7. bölüm / 9
PERDE ARKASI6. Bölüm: Gerçek Başlangıçlar
Bölümler 9Şu an: 6. Bölüm: Gerçek Başlangıçlar
- 1 GİRİŞ;205 kelime
- 2 1. BÖLÜM: SEÇMELER1.992 kelime
- 3 2. Bölüm: Sessizlikte Yankılanan Dalgalar2.788 kelime
- 4 3. BÖLÜM: BİR ÇİFT MAVİ GÖZ2.163 kelime
- 5 4. Bölüm: Mesajın Kaderi1.757 kelime
- 6 5. Bölüm: Bitmeyen Çağrılar1.773 kelime
- 7 6. Bölüm: Gerçek Başlangıçlar1.480 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 7. Bölüm: Oyuncuyu Bul3.287 kelime
- 9 8. Bölüm: Şeytan'ın Resitali2.965 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selamlaaaar, nasılsınız? Normalde bölümler 2 haftada bir gelecekti ama benim maalesef iki dediğim bir tutmuyor, an itibariyle bunu anladım PAUAJWKWLWLLW. Bölüm hakkında yorumlarınızı ve tepkilerinizi yazmayı unutmayınn💫
Bölümü beğenmeyi unutmayın. Aksiyon dolu bölümümüz için iyi okumalar diliyorum 💕
_________________________________________
Sesimi korkusuz çıkarmaya çalışıyordum ama stresten tırnaklarımı kemirmemek için çok zor duruyordum. Boğazımı temizledim ve aramayı açtım.
"Alo,kimsiniz ve neden aramıştınız?"
"Alev Ateş'le mi görüşüyorum. 643 numaralı yarışmacımız?"
"Evet de kimsiniz siz ve ne istiyorsunuz?"
"Benim, Kerem Ak."
İçime sular serpilmişti. Bir an çok kötü seyler oluyor sanıyordum.
"Anladım, Kerem Bey. Beni neden aramıştınız?"
"Yarışmamızda seçilen kişilerden biri oldunuz. Jürilerimiz senin performansını fazlasıyla güzel bulmuş. Sizi burada bir oyuncumuz olarak görmekten bir şeref duyarız."
Bu sözleriyle yüzümde büyük bir gülümseme oluşmuştu. Seçilmiştim.SEÇİLMİŞTİM!
Bir saniye ya, bunlar zaten beni arayıp izleyici olduğumu söylememiş miydi? Neler dönüyor burada ya? Acaba kafaları mı karıştı yoksa tedbir amaçlı mı?
"İzleyici olarak seçildiğimi bana dün mesaj olarak yollamıştınız Kerem Bey, zaten şuan Kli Ev Nos şirketinin içerisinde bize yeni geldiğimiz için düzenlenen bir etkinliğin içerisindeyiz. "
Telefonun karşı tarafından kısık sesle bir küfür duymuştum. Neler oluyor burada?
"Kerem bey, iyi misiniz?"
"Alev, oradan hemen ayrıl! Bizim şirketimizin adı Kli Ev Nos değildi ki! Bu bir tuzak. Hemen uzaklaşın. Ayrıca izleyici de ne demek?"
Anlamadım. Ne demek yanlış yerdeyim. Hayir olamaz her şeyi biliyorlardı.
Her seyi biliyorlardı.
Koca bir siktir.
Gözlerim fark ettiğim şeylerle kocaman açılmıştı. Ten rengim gittikçe soluyordu. Güldüm.
"Hayır bir şaka yapıyorsunuz. Kli Ev Nos sizin şirketiniz."
"Alev hatırla! İlk kayıt yaptırdığında nereye kayıt oldun?"
"Ak group. "
AK GROUP
Hasssss...
"O şirket tamamen bana ait. Tüm yarışmacılarımız tam anlamıyla kayıp Alev. Herkes orada mı?"
Etrafımda ki tüm koltuklar doluydu ve bunlar büyük ihtimalle benimle aynı yarışmanın katılımcılarıydı.
"Kerem bey neler oluyor? "
"Alev çabuk konum at bana ve şu bey kelimesini hemen kaldır. Dikkat çekme. Hemen oraya geliyorum çabuk konum yolla."
Sakin durmaya çalıştım ama bu fazlasıyla zordu. Hiç bir ayrıntıyı kolayca hatırlayamıyordum. Ellerim titrediği hâlde mesaj yerine girdim ve Kerem'e konumu yolladım.
Seslice nefesimi verdim. Başlamadan bitiyordu.
"Tamam, konumu yolladım Kerem. Neredesiniz tam olarak?"
"Alev..?" Diye mırıldandı.
"Dinliyorum."
"Böyle bir konum yok ki!"
Ne demek yoktu. Korkuyorum ve gerilmekten her yerim titriyordu. Şokla telefonu yere düşürdüm. Hayır gercek olamaz, olmamalı. Büyük bir tuzağa düşmüştük ve bize ne yapacakları hiç belli değildi.
Yarışmaya ilk katılmaya çalıştığım zamanı hatırlamaya çalışıyrodum ama zihnimdeki puslu duman bana hiç yardımcı olmuyordu.
Hatırla Alev, n'olur hatırla. Geçmişin izlerini kendin açarsan daha az acı çekersin.
Hatırladım.
Kaydımı yaptığım günü silikte olsa hatırladım.
Geçmiş:
Hayatımda hiç bir şey normal gitmiyordu. Herşey silik ve eksikti. Bir o kadar bende eksiktim.
İnsanda bir şeyler silikleşirse o kişi hiç bir zaman tam olamazdı.
Hayatımda ki her dönüm noktası benim bir sonum gibi hissettiriyordu. Bazı sonlar başlangıçtı ama ben daha önce hiç başlayamamıştım.
Silikleşen tek şey geçmişim değil, hayallerim de zamanla silikleşiyordu. Ben böyle bir yaşam sürmekten gerçekten çok yorulmuştum.
Atlas sürekli okuduğum bölümün en büyük yanlışım olduğunu söylerdi. Peki hayallerden vazgeçmek ne kadar kolaydı?
Ben bugünün sonunda ya hayallerinden vazgeçmiş bir kız olacaktım ya da hayalleriyle buluşmak üzere olan bir kız. Gün sonuna kadar sadece tek bir işaret bekliyordum ama maalesef ki tek bir işaret bile yoktu hayallerimi seçebilmek için.
Atlas bu sabah gün sonuna kadar eğer bir işaret görürsen tiyatroya kavusabilmem için elimden geleni yapacağını söyledi. Maalesef ki o işaret hâlâ gelmemişti.
Saat akşam 12'ye doğru geliyordu. 13 dakikası vardı ve pes etmek istemiyordum. Gözüm açık bir şekilde bilgisayar ekranına bakıyordum. İçimden bir ses devam et diyordu ve direniyordu. Bende direniyordum. En çok istediğim şeyi yapmadan ölmek istemiyordum.
Bilgisayar ekranına kıpkırmızı gözlerle bakıyordum. Ne bir ilan vardı ne de bir işaret. Sadece şarkılar ya da kitaplarla ilgili bir kaç alıntı görmüştüm. Onun haklı çıkmasından fazlasıyla ödüm kopuyordu. Lütfen, lütfen bir işaret...
Umutlarım tükenmeye yüz tutmuştu. Hayallerim bir kuyunun içerisine düşmüş gibiydi. Bir çakıl taşı gibi yere çarpmıştı. Bu günün sonunda ya kendimi ya da geleceğimi kaybedecektim.
Stres içinde nefesimi verdim. Yoktu işte! Ne diye kendimi kandırıyordum ki? Boş yere ümit vermiştim kendime.
Pes edip bilgisayarımı kapatacakken bir bildirim düştü ekranıma.
Üzerinde büyük harflerle, Oyunculuk için yarışmamızın kayıtları bugün saat 12'ye kadar son bulacaktır. Katılmak isteyenler için başvuru linkimiz aşağıdadır. Kendi bilgilerinizi girdikten sonra yarışma tarihi katılımcılarımıza gönderilecektir. Bol şans dileriz.
-Ak Groups
Ak groups şirketinin özel olarak sunduğu bir yarışmaydı. Altında yazan isimler biraz silik olduğu için zihnim tam anlamıyla hatırlamıyordu.
Hızla hiç düşünmeden kendi bilgilerimi girdim. Dolandırıcı da olabilirlerdi ama hiç düşünmedim bile. Aradığım işaret bana gelmişti. Bu son dakika olsa da...
Heyecanla Atlas'ı aradığımı ve bir yarışmaya katıldığımı söylediğinde Atlas bana güvendiğini ve arkamda olduğunu sıkça söylüyordu. Mutluydum, huzurluydum ve hayallerimle baş başaydım.
Şimdiki Zaman:
Anının etkisinden çıkmıştım ve hızlıca çıkış kapısını aramaya başladı gözlerim.
Yanlış şirket, yanlış yer, yanlış zamandaydım. Belki de tek bende değildim. Hepimiz kendi ayaklarımızla şeytanın inine gelmiştik. Kurtulmak için vaktimiz vardi belli de ya da çoktan o ihtimali kaybetmiştik.
Hayallerimiz bir şeytanın elindeydi ve kurtulmamız zor bir ihtimaldi. Ancak bir kahraman gelirse kurtulurduk belki de. Eğer öyle bir kahraman yoksa da kendimizin kahramanı olmayı bilmeliydik.
Konum yoktu. Belki de böyle bir yer bile yoktu. Zihnimin bir oyunu gibi hissediyordum ama her şey fazlasıyla gerçekti. Burada ki gerçek olmayan tek şey belki de ben ve düşüncelerimdi.
Hızla başımı çevirdim. Bir çıkış yolu olmalıydı.
Tek mi kaçacaksın Alev?
Belki de tek değilimdir. Herkes yavaşça çıkışı arar gibi yavaş hareketler ediyordu. Sonunda karanlığın içerisinde yanıp sönen kırmızı çıkış ışığını görünce nefesimi sesli verdim. Yanımda ki kız her kimse bir anda bana dönmüştü.
"İyi misin?" Diye sordu endişeyle karışık bir sesle. O da biliyordu bir terslik olduğunu lakin kızın sesinde tanıdık bir şeyler vardı. Sanki bu sesi daha önce duymuştum.
Onun bakışları altında edildiğimi hissettim bir an. Masumca beni merak eden birini de mi yalnız bırakacaksın Alev?
"Bilmiyorum." Dedim gerçek bir sesle. "Ama buradan hemen çıkmamız gerektiğini biliyorum." Dedim.
Kızın gözleri büyümüştü sanki beni hatırlamış gibiydi. "Alev miydi adın?" Dedi içinde ne zaman tuttuğunu bilmediğim nefesini vererek.
"Evet de sen nereden biliyorsu-" aklıma gelenlerle durdum. Bu kızla sabah tanıştığım kızın sesi birbirine fazlasıyla benziyordu.
"Güzce, sen misin?" Dedim tanıdık birini bulduğum için heyecanla.
"Evet" onaylar bakışlarıyla karşılaştım. "Çıkışı buldun mu? Seni de aradılar galiba. Bu şirketten şimdiden nefret ettim. Hemen çıkabilir miyiz?" Dedi hızla. Sessizce konuşuyorduk ama herkesin çıkışı aradığında emindim çünkü ben konuştuğumda herkes sırayla telefonlara gömülmüş şimdiyse teker teker çıkışı arıyorlardı.
"Gel benimle" dedim ve kolunu tutup hızla yanıp sönen çıkış tabelasına koşarak ilerlemeye başladık.
Herkes korku içerisindeydi. Hayatta kalabilmek istiyorduk ama nedenini bilemiyorduk. Benim koştuğumu görünce diğerleri de fark edip benim peşimden gelmeye başladı. Sonunda başlamadan kurtuluyorduk bu illet yerden.
"Neler oluyor Alev?"
"Çıkınca her şeyi anlatacağım, Güzce. Önce şuradan çıkalım."
İpek nerelerdeydi kim bilir? Özür dilerim İpek, seni yalnız bırakmak zorunda kaldığım için. Senin için geri döneceğim.
Tüm koltuklar boşalmıştı ve herkes çıkışın yakınlarındaydı. Sadece sahnede bulunanlar her sey normalmiş gibi devam ediyordu. En önde olduğum için çıkışın kapısını açmak için elimi kapının koluna uzattım ve kolu aşağı doğru çektim.
Hikâye başlamadan bitmişti.
Hikâye peki burda başlarsa bitmiş sayılır mıydı?
Kapı kilitliydi. Bir türlü açılmıyordu. Gücümün yetmediğini düşünecek olacaklardı ki kumral saçları olan bir çocuk ileri atıldı. Masmavi gözleri vardı.
"Geri çekil, ben deneyeyim bir de açmayı."
Onaylar şekilde başımı salladım ve kapının önünden çekildim. O da benim gibi önce kapının kolunu zorladı. Açılmayacağını anlayınca kapıyı kırmaya çalıştı. Yüzünü buruşturmuştu. Kapı kırılmıyordu bile.
"Hangi malzemeyle yaptınız bu kapıyı it sürüleri!" Diye bağırdı sinirle.
Ondan sonra bir çok kişi denedi kapıyı kırmayı ama kimse bir dey yapamıyordu.
Çok geçti, oyunun kurbanları olarak devam edecektik.
Herkes ceplerini karıştırmaya ve işe yarar bir şeyler bulmaya çalışıyordu.
Bir anda bir telefon sesiyle dikkatimiz o yöne döndü. Önce kimin telefonunun çaldığını anlamak için herkes birbirine teker teker baktı. Daha sonra tüm gözler üstüme kenetlenmişti.
Tanıdık bir ses "The Bacım, telefon sesi senden geliyor, baksana ne oluyor diye. Göremiyorum da zaten arkadan çok. Bari yüreğimize su serpilsin.
Yanından kısık bir kıkırtı geldi. Sesi çok tanıdıktı ama yüzünü göremediğim için kim olduğunu bilmiyordum.
Kalbim güm güm atıyordu. Derin bir nefes aldım ve telefonu çantamdan çıkardım. Ellerim titriyordu.
Gizli numaraydı. Böyle olması daha da strese girmeme sebep oluyordu. Herkesten gelen homurtularla telefonu açtım ve kulağıma yasladım.
"Hoparlöre al telefona Ateş kızı."
Kim olduğunu bilmiyordum ama sesi çok gaeip ve hırıltılıydı. Dedigi gibi elim titreyerek telefonu hoparlöre aldım. Boğazını temizledi.
"Merhaba sevgili izleyiciler. Ben şeytan. Cehennemime hoşgeldiniz. Burada umarım yeterince eğleniriz." Eğlenen şekilde güldü.
"Bilirsiniz cehenneme girerseniz bir daha asla çıkamazsınız ve şeytan sadece kötülere görünür. Kendinizi iyi sanıyorsanız hemen bu saçma düşünceden uzaklaşın. Şeytanınız geri geldi."
"Hiç biriniz buradan kaçamazsınız. Ya burada kalırsınız ya da cesetinizle buradan ayrılırsınız. Oyunlara başlayalım o hâlde. Çok istekli görünüyorsunuz."
Herkes pür dikkat onu dinliyordu.
"Sevgili oyuncularım ilk göreviniz içimizde ki oyuncuyu bulmak. Oyuncular, asla size kim olduğunu çaktırmayacak. Belki bir belki de birden fazla olabilir ama ya bana oyuncuyla gelirsiniz ya da cesetinizle çıkışa ulaşırsınız, karar sizin. İyi düşünün."
"Bakalım hayatta kalanlardan mı yoksa kaderine razı gelenlerden misiniz? Bol şanslar izleyicilerim ve gizlenmiş oyuncularım."
---------------------------------
Wattpad: @Vaevasia
Bölüm etkileşimi
