben ise darbelere doyamayan biriydim. Her seferinde yeni bir darbe, yeni bir yıkım, yeni bir gözyaşı.

Ve garip olan şuydu. Acı artık canımı yakmıyordu, beni şekillendiriyordu. İlkinde dizlerimin üstüne çökmüştüm, ikincisinde sırtımı duvara dayamıştım, üçüncüsünde ise ayağa kalkmayı öğrenmiştim.

Gözyaşlarım hâlâ akıyordu ama eskisi gibi yardım dilenmiyordu, sessizce içimi temizliyordu sanki. İnsan güvenmeyi öğrenirken kırılır, ben kırıldıkça güvenmeyi unuttum. Kalbimde açılan her çatlak, bir daha kimseyi tam anlamıyla içeri almamak için kendince yeminler etti. Yine de her seferinde umut, o inatçı şey, enkazın arasından başını kaldırıp “Belki bu kez farklı olur.” diye fısıldadı.

Olmadı.

Öğrendim. Kimseye sırtını dönmemeyi değil, kimseye tam olarak dönmemeyi öğrendim.

Benim adım Rüya. Ama hayatım, kimsenin uyanmak isteyeceği türden değildi.

Hep güçlü olduğumu sandılar. Çünkü yıkılırken ses çıkarmadım. Çünkü her düşüşten sonra ayağa kalktım. Kimse, ayağa kalkmanın her zaman iyileşmek anlamına gelmediğini sormadı.

Bazı yaralar kapanmaz.
Sadece üzeri örtülür.

Düşündüğünüz gibi ailemle bir sıkıntım yoktu. Aksine, onları her şeyden daha çok seviyordum. Onlar da beni.

Çocukken babam işten eve her gelişinde ilk bana sarılırdı. Ceketini bile çıkarmadan çömelir, kollarını açardı. Günün yorgunluğu yüzüne sinmiş olurdu ama bana bakarken o yorgunluk bir anda yok olurdu. İstediğim bir şey olursa, “yarın alırız” demezdi. O haliyle çıkar, gider alırdı. Bana bir kez bile kötü bir söz söylediğini hatırlamıyorum. Sesini yükselttiğini bile.

Babam, sevgiyi sessizce gösteren adamlardandı.

Annem dünyanın en iyi annesi olabilirdi. Benim üstüme titrerdi ama bunu boğarak yapmazdı. Ne olursa olsun üzüntüsünü belli etmezdi. Ağladığını hiç görmedim. Ama geceleri, ben uyurken odama gelir, usulca yanıma uzanırdı. Sarılırdı. O zaman rahat ederdi. Sanki ben nefes alıyorsam, her şey yolundaymış gibi.

Evin tek çocuğuydum. Belkide de bundandı bu sevgiler. Belki de bu yüzden dünya bana bir süreliğine yumuşak davranmıştı.

Ama hayatımın merkezinde bir kişi daha vardı. Bir kız. Öl derse ölürdüm. Bu kadar netti.

Kaç yıllık arkadaşımdı. Bir kez bile sırtımdan vurduğunu görmedim. Bir kere bile yarı yolda bırakmadı. Darbeler çoktu belki, evet ama o darbelerin arasında o yoktu. Güvendiğim herkes kırmıştı beni, o hariç.

İşte bu yüzden. Benim için öl derse, gözümü kırpmadan ölürdüm.

Hayatım çok güzel gidiyordu, ta ki o güne kadar. Biri çıka geldi aniden. Gözlerini ilk gördüğümde beni benden almıştı. Nerden bile bilecektim ki hayatımı elimden alacağını.

Hayatımın merkezi haline geldi. Kilitli olan kalbimin kapılarını onun için açtım. Bana açmamam gerektiğini öğretti. Zaman geçti gözlerine kandım. Hiç kimsenin gerçek olmadığını öğretti. Tamam dedim onsuz nefes alamam artık ben, dedim. Nefesimi kesti. Onsuz yaşayamam dedim. Beni yaşarken öldürdü.

İşte bu da benim hikayem. Hikayeme hoş geldiniz. Rüyanın süslü masallarına kan getiren kabusuna hoş geldiniz.

Okulda.

“Kalksana lan. Ders boş zaten. Çatlarım ben konuşmazsam.”ders boştu yine, edebiyat öğretmeni gelmemişti. Sınıf birbirine girerken Feride olacak varlık arkadaşım, yatmayı seçmişti. Sıraya başın koymuştu uyumak için, ama ben dururmuyum her saniye onu sarsarak uyandırmaya çalışıyordum. En son sülaleme sövecekti ama o günü bende bilmiyordum.

“Rüya git başımdan. Gece uyumadım zaten başım çatılıyor.”diye homurdanmıştı yüzünü bile kaldırmadan.

Banane lan.

“Ben mi söyledim uyuma diye? Uyusaydın. Banane.”

Gözlerini yarım yamalak açıp bana baktı, o bakış var ya. İnsan evladını pişman eder cinstendi.
“Bak Rüya,” dedi dişlerinin arasından, “bir daha sarsarsan seni bu sıranın altına gömerim. Kimse de bulamaz.”

Sırıttım. Tehditler bana sökmezdi, hele Feride’den geliyorsa hiç. “Yemin ederim,” diye mırıldandı, başını tekrar sıraya gömerken, “sen benim başıma gelmiş en büyük sınavsın.”

Sınıf zaten panayır gibiydi. Arka sırada biri sandalye üzerinde halay çekmeye çalışıyor, ön tarafta iki kişi kâğıttan uçak fırlatıyordu. Bir tanesi gelip Feride’nin ensesine çarptı.

İşte o an. Feride doğruldu.

Ama nasıl doğrulmak.

“YETER!” diye bağırdı. Sınıf bir anda sustu. Herkes ona döndü. Ben de masum masum baktım. “Kim attı onu?” dedi gözleri kısılmış halde. Kimse cevap vermedi. Sessizlik uzayınca Feride derin bir nefes aldı, sonra tekrar bana döndü.

“Ben naptım ya?” dedim ellerimi iki yana açarak. “Bana niye bakıyorsun? Sanki ben attım.”

“Ne bileyim,” dedi,“her olayda senin adın geçiyor. Alışkanlık oldu.”

“Alışkanlığını seveyim,” diye homurdandım.

Sonra iç çekip sıraya yaslandı, başını tekrar kolunun üstüne koydu. “Bırak da iki dakika uyuyayım.”

Mal kafam yine unutmuştum telefon getirdiğimi. Sıranın üzerinde olan çantama uzanmıştım. Ön cebinden telefonumu çıkarttığımda bir kez daha Feride'yi sarstım. “Şimdi de uyuyacak mısın?” diye sordum telefonumu gözünün önünde sallandırarak.

Feride tek gözünü açtı, ekrana şöyle bir baktı. “Bak ama telefon,” dedim savunur gibi. “Boş dersin kutsal nimeti.”

Bir an sustu. Sonra başını hafifçe kaldırdı, saçları yüzüne düşmüştü. Telefonu elimden kaptı. “Ver bakayım,” dedi. “Uyumuyorsam da bari boş boş tavana bakmayayım.”

“Hayırdır?” dedim. “Az önce ölüyordun.”

“Ölümden dönüp TikTok izlemeye geldim.” dedi ve tekrar sıraya gömüldü.

“İyi bok yedin.” elindeki telefonu tekrar alırken yerinden doğrulmuştu. Telefon ekranının ışığı yüzümü aydınlatırken yukarıdan bir bildirim gelmişti.

Kenan
Wtf_kenn:okula gelecek misin?

Bu çocuk harbi gerizekalıydı. Ve tahmin edersiniz ki o da bizim arkadaşımızdı. Böyle söylediğime bakmayın 3 yıldır arkadaşız. Aslında altı kişilik bir çete halinde gezerdik hep okulda. Teneffüste aşağı katta olmamız maximum 2 saniye çekerdi, çünki Rabia elimden tuttuğu gibi aşağı kata çekerdi beni.

Her çete gibi bizde derslere önem vermiyorduk ama ders çalışmakta istiyorduk. Bir arada olunca ne mümkün. Gezintiye gitsek bile beraber giderdik, birimiz gitmese diğerleri de gitmezdi. Anlaşır gibi görünürdük ama anlaşamazdık.

Az önce bana yazan Kenan aslında bir ara benden hoşlanıyormuş. Arkadaşlarım bana söylemişti ama ikimiz olmazdık. Zaten geçici bir hoşlantıydı, daha sonra arkadaş olmuştuk. En iyisiyde oydu zaten.

Her grupta olan o klassik aşıklar bizde de vardı. Can ve Feride. En uzun ilişkileri 1 aydan az çekmişti. Sabahı sevgili olup akşamına ayrılmışlıkları var. Can ciddi ilişki adamı değildi daha çok takılmalıktı. Feride'nin ise cilvesi vardı, onun aklını başından alıyordu. Bazen birbirlerini tamamlasalar da, birbirlerine zarar veren çiftlerdi. Ayrılıp barışmaları grup için sıkıntı değildi çünki hepimiz kaç yıldır birbirimizi tanıyorduk.

Can'ın bir ara diğer arkadaşımız olan Nehir'e bile yavşamışlığı vardı. Elinde olsa Kenan'a bile yavşardı demem, çünki yavşamıştı. Bize kalsa tam bir piçti Can bunu inkar etmiyorduk. Ama ne kadar piç olursa olsun arkadaşlık açısında çok iyiydi.

En uzun süren arkadaşlığım 9 yıllıktı. O da Nehirdi. İlk okuldan bu yana arkadaşız hiç ayrılmadık. Anlayacağınız gibi 15 yaşlarında ergen bir gruptuk. Ama ne ergen. Hiç olmazsa ergenliğimizi istediğimiz gibi yaşıyabiliyorduk.

Şimdi noldu mu dersiniz? Bizim grup dağıldı ve o gruptan geriye üç kişi kaldık Feride, Kenan, ben. Hepsi ayrı okullara gitti, sınıfımız dağıldı ve o otistik sınıfın içerisinde Feride'yle ben tek kaldık. Kendimizi mal gibi hissediyorduk.

İnstagrama girerek kenanla olan sohbete girdim.

Bulutluruya
Mal zaten okuldayım sen nerdesin?

Cevap beklemeden çıkmıştım. “Hoy maşallah.” demişti Feride coşkuyla. “Hiç birine de cevap vermemişsiniz.”

Birine cevap yazmaktan nefret ederdim. Genellikle üstten mesajları okuyordum. Feride de bunu biliyordu çünki her zaman bu olaylara tanık olmuştu. “Yazmasalardı. Ben mi dedin yazsınlar diye.” dedim umursamazca.

“En azından bana cevap verseydin.” dedi bir ümit.

“Yoo”

“Bak bir şeyde diyemiyorum sana geri bana dönüyor. Bu adalet mi.”

“Çok konuşuyorsun, bok kafalı.” instanın keşfetinde dolaşırken gördüğümüz şeyle birlikte gözlerimiz tepemize çıkmıştı.

“Oha” dedi Feride bir anda. Gördüğümüz şey tam bir yunan tanrısıydı. Üstü olmayan sporcu bir erkekti. Tek kolundaki kası benim kafam kadardı. Kolu bile benden uzundu. “Bunu bana buluyorsun.” dedi yeniden.

“Daha kendime bulamıyorum. Sana nasıl bulucam?” bir kez daha kaydırdım. Yine yunan tanrısı gibi çıkmıştı karşımıza. Bunun üzeri giyiliydi ama kasları giydiği tişörte baskı yaparak biz burdayız diye başığıyordu resmen. Yüzü gözükmüyordu çünki kask takmıştı. Motorcuydu. MOTORCUYDU.

Feride'nin kollarına kendimi bıraktığımda gülmesiyle beni sarması bir olmuştu. “Dibin düştü hemen.”

“Benim neden bundanım yok?” dedim sitemle. Benim de bundanım olmalıydı.

Feride kahkaha attı. “Sen motorcuya değil, motorcu sana dayanamaz.”

Tam o sırada Esin arkasını dönüp bizim sıraya kafasını uzattı. Refleksle telefonu şak diye kapattım. “Neye bakıyorsunuz?” dedi merakla.

Feride hiç bozuntuya vermedi. “Ders notlarına,” dedi gayet ciddi.

Ben başımı salladım. “Evet kaslı notlar.”

Esin kaşlarını kaldırdı. “Siz kesin bir halt karıştırıyorsunuz.”

“Estağfurullah,” dedim masum masum. “Sadece, boş ders değerlendiriyoruz.”

Feride beni onaylayarak, “Tabi, tabi. Kendimizi geliştirmemiz lazım. Hem sen ne diye arkaya döndün?” demişti.

Esin omuz silkerek, “Saati soracaktım.” demişti.

“Ordan bakınca saate mi benziyorum?” ders başlayalı daha 5 dakika bile olmamıştı. Her saniye saati sormaya başlamıştılar.

“Evet.” diyen Feride'ye ters bir bakış atmıştım.

“Söyle artık.” dedi Esin bir kez daha.

“Söylemiyorum lan. Ağla söylerim. O da belki.” daha sonra yüzüme masum bir gülümseme kondurdum. Ağlamayana yemek yok derler. Atalarımız çok haklı demiş.

“Söylemezsen söyleme.” dedi tekrar önüne dönerek. Çokta umrumdaydın. Feride'yle göz göze geldiğimizde duramadık. Gülmeye başlamıştık.

“Tamam, tamam.” dedim gülüşlerimin arasında. “40 dakika var daha.” Esin'i anlamıyordum. Daha doğrusu ona olan duygularımı anlamıyordum. Seviyor muydum sevmiyor muydum bilmiyordum.

O sırada bir uçak daha bizim sıranın üzerine düştü. Kafamı çevirip baktığımda onunla göz göze geldim. Selim'le. Namı değer piç Selim. Kendileri benim exim olur. Yanlış anlamayın, ergenim de, sınıftan biriyle çıkacak kadar salak değilim. Bu yıla kadar ayrı sınıflarsaydık. O A şubesiydi, ben B şubesi. Daha sonra sınıfları dağıldığı için bazıları bize geldi.

Benim şansım işte bize düşen bu piç olmuştu. Dokunmadım bile uçağa. Feride de dokunmadı. Birbirimize kısa bir bakış atmıştık ne demek istediğimizi anlaya biliyorduk. Fatih gelip almıştı uçağı önümüzden. “Mal gördümde böylesini ilk kez görüyorum.” söylenmeye başlamıştı bile Feride.

Telefonumu tekrar açtığımda bu sefer whatsapp'a girdim. “Bu böyle gitmez. Bir boklar yememiz gerek yoksa sıkıntıdan ölürüm.” demiştim.

“Fake hesaptan bunlara yazıp trollüyelim mi?” güzel fikirdi ama bana tersti. Bu güne kadar 3 exim olmuştu. Ve ayrıldıktan sonra onlara yazmak bir kenara takip bile atmamıştım. Öyle bir gururdu bende, kimseye nasip olmayanından.

“Şimdi bizim olduğumuzu öğrenirler falan, hiç gelemem o işlere. Bıdı bıdı kafamızı şişirirler.” daha sonra bir numara salladım. “ama başkasını işletmeyeceğimiz anlamına gelmez.”

Feride bana döndü. “Nasıl yani?”

“Bir numara sallarsın,” dedim sakin sakin. “Masum masum yazarsın. Daha sonra akışına bırakıp izleriz.”

Feride bir saniye sessiz kaldı. Sonra ağzı kulaklarına vardı. “Sen var ya,” dedi, “Üstün zekalısın. Ama boku çıkarsa sorumluluk sende.”

Omuz silktim. “Can sıkıntısı insanı yaratıcı yapıyor.” kesin örneği bendim.

Daha sonra salladığım numaraya yazdım.

Sen: Selam aşkım

Sen: Niye bu gün yazmadın bana?

Sen: Yoksa unuttun mu beni?

Feride'yle gülmekten iç içe girmiştik nerdeyse. Komik olmaya bilirdi ama onun bir bakışıyla anırırdık. Bir kaç dakika bekledik ama cevap gelmedi. “Cevap verecek gibi değil bu.” demiştim.

“Profiline baksana bi.” dedi üstün zekalı arkadaşım. Profiline girdiğimde yere yapışacaktık nerdeyse. “Tipine bak.” dedi nefes nefese. Arap bir dayı bulmuştuk. Evet o zengin araplardan olanlarından. Kask gibi sakalları, gözlükleri, boynunda zincir gibi duran altın kolyesi, resmen film karakteri gibiydi.

Feride bir kez daha güldü, neredeyse çığlık atacak gibi. “Bula bula bunu mu buldun cidden? Harbi biz ne yaşıyoruz şuan?”

“Feride,” dedim ona sokularak. “Gel şu dayıyı sana ayarlayalım. Bak valla yaşarız. Hem zengin, hem...” ekrana bir kez daha baktım. Dilim varmadı yakışıklı demeye. “Hem de çok zengin.”

Feride’nin gözleri büyüdü, ağzını kapatmaya çalışıyor ama başaramıyordu. “Manyak mısın kızım sen? Benim gibi bir çıtırın yanına bu yakışır mıydı hiç?”

Ben omuz silktim, hâlâ telefona bakıyordum. “Ya Feride, düşün bir kere. Hem zengin, hem…” Dudaklarım hâlâ kelimeyi bulamıyordu. “Hem de bizim standartlarımızın üstünde biri. Hayat kısa, fırsat bu fırsat.”

Beni kenara itmişti öküz. “Rüya bu kadar meraklıysan gel sana ayarlayalım. Hem boylarınızda aynı bak.” sıçarım şimdi boyuna.

Şu iki arkadaştan birinin boyu uzun olur diğerinin ise kısa olur ya, biz tam olarak o iki arkadaştık. Benim boyum 1,52 olduğunda onun boyu 1,65 di. Şimdi siz düşünün aramızdaki farkı.

“Siktir git.” dedim tek seferde daha sonra başka bir numara daha salladım.

Sen: Seni rüyamda gördüm

Sen: Bence bu bir işaret

Sen: en kısa zamanda evlenmeliyiz.
(Görüldü)

Siktir. “Oha. Saniyesinde baktı.” demişti Feride. Kalbim delicesine atmaya başlamıştı. Bu ya işsizdi ya da konuşacak arkadaşı yoktu.

Yazıyor...

Yazmasın. Yoksa kalpten giderdim.

+90554******: Rüyanda ne yapıyorduk?

Feride’nin eli ağzına gitti. Gözleri faltaşı gibi açıldı.

Ben ekrana baktım, ekran bana. Klavye açık, beynim kapalıydı. “Ne yazacağım?”

Ben panikle yazmaya başladım, sildim, tekrar yazdım.

“Yanlış numara” yazdım.

Sildim.

“Özür dilerim” yazdım.

Sildim.

Feride'yi dinlemedim. Tamamen kafama göre yazdım.

Sen: Nikah masasındaydık

Sen: Yanımda sen vardın.

Feride, “YA SEN SALAK MISIN?” diye fısıldadı ama fısıltıdan eser yoktu. “Yanımda sen vardın ne DEMEK? BU ARTIK ROMAN GİRİŞİ GİBİ.”

Ben ise garip bir sakinlikle ekrana bakıyordum. Artık geri dönüş yoktu. Bu noktadan sonra ya kader yazılacaktı ya da engel yiyecektik.

(Görüldü.)

Feride yavaşça başını sıraya vurdu. Tak. “Tamam,” dedi, “şimdi cevap gelirse ağlarım. Cevap gelmezse de ayrı ağlarım.”

Telefon titredi.
Bir mesaj daha.

+90554******: Nikahlandıysak vardır kaderin bir bildiği.

+90554******: Tanışmaya ne dersin?

+90554******: Kim bilir belki rüyanı da gerçekleştiririz.

Sen: Bu kadar çabuk mu?

Sen: daha kim olduğumu bile bilmiyorsun

Sen: ya bir suçluysam? O zaman da konuşmak isteyecek misin?

+90554******: Suçlu olursan nolmuş?

+90554******: sanki herkes çok temizmiş gibi konuşuyorsun

+90554******: Varsın suçlu ol, yine de başım üstüne

Donup kaldım. Feride bile susmuştu. Ne diyeceğimi, ne tepki vereceğimi bilemedim. Ekranla bakıştım sadece. Bu güne kadar çoğu kıza yürümüşlüğüm var, erkek olmamı isteyenler de oldu bu sebepten. Hepsine verecek bir cevap buldum da buna bulamadım.

+90554*******: görüldü atmak gibi bir alışkanlığının olduğunu da öğrenmiş oldum

Sen: Beni tavlamaya mı çalışıyorsun?

Sen: Yoksa bana mı öyle geldi?

Zill sesi. Eve gitme zamanı gelmişti. “Yarın tekrar konuşursun.” dedi Feride. Başımı sallamıştım. Çünki tek yazmaya çalışırsam bir bok beceremezdim. Son ders olduğu için çantalarımızı toplayıp sınıftan ayrılmıştık.

🪼Okuduğunuz için teşekkürlerrr🪼

Oy vermeyi unutmayınnn

Bu bölüm biraz kısa oldu ama gelecek bölümlerde daha uzun olacak.

Daha öncede söylediğim gibi, bu yaşadığımız bir olay olduğu için bazı şeylerle aynı konuda olabilir.

🪼Yeni bölümlerde görüşmek üzereee 🪼

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

41okunma 26beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18