Saklanmış sırlar

Vaveyla Yazarı: 🌍NEXERA 🌍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: Saklanmış sırlar

☆İris hala sessizdi...
Rüzgar sert bakışlarla ona bakıyordu.
İris söyleyecek bir şey bulamadığı için kaçmak istedi. Tam kaçarken Rüzgar onun kolundan sertçe tuttu.
Sonra onu kendine çekti:
-"Nereye kaçıyorsun?".
İris kolunu çekiştirdi:
-"Bırak beni!".
Rüzgar:
-"Sana bir soru sordum!".
İris Rüzgar'ın gözündeki o ciddiliği gördü.
Sonra babasının sözlerini hatırladı:
-"Eğer bir kişi bile öğrenirse bir daha okula gidemezsin!".
İris bunu hatırlayınca içini korku kapladı.
Sonra düşündü ve kapıya doğru baktı:
-"Aaa... müdürüm...".
Rüzgar kafasını çevirince İris onun ayağına sertçe bastı. Rüzgar bağırdı.
Sonra İris tekme atarak onu yere yıktı ve hızla koşmaya başladı.
Rüzgar hemen toparlandı:
-"Kahretsin!" dedi ve onun peşine düştü.
İris koşarken arkasına baktı ve gülümsedi:
-"Ohh... kurtuldum".
Ama sonra bir ses duydu:
-"Heyyy... Durrr!".
İris'in gözleri büyüdü.
Arkasına baktı ve Rüzgar'ın peşinden geldiğini gördü.
İris dişlerini sıktı:
-"Aaa... hayır...".
Sonra ayakkabılarındaki patenleri aktif etti ve hızla kaymaya başladı. Rüzgar yetişemeyeceğini anladı ve kolyesine dokunup kılıcı ortaya çıkardı. Kılıcının üzerine oturarak rüzgar gibi hızla uçmaya başladı. İris kurtulduğunu sandı ama bir anda Rüzgar onu yakaladı.
İris bağırdı:
-"Aaaa... bırak beni!".
Rüzgar sesini yükseltti:
-"Sen hangi adanın prensesisin?!
Neden normal biri gibi kayıt oldun okula?!".
İris yine ona tekme attı ve tekrar koşmaya başladı. Rüzgar kılıcını sertçe tuttu ve sihirli bir el yaparak İris'i tekrar yakaladı.
İris bağırdı:
-"Ah... hayır!".
Rüzgar ona yaklaştı:
-"Sen hangi adanın prensesisin?!".
İris derin bir nefes aldı ve bağırdı:
-"Ben prenses değilim!".
Rüzgar:
-"Telefonda konuştuğun her şeyi duydum!".
İris:
-"Sen niye insanların konuşmasını dinliyorsun ki!".
Rüzgar:
-"Konuyu değiştirme!".
İris bağırdı:
-"Aaaaa.... yeter ama! Ben prenses değilim!".
O sırada biri Rüzgar'a sert bir yumruk attı. Rüzgar anlamadan kendini yerde buldu. Kafasını kaldırdı ve karşısında Jimi'yi gördü.
İris Jimi'yi görünce gülümsedi:
-"Jimi...".
Sonra sihir bozulduğu için İris yere düştü.
Jimi endişeyle ona yaklaştı:
-"İyi misin?".
İris:
-"Ayy... evet...".
Rüzgar yerde yumruklarını sıktı... kılıcını aldı ve ayağa kalktı.
Jimi'ye saldırmak isterken İris onun önüne geçti:
-"Yeter dur artık!
Ben sana açıklama yapmak zorunda değilim!".
Rüzgar dişlerini sıktı...
Onlara baktı...
Sonra geri çekildi.
İris Jimi'nin elini tuttu:
-"Hadi... koş..." dedi ve birlikte koşmaya başladılar.
Rüzgar onların arkasından sadece baktı...
Onlar bahçeye çıktılar.
Jimi meraklı bir sesle:
-"Ne oldu? Ne istiyor senden?".
İris:
-"Şimdi değil... eve gitmeliyim...".
Jimi şaşırdı:
-"Neee?".
İris onun eline bir kağıt sıkıştırdı:
-"Bunda numaram var...
Zaten yarın okul yok... konuşuruz".
Jimi:
-"En azından ne olduğunu söyle...".
İris:
-"Gitmeliyim... görüşürüz..." dedi ve kolyesine dokunarak uçan kanatlarını aktif edip uçarak uzaklaştı.
Jimi hiçbir şey anlamadı ve kaşlarını çattı..
İris saraya vardı. Nefesini çok hızlı alıyordu:
-"Bu hiç iyi olmadı...".
Babası onu gördü ve yanına geldi:
-"Geldin mi?".
İris panikledi...
İçini korku kapladı...
Sonra gergin bir sesle:
-"Eee... efendim?".
Babası kaşlarını çattı:
-"İyi misin... sen?".
İris sahte gülümseme attı ama içi hala panikti:
-"Evet... evet... sorun yok".
Babası:
-"Tamam iyi o zaman biz geç kalıyoruz...".
İris:
-"Tamam... burası bana emanet...".
Babası ona gülümseme attı ve gitti.
O gidince derin bir nefes aldı. Sonra yüz ifadesini değiştirdi.
Sinirle saçlarını yoldu:
-"Aaaa... ne yapacağım ben şimdi... o her şeyi duydu..." dedi ve odasına koştu...

☆Okul bitmişti...
Jimi'de saraydaydı. Odasında duvarın yanında yerde oturmuş düşünüyordu.
Aklına Yıldız'ın onu öptüğü an gelmişti.
Jimi bunları düşünürken bir anda biri kapıyı çaldı.
Bir muhafız içeri girdi:
-"Efendim... prenses sizi görmeye geldi...".
Jimi kapıda Ayla'yı gördü ve kafasını diğer tarafa çevirdi. Ayla içeri girip kapıyı kapattı.
Sonra bir an durup Jimi'ye baktı. Jimi onun gözlerine bakmaya cesaret edemiyordu. Ayla gidip onun yanına oturdu.
Bir süre konuşmadılar.
Sonra Ayla ona baktı:
-"Yanlış yapıyorsun...".

Jimi ona baktı ve kaşlarını çattı.
Ayla devam etti:
-"O kıza... yanlış yapıyorsun...".
Jimi önüne döndü ve hiçbir şey söylemedi
Ayla:
-"O kızla geleceğiniz yok... bunu çok iyi biliyorsun...
Senin için beni seçtiler...
Eğer o kıza umut verirsen sonra çok üzülür...
Hem buna babanın izin vereceğini mi düşünüyorsun?".
Jimi'nin gözleri doldu...
Yumruğunu sıktı...
Ayla ona yaklaştı:
-"Geç olmadan o kızı kendinden uzaklaştır...
Yoksa her şey için çok geç olacak..." dedi ve hafifçe onun yanağından öptü.
Jimi hiç tepki göstermedi...
Sinirden kıpırdayamıyordu...
Ayla ayağa kalktı ve gülümsedi:
-"Seni yalnız bırakayım da biraz düşün..." dedi ve sırıtarak odadan çıktı.
Jimi ayağa kalktı...
Elleri titriyordu... Masadaki bardağı gördü ve eline aldı. Sonra sertçe duvara fırlatıp kırdı. Ağlayarak yere oturdu.
Elleri ile kulaklarını kapattı:
-"Yeter artık çok yoruldum..." dedi ve ağlamaya devap etti.

☆Akşam olmuştu... Yıldızlar ışıldıyordu.
Rüzgar yatağında uzanmıştı. Tavana bakarak düşünüyordu.
Aklında İris ile ilk tanıştığı an geldi:
-"İris yürürken bir anda ona çarpmıştı. O da ona baktığında donup kalmıştı.
İris:
'Eee... özür dilerim'.
Rüzgar gülümsemişti:
'Sorun değil'".
Sonra ilk yakınlaştıkları anı hatırladı:
-"Rüzgar yavaşça İris'e yaklaşıp onu duvara sıkıştırmıştı.
Rüzgar:
'Yerinde olsam kendime bu kadar güvenmezdim...'.
İris ona yaklaşmıştı:
'Kendime güvenmeyeceksem kime güveneceğim ki'".
Onun gözlerinin içinde kaybolduğunu hatırlamıştı.
Hatta ilk dans ettikleri anı bile:
-"Bileklikleri takılmıştı.
Rüzgar:
'Bence bu bir işaret'.
İris:
'Ne işareti?'.
Sonra bir anda onu kendine çekip dans etmişlerdi".
Rüzgar bunları hatırladıkça yüzünde bir gülümseme beliriyordu. Ama sonra hemen kendine geldi. O gülümseme bir anda kayboldu.
Ayağa kalktı:
-"Kendine gel oğlum...".
Sonra telefonuna baktı ve eline aldı.
Bir numara çevirdi ve aradı:
-"Söylediğim kişiyi araştırdın mı?".
Telefondaki:
-"Evet efendim".
Rüzgar derin bir nefes aldı:
-"Söyle dinliyorum...".
Telefondaki:
-"Efendim... söylediğin kişi gibi biri yok...".
Rüzgar'ın gözleri bir anda büyüdü.
Titreyen bir sesle:
-"Nasıl yani?".
Telefondaki:
-"Yani İris Kumsal adında biri yok...".
Rüzgar:
-"Tamam anladım..." dedi ve telefonu kapattı.
Nefesi hızlandı...
Yatağına çöktü...
Boşluğa dalıp kaldı...
Sonra telefonunu tekrar açtı. Alev'in hesabına girerek İris'le çektirdiği fotoğrafı açıp baktı:
-"Kimsin sen?" dedi ve kaşlarını çattı...
İris de odasındaydı.
Bir o yana bir bu yana yürüyordu.
Sonra bir anda bağırdı:
-"Aaaa... niye aramıyor!".
O sırada telefonu çaldı.
İris hemen açtı:
-"Alo...".
Jimi:
-"Benim...".
İris bağırdı:
-"Sen niye beni aramıyorsun?!".
Jimi yatağına uzandı ve bıkmış bir sesle:
-"Aradım işte...".
İris kaşlarını çattı:
-"İyi misin sen?
Sesin kötü geliyor gibi...".
Jimi yataktan kalktı:
-"İyiyim... beni boş ver de... bu gün olanları anlatmayacak mısın?".
İris:
-"Telefonda olmaz...
Yarın bir yerde buluşalım...".
Jimi:
-"Tamam... nerede?".
İris biraz düşündü.
Sonra cevap verdi:
-"Okulumuzun yanında bir kafe görmüştüm... oraya ne dersin?".
Jimi:
-"Olur... o zaman haberleşiriz...".
İris:
-"Tamam... görüşürüz" dedi ve telefonu kapattı.
Sonra koşup yatağına atladı.
Gülerek kendi kendine:
-"Tamam kızım... korkmaya gerek yok... Hem zaten Kasırga çocuk sadece prenses olduğumu biliyor...
Tam olarak gerçeği bilmiyor ve ben söylemezsem asla bilmeyecek..." dedi ve yorganın altına girdi.
Derin bir nefes aldı ve yavaşça gözlerini kapatıp uykuya daldı...

☆Yarın olmuştu...
Öğlen vaktiydi.
Jimi kafede oturmuştu.
Sonra telefondan saate baktı:
-"Nerede kaldı bu?" dedi ve tam onu arayacakken koşarak geldiğini gördü.
İris hızlı nefes alıyordu:
-"Ayy... affedersin... çok... geç... kaldım...".
Jimi:
-"Sorun değil...".
İris masaya oturdu.
Jimi sandalyeye yaslandı:
-"Evet anlat seni dinliyorum...
O çocuk senden ne istiyor?".
İris:
-"Bunu anlatmadan önce sana bir şey söylemeliyim...".
Jimi merakla öne geldi.
İris alçak bir sesle:
-"Bunu sana söyleyip söylememekte kararsızdım... ama senden bir şey saklamak istemiyorum...".
Jimi daha da meraklandı.
İris gözlerini kapattı:
-"Benim gerçek adım İris Kumsal değil...".
Jimi'nin gözleri büyüdü:
-"Nasıl yani?".
İris parmaklarını birbirine kenetledi...
Yutkundu...
Derin bir nefes aldı ve söyledi:
-"Benim gerçek adım İris Kuşak...".
Jimi birkaç saniye konuşamadı... Duyduklarını kafasında birleştirmeye çalışıyordu ama hiçbir şey yerine oturmuyordu...
İris onun gözlerine baktı:
-"Ne oldu?".
Jimi kekeledi:
-"Eee... tamam dur bir saniye...
Kuşak mı dedin?".
İris başını salladı.
Jimi gözlerini kırpmadan İris'e baktı...
Nefesi bir an durdu...
Söyleyecek söz bulamadı:
-"Dur... ama Kuşak...".
İris onun sözünü kesti:
-"Evet... kraliyet ailesi...".
Jimi şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi:
-"Şaka mı yapıyorsun?
Çünkü... onların bir çocuğu yok...".
İris ona bakarak sırıttı:
-"Çünkü ailem beni saklıyor...".
Jimi bir an durdu...
Düşündü...
Sonra yavaş bir sesle:
-"Gerçekten böyle bir şey beklemiyordum...".
İris gülümsedi:
-"Ben sürprizlerle doluyum...".
Jimi bunu duyunca güldü.
Sonra alçak bir sesle:
-"O zaman prensessin...".
İris gülümsedi:
-"Evet...".
Jimi:
-"Ama yine de pek anlamadım...".
İris:
-"Yani babam beni korumak için herkesten saklamış...".
Jimi biraz düşündü:
-"Ailem beni hiç saklamadı...
Keşke saklasaydı...".
İris:
-"Hayır... bence saklanmak hiç iyi değil...".
Jimi biraz düşündü:
-"Peki... tamam da... dünkü olayların bununla alakası ne?".
İris:
-"Ben maalesef dün telefonda babamla konuşurken Rüzgar bazı şeyleri duymuş...".
Jimi'nin yüzü düştü:
-"Neyi mesela?".
İris:
-"Benim bir prenses olduğumu...
Bu yüzden beni sıkıştırıyordu".

Jimi:
-"Anladım da... şimdi ne yapacaksın?".
İris:
-"Birkaç gün okula gelmeyeceğim".
Jimi:
-"Ama hep böyle kaçamazsın...".
İris:
-"Biliyorum... ama yine de ortalık sakinleşene kadar...".
Jimi:
-"Sen merak etme... ben varken senden bir şey soramaz!".
İris:
-"Evet... ama illa ki beni yalnız yakalayacak...".
Jimi bağırdı:
-"Ama sen ona bir şey söylemek zorunda değilsin!".
İris:
-"Yine de birkaç gün gözüne gözükmek istemiyorum...".
Jimi:
-"Peki... tamam... sen bilirsin...".
İris:
-"Güzel...".
Sonra bir garson onlara içecek getirdi. Bir anda tepsi elinden kaydı. Garsonun kolu Jimi'nin çantasına çarptı ve bir fotoğraf düştü.
İris fotoğrafı gördüğünde donup kaldı.
Garson panikledi:
-"Çok affedersiniz...".
Jimi:
-"Sorun değil".
Garson gitti.
Jimi İris'e baktı ve kaşlarını çattı:
-"Ne oldu?".
İris fotoğrafı eline aldı ve baktı.
Sonra cebinden kendi fotoğrafını çıkardı. Karşılaştırdığında ikisi de aynıydı...
Ellerini titriyordu...
Fotoğrafta ikisine de benziyen bir bebek vardı.

İris iki fotoğrafı da Jimi'ye çevirdi. Jimi'nin gözleri büyüdü...
Nefesi kesildi...
Boğazı düğümlendi...
Titreyen bir sesle:
-"Bu nasıl olur...".
Hiçbir şey söylemeden öylece donup kaldılar...

☆Rüzgar odasında oturuyordu...
Sonra biri kapıyı çaldı.
Rüzgar arkasına baktı ve Defne'yi görüp gülümsedi:
-"Gelsene...".
Defne içeri girdi.
-"Ne yapıyorsun?".
Rüzgar:
-"Hiç...".
Defne gelip yanına oturdu.
Rüzgar kaşlarını çatıp ona baktı:
-"Bir şey mi oldu?".
Defne sırıttı:
-"Bilmem... sen söyleyeceksin".
Rüzgar:
-"Nasıl yani?".
Defne:
-"Elmas'tan ayrılmışsın...".
Rüzgar iç çekti:
-"Evet...".
Defne:
-"Şu kız yüzünden değil mi?".
Rüzgar'ın gözleri büyüdü:
-"Hangi kız?".
Defne gülümsedi:
-"Hangi kızdan bahsettiğimi çok iyi biliyorsun...".
Rüzgar önüne döndü ve hiçbir şey söylemedi.
Defne ona doğru eğildi:
-"Ondan hoşlanıyor musun?".
Rüzgar bir an sustu.
Sonra ona döndü:
-"O çok farklı biri... tanıdığım başka kızlar gibi değil...
Tabii senin dışında...".
Defne:
-"Biliyorum...".
Bir süre sustular.
Sonra Defne yavaş bir sesle:
-"Ama gözleri çok güzel değil mi...".
Rüzgar o an düşündü ve gülümsedi:
-"Evet... çok güzel...".
Defne:
-"Evet... sanki prensese benziyor...".
Rüzgar bir anda dondu...
Defne devam etti:
-"Kendisi de biraz Bulut kraliyyet ailesine benziyor...
Ama onların bir çocuğu yok...".
Rüzgar bunu duyunca gözleri büyüdü...
Donup kaldı...
Hiçbir şey söylemedi...
Defne ayağa kalktı:
-"Tamam... ben gidiyorum... yapmam gereken bir ödev var..." dedi ve odadan çıktı.
Rüzgar ayağa kalktı ve kendi kendine konuşmaya başladı:
-"Hayır... bu mümkün değil...
Onların bir çocuğu yok...".
Sonra tekrar yavaşça yatağa oturdu:
-"Dur... ya gerçekten varsa..." dedi ve telefonunu eline aldı...

☆İris ve Jimi sessizdi...
Hala o fotoğrafa bakıyorlardı.
İris bir anda Jimi'ye döndü:
-"Sen bu fotoğrafı nereden buldun?".
Jimi:
-"Sarayda yürürken ayağımın altında buldum...".
İris kaşlarını çattı:
-"Yerde mi?".
Sonra yavaşça bağırdı:
-"Eee ben de... sarayda yerde buldum".
Jimi de kaşlarını çattı:
-"Sence bu bir işaret mi?".
İris:
-"İşaret mi?
Ne işareti ki?".
Jimi:
-"İkimizin de gücü yok...
İkimiz de kendimize benzeyen bir fotoğraf bulduk...".
İris:
-"Şimdi sen söyleyince daha da tuhaf geldi...".
Jimi:
-"Peki bu bebek kim?
Ortak bir kuzenimiz mi?".
İris:
-"İyi de biz kuzen değiliz ki...".
Jimi:
-"Öyleyse kim bu?".
Bir süre sustular...
Düşündüler...
Sonra İris kendi kendine:
-"Acaba babamın bana anlatdığı 100 cü varislerle bir ilgisi var mı?".
Jimi bunu duyunca gözleri büyüdü...
Nefesi kesildi...
Sandalyeden ayağa kalktı:
-"Ne dedin sen...".
İris korktu:
-"Ne dedim ki?".
Jimi:
-"100 cü varis meselesi derken?".
İris kaşlarını çattı:
-"Babam bana bir büyük büyük büyükanne yüzünden gücümün olmadığını söylemişti...".
Jimi onun sözünü kesti:
-"Dur... dur... Büyük büyükanne mi?".
İris gözlerini kıstı:
-"Heee...".
Jimi sandalyesine oturdu.
Sonra İris'e döndü:
-"Yani şöyle... Büyük büyük büyükannemiz özel güçlerin bize zarar verdiğini düşünüyormuş...
Bu yüzden kendi güçlerini yok etmiş ve her yüzüncü varisin güçsüz doğacağını söylemiş...".
İris ağzı açık bir şekilde ona baktı...
Bir an sustu...
Düşündü...
Sonra alçak bir sesle:
-"Se... sen... bunları nereden biliyorsun?".
Jimi derin nefes aldı:
-"Çünkü bana da aynı hikaye anlatıldı".
İris yerinde dondu... Nefesleri hızlandı...
Sonra birden hızla ayağa kalktı.
Jimi'ye döndü ve bağırmaya başladı:
-"Hayır... bu mümkün değil!
İki tane yüzüncü varis olamaz!
Ya sen ya ben!".
Jimi yavaş bir sesle:
-"O zaman bize yalan söylediler...".
İris bağırdı ve sandalyeye tekme attı.
Jimi de ayağa kalktı.
Onu kolundan tuttu ve sakinleştirmeye çalıştı:
-"Dur bi... sakin ol! İşin aslını bilmiyoruz...".
İris:
-"Babam bana yalan söyledi... ama ben onu uyarmıştım!".
Jimi sakin bir sesle:
-"Şu an sinirlenmen gereken konu bu değil...".
İris durdu ve kaşlarını çattı.
Jimi yavaşça bağırdı:
-"Nasıl olur da... ailelerimiz bize aynı hikayeyi anlatır...".
İris bir an durdu...
Düşündü...
Sonra alçak bir sesle:
-"Haklısın...
O zaman ailelerimiz birbirlerini tanıyor ve bize yalan söylüyor!".
O an birbirlerine baktılar...
Sonra yavaşça sandalyelerine oturdular...
Jimi:
-"Buna inanamıyorum...".
İris gözlerini kıstı:
-"Bu işin içinde bir iş var ve biz onu çözmeliyiz...".
Jimi:
-"Nasıl çözeceğiz?".
İris bir an durdu...
Düşündü...
Sonra Jimi'ye baktı:
-"Tabii ki de.... konuşarak..." dedi ve yüzünü öfke kapladı...

☆Rüzgar bilgisayarın başındaydı...
İris'in fotoğrafı ile Bulut adasının yöneticilerini karşılaştırıyordu:
-"Hım... İris'in saç rengi koyu mavi...".
Sonra Bulut kraliçesinin fotoğrafına baktı:
-"Kraliçeyle saç rengi aynı...".
Tekrar İris'in fotoğrafına baktı:
-"Peki... gözleri?" dedi ve Bulut kralının fotoğrafına baktı.
Gözlerini kıstı:
-"Kralın bir gözü mavi bir gözü yeşil...".
Sonra ayağa kalktı. Odada bir o yana bir bu yana yürümeye başladı:
-"O zaman bu rengarenk gözleri kimden almış?".
Bir an durdu...
Düşündü...
Tekrar bilgisayarın başına oturdu.
Sonra Kuşak ailesinin geçmişini araştırmaya başladı.
Araştırırken önüne bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafı tıklayıp baktığı an dondu...
Ağzı açık kaldı...
Elleri titredi...
Sonra kendi kendine:
-"Bu... buna... inanamıyorum...
Ya... yani... İris gerçekten de Bulut Adası'nın prensesiymiş..." dedi ve şaşkınlıktan donup kaldı...

☆Akşam olmuştu...
İris odasındaydı. Aynı zamanda Jimi de odasındaydı.
İris babasını Jimi de annesini bekliyordu.
İris sinirden yerinde duramıyordu. Her an öfke patlaması yaşayacak gibiydi. Jimi onun aksine sakindi. Öfkesini içinde saklıyordu.
Aynı anda ikisinin de kapısı çaldı.
İris babasını görünce onun gözlerine baktı...
Derin bir nefes aldı...
Babası içeri girdi:
-"İyi misin kızım?".
İris sakin kalmaya çalıştı:
-"Biraz konuşalım mı baba?".
Jimi annesini görünce hiçbir tepki göstermedi.
Sakin bir sesle:
-"Gel... Anne...".
Annesi içeri girdi.
İris ve Jimi bir an durdular.
Sonra ikisi de aynı anda konuşmaya başladı:
-"Ben biri ile tanıştım...".
İris'in babası ve Jimi'nin annesi tedirgin oldu ve aynı anda:
-"Kimle?".
İris ve Jimi bir an durdular...
Gözlerini kapattılar...
Derin bir nefes aldılar:
-"Benim gibi özel gücü olmayan biriyle...".
İris'in babası ve Jimi'nin annesi bir anda donup kaldılar...
Nefeslerini hızlı hızlı almaya başladılar...
Şaşkınlıktan ne söyleyeceklerini bilemediler...
Sonra İris ve Jimi telefonlarını çıkardılar ve birbirlerinin fotoğraflarını gösterdiler.
İris'in babası sustu...
Hiçbir şey söylemedi...
Jimi'nin annesi İris'in fotoğrafını görünce gözleri doldu...
Şaşkınlıktan dili tutuldu...
Sonra yavaşça telefonu eline aldı.
İris babasına:
-"Bir şey demeyecek misin?".
Babası hala konuşmuyordu...
Sessizdi...
Sonra birden hızla ayağa kalktı:
-"Üzgünüm kızım... işim var sonra konuşuruz..." dedi ve hızlı adımlarla kapıya yöneldi.
İris hemen ayağa kalktı:
-"Ama konuşuyorduk...".
Babası:
-"İşim var dedim..." dedi ve odadan çıktı.
İris bağırdı ve yastığını alıp sertçe yere fırlattı.
Sonra yavaş bir sesle:
-"Ne saklıyorsun acaba benden?!".
Jimi'nin annesi de hala sessizdi.
Jimi onun gözlerinin dolduğunu gördü:
-"Anne iyi misin?".
Annesi kendine geldi:
-"Aaa... evet oğlum iyiyim...".
Sonra bir anda gözlerini kapattı...
Elini göğsüne koydu... Bayılacak gibi oldu...
Jimi panikledi:
-"Anne... iyi misin?".
Annesi derin bir nefes aldı:
-"Oğlum... Bu konuşmayı sonra yapsak olur mu?".
Jimi endişeliydi:
-"Tabii ki... Anne...".
Annesi ayağa kalktı.
Jimi onun koluna girdi:
-"Seni odana götüreyim".
Annesi geri çekildi:
-"Hayır... iyiyim... kendim giderim" dedi ve odadan çıktı.
Jimi bir an durdu...
Düşündü...
Sonra alçak bir sesle:
-"Bu kadar panik olmasının sebebi ne?" dedi ve yatağına oturdu...
İris'in babası hemen çalışma girdi.
Kapıyı kapattı ve ona yaslandı.
İris'in söyledikleri arlında dönüp duruyordu.
Sonra bir anda telefonu çaldı. Bilinmeyen numaraydı. Tedirginlikle açtı:
-"Alo...".
Telefondaki:
-"Gökhan...".
İris'in babası Gökhan onun sesini duyunca gözleri büyüdü...
Titreyen bir sesle:
-"Begüm...".
Begüm ağlayan bir sesle:
-"Evet... Benim...
Buluşmamız lazım".
İris'in babası Gökhan öylece donup kaldı...

☆Birkaç gün geçmişti...
Yine bir okul günüydü.
Rüzgar okulun bahçesindeydi. Çimlerin üzerine uzanıp gökyüzüne bakarak düşünüyordu:
-"Kaç gündür okula gelmiyor...".
Sonra telefonundan onun fotoğrafını açtı:
-"Çok mu üstüne gittim?
Bu yüzden mi gelmiyor?".
Sonra arkadan bir ses duydu:
-"Kanka...".
Rüzgar hemen telefonunu kapattı.
Berk gelip onun yanına oturdu.
Sonra Rüzgar'a döndü:
-"Kanka...".
Rüzgar bıkmış bir sesle:
-"Ne var?".
Berk:
-"Seni bugünlerde çok düşünceli görüyorum...".
Rüzgar gözlerini devirdi ve hiçbir şey söylemedi.
Berk sustu.
Sonra tekrar konuştu:
-"O kızı mı düşünüyorsun?".
Rüzgar doğrulup oturdu ve Berk'e döndü:
-"Uydurma!" dedi ve önüne döndü.
Berk sırıttı:
-"He... He... tamam inandım...".
Bir süre sustular...
Birlikte bulutları izlediler...
Berk:
-"Elmas'ı da hiç ortalıkta görmüyorum...
Eğer onu tanıyorsam yine bir şeyler peşindedir...".
Rüzgar:
-"Ne yaparsa yapsın...
Umrumda değil...".
Berk:
-"Peki... eğer... o kıza yaparsa?".
Rüzgar bir an durdu...
Ona baktı...
Sonra önüne döndü:
-"Ona bir şey yapamaz...
Yapsa bile o kendini korumayı biliyor...".
Berk:
-"Tamam... anladım...".
Rüzgar kafasını kaldırdı ve gökyüzüne baktı.
Sonra bir anda ayağa kalktı ve gitmeye başladı.
Berk şaşırdı ve arkasından bağırdı:
-"Hey... kanka... nereye?".
Rüzgar cevap vermedi ve tamamen uzaklaştı...

☆Yıldız koridorda yürüyordu...
Ama herkes onu görünce kötü kötü bakıyordu.
Bazıları fısıldıyordu:
-"Hala yüzsüz gibi nasıl okula geliyor?".
Yıldız sinirlendi ve onlara döndü:
-"Ben daha kaç defa söyleyeceğim!
Bunların hepsi Elmas'ın planı!".
Onlar onu dinlemedi ve gözlerini devirip uzaklaştılar.
Yıldız kendi kendine:
-"Onlara söylüyorum...
Neden dinlemiyorlar ki?" dedi ve dolabının yanına gidip kitaplarını yerleştirmeye başladı.
Jimi de dolabından kitap almaya gidiyordu.
Sonra bir anda durdu...
Hemen saklandı...
Çünkü dolapların yanında Yıldız vardı.
Jimi onu izleyerek kendi içinde:
-"Kaç gündür ondan kaçıyorum...".
Sonra geri çekilip dolaba yaslandı:
-"Ama bu onun iyiliği için...".
Bir an durdu...
Derin nefes aldı...
Sonra oradan uzaklaşmak isterken bir anda Yıldız onun önüne geçti.
Jimi panikledi ve ne yapacağını bilemedi.
Yıldız kollarını göğsünde birleştirdi:
-"Neden benden kaçıyorsun?".
Jimi gözlerini ondan kaçırdı:
-"Kaçmıyorum...".
Yıldız yavaş yavaş ona yaklaşmaya başladı. Jimi'nin kaçacak yeri yoktu. Yıldız onu köşeye sıkıştırmıştı.
Yıldız kaşlarını çattı:
-"Neden yüzüme bakmıyorsun?".
Jimi kafasını ona doğru çevirdi.
Bir süre birbirlerinin gözlerine baktılar.
Sonra Jimi onu yavaşça itti ve gergin bir sesle:
-"Üzgünüm... gitmeliyim..." dedi ve gitmeye başladı.
Yıldız onun elinden tuttu ve üzgün bir sesle:
-"Sana bir şey mi yaptım?".
Jimi ona döndü:
-"Hayır..." dedi ve elini çekti.
Jimi arkasına bakmadan oradan uzaklaştı.
Yıldız onun arkasından baktı:
-"Aramız iyiydi ama...
Neden şimdi böyle oldu ki?" dedi ve arkasını dönerek gitti...

☆Teneffüz olmuştu...
Bütün öğrenciler kantindeydi.
Alev de başka bir sınıfta oturmuştu. Telefonunda İris ile görüntülü konuşuyordu.
Alev üzgün bir sesle:
-"Ne zaman okula geleceksin?".
İris güldü:
-"Beni özledin mi yoksa?".
Alev:
-"Evet...".
İris:
-"Belki yarın gelirim...".
Alev başını salladı.
İris bir an durdu.
Sonra kaşlarını çattı:
-"Okulda her şey yolunda mı?".
Alev gülümsedi:
-"Evet... her şey yolunda...".
İris:
-"Yani... hiç sorun falan yok değil mi?".
Alev kaşlarını çattı:
-"Hayır... da... ne sorun olacak ki?".
İris sırıtarak kafasını kaşıdı:
-"Hiç... öylesine sordum...".
Sonra bir anda biri arkadan gelip Alev'in elinden telefonu aldı.
Alev bağırdı ve arkasını döndü.
Karşısında Rüzgar'ı gördü.
Hemen ayağa kalktı ve telefonunu almaya çalıştı:
-"Hey... ver telefonumu!".
Rüzgar geri çekildi:
-"Tamam... dur bi... sakin ol...".
Alev yerinde durmuyordu.
Rüzgar:
-"Lütfen... bir şey konuşup vereceğim...".
Alev durdu ve yüzünü astı.
İris telefondan bağırdı:
-"Bir şey mi oldu?".
Rüzgar telefondan İris'e baktı:
-"Her şey yolunda...".
İris Rüzgar'ı görünce panikledi ve telefonu kapatmak istedi.
Rüzgar bağırdı:
-"Hayır... dur... sakin kapatma...".
İris durdu ve yüzü sertleşti:
-"Ah... ne istiyorsun Kasırga çocuk?".
Rüzgar gülümsedi:
-"Neden okula gelmiyorsun?".
İris:
-"Bu seni hiç ilgilendirmez...".
Rüzgar gözlerini kıstı:
-"Ama... gelmelisin...".
İris alaycı bir şekilde güldü:
-"Hah... nedenmiş?".
Rüzgar sırıttı:
-"Bir ödevimiz vardı... unuttun mu?".
İris:
-"Ne ödevi?".
Rüzgar:
-"Aa... aaa... unuttun mu yoksa?".
İris biraz düşündü.
Sonra hatırladı:
-"Hayır unutmadım...
Çift ödevimiz vardı...".
Sonra da kaşlarını çattı:
-"Eee... nolmuş yani?".
Rüzgar:
-"Yani şu ki... çalışmamız lazım...
Eğer kötü not alırsak ceza alırız... çok ceza alırsak okuldan atılırız...".
İris yavaşça bağırdı:
-"Okuldan mı atılırız?".
Rüzgar gülümsedi:
-"Aynen öyle... bu yüzden buluşmalıyız...".
İris gözlerini kıstı:
-"Buluşma mı?".
Rüzgar:
-"Evet... saat 4'te okulun parkında...".
İris:
-"Bu... gün... 4'te?".
Rüzgar parmağını kaldırıp ona salladı:
-"Artık benden kaçmak yok...
Bekleyeceğim...
Hadi görüşürüz...".
İris:
-"Ama...".
Rüzgar telefonu kapattı.
İris bağırdı...
Telefonunu yere fırlattı...
Alev bir anda atıldı ve Rüzgar'dan telefonunu almak istedi.
Rüzgar geri çekildi:
-"Dur... bekle...".
Alev ofladı:
-"Ama vereceğini söyledin...".
Rüzgar:
-"İki dakkalık işim kaldı...".
Alev dudaklarını büzdü.
Rüzgar:
-"Önce... İris'in numarasını kendime göndereceğim...".
Alev bunu duyunca hemen telefonunu almaya çalıştı:
-"Hayır olmaz...
İris bana çok kızar...".
Rüzgar geri çekildi ve numarayı kendine gönderdi.
Sonra telefonu ona uzattı:
-"Sağol... ödünç verdiğin için" dedi ve sırıtarak sınıftan çıktı.
Alev'in içi panikledi:
-"Of... ya..." dedi ve o da sınıftan çıktı...
İris ayağa kalktı ve telefonunu yerden aldı. Sonra Jimi'yi aradı.
Jimi telefonunu açtı:
-"Alo...".
İris:
-"Naber...".
Jimi:
-"Her zamanki gibi".
İris:
-"Hala annenle konuşamadın mı?".
Jimi:
-"Hayır... belli ki sen de babanla konuşmamışsın...".
İris:
-"Evet... ortadan kayboldu...
Annem işi olduğunu söyledi...
Kaç gündür gelmedi...".
Jimi:
-"Benim annem de hala yok...
Babam büyükbabamı görmeye gittiğini söyledi...".
İris:
-"Belli ki bir şey saklıyorlar..." dedi ve yüzü kızgın bir ifadeye büründü...

☆Şimdi karanlık bir ada görüyoruz...
Ortam sessiz ve ürkütücü...
Şimşekler çakıyordu...
Denizler dalgalanıyordu...
Sonra İris'in babası Gökhan'ı görüyoruz. Karanlık ağaçların yanında durmuş bekliyordu.
Sonra arkasından bir ses duydu:
-"Gökhan...".
Arkasını döndü ve Jimi'nin annesi Begüm'ü gördü.
Yavaşça birbirlerine doğru yürüdüler.
Bir an durdular...
Sonra Begüm ona baktı ve gülümsedi:
-"18 yıl oldu...".
Gökhan sessizdi...
Begüm:
-"Hiç değişmemişsin...".
Bir süre birbirlerinin gözlerine baktılar...

(BEŞİNCİ BÖLÜMÜN SONU).

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18