Ölümden Sonra kitap kapağı

2. bölüm / 9

Ölümden Sonra

2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: FATMA ATICI

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 2. Bölüm

4 Yıl Sonra...

Hepimiz hayatta bazı zorluklarla karşılaşırız. Kimimiz bu zorlukların altında ezilir, kimimiz ise küllerinden doğar. Ben, o zorlukları aşmayı başaranlar tarafındayım. Dört yıl önce annemi kaybedince ülkemizi terk etmek zorunda kaldık. Şu an Türkiye’de değilim ama oraya dönmeyi her şeyden çok istiyorum. Anneme dair tüm anılarım orada; onu çok özlüyorum. Dönmek için de tek yolum çok çalışmak.

Ben Aşkın. 22 yaşında, çevresi tarafından "dahi" olarak nitelendirilen bir kızım. Birçok dövüş dalında birinciliklerim var. Hukuk fakültesini bitirdim ve şu an açıktan ikinci üniversitemi okuyorum. Hem okuyup hem çalışarak geleceğim için para biriktiriyorum. Ailemden geriye sadece babam ve küçük kardeşim Elif kaldı. Onları korumak için her şeyi yaparım. Kapının tıklanmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım.

— Efendim?
— Abla?
— Gel tatlım, bir şey mi oldu?
— Şey... Ödevim de biraz yardımcı olur musun?
— Tabii ki, getir bakalım.
Elif’in ödevindeki soruları ona anlatarak çözmesine yardım ettim. Bir süre sonra babamın sesini duyduk:
— Kızlar, hadi gelin! Yemek hazır.
— Tamam baba, geliyoruz!

Yatağımdan kalkıp odama son bir kez göz attım. Yatağım cam kenarındaydı, hemen yanında küçük bir komodin, karşısında ise çalışma masam vardı. Duvarları aile fotoğraflarımızla, sevdiğim kitap sözleriyle ve küçük LED ışıklarla süslemiştim. Bu odayı tamamen kendi zevkime göre döşemiştim. İki katlı müstakil evimizin merdivenlerinden inip mutfağa geçtim. Babamın elindeki tabakları alıp masaya dizdim. Hepimiz sofraya oturduğumuzda babam konuyu açtı:
— Kızlar, bu aralar şirkette işler çok yoğun. Türkiye’ye dönüş işini biraz ertelememiz gerekecek.
— Biz erkenden gitsek olmaz mı baba?
— Olmaz Elif, sizi tek başınıza gönderemem.
— Ne kadar gecikiriz peki?
— En fazla iki ay, Aşkın.
— Tamam, bekleriz, sorun değil.
— Ama abla...
— Bekleriz Elifciğim. Hem o zamana kadar senin okulun da tatile girer, daha rahat ederiz.
— Peki, tamam.

Eğlenceli bir şekilde akşam yemeğimizi yedik. Sofrayı toplarken babama yardım ettim ve aklımdakini söyledim:

— Baba?
— Efendim kızım?
— Bir şey düşündüm. Biliyorsun hukuk bölümünü erken bitirdim ve şu an ikinci üniversitemi okuyorum. Diyorum ki; artık kafede garsonluk yapmak yerine bir avukatlık bürosuna başvurayım. Hem mesleğimde deneyim kazanırım hem de daha iyi para biriktiririm.
— Nereden çıktı bu şimdi?
— Kafede garsonluk yaparak kendimi geliştiremem baba. Okuduğum bölümün işini yapmak istiyorum.
— Kızım, şu an Yazılım Mühendisliği okuyorsun. Onu bitirince önün daha açık olacak. Hem avukatlık yapıp hem okumak seni çok yormaz mı?
— Emin ol idare edebilirim.
— Çok yorulmanı istemiyorum ama sen bilirsin. Çok dikkatli olacağına söz verirsen kabul ederim.
— Söz veriyorum baba! Seni seviyorum.
— Ben de seni seviyorum güzel kızım.
O sırada Elif içeri daldı:
— İnanamıyorum! Bensiz aile sarılması mı? Beni de alın aranıza!
— Gel buraya cimcime!

Hep birlikte kahkahalar atarak birbirimize sarıldık. Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştik. Salona geçip film izlemeye karar verdik. Elif komedi, babam ise korku filmi istiyordu. Ben de korku deyince Elif pes etmek zorunda kaldı. Patlamış mısırlar eşliğinde geçen keyifli bir akşamın ardından odalarımıza dağıldık.

Sabah alarmın sesiyle uyandım. Rutin işlerimi halledip mutfağa indim. Babam kahvaltımızı hazırlayıp erkenden çıkmıştı. Elif’i de uyandırdıktan sonra birlikte kahvaltı yaptık. Ardından hazırlandım ve çalıştığım kafeye gittim. Önlüğümü takıp işe başladım ama her geçen gün buradaki insanlara tahammül etmek zorlaşıyordu. Bazı müşterilerin saygısız tavırları, küçümseyici bakışları ve erkeklerin rahatsız edici süzmeleri canıma tak etmişti. İşte bu yüzden bir an önce kendi mesleğimi yapmalıydım.
İş çıkışında müdürden bir haftalık izin aldım. Bu sürede ciddi bir iş araştırması yapacaktım. Akşam saat 22:00 sularında kafeden çıktım. Otobüse yetişmek için hızlıca durağa yürüdüm. Otobüs geldiğinde biletini okutup boş yer aradım ama her yer doluydu. Orta kısımlara ilerleyip demirlere tutundum. Bir süre sonra arkamdaki kişinin bana fazla yaklaştığını hissettim. Önce ineceğini sandım ama adam resmen bana sürtünmeye çalışıyordu. Sertçe arkama dönüp sesimi yükselttim:

— Ne yapıyorsunuz beyefendi? Uzaklaşın benden!
— Ne yapıyormuşum? Nereden çıkarıyorsunuz bunları?
— Resmen taciz ediyorsunuz! Ya hemen uzaklaşırsınız ya da cezanızı ben veririm, ne dersiniz?
— Aman, çatlak mıdır nedir... Öyle bir şey yok, kendi kendine uyduruyor.
— Kimin uydurduğunu tartışmayalım isterseniz, hemen uzaklaşın!

Otobüsteki diğer yolcuların kınayan bakışları altında adam, otobüs ilk durakta durur durmaz arkasına bakmadan indi. Bu tip insanlardan nefret ediyordum. Yaklaşık on dakika sonra ben de durağımda indim ve eve yürüdüm. Eve girdiğimde babam salonda televizyon izliyordu. Ona selam verip hemen odama çıktım. Çok yorulmuştum. Sıcak bir duş alırken hayatımı düşündüm. Annem ölmeseydi belki de şu an Türkiye'de, çok daha mutlu bir hayatımız olurdu. Gözlerim doldu. Dolabımda sakladığım annemin fotoğrafını çıkarıp ona sarıldım ve o kırık mutlulukla uykuya daldım.
Ertesi sabah yine bir "Aşkın klasiği" ile Elif'i uyandırdım:

— KALK! KALK! KALK! SALDIRI ALTINDAYIZ ASKER! HÂLÂ UYUYOR MUSUN?
Elif korkuyla yataktan fırlayıp yere kapaklandı.
— Ya abla! İnsan böyle mi uyandırılır? Off, her yerim acıdı!
— Nesi varmış benim stilimin? Hadi hadi, kahvaltı hazır.
Birlikte kahvaltı yaptıktan sonra ben evden çıktım. Birkaç avukatlık bürosuna başvuru dosyalarımı bıraktım. Öğle yemeği için bir restorana girdiğimde sosyal medyada dolaşan bir haber dikkatimi çekti:

"Ünlü iş adamı Mehmet Çınar’ın büyük oğlu Deniz Çınar; cinayete azmettirme ve hırsızlık suçlamalarıyla tutuklandı. Görgü tanığı ifadelerine dayanan davanın duruşması birkaç gün içinde görülecek."

İlginçti. Sadece bir tanık ifadesiyle tutuklanması zordu, muhtemelen ellerinde somut başka kanıtlar da vardı. Düşüncelerimi garsonun getirdiği yemek böldü. Yemeğimi yerken yan masadan gelen bağırışlarla irkildim. Bir adam karısına bağırıyordu; anladığım kadarıyla bir aldatma mevzusuydu.

Ortalık karışınca garsonlar müdahale etti ve çift restorandan çıkarıldı. İnsanlar gerçekten garipleşmişti; sadakatsizlik, şiddet ve suç artık normalleşmiş gibiydi.
Hesabı ödeyip çıktım. Otobüse binip okul grubuna baktığımda sınav sonuçlarının açıklandığını gördüm. Tabii ki tüm derslerimden en yüksek notu (AA) almıştım. Babama hemen mesaj attım:
— Ben: Baba, tüm sınavlarım AA! Erken geleceksen akşam yemeğini dışarıdan söyleyelim mi?
— Reis: Aferin güzel kızım! Zaten senden aksini beklemiyordum. Erken geleceğim, gelince sipariş veririz.
— Ben: Tabii ki, boşuna dahi demiyorlar bana! :) Tamamdır, eve geçiyorum.
Eve gidip biraz kitap okuduktan sonra akşam babamla yemeğimizi yedik ve günü bitirdik.
Ertesi sabah telefonumun çalmasıyla uyandım. Bilmediğim bir numaraydı.
— Alo?
— Merhabalar, Aşkın Kaya ile mi görüşüyorum?
— Evet, buyurun benim.
— Günaydın Aşkın Hanım. *** Avukatlık Bürosu'ndan arıyorum. İş başvurunuzu inceledik, bugün saat 14:00'te Eliza Smith Hanım ile bir mülakatınız var. Gelebilir misiniz?
— Elbette, orada olacağım. Teşekkürler.

Heyecanla yerimden fırladım. Hemen duş alıp şık bir kombin hazırladım: Beyaz gömlek, siyah ceket ve bol paça siyah bir pantolon. Etek sevmezdim ama profesyonel görünmek istiyordum. Boyum uzun olduğu için pek tercih etmesem de bu sefer siyah topuklu ayakkabılarımı giydim.
Büroya vardığımda sekreter beni ikinci kattaki odaya yönlendirdi. Kapıyı çalıp içeri girdiğimde, masanın başında oldukça karizmatik, kahverengi gözlü bir kadın oturuyordu.

— Hoş geldiniz Aşkın Hanım, ben Eliza Smith. Buyurun oturun.
— Merhaba Eliza Hanım.
— Dosyanıza göre birden fazla dil biliyorsunuz ve ikinci üniversitenize devam ediyorsunuz. Neden burayı seçtiniz?
— Kendimi geliştirebileceğimi ve bu büroya değer katabileceğimi düşünüyorum.
— Pekâlâ, etkileyici bir özgeçmişiniz var. Yarın sabah saat 09:00'da iş başı yapabilirsiniz.

Odadan çıktığımda sevinçten uçuyordum. Sonunda istediğim kapı açılmıştı. Hemen kafeye gidip istifamı verdim. Dönüş yolunda bir kitapçıya uğrayıp kendime birkaç yeni kitap aldım. Otobüse bindiğimde, kalabalığın içinde bir yerlere tutunurken yüzümde engelleyemediğim bir gülümseme vardı. Artık yeni bir başlangıç yapıyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

49okunma 7beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18