Rolde Aşk kitap kapağı

2. bölüm / 4

Rolde Aşk

-2. BÖLÜM-

Vaveyla Yazarı: zeynep.r.yetkin .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: -2. BÖLÜM-

Yukarı çıktığımızda sınıfı bulduk. İçeri girdiğimizde önümüzde munta-zam bir şekilde sıralar diziliydi. Yiğit ve Yağız sınıfta değillerdi. Çokta umrumdaydı. Sınıfa girip orta sıralara otuduk. Ardından arkamızdan Yiğit ve Yağız girdi. Onlar girdikten on saniye sonra hoca içeri girdi.
"Günaydın gençler." diye derse giriş yaptı hoca. "Günaydın." diyerek ayağa kalktık hepimiz. "Oturabilirsiniz." Hoca da sandalyeye oturarak masanın üstündeki defteri açtı.
"Helin ve Sude kim?" diye sordu hoca bize bakarak. Sude ile aynı anda el kaldırdık. Hoca işaret parmağıyla ilk beni gösterek "Sen Helin," dedikten sonra parmağını Sude'ye çevirdi. "Sende Sude misin?" diye sordu tahminde bulunarak. Sude ile aynı anda başımızı sağladık. "Memnun oldum, bende Ceren. Ben sizin tiyatro hocanızım. Güzel zamanlarımız olmasını istiyorum. Bugünki dersimizde sizlere öncelikle diksiyon çalışması yapacağız. Nasıl duygular kullanılmalı, sahnede nasıl davranılmalı, duyguyu nasıl gerçekçi yaşayabiliriz bunlardan bahsedeceğiz." diye yanıtladı ayağa kalkarak.
"Öncelikle arkadaşlar, duyguları taklit yaparak değil hissederek yaşamanız lazım. Taklit yapmak kesinlikle yok. Anlaştık mı bu konuda?"
Herkes aynı anda "Anlaştık." diye onayladı. "İkinci konumuzda ve en önemli konu sahnede nasıl rol alınmalı olucak. Şimdi sahnede öncelikle heyecan yapmadan o duyguyu doğru yönetmeniz gerekiyor. Size sahnede ne duyguda olmanız gerektiği tekst*te cümleler ile açıklayacak. Ancak sahnede en önemli olan bir kural var. Mesela oyuncunun ağlamasının sebebi hayatında çaresiz hissettiği andan kaynaklı ama bunu göstermeden ona verilen karakteri oynamasıdır. Bu kuralı uyarsanız gerçekçi rol yapabilirsiniz. Sorusu olan var mı?" diye sordu tebessümle gülümseyerek.
Arkadan bir tane çocuk elini kaldırdı. "Söyleyebilirsin Uğur."
"Hocam bugün dersimizde rol çalışması yapacak mıyız?" diye sordu. "Evet. Kızlar bu arada arkadaşınızın bahsettiği çalışma şu şekilde anlatayım hemen. Size dağıttığım tekstlerdeki yazan replikleri canlandırmak için sahneye çıkacaksınız." Hoca açıklamaya başladığı an Sude ile şaşkın bir şekilde bakıştık. Çünkü ikimizde hazırlıksızdık ve ne yapacağımızı bilmiyorduk. "Şimdi size tekstlerinizi dağıtacağım. Bunları ezberleyin sonra yanıma sizleri çağıracağım diksiyon çalışmasına başlayacağız." diye cevap vererek yerine geçti hoca. Masanın üstünde duran kağıtları aldı.
Kağıt elimize ulaştığında göz gezdirdim. İlk replik şu şekildeydi:
Hayal kırıklığına uğranmış bir konuşma:
-Ben sana güvenerek anlatmıştım. Oysa siz ihanet etmek için beni kullanmışdınız. Kalbimi bu kadar yıpratıcağınızı düşündeydim size güvenerek anlatmazdım.
Bu repliği birkaç kez okuyarak ezberlemeye çalıştım. İyice kafamda dönüp dolaştırdım. Hocanın anlattıklarınıda aklımda tutup ona göre çalıştım. Kafamı hafifçe arkama çevirip Yiğit'e baktım. Çaktırmadan beni izliyordu. Aldırmadan önüme dönüp repliğime çalıştım. Hazır
*Oyuncuların repliklerini ve sahne yönlendirmelerini içeren yazılı metin.
olan hocanın yanına gidip ezberliyordu. "Ezberledin mi?" diye sordu Sude fısıldayarak. "Biraz, sen?" diye sordum. "Bende biraz."
Sahnenin önünde ufak bir kuyruk oluştu. Anlaşılan bu kadar kolay bir replikti ancak bizde sıkıntı vardı. "Neyse ben ezberledim." dedim ve ayağa kalkarak sahnedeki kuyruğun son ucuna doğru adım attım.
Sıranın bana gelmesi için yaklaşık dört kişi vardı. Sıra bana gelene kadar biraz daha çalıştım. Sıranın bitişine yaklaştığımda içime bi' stres girdi. Nefes alarak sakinleşmeye çalıştım. Sadece yapacağım zor bir şey değil.
Ve sıra bana geldiğinde hocayla ilk üç saniye bakıştık. "Hazır mısın?"
diye sordu. Başımla onayladım. "Bak canım, hayal kırıklığı haberini aldığın an vücudun katılaşmayacak. Aksine, omuzların tüy gibi aşağı düşecek. Ellerini yumruk yapma, sanki ellerinin içindeki tüm güç çekilmiş gibi kucağına ya da yanlarına bırakacaksın. Başın hafifçe yana eğilecek, karşındakine tamamen savunmasız bakacaksın." diyerek anlatmaya koyuldu. Hocanın dediklerini taklit etmeye çalıştım. "Bu şekilde mi?" diye sordum hocaya bakarak. "Evet çok güzel yerden yaka-ladın tatlım. Seyirciye şunu anlatman lazım: 'Ben çok kırıldım kendimi savunamıyorum gücüm yok.' diye anlatmalısın." dedi gülümseyerek.
"Haber geldikten hemen sonra ağlamaya başlama, bu çok yapay olur. Önce bir iki saniye hiçbir şey yapmadan donup kalacaksın. Haberi sindirmeye çalışacaksın. Sonra yavaşça yutkunup gözlerinin dolmasına izin vereceksin. Ağlarken bile yüzünü buruşturma, masumiyetini koruyarak sadece gözyaşının süzülmesini sağla." Derin bir nefes alarak anladıklarımı başımla onayladım. "Derste anlattıklarımı hatırlıyor musun?" diye sordu. "Ağlamak için yaşadığımız en kötü şeyi düşüneceğiz ama o yüzden değil bize verilen karakteri oynamamız gerekiyor. Yani bunu izleyicilere göstermeden sanki karakterin yaşadığı şeye ağlıyormu-şuz gibi davranacağız." dedim anlatarak. Hoca dudaklarını bir kenara kıvırarak "Bravo." dedi eline çakmak için havaya kaldırarak.
Gülümseyerek hafifçe eğilip elimle onunkine çaktım.
"Bir sonraki adımımız ise, ses tonun kesinlikle yükselmeyecek. Bağırmak ya da hesap sormak bu karaktere göre değil. Kelimeleri normalden daha yavaş, tane tane ve fısıltıya yakın bir sesle söyleyeceksin. Konuşurken nefesin titremeli. Cümlelerin arasına uzun esler (boşluklar) koyacaksın, sanki konuşacak gücü kendinde zor buluyormuşsun gibi." dedi anlatarak. "Örnek olarak şu şekilde: Ben size güvenere anlatmıştım." dedi tam anlattıklarını son cümleye uygulayarak. Şaşkınlıkla ağzım açık kaldı.
Tam da olması gerekeni yerine getirmişti. "Hocam çok iyiydiniz." dedim şaşkınlıkla. "Teşekkür ederim." dedi tebessümle gülümseyerek.
"Deneyebilir misin?" diye sordu. Başımla onayladım. "Dene bakalım. Yapamazsan yardımcı olacağım." Derin bir nefes alarak başımla onayla-dım. "Be-ben sana," diye duraksadım. "Güverek anlatmıştım." dedim sesimi titreterek. "Harika oldu tebrik ederim. Aynı bu şekilde olacak. Devam ettirebilir misin? Denemekten zarar gelmez." dedi hayranlıkla.
"Denersek belki yapabilirim." dedim gülümseyerek. "Yaparsın sen.
Az önceki gibi yapacaksın." dedi. Boğazımı temizleyerek hazırlandım.
"Oysa siz ihanet etmek için beni kullanmışdınız." Araya bir duraklama ekledim. Ve ardından rolümü uygulayarak devam ettim: "Kalbimi bu kadar yıpratıcağınızı düşündeydim size güvenerek anlatmazdım." dedim tonlamaları uygulayarak. "Harikasın!" dedi hoca neşeyle. Başımı tebessümle teşekkür ederim der gibi salladım. "Yerine geçebilirsin." dedi gülümseyerek.
"Kağıdı alayım durumunu yazmam gerekiyor." dedi kağıdı elimden almadan önce açıklama getirerek. "Tabii ki." dedim kağıdı hocaya uzatarak. "Teşekkürler." dedi fısıltıyla. Başımı rica eder gibi salladım.
Yerime doğru yürüdüm. Sıraların arasındaki boşluklardan geçerken Yiğit'de yanımdan sırıtarak geçti. Sinirle gözlerimi devirdim. Gözlerim arka sıralara kaydığında bir kızı soğuk bakışlarıyla fark ettim. Bana bakmıyordu ama çok garip bir bakış açısı vardı. Belki de içimden ben öyle sezmişimdir. Kız izlediğimi fark ettiğinde başını bana çevirdi. Göz temasından kaçınmayı tercih ettim. Acaba bu kız kimdi?
Yağız ise benim ona baktığımı gördü. Başımı hafifçe çevirdim ve ona gözlerimle kim olduğunu sormaya çalıştım. Alttan telefonunu çıkardı ve klavyeden bir şeyler yazdığını fark ettim. Yerime oturarak alttan telefonu çıkardım. Bildirim geldiği gibi açtım.
Yağız: "O kız Alis. O bu grupta yok çünkü
grupları sevmiyor diye düşünüyoruz
ve zaten kimse onu sevmiyor."
Ben: "Niye sevmiyorsunuz?"
Yağız'ın bu mesajından sonra sınıf ortamından iyice soğudum.
Yağız: "Harika bir kız değil. Ve ayrıca kötü
biri, tipinden anlaşılıyor."
Ben: "Siz insanları tiplerine göre mi
yargılıyorsunuz? Nasıl bir sınıf ya burası?
Her insan mükemmel olmak mı zorunda?
Siz çok mu mükemmelsiniz sanki!"
Yağız: "Kızı daha tanımıyorsun ne bu
savunmalar?"
Ben: "Tanısam da tanımasam da her insanın
sevgi ve saygıya hakkı var. Saçma sapan sebepler
yüzünden kızı dışlamanız çok mu adil?"
Yağız: "Ha senin derdin adalet mi?
Ben: "Toplumun yapısını oluşturur tanır mısın?"
Yağız: "Dışlanan ve çirkin kızların
adalete hakları olmadığını düşünüyorum."
Bu mesajı okuduğum an şaşkınlıkla arkama dönüp Yağız'a baktım.
Önüme dönerek yazacağım cevabı hazırladım
Ben: "Ha böyle düşünüyorsun demek.
Bu dertleri gelde anana anlat o zaman."
Yağız'ın yazmadığını görünce telefonumu kilitleyip alta bıraktım.
"Ne diyorsun lan sen!" dedi arkadan elini masaya vurup yanıma gelerek. Ayağa kalkarak bana karşı çıkmasını engelledim. "N'oldu haksız olduğun sınıf ortasına çıktı diye çatladın mı!" dedim sinirle. "Arkadaşlar n'apıyorsunuz durun." dedi hoca yanımıza gelerek. Yiğit ise Yağız'ın yanına hocadan önce geçti. "Hocam bu geri zekalı arkadaşımız dışlanan ve çirkin kızların adalete hakları olmadığını dışa vuruyor da. Lafı çarpınca da haksız olduğunu anladı tabii." En son konuşan kişi ben oldum. "Senin gibilerinin nesli tükenmeli." dedim ona nefretle bakarak.
"Bak!" dedi sinirle. Üstüme yürümeye kalksada onu durduran hoca
ve etrafındakiler oldu. Sinirle derin nefes aldım. "Hocam lavaboya gide-bilir miyim?" diye sordum kendimi toparlamaya çalışarak. "Elbette git." Bunu dediğinde tam gidecekken tek bir cümlesiyle durdurdu. "Yalnız gitme Sude'de gitsin seninle." dedi bana bakarak. Bir şey demeden çıkışa doğru ilerledim. Kapıyı sert kapatsam da umursamadan tuvaleti aradım. Arkamdan Sude'nin geldiğini duyuyordum. "N'oldu kızım ya bir anda." dedi. "Telefonun yanında mı?" dedim ona bakarak. "Yanımda?" dedi soru sorar gibi. "Aç gruba bak." dedim tersleyerek. Telefonunu çıkarıp grubu açtı. Mesajları yavaşça okumaya başladı.
Tuvaleti bulduğumuzda kapıyı sinirden ayağımla tekme atarak
açtım. "Kızım bu ne!" dedi şaşkınlıkla. "Aptalların teki!" dedim elimle kapıyı kapatarak. "Aklı fikirleri insan yargılamakta."
Bir anda kapıdan içeri Özge hoca girince şok içerisinde kaldık. Sude kapıya doğru dönüp telefonunu hızla arkasında gizledi. "N'apıyorsunuz burada kızlar?" diye sordu Özge hoca gözlerini bi' benim bi' Sude'nin üzerinde gezdirerek. "Hocam dersimiz biraz tatsız geçti de hocadan izin alıp tuvalete gittik." diye yanıtladı Sude. "İlk günden tatsızlık mı? Kim yaptı bunu?" diye sordu hoca garip bir bakış atarak. "Şey... yani," dedi Sude lafı geveleyerek. "Yağız yaptı," diye dobra dobra yüzüne vurdum.
Sude şaşkınlıkla bana baktı. "Yağız mı?" diye sordu. Başımla onayladım.
"Vallahi hocam kendisi dışlanan ve çirkin kızların adalete hakları olmadığını iddia ediyorda. Bende sinirden duramayıp lafı direk yüzüne çarptım." Hoca bana gülümseyerek baktı. "İyi dayanmışsın."
"Yazışmalarda var hocam görmek ister misiniz?" diye teklifte
bulundum. "Helin n'apıyorsun?" dedi Sude kolumu dürterek. "Göster bakalım." dedi hoca. Sude'ye dönüp telefonunu açmasını işaret ettim. Sude istemeye istemeye telefonu açtı. Mesajları hocaya doğru döndürdü.
"Hocam şöyle başladı: Biz tiyatro dersindeyken ben hocanın yanına rolümü göstermeye gitmiştim. Sırama geçerkende arkada tek oturan kızı fark ettim. Yağız o sırada bana bakıyordu. Gözlerimle kim olduğunu sordum. Bana baştaki mesajla yanıt verdi." diyerek anlatmaya devam ettim. "Ben ikinizi odama alayım iki dakika." Şaşkınlıkla hocaya baktım.
"Hocam ben bir şey yapmadım ki sizde gördünüz." dedim kendimi savunarak. "O yüzden değil. İkinizi bir alayım sorunu halledelim mükemmel konuşmuşsun bu ara tebrik ederim." dedi gülümseyerek. "Teşekkür ederim." dedim gülümsemeyle karşılık vererek. Tuvaletten çıkma kararı aldık. Özge hocada bizimle beraber sınıf kapısına kadar geldi. "Seninle alakalı değilse konu sınıfa geçebilirsin." dedi Sıde'ye bakarak. "Tamamdır." Sude önden kapıyı açtı ardından müdür kapının önünde durdu. Kapının kenarına tıklatarak hocanın bizi fark etmesini sağladı. "Hocam Yağız'ı alabilir miyim?" diye sordu Yağız'ı işaret ederek.
Ceren hoca Yağız'a baktı. Yağız ise inkâr etmeden müdürün yanına geldi. Kapıyı geri kapattığımızda merdivenlere ilerledik. İki kat aşağı inmemiz gerekiyordu. Aşağı inene kadar hiç konuşmadık.

Müdürün odasına geldiğimizde hoca anahtarla kapıyı açtı. Önce kendisi sonra biz geçtik. Kapıyı kapatan Yağız olmuştu.
Hocanın karşısında iki tane yan yana duran koltuğun sol tarafına ben, Yağız ise sağ tarafına oturdu. Sırtımı dik tutarak konuşmak için hazırlandım. "Burada neden olduğunuzu biliyorsundur Yağız değil mi?" diye sordu Özge hoca. Sırıtarak "Helin'in haksızlıklarını dinlemek için buradayız." diye yanıtladı. İster istemez gülesim geldi. Birbirimizle göz teması dahi kurmuyorduk. "Haksız olanı dahi görmüyor adaleti nasıl görsün ki." dedim kendi kendime gülerek. "Evet Yağız, seni böyle düşündüren şeyin kaynağını hepimiz merak ediyoruz." dedi Özge hoca Yağız'la göz teması kurmaya çalışarak.
"Toplumdaki faaliyetlere katılamayan birinin adalet hakkına sahip
olduğunu düşünmemekteyim." diye yanıtladı mantıksızca konuşarak.
"Yanlız aynı şey toplumdaki faaliyetlere katkısı olmayıp insanları yargıla-yanlar içinde geçerli." dedim onun yanlış cümleleri ortaya koyduğunu belirterek. "Seninde katkın olduğu kesindi zaten daha yeni geldin." diye karşılık verdi. "Yeni gelip senden daha fazla katkılı olmam beni çok mutlu ediyor biliyor musun." dedim gülümseyerek.
"Yağız adalet hakkı, insanın dışlanıp çirkin olmasından dolayı kazanılma-yan bir ilke değil. Bu toplumda olması zorunlu olan bir ilke. Bu ilke olmadan toplumumuz çürümeye mahkûm, niteliğini kaybetmiş bir insan yığını olarak kabul ediliyor." diye açıkladı Özge hoca.
"Her insan adaleti hak edecek özelliğe sahip olduğunu düşünmüyo-
rum." dedi Yağız başını iki yana sallayarak. "Zaten bunu düşünememende zeka geriliğini daha da belirtiyor." dedim hiç beklemeden. "Zekası olanlar konuşsun sadece." dedi Yağız diyecek bir şey bulamayarak.
"Kendini susturup bizi konuşturtmana sevindim." dedim gözlerimi devirerek. "Helincim sen çıkabilirsin, Yağız kalsın. Bakalım aklı başına gelmeyi başaracak mı."
"Tamamdır." diye onayladım. Yağız'ın kulağına eğilerek, "Kanun önünde eşitlik ilkesini okumanı kesinlikle tavsiye ederim."
dedim gülümseyerek. Tam bunu söylediğimde zil çalmıştı. Gözlerimle müdüre teşekkür edip odadan çıktım. Yiğit ve Sude kapıda bizi bekliyordu. Kapıyı arkamdan kapatarak Yiğit'e döndüm. "Belki sende bilmiyorsundur ama anayasada Kanun Önünde Eşitlik İlkesi başlığını eve gidince Yağız'la okumanızı tavsiye ederim. Eminim çok işinize yarayacak." dedim nefretle bakarak. Bu kelimeler dudaklarımdan buz gibi bir tonlamayla döküldü.
Sude telefonumu elime verdiğinde ona arkamı dönüp onun olduğu ortamdan uzaklaştık.
Telefonumdaki bilgileri kontrol ettiğimde bizim sınıftan bayağı bildirim vardı. Üstüne tıklayarak mesajları açtım.
İlk mesajdan itibaren okumay başladım.
Bilinmeyen numara: "Oha olaya bakın!"
Asya: "Yalnız Helin mükemmel konuşmuş."
Bilinmeyen numara: "Zeki kız bu arada bayağı döktürmüş."
Bilinmeyen numara: "İyi olduğunu boş verin.
Filiz hoca bunu duyarsa ne der onu düşünün.
Asya: "O sıkıntı işte. Yağız veya Yiğit söyle-
yebilir belli olmaz."
Yiğit: "Söyleyeceğimi mi düşünüyorsun?"
Asya: "Evet. Arkadaşın haksız durumda
olmasına göz mü yumacaksın?"
Asya'nın bu mesajını görünce cevap yazmak istedim.
Ben: "Haksızların bu saatten sonra savunma
hakları olsa da bu işe yaramaz boşuna
denemesin."
Telefonumu kapatarak derin bir nefes aldım.
Telefona tekrar bildirim gelince meraktan duramayıp üsten bildirime baktım.
11/A:
Bilinmeyen numara: "Helin bu tavırların ne?
Kim olduğunu tekrar düşün öyle konuş."
"Bu kim ya?" dedim duraksayarak. "N'oldu ya?" dedi Sude telefonuma bakarak. Mesajı ona doğru yönelttim. "Kim bu?" dedi yüzüme bakarak. "Bilmiyorum." dedim mesajı açarak.
Ben: "Sen kimsin?"
Bilinmeyen numara yazıyor...
Bilinmeyen numara: "Gizem ben.
Yağız'a karşı davranışlarına dikkat et.
Karşında beni bulursun."
Ben: "Dikkat etmiyorum etmeyeceğimde.
Ne yapıyorsan yap."
Asya: "Gizem n'apıyorsun ya!"
Gizem: "Haddini bildireceğim kanka."
Ben: "Bildir bakalım bildirebiliyorsan."
Bunu yazdıktan sonra üste bildirim düştü. Gizem'den mesaj. Mesajı açıp ne yazdığına baktım.
Gizem: "Son teneffüs bahçenin arkasına gel."
Mesajına *tamam* ifadesini bıraktınız.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18