2. bölüm / 3
RESET10 Saniye
Bölümler 3Şu an: 10 Saniye
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi araladığımda yanımda minik bir bedenin huzurlu nefes alıp veriş sesi geliyordu.Laura yüzünü yastığa gömmüş, saçları her yana dağılmış şekilde uyuyordu. Her zaman yaptığı gibi küçüçük narin parmakları ile bir parmağımı esir almıştı.
Başımı yastığımdan kaldırıp elimi onun ipek kadar yumuşak kahverengi saçlarında gezindirdim. “Laura... Uyanma vakti. Uyanmazsan okula geç kalacaksın fındığım” diye fisıldadım. Onun için erken denmeyecek bir saate kalkmıştık. Gözlerini zorda olsa araladı.
Laura benim kızım değildi. Ama bundan ne onun ne de basının haberi vardı. Zaten basının haberi olsa büyük ihtimal beni ve ondan önce ailemi manşet yaparlardı.
6 yıl önce içinde sevdiğim kişiyle uyanma hali kurduğum evden gözyaşları içinde dönerken yolun kenarından aşağıya uçmuş, önünden dumanlar çıkan bir araç gördüm. Hemen arabamı kenara çekip 911’i aradım. Sonra onlara yardım etmeye koştum. Arabanın yanında bir kadın içinde ise bir erkek vardı. Hemen nabızlarını kontrol ettim. Adamın nabzı çok zayıftı ve kafasının kenarndan kan kaybediyordu. Çoktan bilincini kaybetmışti. Kadının yanına yaklaştığımda ise kadının hamile olduğunu gördüm. Kendini racın dışına çıkarmayı başarmışt ama çok güçsüz duruyordu. Onun bilinci açıktı.
Bana bakmaya çalıştı. Sonra ise “ Yehua nasıl? Ona birşey oldu mu?” diye bağırmaya başladı. Bense onu biraz olsun rahatlatmak için “Hayır durumu gayet iyi” dedim. Sonra ismini sordum “ Vega” dedi güçsüz bir şekilde. Kadınının ağlaması şiddetlendi. Birden elimi tuttu. Endişeli bir ifadeyle bana doğru kafasını biraz daha çevirdi. “ Suyum geldi diye hastaneye gidiyorduk. Onu ben teleş yaptırdım. Sızlı sürmesine ben neden oldum” dedi. Bana doğru attığı elini daha sıkı tuttum. “İyi olucaksınız” dedim.
Daha cümlememi bitirmeden kadın bağırmaya başladı. “BEBEK GELİYOR!”. Beynim 1-2 saniyeliğine çalışmayı durdurdu. Sonra ise ona yardım etmem gerektiğini anladım. Hemen ceketimi çıkartıp kadının bacaklarının altına serdim. Kadınının bacaklarına baktığımda ise kanlar içindeydi. Kanaması vardı. Ambulansın nerede kaldığını merak ettim. Hemen arabamda oolan alkol şisesini elime boca ettim. Ben bir kadına yardım edecektim. Ama bunu daha önce hiç yapmamıştım. Düşünelerimi dağıtım.
Veganın bacaklarının arasına geçtim Bebeğin başı görünüyordu. Kadına bebeği görebildiğimi söyledim. Kadın daha fazla ıkınmaya başladı. Başarıyorduk. Bebeğin omuzlarıda görünmeye başladı. Sonra ise bu kısımda müdehale etmem gerektiğini düşünüp narin bir şekilde bebeği çektim. Bebek çıktığı an ağlamaya başladı. Hemen onu ceketime sardım. Vega derin bir nefes aldı.Bebeği dikkatlice annesine doğru yaklaştırdım. Veganın kesilen ağlaması yine ortaya çıkmıştı. Bebeğini dikkatlice inceledi. Sonra ise göz bebeklerinin kaydığını gördüm. Bayılıyordu. Sonra ambulansın mavi kırmızı işıklarını gördüm. Bize doğru geliyordu.
Araba durduğunda ise içindeki eki hızlıca kan kaybeden Vega ve bilinci kapalı Yehua ile ilgilenmeye başladı. Gelen ekipten bir kadın hemen Vega'nın kanamasına baktı. İçlerinden biri hemen bebek ile annenin arasındaki tek bağı kesti. Ben bebeği alıp kenera çekildim. Sonra Vega'yı kaldırıp hemen sedyeye koydular ve gelen ilk ambulansa bindirdiler. Bende binmek için ısrar ettim. Elimde bebek ile ambulansa bindim. Bebek hala ağlıyordu. Onu sakinleştirmek adına biraz kucağımda salladım. Vega'nın hala bilinci kapalıydı.
Görevliler ona hızlıca müdehale etmeye çalışıyorlardı. Sonra bir şey oldu. kardiyak monitüründeki bir gösterge düz çizgi olmaya başladı. Biri hastayı kaybediyoruz diye bağırdı. Sonra diğeri ise kalp masajına başlıyorum dedi. Kalp masajı işe yaramıştı. Vega bebeğine dönmüştü. Bunlar yaşanırken en yakındaki hastaneye varmıştık. Vega'yı hemen aşağıya indirdiler. Onlar indikten sonra bende bebekle beraber aşağıya indim. Etrafa baktığımda bizim hastaneye gelmiş oldumuzu gördüm. Ben ambulantan iner inmez ceketime sarılı ve uyuyan bebeği bir doktor aldı. Kucağımdan bebek gidince ellerimi gördüm.
Ellerimden gözlerim üzerime kaydı. Her yerim kan olmuştu. Karşıdan bana doğru gelen ince silüeti fark ettim. İwa bana çok endişeli bakıyordu. Ellerimi aldı ellerinin arasına koydu “Sana bir şey oldu mu?” Mavi gözleri kocaman açılmıştı. “Bana birşey olmadı. Sadece kan merak etme.” diye karşılık verdim. Kolumdan tutup beni odasına götürdü. Ellerimi temizlememe yardımcı oldu. Olayın şokunu anca atlatıryordum.
Son iki saat içinde yaşadıklarımı kırk yıl düşünsem kurgulayamazdım. Bir yandanda aklım Vega ve ailesindeydi. Durumlarını merak ediyordum. İwa hemen kendi yedek kıyafetlerinden çıkartıp bana uzattı. Eve kanlı bir takımla gidersem annemin tepkisini düşünemiyordum. Bana uzattığı toz pembe takımı giydim. Aşağıya inmek için kapıya doğru gittiğimde İwa beni yakaladı. “Aşağıya gitme burada biraz dinlen” dedi itatkar bir ses tonuyla sonra eliyle odasındaki koltuğu işaret etti. Israr edemeden beni koltuğa çekti. Uzanmamı sağladı. Üzerime kendi ceketini örtü.
Uzanırken bir yandan da olanları İwa’ya anlattım. Anlatırken göz yaşlarımı tutamadım. Bir kardeş gibi değil mesleğinin gereği bir şekilde psikiyatrist edasıyla beni dinledi.
Gözlerimi açtığımda İwa oda yoktu. Üzerimdeki mavi cekeketini alıp sandalyesinin üzerine koydum. Kapıya yöneldiğimde kapı birden çalındı. İçeriye şirketin yeni avukatı Louis girdi. Elinde İwa’nın en sevdiği çiçeği tutuyordu. Uykulu bakışlarımı çiçeklerden yüzüne çevirdi. Benim burada olacağımı tahmin etmemiş gibi “Bayan Fire…” dedi soğuk bir sesle. “Sizin burada ne işiniz var?” . Bende ciddi bir şekilde “ Asıl sizin burada ne işiniz var. Kardeşimin odası burası. Eğer hastanenin avukuatını arıyorsanız o bir üst katta” dedim. Yüzü bembeyaz olmuştu. Ne evap vereceğini bilemedi. Sonra arkadan gelen İwa’yı gördüm. İwa, bakışlarını bir bana bir Louis bide çiçeklere çevirdi. Sonra “Louis sen odaya geç ben geliyorum” dedi. Louis kaçar gibi içeriye girdi. Kapıyı hızıca kapattı. “İwa??” dedim. Bana baktığında yanaklarının kızardığını gördüm. “Altha…” dedi. Onları sorguya çekecek halim yoktu. “Ben gidiyorum. Bunu sonra konuşucaz” dedim. Yüzünde saçma bir tebessüm belirdi.
Kapıyı açtığımda Louis’in koltukta oturduğunu gördüm. Bana tedirgin bir şekilde bakıyordu. Telefonumu ve anahtarlarımı elime alıp Louis’e sert bir bakış attım. Sonra odadan çıktım.
........
Neredeyse hergün Vega’nın ve miniğin yanına gidip geldim. Yehua’nın ölüm haberini kazadan bir gün sonra öğrendim.Doktorlar ile konuştuğumda Yehua’nın gece iki gibi öldüğünü öğrendim. Vega’nın durumunu öğrenmek için baçka bir doktorun yanına gittiğimde çok umut verici konuşmadı. Doğum esnasında çok kan kaybettiğini uyansa bile bazı hasarların kalıcağını söyledi. Eğer uyanmazsa bebeğe ne olacaktı. Annesi onu sadece 10 saniye görebilmişti. O ise annesini hiç hatırlamayacaktı. Bu bana çok tanıdık geldi. Aynı şeyi kardeşlerim ile bizde yaşamıştık. Belki daha farklı sebeplerle oluştu ama sonuç aynıydı. O bebekte aynı şeyi yaşamayacaktı.
Ünitede görevli olan doktorla konuştum. Annesinin yanına götürmenin belki hem anne hem de bebek için iyi olacağını düşündüm. İkna sürecnin ardından bebek ve bir hemşire ile Vega'nın odasına gittik. Oda aynı sabah bıaktığım gibiydi. Hiçbir hareket yoktu. Bebeği dikkatlice Vega’nın yanına yaklaştırdım. Küçücük bedeni beyaz çarşafların arasında kaybolacak gibiydi.İlk birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra bebek yüzünü buruşturdu. İnce bir ağlama sesi odanın sessizliğini delip geçti. Minik elleri kontrolsüzce havada hareket ediyor, huzursuzca kıvranıyordu. Vega’dan hiçbir tepki gelmedi. O an içimde garip bir şey koptu. Gözlerim doldu. Ama ağlamamın sırası değildi. Refleksle bebeği yeniden kollarıma aldım. Küçücük bedenini göğsüme bastırdığım anda ağlaması daha da yükseldi. Kalbi hızlı hızlı çarpıyordu. “Tamam…” diye fısıldadım istemsizce. “Buradayım.” Kelimeler ağzımdan düşünmeden çıkmıştı. Bebeği yavaşça sallarken minik parmaklarının kıyafetimi kavradığını hissettim. Ağlaması yavaş yavaş hıçkırığa dönüştü. Ve ben… onu bırakmak istemediğimi o anda fark ettim.
O günden sonra yeni doğan ünitesini daha çok ziyaret etmeye başlamıştım. Anneme ise bu durumu anlattığımda bebeğe fazla bağlanmamam için hastaneye bu kadar çok ziyaret yapmamam gerektiğini söyledi. Ama ben ikinci defa kalbimle haraket etmek istiyordum. Ne var ki ilk ki tam bir fiyasko olsada bunun öyle olmayacağını hisediyordum.
Kazanın üzerinden tam 4 gün geçmişti. Vega hala uyanmamıştı. Bebek ise hala ünitede tedavi görüyordu. Bebek ile ilgilenen doktor ile konuştğumda bebeğin organlarnın gliştiğini ama vücut ısısını koruyamadığını söyledi.O gün yine Vega’nın odasına gittim. Her şeyi ona anlattım. Bebeğinin nasıl olduğunu, bugün biraz daha sakin uyuduğunu, minicik ellerini nasıl hareket ettirdiğini… Beni duyup duyamadığını bilmiyordum. Ama anlatıyordum. Çünkü bebeği hakkında herşeyden haberi olsun istiyordum.
Vega’yı 4 gün önceye kadar tanımıyordum. Ama ona inanilmaz bağlılık ve sevgi hissetmeye başlamıştım. Ona kendi yaşadıklarımı, başıma gelen herşeyi anlatmaya başlamıştım. Bir umut uyarnırsa bebeği ve ona her konuda destek verecektim.
İlerleyen günlerde Vega ve bebeğin durumunu öğrenmek için hastaneye gittim. Veganın odasınına gittiğimde orada olmadığı gördüm. Belkide yanlış odaya girmişimdi diye oda numarasını kontrol ettim. Hayır… oda doğruydu.
Hemen kat görevlisi hemşirenin yanına gidip vegayı sordum. Hemşirenin yüzü düştü “Bayan Fire hastayı sabaha karşı kaybettik” dedi. O an nefes almayı unuttuğumu düşündüm. Göğüsüm sıkıştı.Kulaklarım uğuldamaya başladı.Olamazdı. Vega ölmüş olamazdı. Onun bir bebeği vardı.
O günden sonra bebek, yani Laura, hastanede iki gün daha kaldı. Ben ise geride kalan herhangi bir akrabalarına ulaşmaya çalışıyordum. Bu süreçte Louis bana beklediğimden çok daha fazla yardımcı oldu. Yehua’nın geçmiş kayıtlarına ulaşmamı sağladı ve sonunda Çin’de yaşayan Laura’nın büyükannesine ulaşabildik. Kadın, oğlunun öldüğünü öğrendiğinde uzun süre konuşamadı. Telefonda sadece ağlama sesini duyabiliyordum. Bir anne için evladının ölüm haberini almak tarif edilemez bir şeydi. Ona Laura’dan da bahsettim. Sessizce dinledi. Sonra yorgun bir sesle, sağlık durumunun küçük bir bebeğe bakmaya uygun olmadığını söyledi. O an içimdeki son umut da kırılmış gibi hissettim.
Çünkü artık Laura’nın gerçekten kimsesi kalmamıştı.
Ben ise onun devlet korumasına gitmesini hiç istemiyordum. En başından beri aklımda olanı yapacaktım.
Laura artık benim kızım olacaktı.
Bu fikri ilk kardeşlerim ile paylaştım. Onlar bu fikrimi desteklerken annem kariyerime odaklanmam gerektiğini bir bebek için fazla meşgul olabileceğimi söylemişti. Sonraki gün Louis ile konuştum. O ise gerekli bütün hukuki yolları izledi. Süreç tahmin ettiğimizden uzun sürmüştü. Ancak iki buçuk yıl sonra Laura’nın resmi olarak annesi olabildim.
Bölüm etkileşimi
