4. bölüm / 4
Rolde Aşk-4.BÖLÜM-
Bölümler 4Şu an: -4.BÖLÜM-
- 1 -1. BÖLÜM-3.124 kelime
- 2 -2. BÖLÜM-2.108 kelime
- 3 -3. BÖLÜM-2.021 kelime
- 4 -4.BÖLÜM-1.783 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Babam eve geldiğinde masanın başına oturduk. "Bugün nasıl geçti?" diye sordu bana bakarak. "Güzeldi." dedim sanki yalan söylüyormuşum gibi. Öyleydi maalesef. "Sanki başka şeyler de olmuş. Pek iyi değil gibi." dedi yalanımı tartarak. Okul çıkışında olanları anlattım. "Ama serbest kaldık, yakalananları yakalarlar mı bilmiyorum." diye açıkladım. "Şu hale bak ya. Biz seni okula mı gönderiyoruz karakola mı belli değil." dedi annem beni süzerek. "Kavgayı ben mi çıkarttım? Önümüzü kestiler, istemedik diye karakolluk olduk. Bizim mi suçumuzdu?" diye sordum kendimi savunarak. "Niye arabadan iniyorsunuz kızım siz?" diye sordu bu seferde. "Ne yapalım? Arabaya zarar mı verselerdi, için öyle mi huzurlu olacaktı?" dedim sinirle. Tabağımdaki yemeği bitirip masadan kalktım.
Odama doğru ilerledim. Telefonumun şarjını kontrol ettim.
Kırk bir olmuştu. Bildirimleri kontrol ettiğimde Gizem'den yeni bir mesaj vardı. Mesajı açma kararı aldım.
Gizem; "Yarın sabah okulun arka bahçesine bekliyorum."
Bu kız peşimi bırakmayacağını şimdiden anladım
11/A: Yiğit'ten yeni mesaj
Yiğit: "Gizem amacın ne?"
Gizem yazıyor...
Gizem: "Amacımı bilemem ama mükemmel
bir planım var Helin için."
Yiğit yazıyor...
Yiğit: "Bir şey yapmaya kalkma Gizem."
Ben: "Benim için planının ne olduğunu
çok merak ediyorum Gizem!"
Gizem: "Yarın görürsün aşırı güzel.
Bence bayılacaksın. Özellikle Sude..."
Sude mi? Bu mesajdan çıkarak Sude'yi aramaya koyuldum. "Efendiiim Helooşuum." diyerek açtı telefonu. "Hayatım gruba bakar mısın?" dedim direk konuya girerek. "Bakayım hayatım. Bir dakika." dedi. Bir süre bekledim. "Hani ben görünce kendimi tutamadım da bir an."
"Ne anlatıyor bu kız ya?" dedi şaşkınlıkla. "Yeminlen bende anlamadım."
"Tamam aşkım haber verdiğin için çok sağ ol. Yarın görüşürüz."
"Ne demek balımm. Görüşürüz." Telefonu kapattığımda cevabımı hazırladım.
Ben: "Korkmuyorum demiştin Gizem.
Korkmuyorsan ona değil bana yap."
Yiğit yazıyor...
Yiğit: "Hayır. Kimse kimseye hiçbir şey
yapmayacak."
Kuzey: "Ne oluyor burada."
Gizem: "Bir şey yok hayatım. Arkadaşlara
küçük bir sürprizim varda yarın."
Kuzey: "Hayatım kızlar yeni geldi daha ne yapacaksın?"
Gizem: "Yeni geldiler diye parti yapacağım *göz deviren emoji*"
Ablam, odanın kapısını pat diye açınca irkildim. "Seansa başlama zamanı." dedi sanki gizli işler çeviriyormuşuz gibi. "Tamam sen geç yatağa." dedim telefonumu kapatarak. Yatağa geçip ablamın sorularını bekledim. "Bugün nasıl geçti?" diye başladı ilk sorusuyla. Olan biteni anlattım. "Cevaplar gayet güzel. O çocuğu sen bi' bana yolla ben onun kafasını bir güzel toplayayım." dedi gülümseyerek. Annem odaya kapıyı çalmadan girdi.
"Helin kapıda biri seni bekliyor." dedi sorgulayarak. "Kim ya?"
dedim şaşkınlıkla. "Sude mi?" Başını iki yana salladı. Merakla ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim. Karşımda onu görünce bir anlığına duraksadım. "Ne işin var lan senin burada?" dedim şaşkınlıkla. "Helo, özledin mi beni?" dedi Yiğit kurnaz bir gülümsemeyle. "Helin kim o?" diye seslendi babam içeriden. "Arkadaşım baba bir şey yok." diye seslendim bıkkın bir tavırla.
"Senden kurtulamayacak mıyım ya ben? Hem evimi nereden buldun, beni mi takip ediyorsun sen?" Fazla soru sorduğumdan yüzünde garip ama gülümseyen bir bakış belirdi. "Belki olabilir." dedi bilmeyen tavırlarıyla.
"Bunlar da özür çiçeği bu arada." diyerek uzattı renk renk çiçekleri. "Kim senden özür istedi." dedim çiçeği alıp yüzüne fırlatarak. "Özür dilemezsem içimde kalır benim yüzünden karakolluk olduk. Pişmanım, affetmezsen olmaz rahat edemem." dedi cümleleri hızlı hızlı söyleyerek. Ancak içinde korku yoktu, tam tersine rahat bir tavırı vardı. "Pişmanlışınla yerin dibine bat o zaman." dedim sinirle. "Bak işte bundan bahsediyorum. Benle konuşurken hep tek bir cümleyle bitiriyorsun."
"N'apayım? Senin gibi bin tane işe yaramaz laftan sonra tek bir lafla bitirmek daha iyi oluyor." dedim sinirimi korumaya çalışarak. "Aa merhaba?" dedi arkadan biri. Arkama döndüğümde ablam olduğunu gördüm. "Sen Yiğit olmalısın?" diye sordu ablam Yiğit'i işaret ederek. "Nereden bildin?" diye sordu Yiğit şaşkınlıkla. "Ben Helin'in ablasıyım, adım Lalin." dedi ablam elini uzatarak. Yiğit şaşkınlıkla karşılık verdi. "Ne için gelmiştin?" diye sordu. "Boş boş konuşmak için tabii ki de." dedim ablama bakarak.
"Aa bu Yağız'ın arkadaşıydı değil mi?" dedi ablam aydınlanarak. "Aynen. Bunun salaklığını tamamlayan kişi."
"Aslında boş boş konuşmak için değil de özür için. Bugünkü olanlardan sonra özür dilemem gerektiğini anladım."
"Anlamana şaşırdım doğrusu. Aklın ermez de." dedim gözlerimi devirerek. "Bu kez iki cümleyle bitirdin Helo." dedi parmağıyla beni göstererek. "Şu lakabı takıp durma bana." dedim elimle omzuna vurarak. "Vallahi ağız alışkanlığı." dedi elleriyle kendini korumaya çalışarak. Baştan aşağı bir kez daha süzdükten sonda gitmeyeceğini anlayarak bıkkınlıkla nefes verdim. "Gitmiyor musun artık?" dedim ters bakış atarak. "Almadan asla gitmem." dedi gitmeden önce şartını sunarak. Yapmacık gülümsemeyle aldım. "Aldım tamam mı? Aldım. Hadi git artık." dedim gülümsememi bozmadan. "Tamam gidiyorum son bir şey söyleyeceğim. Hep böyle gülmeye devam et. Çiçeğe iyi baksın Lavin ablası." dedi göz kırparak. Lavin mi? Ablamla şaşkınlıkla bakışıp tekrar ona döndük. "Lavin kim?" diye sordu ablam şaşkınlıkla.
Yiğit arkasına dönerek "Siz işte." dedi ablamı işaret ederek.
"Lalin." diye düzeltti ablam. "Tamamdır Lavin abla." Bir anda
merdivenlerden düşecek gibi olsa da dengesini toparlayabildi. Kapıyı ardına kapatırken ablam gülmesini tutamayınca bir anda patladı. "Nasıl biriymiş ya bu." dedi şaşkınlıkla kapıyı işaret ederek. Bir anlığına gülesim geldi kendimi tutamayıp. Odama doğru ilerlerken uykumun ne kadar geldiğini daha net anladım. "Uyusak mı artık yoruldum." diye sordum kapıyı kapatarak. "Başka bir şey yok değil mi?" diye sordu gülümseyerek. Başımı iki yana salladım. Başımı sallamamın ardından ablama bildirim geldi. Telefonunu alarak bildirime gülümseyerek baktı. "Kimdenmiş o?" diye sordum merakla. "Arkadaşımdan." dedi ablam düşünmeden. "Gülümsediysen var bir şey." dedim bir işler çevirdiğini varsayarak. "Ya yok. Kombin fotorafı atmıştım da o." Elimle ver işareti yaptım. Telefonu bana doğru uzatarak gösterdi. Başımla onaylayarak "Peki." diye kabullendim.
Yatağıma yavaş bir şekilde geçtim. Yaslandığım anda tüm
yorgunluklar üzerimden bir anlığına kalktı. Bir an etrafıma boş boş bakınırken telefonumun şarjda kaldığını fark ettim. Ve onu almak için ayağa kalkmam gerekiyordu. Bir yandan üşenmekten kalkamıyordum ama bir yandan da gelen mesajlarıda merak ediyordum. Merakıma yenik düştüğüm için hemen ayağa kalkıp telefonumu şarjdan çıkardım. Ekran açıldığında şarjım seksen iki olmuştu bile. Bildirim kısmına baktığımda birçok bildirim vardı ve gözlerim elbette Gizem'in tehditli mesajlarına ve sınıf grubu-nun mesajlarına odaklandı. İlk olarak Gizem'in mesajını açtım.
Gizem: "Tavsiyem, o arkadaşın var ya
kendini fazla güvende sanmasın sırf
arkasında sen varsın diye de bize bir
şey yapamayacağını sanmasın. Sıra onda."
Ben: "Aa süper o zaman. Benim
güçlü olduğumu sonunda kabullenmişsin
bakıyorum da. Akıllandın mı yoksa?"
Gizem: "Akıllılık gerçekleri açık etmekle
olmaz canım."
Ben: "O zaman seninki de başka bir şey oluyor
boşuna heveslenme."
Gizem: "Yiğit'ide bi' sal artık.
Sürekli peşinde dolanıp durma.
Ben: "Ben mi dolanıyorum o mu?
Bu kadar da akılsız olduğunu belirtmene
gerek yoktu ancak bunu gizlemen daha da
aptallık olurdu."
Gizem: "Sen yarın sabah gel öyle
konuşuruz canım. Tabii o ağzını
kopartmazsam."
Bu mesajı görünce ister istemez gülümsedim. Sabahları aç oldu-ğumda ne kadar sinirli olduğumu artık Sude'nin annesi bile biliyordu alakasız bir şekilde. O zaman yarın aç kalıp bütün sinirimi o kızdan çıkarma işine hayır diyemezdim.
Ben: "Yarın görüşürüz tabii. Dönüşte
gitmen zor olabilir senin için. Uyarmadı deme."
Gizem: "Ne saçmalıyorsun sen?"
Ben: "Bilemem. Ama laflarım seni yıpratmasın.
Dikkatli ol."
Mesajdan çıkıp sınıf grubundaki mesajları girdim.
11/A:
Yiğit: "Gizem aklını başına topla. Ne yaptığını
sanıyorsun ya sen? Yeni geldiler ne sorun var?"
Gizem: "Yeni geldiler madem niye hadlerini
bu kadar aşıyorlar?"
Ben: "Biz ne yaptık da haddimizi aşmışız?
Kendine gel istersen."
Gizem yazıyor...
Yiğit ve Gizem yazıyor...
Gizem: "Yağız'a yaptıklarını ne çabuk
unutuyorsun sen ya?"
Yiğit yazıyor...
Ben: "Adaletin doğru yerde sağlanmasına
mı laf atıyorsun anlayamadım da?"
Yiğit: "Gizem eğer onlara bir şey yaparsan
senin için seçim kötü olur."
Kuzey yazıyor...
Erkek arkadaş modu devreye girdi.
Kuzey: "Yiğit erken olmadı mı
sanki biraz?"
Al sana klişe sohbet. Erkek arkadaş modu.
Yiğit: "Hangi konuda?"
Kuzey: "Bir günlük kızları üç yıllık
arkadaşına karşı mı savunuyorsun?"
Yiğit: "Buradaki sorun sadece kimin
ne kadar kaldığı mı?"
Gizem yazıyor...
Gizem: "N'oldu Yiğit? Sen çok değiştin
farkında mısın? Arkadaşını savunmak
yerine gidiyorsun şu zavallı kızları
savunuyorsun. Bu mu bize gösterdiğin değer?"
Bilinmeyen numara yazıyor...
Bilinmeyen numara: "Ya abartmasanıza bu
kadar. Haklı olanları savunmak niye bu kadar
zorunuza gitti tam olarak?"
Ben: "Seninle tanışmıyoruz sanırım."
Bilinmeyen numara yazıyor...
Bilinmeyen numara: "Evet Ege ben.
Sen Helin diğer arkadaşın Sude sanırım."
Ben: "Evet."
Gizem yazıyor...
Gizem: "Herkesten beklerdim ama
senden beklemezdim Yiğit."
Asya yazıyor...
Asya: "Ya bu ne tantana ya yeter artık.
Gece gece bi' susmadınız. Kavga edip
duruyorsunuz amacınız ne sizin."
Gizem: "Operasyon planı yapıyoruz Asyacığım.
Senlik bir şey yok *tebessümle gülen, kızarmış emoji*"
Asya yazıyor...
Asya: "Bu durumda kızların doğru adaleti
sağlamasında da senlik bir şey yok. Rahat
bırak şu kızları."
Gizem: "Bırakacağım. Ama zamanı gelince."
Yiğit yazıyor...
Yiğit: "O zaman hiçbir zaman gelmeyecek."
Ben: "Beklerim Gizemciğim."
Gizem: "Bekle..."
Bu mesaj ardından kimse daha bir şey yazmadı. Bir bildirim titrediğinde gözlerimi bildireme yönlendirdim ancak beklenmedik bir bildirimdi. Nadir olarak konuştuğumuz kuzenim olan Emir bir anda bana yazmıştı. "Abla?" dedim şaşkınlıkla. "N'oldu?" diy sordu bana bakarak. "Emir yazdı bana ne alaka?" diye sordum ona şaşkınlık içerisinde bakarak. "Bilmiyorum ki?"
Mesajı açarak ne yazdığına baktım.
Emir: "Helin, konuşmayalı uzun zaman olmuş yazayım dedim.
Nasılsın, nasıl gidiyor?"
Mesaj atmasına şaşırsamda cevap yazmaya koyuldum.
Ben: "İyiyim güzel gidiyor. Yazmana
şaşırdım açıkçası. Senden n'aber?"
Mesaj anında mavi tik olduğunda strese girmedim demek yalan olurdu. Mesajım öylece kalmıştı. Yazmadığını fark ettiğimde en son ne zaman konuştuğumuza ve ne konuştuğumuza bakmak için yukarı kaydırdım.
Tarih: 25 Mart 2025
Bu kadar olmuş muydu gerçekten? Bir yıl olmuştu ve şu anda uzun aradan sonra ilk defa konuşuyorduk. Alttan yazdığına dair ses geldiğinde aşağı indim.
Emir: "Bende iyiyim. Uzun zamandır konuşmuyorduk
yazayım dedim. Ablana da yazdım bakmadı bende sana
yazayım dedim."
Ben: "Bir şeyler konuşuyorduk da
bakamadı herhalde. Ee Bodrum nasıl?"
Emir: "Anladım. Güzel, bir gün gel
gezdireyim. Bende oraları merak ettim."
Ben: "Gelmeye fırsatım olsa süper
olurdu biliyor musun?"
Emir: "Yazın gelirsin belki.
Neyse ben sana asıl sorumu sorayım;
Okul değiştirdin mi?"
Bu mesaja alınmamıştım çünkü haklıydı. Kıyafet değiştirir gibi kaç tane nakil yaptığımı sayamamıştım. Bende asıl cevabımı vermeye karar verdim.
Ben: "Maalesef ki evet ama bu okul
benim için bir avantaj gibi duruyor.
Emir: "Vay be aradığın buymuş demek."
Ben: "Bir gün gelde gezdireyim seni
*göz kırpan emoji*"
Emir: "Umarım. İyi geceler."
Ben: "Sanadaa."
Mesajlaşmadan çıkıp bizim gruba baktım. Sadece iki mesaj vardı ve hemen açıp mesajları okudum.
11/A:
Sude: Gizem yazdıklarından haberim var.
Benim için yarın harika bir sürprizin varmış.
Emin olabilirsinki bende çok merak ediyorum.
Bakalım, bu sefer ne yaparak bize küçük
olduğunu göstermeyi başaracaksın?"
Yiğit: "Ya daha bugün geldiniz
İlk günden kavga mı olur iyi misiniz?"
Bilinmeyen numara: "Kırkdan fazla mesaj
olduğuna göre önemli bir konu?"
Ben: "Sen kimsin?"
Bilinmeyen numara yazıyor...
Bilinmeyen numara: "Deniz bende.
Senin kim olduğunu biliyoruz zaten.
Daha ilk günden okulda adın geçti."
Ben: "Böyle bir adalete
ihtiyacınız olduğunu
baştan bilsem daha erken davranırdım."
Gizem yazıyor...
Gizem: "Adaleti sağlamak sana
mı kaldı yalaka?"
Ben: "Söylediğin laflara dikkat et.
Ben şimdiden böyle davranmasam
o kıza neler yaşatacağınız belli
olmazdı."
Asya: "Helin haklı bir kere.
Güzellik yapılan yerde bu kadar
olunmaz. Saygı duyun lütfen."
Gizem: "Adalete ihtiyacımız mı vardı!"
Ben: "Böyle konuştuğuna göre
demekki vardı. Hâlâ farkına varamamış
olman ne kadar üzücü olduğunu biliyor
musun sen?"
Gizem: "Sende ağzını toplaman
gerektiğinin farkına varamamışsın."
Ben: "Hak edene hak ettiği gibi
konuştum."
Bölüm etkileşimi
