15. bölüm · Ölümcül Taht
Tehlikenin İçinde Yan Yana
Gece çökmüştü bu sefer geri dönüyorlardı.
Menekşe, kalbinin hızlandığını hissediyordu ayrıca içinde bir korku ve endişe vardı.
Yanında Kaya vardı.
Bu onu az da olsa rahatlamıştı. Menekşe, yeniden işi batırmaktan kaçamamaktan korkuyordu bir yandan nedenini bilmediği bir kararlılık vardı içinde.
Ağaçların arasından eski taş yapılar tekrar görünmeye başladığında Kaya yavaşladı.
“Elimizde tek şans var,” dedi alçak sesle.
“Bu sefer hata yapamayız.”
Menekşe ona baktı.
“Yaparsak da birlikte yaparız.” Kaya kısa bir an durdu.
Sonra başını hafifçe salladı ardından elini uzattı.
Menekşe bir saniye bile düşünmeden tuttu.
İçeri girmek daha kolaydı çünkü neyle karşılaşabileceklerini az çok biliyorlardı.Duvarın arkasından geçerken Kaya fısıldadı:
“Sağa.”
Menekşe tereddüt etmeden yön değiştirdi.
Adımları artık onunla aynı ritimdeydi.
Sanki uzun zamandır birlikte hareket ediyorlarmış gibi.
İçeri girdiklerinde hava yine ağırlaştı.Bir odaya girdiler.Masanın üzerinde haritalar hâlâ duruyordu.
Menekşe hızlıca yaklaşırken Kaya kapıda durdu, etrafı kontrol ediyordu.
“Burada bir şey var,” dedi Menekşe fısıldayarak.
Kağıtları çevirdi.
Sonra… dondu.
“Kaya…”
Kaya hemen yanına geldi.
“Ne?”
Menekşe haritayı gösterdi.İşaretli noktalar vardı.Sadece burası değil.Başka yerler de.
Ve o işaretlerden biri… Menekşe’nin geçmişine aitti.
Kaya’nın yüzü sertleşti. “Bu… bir takip planı.”Menekşe’nin sesi alçaldı:“Hayır… bu daha fazlası.Parmağıyla işaretlenen yeri gösterdi. “Bu yer… benim çocukluğumun geçtiği yer.”
Kaya ona baktı.
“Yani seni sadece bulmak istemiyorlar."
Menekşe yavaşça fısıldadı:
“Beni kullanmak istiyorlar.”Tam o anda. Dışarıdan sesler geldi.
Bu sefer daha yakındı ve daha fazlaydı.
Kaya hızlıca ışığı söndürdü. Menekşe’yi kolundan çekip duvara yaklaştırdı.Aralarındaki mesafe… yok denecek kadar azdı.Nefesleri birbirine karışıyordu.Adım sesleri yaklaştı.
Kapının hemen dışında durdular.Menekşe’nin kalbi o kadar hızlı atıyordu ki… duyulacak sandı. Kaya çok hafifçe elini onun beline koydu.Onu sabit tutmak için.Ama aynı zamanda…
Sakinleştirmek için.Kapı aralandı.Işık içeri sızdı.Bir gölge geçti.Menekşe refleksle Kaya’nın kıyafetini tuttu.
Kaya başını çok hafif eğdi.
Alçak bir fısıltıyla:
“Sakin…” O an… zaman durdu.Tehlike sadece birkaç adım ötedeydi.Ama aralarındaki yakınlık… Her şeyden daha güçlü hissediliyordu.Kapı tekrar kapandı.Adımlar uzaklaştı.
İkisi de aynı anda derin bir nefes verdi.Kaya gözlerini ona çevirdi.Bu kadar yakınken… bakmamak imkânsızdı.
“İyi misin?”
Menekşe başını hafifçe salladı.“Bu… tehlikeli,” dedi Kaya.
Menekşe hafifçe gülümsedi.
“Hangisi?”
Kaya cevap vermedi.Ama bakışları yeterince açıktı.
Menekşe yavaşça fısıldadı:“Durmak istiyorsan… söyle.”
Kaya’nın çenesi gerildi. “İstemiyorum.”
Bir an daha... Sadece baktılar.Ama sonra Kaya geri çekildi.Zor da olsa.“Şimdi değil,” dedi.
“Odaklanmamız lazım.”
Menekşe başını salladı. Ama gözlerinde hâlâ aynı şey vardı.
“Plan?” diye sordu.
Kaya tekrar haritaya baktı.
“Bunu almamız lazım.”
“Ve sonra?” Kaya gözlerini ona çevirdi. "Sonra… oyunu biz başlatacağız.”
Menekşe hafifçe gülümsedi. “Güzel.”
İkisi birlikte hızlıca odadan çıktı.Dışarı çıktıklarında gece onları tekrar yuttu.
Bir süre sonra durdular.
Panik yoktu.
Sadece… yoğunluk. Menekşe Kaya’ya baktı. "Az önce…” Kaya gözlerini kaçırmadı.“Biliyorum.”
Kısa bir sessizlikten sonra Menekşe yavaşça söyledi:
“Bu daha yeni başlıyor." Kaya başını hafifçe eğdi.“Evet.”
Gökyüzünde ay yükselmişti.
Ve her geçen gün karanlık daha az korkutuyordu
