3. bölüm · ORİGAMİ SANATÇISI l:KATLANAN ZİHİNLER

BÖLÜM 3 - TAKINTI

Herkese Merhaba

(Lorin)

Alarm çalmadan birkaç dakika önce uyandım. O anı sevmiyorum; uyanıklıkla uyku arasındaki o belirsiz boşluğu. İnsan en savunmasızken düşünceleri en net hâline kavuşuyor. Tavana baktım. Odamın köşesindeki gölge gece boyunca yer değiştirmişti. Saat 06.41’di. Telefonumu elime aldım. Bildirimler birikmişti.

Haber uygulaması kırmızı bir noktayla yanıp sönüyordu.

Hemen açmadım. Önce nefesimi düzenledim. Sonra dokundum.

“Genç Erkek Cinayetinde Yeni Gelişme.”

Başlığı iki kez okudum. Üçüncüde kelimelerin yerleri değişmiş gibi geldi. Haberi sonuna kadar kaydırdım. Polis olay yerinde bulunan bazı izlerin incelendiğini söylüyordu. Bir ayakkabı izi. Bir kumaş parçası. Telefon sinyal hareketleri.

Ayakkabı izi.

Yatağın kenarına oturdum. Haberi tekrar yukarı kaydırdım. Ayakkabı izinin 42 numara olduğu yazıyordu. Taban deseni netmiş. Spor ayakkabı değil, günlük bir yürüyüş ayakkabısı.

42.

Neden bunu özellikle düşündüğümü bilmiyorum ama aklıma ilk gelen şey buydu: çevremde kimler 42 giyiyor?

Telefonu kapatmak istedim ama yapamadım. Yorumlara geçtim. İnsanlar konuşuyordu. Çok konuşuyordu.

“Kesin tanıdığı biri.”
“Gece 22.00’den sonra dışarı çıkılır mı?”
“Bence seri katil.”

Seri katil.

Henüz tek bir cinayet vardı ama insanlar bir hikâye istiyordu. İsimsiz korku daha ağırdır. İsim verildiğinde taşınabilir hâle gelir.

Başka bir haber sitesi aynı bilgiyi farklı cümlelerle yazmıştı. “Şüpheli Ayakkabı İzi İnceleniyor.” Ekran görüntüsü aldım. İki metni yan yana koydum. Küçük farkları not ettim. Biri “yürüyüş ayakkabısı” demişti, diğeri “outdoor tarzı ayakkabı”.

Outdoor.

Bu kelime daha özeldi.

Masama geçtim. Defterimi açtım. Sayfanın üstüne tarih attım. Altına başlık yazdım: 1. Olay – Bilinenler.

— Ayakkabı izi: 42 numara, outdoor tarzı.
— Olay saati: 22.17 civarı.
— Telefon sinyali: Son konum park çevresi.
— Kumaş parçası: Gri, pamuklu.

Pamuklu gri kumaş. Şehirde gri giymeyen kim var?

Telefon tekrar titredi. Yeni bildirim: “Emniyetten Açıklama.” Açtım. Polis sözcüsü sosyal medyada yayılan asılsız iddialara itibar edilmemesini söylüyordu.

Asılsız iddialar.

Demek ki iddialar vardı.

Kahvaltıya indiğimde annem radyoyu açmıştı. Yerel bir programda sunucu aynı olayı konuşuyordu. “Şehirde korku hâkim,” diyordu. “Gençler tedirgin.” Tosttan bir ısırık aldım ama tadını almadım. Sunucu bir noktada, “Katil hâlâ aramızda olabilir,” dedi.

Katil.

Otobüste herkes telefonuna bakıyordu. İki kız fısıldaşıyordu. “Parkta olmuş,” dedi biri. “Ben oradan her gün geçiyorum.” Diğeri, “Babam diyor ki tanıdık işi,” dedi.

Tanıdık işi.

Okul kapısından içeri girdiğimde ortam alışılmadık derecede hareketliydi. Panonun önünde bir grup toplanmıştı. Okul yönetimi duyuru asmıştı: “Öğrencilerimizin güvenliği için okul çıkış saatlerinde grup hâlinde hareket edilmesi önerilir.”

Merdivenlerde Mira’yı gördüm. “Gördün mü haberleri?” diye sordu selamsız.

Başımı salladım. “Ayakkabı izi varmış,” dedi. “Bence yakında bulurlar.”

“Yakında neye göre?” dedim.

Omuz silkti. “İz var işte.”

İz her zaman birine götürmez. Bazen iz yanlış yere götürmek için bırakılır.

Ders zili çaldı. İlk ders edebiyattı. Öğretmen konuyu işlemeye çalıştı ama sınıfın dikkati başka yerdeydi. Arka sıradan biri fısıldadı: “Origamici diyorlarmış.” Bir başkası güldü. “Origamici gelmiş geçmiş en garip lakap,” dedi.

Origamici.

Kelime hızla yayıldı. Neden origami? Olay yerinde kâğıttan küçük bir kuş bulunduğu söyleniyordu. Bu detay sabah haberlerinde kısa bir cümleyle geçmişti. Polis doğrulamamıştı ama sosyal medya çoktan sahiplenmişti.

Origamici.

Defterime yazdım.

Lakaplar gerçeği sadeleştirir. Gerçek sade değil.

İkinci derste telefonum yine titredi. Bir haber kanalı canlı yayındaydı. Kulaklığımı taktım. Spiker ciddi bir sesle konuşuyordu: “Olay yerinde katlanmış bir kâğıt figür bulunduğu iddia ediliyor.”

Katlanmış.

Figür.

Origamici.

Defterime ekledim:

— Kâğıt figür? Doğrulanmadı.
— Lakap: Origamici (medya kaynaklı).

Yan sıradaki kız bana baktı. “Sürekli buna mı bakıyorsun?” dedi.

“Bilgi topluyorum,” dedim.

“Niye?”

Bu sorunun cevabını bilmiyorum.

Öğle arasında kantin normalden daha gürültülüydü. Bir masa tamamen bu konuyu konuşuyordu. “Origamici yine yapacakmış,” dedi biri. “Yine?” dedim istemsizce. Çocuk omuz silkti. “Öyle diyorlar.”

Söylentiler delilden hızlıdır.

Telefonuma yeni bir bildirim düştü. Bir kullanıcı olay saatinde park yakınında gri bir araç gördüğünü yazmıştı. Sağ arka stop lambası çatlakmış.

Not aldım.

— Gri araç? Sağ arka stop çatlak.

Sayfa doldukça zihnim daha da hızlandı. Her yeni bilgi bir öncekine bağlanmak istiyor. Bağlanamadığında huzursuzluk artıyor.

Yemeğimi yiyebildiğim kadar yedim bir yerden sonra kendimi daha fazla zorlamadım kalktım ve sınıfa çıktım. 10 dakika sonra ders başladı

Rehberlik öğretmeni sınıfa gelip kısa bir konuşma yaptı. Bu olan cinayet hakkında ve sosyal medyadaki hızla yayılan haberler hakkında konuştu. “Sosyal medyada dolaşan her bilgi doğru değildir" sözü özellikle beynimde tekrar etti...

Doğru değildir.

Kesin değil.

Son dersten sonra bahçede iki çocuk tartıştı. Biri diğerine “Origamici sensin galiba,” diye takıldı. Şaka gibi başladı ama sesler sertleşti. Bir öğretmen araya girdi. Lakap artık oyunun içindeydi.

Eve dönerken telefonu elimden bırakmadım. Haberleri yeniden okudum. Aynı cümleleri tekrar tekrar. Bir podcast bölümünde olayın zaman çizelgesi çıkarılıyordu. 21.50: Son mesaj. 22.05: Parka giriş tahmini. 22.17: Telefon sinyali kesiliyor.

22.17.

Defterde bu saatin etrafını yuvarlak içine aldım.

Eve vardığımda odama kapandım. Tüm notları baştan okudum. Ayakkabı izi. Kumaş. Kâğıt figür. Gri araç. Origamici.

Sayfayı ikiye böldüm. Sol tarafa “Bilinen”, sağ tarafa “Varsayım” yazdım. Varsayımları azaltmaya çalıştım. Sadece doğrulanmış bilgiler kalmalı.

Ama doğrulanmış olanlar bile eksik.

Telefonu tekrar açtım. Yorumları yeniden okudum. Aynı kelimeler, farklı tonlarla. “Origamici yakalanacak mı?” başlıklı bir gönderi vardı.

İsim koymak rahatlatır. Ama beni rahatlatmadı.

Defteri kapatmadım. Ayakkabı izinin desenini internetten bulduğum fotoğrafa bakarak çizmeye çalıştım. Taban çizgilerini, çıkıntıları, simetriyi.

Bir ara aynaya baktım. Gözlerim kızarmıştı. Saçlarım dağınıktı ve yüzümdeki sivilceler artmış gibiydi... Telefon ekranındaki yansımamda yüzümden çok kelimeleri görüyordum: Ayakkabı. Kumaş. 22.17. Gri araç. Origamici.

Takıntı sessiz başlar. Önce bilgi toplarsın. Sonra bilgi seni toplamaya başlar.

Henüz adını koymadım.

Ama durmadığımı fark ediyorum.

Ve bu sadece başlangıç.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnstagram:@dr.huseyiin