6. bölüm · PARALEL TUZAK
Bölüm 6:Kafesin içindeki sessizlik
Bazı insanlar kaçmaz. Sadece bulunmayı bekler.
Sessizlik, en tehlikeli çığlıktır. Ve bu hikâyede kimse masum değildir.
O salağı dinlemeyip kafasına iki kurşun sıksaydım kaç saattir yoldayım; sıkıntıdan patlama noktasına geliyorken arabayı yavaşlatarak kenara çekip araba kapısını açıp hava almaya karar verdim. Arabanın içindeki sigara paketine uzanarak bir dal alıp arabadan fırlattım, bir dal alıp yakıp etrafa bakmaya başladım. Etraf yeşillik, kuş sesleri kulağa şarkı gibi geliyorken telefon titremeye başladı.
"Ulan bir kere huzurla sigara içirtmediniz bana, salın be artık beni!" diyerek sitem ederken kim aradığını görmek için arabanın içine eğildim. İsim yazmıyordu ama kimin aradığını iyi biliyordum.Kapıyı açıp telefonu elime alıp arabanın koltuğuna oturdum. Kapı açıkken sigara içmeye devam etmek için ayaklarımı dışarı uzatıp telefonu açtım. Hemen "Ne var, konuş hemen," dediğimde gülmeye başladı. Neden güldüğünü anlamaya çalışırken, "Sakin ol eski dostum, sana yeni bilgiler ile geldim," dediğinde pür dikkat onu dinliyordum artık. Umarım uzun tutmaz diye içimden geçirirken, "Şu anda içinden ne geçirdiğini tahmin edebiliyorum, o yüzden merak etme kısa tutacağım. Kızı buldum, aradığın oydu değil mi? Şu an terminalde, zemin katta, D Block yakasındaki girişin solundaki ikinci odada uyuyor, kedi ile," dediğinde şaşırıp kalmıştım.Bana nerede olduğunu söyleyen de oydu ama benden önce bulması beni şaşırtmıştı. "Tamam, almaya gidiyorum," dediğimde telefonu koltuğa, sigarayı ise dışarı atarak arabayı çalıştırıp hızlanabildiğim kadar hızlanıp minik kaçağı almaya gidiyordum. "Seninle karşılaşacağız demek sonunda," diyerek yolda basmaya başladım.<•^•>Sonunda geldim. Aslında daha erken gelecektim de arabanın önüne iki geyik çıkmasaydı. Tabii sonuç olarak gelmek istediğim yere gelmiştim. Arabayı terminalin dışına park ettikten sonra yavaş adımlarla yürümeye başladım. Biraz ilerledikten sonra tabelada yazan D Block tabelasını gördüğümde içeriye doğru girdim de solda kalan ikinci odaya doğru gitmeye başladım.Onu korkutmak istemediğim için en yavaş ve temkinli hâlde gitmeye özen gösterirken odaya geldim. Dikkatlice kapının kenarından bakarken hedefimi gördüm ama ne yapıyordu o? Anlam veremedim ama bir anda horlama sesi geldiğinde gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Kız horladığında kedi yanda yatmasına rağmen yana yuvarlanmıştı ve o da uyuyordu. Ne biçim kedi o? diye düşünürken yavaşça odanın içine girdim.Çantamdan, arabadan inmeden önce yanıma aldığım ilacı pamuğa döküp kızın ağzına yaklaştırdım. Umarım horlamaz, yoksa pamuk tıkayacağım. Neyse, ağzına yaklaştırıp ilaçlı pamuğu bir süre beklettikten sonra kızı kucağıma almak için eğilirken önce kediyi aldım, kızın üstüne koydum. Sarsılmaması için dikkatli bir şekilde ilerliyordum ama telefonum çalınca ağzımdan, "Siktir git lan, kim arıyorsa eğer," diye kısık sesle söylendim.Bir süre sonra arabanın yanına geldiğimde kızı ve kediyi bagajın üstüne koyup arka kapıyı açtım. Kızı almadan önce baktığımda kızın saçları uzun, kahverengiydi ama boyu kadar saçı vardı; cücenin boyu galiba, bir elli falan var. Kızı arka koltuğa koymadan önce kızı omzuma atıp bagajda olan ince yorganı aldım ve koltuğa sermek için serdim. Kızı yavaşça onun üstüne koydum.İlk defa Rin mantıklı bir şey yaptı gibi. "Rin hele bunu şu an kızın altına sermeden önce görseydim, seni sarıp buz gibi suya çoktan atmıştım bile." Ona bir tane yumruk atmasam rahat edemem asla. Şu anda Draya haber vereyim de tutsun onu erkenden. Hatta telefonu çıkarıp aramalar kısmına girip oradan Draya'yı bulup arama düğmesine bastım.Bir süre sonra Draya telefonu açınca, "Rin orada mı şu anda?" dediğimde, "Evet de bir şey mi oldu?" dedi. Mutlu bir şekilde, "Rin arkadaşımıza güzel bir dayak atabilir misin acaba?" dediğimde arkadan kahkaha sesi geldiğini duydum. Draya ve Hex aynı anda "Döveriz, büyük bir zevkle," dediklerini duyunca telefonu kapattım. Arkadan Rin'in, "Yuh lan, ikiye bir gelmeyin," dediğini duyduğumda içim rahatlamış şekilde nefes verdim.Sonra kediyi unuttuğumu fark ettim. Onu da alıp kızın sağ yanına koydum. Umarım kız kediyi ezmez, acaba yan koltuğa mı alsaydım? Neyse, koltuğa geçtim bile. Arabayı çalıştırıp onun için özel hazırlanmış yere gitme vakti gelmişti. Telefondan gerekli yeri arayıp orayı temizlemeleri için birkaç kişi ayarladılar artık, umarım.<•^•>Biraz zamanımı almasına rağmen sonunda gelmiştik. Evin önüne doğru yaklaştıkça korumaları görmeye başlamıştım. Arabayı demir kapının önüne getirdiğimde iki ağır silahlı koruma yanımıza doğru gelince camı aralayıp, "Kapıyı aç," dediğimi duyduklarında tedirgin bir biçimde telsizden anons geçerek demir kapıları açtılar.Sonunda arabayı içeri soktuktan sonra güvenliklerden biri kapımı açıp, "Hoş geldin patron, bize söylediğin gibi her şey hazır ve aşçınızı getirtip yemek yaptırttık bile," dediğinde omzuna hafifçe dokunarak, "Aferin lan, ilk defa dediğim bir şeyi düzgün yaptınız," dedim. Yüzü bir anda düştü. "Patron ama o olay bizimle alakası yoktu ama hem—" derken ağzına bir tane sigara sıkıştırdım susması için. Çok konuşmuştu."İç şunu, bu kadar yeterli. Dalga geçiyorum oğlum, sakin. Kesinlikle sizin bir suçunuz yok tabii," deyip arka kapıyı açtım. Koruma, arabanın içindeki kızı görünce şaşkın bir şekilde bakakaldı. "Ne var, ilk defa mı kız görüyorsun?" dediğimde kafasını hayır anlamında sağa sola salladı."Arabanın içinde minik bir kedi var, ona sahip çık, kaybolmasın. Süt falan bir şey ver, anladın mı lan?" dediğimde tek kelime edemeden kediyi alıp hemen beslemeye koştu güvenlik görevlisi. Ya kedileri seviyordu ya da ona iyi bakmazsa ağzına sıçacağımı iyi biliyordu. Acaba hangisiydi?İçeri ilerleyip kapıyı açtıktan sonra kız çalışan karşıma çıktı. "Hoş geldin patron," dediğinde kızı onun kucağına verip, "Onu nereye götüreceğini biliyorsun. Oraya koy, anladın mı? Kapıyı kilitlediğine emin ol, tamam mı?" dedim. Başını onaylarcasına sallayıp kızı odasına götürmeye giderken bir süre izledim.Odama çıkıp bilgisayarı açtım ve uyanmasını beklemeye başladım. Ama tam o anda, arabanın önünden gelen bir ses kulaklarımı çınlattı; farkında olmadan kalbim hızla çarpmaya başladı. Kapıyı çalmak için gelenin kim olduğunu bilmek... işte bu, her şeyi değiştirecek gibi görünüyordu.
