1. bölüm / 5
NEXERA: bağların, güçlerin ve kaderin dünyasıOkulun ilk günü
Bölümler 5Şu an: Okulun ilk günü
"🌍 Dünyama hoş geldin...
Burası sıradan bir yer değil.
Burada birbirinden farklı adalar var... ve her adanın kendine ait bir gücü...
Bu adaları kral ve kraliçeler yönetiyor. Ben de o adalardan birinde doğdum...
Bu dünyada 16 yaşına geldiğinde hayatın tamamen değişir... Eğer kızsan sana özel bir güç kazanırsın... Erkeksen de sana ait sihirli bir kılıcın olur.
Sonra herkes okula gider... çünkü güçlü olmak tek başına yetmez...
O gücü nasıl kullanacağını da öğrenmen gerekir.
Okulda bize sihirli bir kolye veriliyor.
İlk bakışta sıradan görünüyor ama o aslında en önemli şey...
Eskiden insanlar güçlerini kontrol edemezmiş.
Birçok felaket yaşanmış.
Sonra bir bilim insanı bu kolyeyi tasarlamış.
Herkes güçlerini kolyelerine aktarmış... ve o günden sonra onları güvenle kullanabilmiş...
Güzel bir dünya gibi geliyor... değil mi?
Ben de uzun süre öyle sanıyordum...
Ayyy... ben kendimi tanıtmadım değil mi? Ben İris Kuşak Bulut Adası'nın prensesiyim.
Özel gücümü de merak ediyorsunuzdur...
Ben 16 yaşıma gireli aylar oldu ama... benim özel gücüm ortaya çıkmadı.
Bunun nedenini bilmiyorum ve böyle bir şeyin olduğunu da hiç duymadım...
Ama ben kendimi kötü hissetmiyorum çünkü babam beni 3 yaşımdan beri savaşçı gibi eğitiyor. Onun sayesinde fiziksel gücümle kendimi koruyabiliyorum...
Reflekslerim ve hislerim çok güçlü.
Hatta teknoloji ile aram çok iyi. Kendime silahlar ve koruma aletleri yapıyorum.
Şu an bile kendi yaptığım uçan kanatlarla sarayın yukarısında uçuyorum...".
İris akrobatik hareketler yaparak kendi kendine:
-"Yehuuuuu...
Size şunu söyleyim bu çok eğlenceli... Tavsiye ederim demek isterdim amaaa... boş verin...
Neyse nerede kalmıştık... evet...
Bence bundan daha iyi nedir biliyor musun?
Okula gitmek...
Şimdi diyebilirsiniz:
'Bu kız ne... okulu seviyor mu?'.
Eğer benim yerimde olsanız sizde isterdiniz!!
Ama gidebileceğimi sanmıyorum... çünkü kimse Bulut Adası'nın bir prensesi olduğunu bilmiyor. Babam beni korumak için bunu herkesten saklıyor. Sarayın bahçesinden dışarı çıkmama izin verilmiyor.
Off neyse... ben saraya geri döneyim yoksa kızacaklar...
Ama keşke her şey bununla bitseydi...
Oysa nereden bilebilirdim ki... bugün kaderimin değişeceği gündü...".
☆İris saraya geri döndü...
Pencereden odasına girdi ve kanatlarını çıkarıp yatağına koydu.
O an arkasından bir ses duydu:
-"Sen yine mi uçmaya çıktın?!".
İris dişlerini sıktı ve yavaşça arkasını döndü.
Annesi sinirli bir şekilde ona bakıyordu:
-"Baban öğrenirse çok kızar!".
İris emin bir sesle:
-"Merak etme anne... sana bu kanatların güvenli olduğunu söylemiştim zaten... ".
O sırada babası odaya girdi:
-"Ben sana bu saraydan dışarı çıkmamanı söylemiştim!".
İris:
-"Ben artık çocuk değilim baba...
Hem ben bu saraydan çok sıkıldım... ben de herkes gibi okula gitmek istiyorum...".
Babası ona yaklaştı ve yavaş bir sesle:
-"Bak kızım...
Senin gücün yok...
Yani okula almazlar seni...
O yüzden eğitimini sarayda alacaksın...".
İris yüzünü astı.
Sonra yumruğunu sıktı ve yavaşça bağırdı:
-"Ama bu haksızlık...
Ben de okula gitmek istiyorum!".
Annesi:
-"Üzgünüm kızım ama... senin gücün yok...
Okula gidip ne yapacaksın...".
Babası sert bir ifadeyle annesine baktı.
Annesi sustu ve hiçbir şey söylemedi.
İris sinirle iç çekti:
-"Lütfen odamdan çıkın... yanlız kalmak istiyorum!".
Anne ve babası birbirlerine baktılar.
Babası:
-"Tamam... kızım..." dedi ve odadan çıkıp kapıyı kapattılar.
İris'in gözleri doldu...
Nefesi hızlandı... Sonra ellerine baktı:
-"Ben bunları hak etmiyorum..." dedi ve koşup yatağına uzanıp ağlamaya başladı...
☆Aurelia akademisi için "Okulun ilk günü" başlamıştı...
Bazı öğrenciler mutlu bazıları homurdanıyordu.
Ama bazıları için yeni bir başlangıçtı...
Herkes okula giriş yapmıştı. Kimileri arkadaşlarını görünce seviniyor kimileri de hocalarına sarılıyordu.
Sonra uçan bir araba okulun yanında yere indi. Kapı açıldı ve arabadan bir kız indi.
Kırmızı, kısa saçlı ateş gibi bir kız:
-"Ben Alev Aksoy Volkan Adası'nın prensesiyim..." dedi ve arabanın kapısını kapattı.
Sonra okulun önünde durdu:
-"İşte okulum Aurelia Akademisi...
Okul adasında bir çok okul var ama...
Bu en iyisi...".
Sonra bir anda sevinçten zıplamaya başladı:
-"Sonunda burdayımmmm... Aaaaaa..." dedi ve telefonunu çıkarıp çekim yapmaya başladı.
Yavaş adımlarla okulun bahçesine girdi:
-"Merhaba Fire girl sevenler... Gördüğünüz gibi okuluma giriş yapıyorum...
Hatta bundan sonra sizi daha iyi videolar bekliyor..." dedi ve elinde ateş yapıp üfledi.
Sonra öğrencilerin yanına gitti.
Ama bir anda herkes kafasını okulun girişine çevirdi ve donup kaldı.
Alev de hemen kamerayı o tarafa çevirdi:
-"İşte onlar geliyor... Okulun en popüler grubu...
Tabii siz onların kim olduğunu bilmiyorsunuz...".
Onlar okula havalı bir giriş yaptılar.
Alev:
-"İşte... önde duran beyaz saçlı kız okulun kraliçesidir...
Adı Elmas Buzcu Buz Adası'nın prensesidir...".
Elmaz saçını savurdu ve yanındakine baktı.
Alev:
-"Yanındakiyse sevgilisi yakışıklı sarışın Rüzgar Poyraz Rüzgar Adası'nın prensidir...
O kadar çekiciki... neredeyse tüm kızlar ondan hoşlanıyor...
Rüzgar Elmas'a baktı ve hadif gülümsedi.
Alev:
-"Kenardaki iki kişi de onların arkadaşı Berk ve Leyla...
Ama onların hepsi okulun 2. sınıf öğrencisi...".
Onlar bahçeye doğru gelirken bir anda bir kız yanlışlıkla Elmas'a çarptı. Herkes bir anda korktu ve panikledi.
Alev:
-"O... hayır... o kızın işi bitti galiba...".
Kız korkudan titriyordu:
-"Çok özür dilerim...".
Elmas ona sert bir bakış attı ve onun elindeki bir kitabı eline aldı:
-"Bundan sonra önüne baksan iyi olur!" dedi ve bir anda kitabı buza çevirip elinde parçaladı.
Bahçede bir anda sessizlik oldu ve kimse bir şey söylemeye cesaret edemedi.
Kız ağlamaya başladı ve koşarak oradan uzaklaştı.
Rüzgar Elmas'a döndü ve yavaşça bağırdı:
-"Bunu yapman şart mıydı?!".
Elmas ona yaklaştı:
-"Evet..." dedi ve yürüyüp hocaların yanına gitti.
Arkadaşı Leyla da onun peşinden gitti.
Rüzgar sinirle iç çekti.
Berk gelip elini onun omzuna koydu:
-"Eh... kızlar işte kanka... ne yapacaksın ki?".
Rüzgar gözlerini devirdi ve yürüyüp gitti.
Alev kamerayı kendine çevirdi:
-"Evet canlarım gördüğünüz gibi bu okulda olayların biteceğini sanmıyorum...
Bu yüzden takipte kalın!" dedi ve takipçilerine göz kırpıp yayını kapattı.
Sonra Müdür Yardımcısı sahneye çıktı ve herkes toplanmaya başladı.
Yardımcı:
-"Herkese merhaba sevgili öğrencilerimiz...
Okula hoş geldiniz...".
Herkes onu alkışladı.
Yardımcı:
-"Bildiğiniz gibi geçen yılki kurallar değişmedi...
Yani kurallara uysanız iyi olur!
Neyse... Herkes biliyor ki 3 gün sonra balomuz var ve 1. sınıflar koylesini alacak...
Bu yıl umarım sizin için de benim için de sorunsuz geçer...
Haydi ilk günün tadını çıkarın...".
Herkes tekrar alkışladı. Hoca sahneden indi.
Sonra müzik çaldı ve herkes dans etmeye başladı...
☆İris biraz kendine gelmişti...
Yatağında oturup telefondan öğrencilerin paylaştığı okulun ilk günü videolarına bakıyordu:
-"Harika... ben anca sarayda kalırım!" dedi ve telefonunu kapattı.
Sonra kafasını çevirdi ve gözü pencereye takıldı. Ayağa kalkıp pencerenin yanına gitti ve dışarıya baktı.
O an aklına delice bir şey geldi.
Biraz heyecanlandı...
Çok düşündü...
Ve karar verdi:
-"Evet İris... ya şimdi ya asla..." dedi ve uçan kanatlarını taktı.
Bir an durdu...
Derin nefes aldı...
Sonra bir anda pencereden atladı ve uçarak ilk defa saraydan çıktı. Özgürlük o kadar iyi gelmişti ki mutluluktan uçuyordu.
Bağırarak bulutların içine girip çıkıyordu:
-"Bu harikaaa...".
Esinti her yüzüne vurdukça özgürlüğü hissediyordu...
Bir süre öylece uçtu ve tüm adaları ilk defa gördü:
-"Çok güzel görünüyorlar...".
Her şey güzel giderken bir anda uçan kanatlarından bir ses geldi.
İris'in gözleri büyüdü.
Sonra kanatlar durdu ve İris bir anda gökten düşünmeye başladı:
-"Aaaa... hayır... bozulacak zamanı mı buldun!".
İris ne kadar denesede kanatlar çalışmadı.
Yere yaklaşınca karşıda büyük bir ağaç gördü.
Hemen kolundaki otomatik kancalı halatı fırlattı ve ağaca sapladı.
Ağacdan sallanarak yere inmeye çalıştı ama dengesini kaybedip bir çalıya düştü.
Ama tesadüfen Aurelia akademisinin bahçesine düşmüştü.
Rüzgar da bir ses duydu.
Arkasını döndü ve yavaşça çalıya yaklaşmak isterken bir anda Elmas gelip kolundan tuttu ve kendine çekti:
-"Sevgilim ya... bu yaz çok görüşemedik diye seni çok özledim..." dedi ve ona sarıldı.
O sırada İris'in biraz canı yanmıştı.
Elleriyle kafasını ovuşturdu:
-"Ay... çok acıdı...".
Hemen ayağa kalktı ve saçındaki yaprakları temizledi:
-"Harikaa... anne sözü dinlemezsen böyle olur işte..".
Sonra etrafına baktı ve bir anda gözleri büyüdü.
Şaşkınlıktan dili tutuldu:
-"İnanamıyorum... Gerçekten bir okul mu burası?" dedi ve çalının arkasından öğrencileri izlemeye başladı.
Onları izlerken içinden:
-"Keşke bende onlar gibi olsaydım...".
Sonra hemen kendine geldi:
-"Off... hayır...
Benim hemen eve dönmem gerek...".
Uçan kanatlarını eline aldı ve kontrol etti:
-"Bunu tamir etmem için alet gerekli...". Sonra kafasını okula çevirdi:
-"Bence... bu okulda bir alet çantası bulabilirim" dedi ve gidip öğrencilerin arasına karıştı.
Yürüyerek etrafı dikkatle izliyordu ve gördüklerine hayran kalıyordu.
O an geri geri giderken bir anda bir çocukla çarpıştı.
O çocuk Rüzgar'dı. Rüzgar ona doğru döndü.
Onlar göz göze geldiler ve donup kaldılar.
Rüzgar bir an duraksadı...
Gözlerini ondan ayıramadı...
Bu his ona tanıdık gelmişdi...
İris geri çekildi ve gergin bir sesle:
-"Eee... afedersin...".
Rüzgar kaşlarını çattı:
-"Hayır... sorun değil...".
İris gitmek isterken Rüzgar önüne geçti:
-"Sen yeni misin?".
İris kaşlarını kaldırdı:
-"Ben mi?".
Rüzgar:
-"Ee... evet...".
İris bir an durdu.
Sonra cevap verdi:
-"Hem evet... hem hayır..." dedi ve yanından geçip koşarak uzaklaştı.
Rüzgar onun dediğini anlamadı ve arkasından ona baktı.
Elmas bunu fark etti ve kıza uzaktan baktı:
-"Bu kim?".
Sonra Rüzgar'a yaklaştı ve kaşlarını çattı:
-"Kime bakıyorsun?". Rüzgar panikledi:
-"Hiçkimseye...". İnandırıcı değildi ama Elmas daha fazla sorgulamadı...
☆Okul sonunda açıldı...
Herkes sevinçle içeri girdi.
İris girer girmez okulun içini gezmeye başladı.
Tek tek her sınıfı kontrol etti ama aradığını bulamadı:
-"Offf... bu okulda alet çantası yok!".
Sonra kafasını çevirdi ve bir oda gördü:
-"Bu odayı daha önce fark etmemiştim galiba..." dedi ve kapıyı açıp odaya girdi.
Gözleriyle odayı taradı ve alet çantasını rafın üstünde gördü:
-"Evet... işte oradasın..." dedi ve çantayı aldı.
Sonra boş bir sınıf buldu ve içeri girip oturdu.
Aletlerin arasından aradığı malzemeleri görünce çok sevindi:
-"İşte bu..." dedi ve bir tornavida alıp uçan kanatlarını tamir etmeye başladı...
☆Herkes kitaplarını dolaplara yerleştiriyordu...
Sonra bir çocuk görüyoruz...
Eşyalarını dolabına yerleştiriyordu:
-"Ben Jimi Bakan Kural Adası'nın prensiyim...
Herkes gücüyle okula geliyor ama... ben 17 yaşımda olmama rağmen kılıç kazanmadım...
Bu yüzden hep dışlandım..." dedi ve çantasından eşyalarını çıkarırken eline o işe yaramaz kolyesi geldi.
Onu eline aldı ve baktı. Ama yüzünde bir gülümseme yoktu.
Sonra bir kız onun yanına geldi:
-"Merhaba Jimi...".
Jimi arkasını döndü ve umursamaz bir sesle:
-"Merhaba Ayla" dedi ve eşyalarını yerleştirmeye devam etti.
Ayla:
-"Dün Ay Adası ve Kural Adası toplantısı vardı...
Ben oradaydım... sen neden yoktun?".
Jimi:
-"İşim vardı...".
Ayla Jimi'nin elindeki kolyesini fark etti:
-"Kolyeni hala takmıyor musun?".
Jimi:
-"Taksam da işe yaramıyor zaten...".
Ayla:
-"Birinci sınıf olarak üç gün sonra ben de alacağım...".
Jimi bir şey söylemedi.
Ayla onun elinden tuttu:
-"Bak... geçen yıl eski okulunda kötü zamanların olmuş olabilir...
Ama 2. sınıf olarak yeni okulunda da aynı şeyler olacak diye bir şey yok...
Çünkü bu yıl ben varım...".
Jimi kolunu çekti:
-"Bak Ayla Akay... böyle konuşmalarına ihtiyacım yok!" dedi ve dolabını kilitleyip oradan uzaklaştı.
Ayla onun arkasından baktı:
-"Bir gün değerimi bileceksin... işte o zaman beni seveceksin!" dedi ve arkasını dönüp gitti...
Jimi koridorda giderken bir anda bir kız Jimi'ye çarptı ve kitapları yere düştü. İkisi de eğilip almak isterken yerde elleri birbirlerine değdi ve göz göze geldiler.
Bir an öylece donup kaldılar...
Sonra kız hemen ayağa kalktı:
-"Eeee... teşekkür ederim...".
Jimi gülümsedi:
-"Rica ederim...".
Kız o an çok kızardı.
Sonra gülümsedi:
-"Sen yeni misin?".
Jimi:
-"Evet... 2. sınıfım".
Kız:
-"Ben de...".
Bir an susarlar...
Sonra gülmeye başladılar...
Kız:
-"Tamam... görüşürüz...".
Jimi:
-"Görüşürüz...".
Kız onun yanından geçti ve uzaklaştı.
Jimi onun arkasından baktı ve gülümsedi...
Kız koridorda yürüdükçe herkes bir anda fısıldaşmaya başlıyordu:
-"Bu kız da kim?
Çok tanıdık geliyor...".
Elmas onu fark etti ve dikkatlice baktı.
O an bir anda şaşkınlıktan ağzı açık kaldı.
Sonra yanına gitti:
-"Yıldız... sen misin?".
Yıldız arkasını döndü ve ona baktı. Karşısında Elmas'ı görünce yüzü sert bir ifadeye büründü:
-"Evet... benim...".
Bir anda herkes fısıldaşmaya başladı:
-"Yoksa o çirkin prenses mi?
Ama şu an öyle değil... çok değişmiş ve güzel olmuş...".
Elmas:
-"Seni bir an görünce tanıyamadım...".
Yıldız Elmas'a yaklaştı:
-"Çünkü artık senin karşında çirkin prenses yok!"
Elmas kaşlarını çattı.
Yıldız:
-"Artık Güneş adasının prensesi olan Yıldız Güneş tamamen farklı biri olarak geldi..." dedi ve saçları savurup oradan uzaklaştı.
Herkes ona hayran kalmıştı.
Elmas da bu duruma sinirlendi ve arkasına dönüp bağırdı:
-"Ne bakıyorsunuz! Hadi! Dağılın!".
Herkes korktu ve hızla dağılmaya başladı. Elmas derin nefes aldı ve sakinleşti. Sonra hızlı adımlarla oradan gitti...
☆Müdür Yardımcısı okulda geziyordu ve öğrencilere ders programlarını dağıtıyordu...
Sonra bir sınıfta İris'i fark etti.
İris birinin geldiğini hissetti. O an ne yapacağını bilemedi.
Yardımcı içeri girdi ve kaşlarını çattı:
-"Ne yapıyorsun burada?".
İris panikledi:
-"E... şeyyy...".
Yardımcı:
-"Tm... tm... Bilmek istemiyorum".
İris çok gergindi.
Yardımcı:
-"Evet... adını söyle ders programlarını vereyim...".
İris'in gözleri büyüdü ve kendi içinde:
-"Evet... şimdi ne yapacağım...
Ona adımı söyleyemem...".
Yardımcı:
-"Eeee... hadi... seni mi bekleyeceğim!".
İris bir an düşündü. Sonra bir anda Yardımcının yanından hızla geçerek koşmaya başladı. Ama tornavidanın hala uçan kanatlarının üzerinde kaldığını bilmiyordu.
Yardımcı bunu fark etti ve bağırdı:
-"Heyyy... Okul malını alıp kaçamazsın!" dedi ve sınıftan çıktı.
İris koşarak öğrencilerin yanından geçti.
Öğrenciler şaşkın bir şekilde ona baktı.
Sonra Yardımcı geldi ve öğrencilerine döndü:
-"O kız bir hırsız...
Okulun malını çalıp kaçtı...
Hemen yakalayın!".
Bütün öğrenciler İris'in arkasına düştü. Elmas da sesleri duyup oraya doğru koşmaya başladı.
İris koridoru dönerken bir anda Leyla önüne çıktı. İris hemen durdu.
Leyla sırıttı:
-"Şimdi görürsün sen..." dedi ve içindeki karanlık sihri elinde toplayıp ona doğru fırlattı.
İris bir anda zıpladı ve harika bir takla atarak o atıştan kurtuldu.
Sonra tekrar koşmaya başladı.
Leyla şaşkınlıktan donup kaldı.
Bazı öğrenciler de güçlerini kullanarak İris'e saldırmaya başladı. İris ayakkabılarındaki gizli tekerlekleri açtı ve paten kayarak hızıyla onları geride bıraktı.
Sonra çıkışı görünce uçan kanatlarını hazırladı. Okuldan çıkınca uçan kanatlarını açtı ve uçmaya başladı.
O sırada Rüzgar ile Berk dışarıdaydı.
Berk sesleri duydu:
-"Kanka... ne oluyor?".
Rüzgar hiçbir şey söylemedi ve okul kapısının yanına koşmaya başladı...
Jimi ve Ayla da dışarıdaydı.
Ayla şaşkın bir sesle:
-"Neler oluyor acaba?".
Jimi kaşlarını çattı:
-"Gidip bakalım..." dedi ve oraya doğru gittiler...
Öğrenciler İris'in arkasından ateş ediyorlardı ama bir faydası olmadı.
Alev kenardan çekim yapıyordu:
-"Şu an olaylar baya alevlendi...".
İris mutlu bir şekilde güldü:
-"Oh... kurtuldum...".
Ama bir anda biri ateş etti ve İris'in uçan kanatlarını anında buza çevirdi. Herkes arkasına baktı ve ateş edenin Elmas olduğunu fark etti. Herkes hayranlıkla ona baktı.
İris ne olduğunu anlamadı.
Sonra bir anda hızla gökten düşmeye başladı.
Bazı öğrenciler çığlık attı.
İris bağırdı:
-"Aaaa... hayır... yine mi!".
Bu sefer sonunun geldiğini anladı ve gözlerini kapattı. Sonra bir anda Rüzgar öne atıldı.
Boynundaki kolyeye dokundu ve sihirli kılıcı ortaya çıktı.
Kılıcının gücüyle rüzgar oluşturdu ve havalanıp İris'i gökte yakaladı.
Herkes bir anda donup kaldı.
Sonra sevinç çığlıkları atmaya başladılar.
Alev sevinçle kamerayı kendine çevirdi:
-"Aaaa... okulun en yakışıklısı onu kurtardı...".
Elmas da bunu görünce içini öfke kapladı.
Rüzgar kollarında İris'le yere indi.
İris yavaşça gözlerini açtı ve Rüzgar'la göz göze geldi.
Rüzgar endişeli bir sesle:
-"İyi misin?".
İris onun kucağında olduğunu fark etti ve hemen onun kucağından indi.
Kaşlarını çattı ve gergin bir sesle:
-"Evet... evet iyiyim...".
Rüzgar ona baktı ve gülümsedi.
Sonra Müdür bahçeye geldi.
Müdür Yardımcısına döndü:
-"Onu odama getir..." dedi ve içeri geçti.
Yardımcı İris'in kolundan tuttu ve onu içeriye götürmeye çalıştı.
İris direndi:
-"Bırakın beni!".
Yardımcı kulağına eğildi:
-"Sorun istemiyorsan... direnme" dedi ve onu götürdü.
Giderken Jimi'nin yanından geçtiler ve İris'le Jimi göz göze geldi.
İris bir an durdu ve kaşlarını çatıp ona baktı.
Jimi ne olduğunu anlamadı.
Yardımcı İris'i kendine çekti:
-"Hadi... nazlanmaz!" dedi ve içeri geçtiler.
Ayla Jimi'ye döndü:
-"Neden öyle baktı...".
Jimi cevap vermedi ve içini huzursuzluk kapladı...
☆İris müdürün odasındaydı...
Gerginlikten tırnaklarıyla ellerini kazıyordu.
Müdür gözleriyle ona bakarak inceliyordu.
İris gergin bir sesle:
-"Bana ne yapacaksınız?".
Müdür gülümsedi:
-"Sana neden bir şey yapayım ki?".
İris kaşlarını çattı:
-"Bilmem... yani öyle bakıyorsunuz ki... sanki bir şey yapacakmışsınız gibi...".
Müdür:
-"Evet... anlat bakalım kimsin?".
İris yumruklarını sıktı ve susmayı tercih etti.
Müdür:
-"Eğer konuşmazsan... muhafızları çağırıp seni götürmelerini söylerim...".
İris yumruklarını iyice sıktı ve kendi içinde:
-"Eğer muhafızlar beni götürürse... bu işin içinden hiç çıkamam...".
Sonra Müdüre döndü:
-"Tamam... anlatacağım ama şunu bilin... ben hırsız değilim...".
Müdür:
-"Onu anladım zaten...
Hadi dinliyorum...".
Biraz zaman geçmişdi...
İris müdüre her şeyi anlatmıştı.
Müdür şaşkınlıktan donup kalmıştı.
İris:
-"İşte... hepsi bu...".
Müdür şaşkın bir sesle:
-"Yani sen prensessin ve özel gücün yok".
İris:
-"Eeee... lütfen bunları kimseye anlatmayın...".
Sonra Müdür bir anda telefonunu aldı ve bir numara çevirdi:
-"Alo... Bayan Kuşak...".
İris'in bir anda gözleri büyüdü.
Müdür:
-"Lütfen Aurelia akademisine gelir misiniz...
Kızınız burada...".
İris yavaşça bağırdı:
-"Hayır... ne yapıyorsunuz?".
Müdür telefonu kapattı:
-"Sen dışarıda bekle...".
İris ağzı açık bir şekilde müdüre baktı.
Müdür:
-"Eee... hadi... çık...".
İris ayağa kalktı ve dışarı çıktı:
-"Tamam... şimdi gerçekten sonum geldi..." dedi ve içine korku düştü...
☆İris'in ailesi içeride müdürle konuşuyorlardı...
İris de dışarıda duvara yaslanmış bekliyordu:
-"Offf... neden bu kadar uzun sürdü...".
O sırada Elmas ve Rüzgar karşıdan bu tarafa doğru geliyordu.
Elmas İris'i gördü ve Rüzgar'a döndü:
-"Şuna bak sevgilim... hırsızı dışarı koymuşlar...
Ya bir şey çalarsa...".
İris bunu duydu ve sert bir bakış atarak sırıttı:
-"Diyelim ben hırsızım... sen nesin çakma süslü kahraman mı?".
Elmas bu söze sinirlenip onun üstüne yürüdü:
-"Sen kimsin benimle böyle konuşuyorsun!".
Rüzgar onun kolundan tuttu ve İris'e baktı:
-"Tamam Elmas... abartma!".
Elmas biraz düşündü ve kendi içinde:
-"Rüzgar haklı... ama bu kız sinirlerimi bozuyor".
Sonra Rüzgar'a döndü:
-"Haklısın aslında... sevgilim... ben niye onun seviyesine ineyim ki".
İris küçümseyici bir sesle:
-"Sen benim seviyemde olamazsın zaten...
Cesaretin yetmez..." dedi ve sinsice gülümsedi.
Rüzgar hafif sırıttı.
Elmas bunu duyunca sihrini elinde topladı ve yavaşça ona yaklaştı:
-"Kimse... benimle... böyle... konuşamaz!".
Elmas kolunu kaldırdı ve saldırmak isterken Rüzgar onun kolunu tuttu.
Elmas şaşırdı ve ona baktı:
-"Sevgilim...".
Rüzgar sert bir sesle:
-"Yeter... artık... Elmas!".
İris şaşırdı ve kaşlarını kaldırdı.
O sırada yanlarına Leyla geldi.
Leyla:
-"Ne oluyor burada?".
Rüzgar Leyla'ya baktı:
-"Elmas'ı buradan götür".
Leyla Elmas'ın kolundan tuttu ve oradan götürdü.
İris bu duruma güldü.
Sonra Rüzgar'a döndü ve alaycı bir sesle:
-"Vay be... sevgilini çok seviyormuşsun...".
Sonra bir anda Rüzgar yavaşça onun üzerine yürümeye başladı. İris geri geri gitmeye çalıştı ama arkasında duvar vardı. Rüzgar onu köşeye sıkıştırdı.
İris kaşlarını çattı:
-"Ne yapıyorsun?".
Rüzgar sert gözlerle ona baktı.
İris bir an durdu...
Gözlerini kırpıştırdı...
Sonra alaycı bir sesle:
-"Ne yani... beni kurtardın diye teşekkür mu bekliyorsun?".
Rüzgar gözlerini devirdi ve sırıttı:
-"Yerinde olsam... bu kadar kendime güvenmezdim...".
İris bir an durdu.
Sonra onun yüzüne yaklaştı:
-"Kendine güvenmeyeceksem... kime güveneceğim ki?".
Rüzgar İris'in gökkuşağı renkli gözlerinde kayboldu.
İris alaycı bir sesle:
-"Eeee... bütün gün böyle bakışacak mıyız?".
Rüzgar hemen kendine geldi ve bir anda geri çekildi:
-"Ne saçmalıyorsun be?!".
İris:
-"Tamam... sakin ol... şaka yaptım...".
Rüzgar:
-"Eee... şey... tamam... ben gidiyorum...
Sen uyarımı unutma..." dedi ve hızlı adımlarla oradan uzaklaştı.
İris onun arkasından baktı ve kaşlarını çattı:
-"Ne oldu ki şimdi?".
O an kapı açıldı ve Müdür çıktı. İris'in içini korku kapladı.
Müdür:
-"İçeri gel...".
İris derin bir nefes aldı ve içeri girdi.
İris içeri girer girmez annesi ve babası bir anda ona sarıldı.
İris çok şaşırdı.
Annesi gülümsedi:
-"İris... kızım... biliyor musun?
Hoca benim eski okul arkadaşım...".
İris kaşlarını çattı:
-"Öyle mi?".
Annesi:
-"Evet..."
Sonra babasının gözleri doldu:
-"Senden özür dilerim kızım...
Ben sadece seni korumaya çalışıyordum...".
İris buna daha da şaşırdı:
-"Eeee... şey... tamam... bu biraz tuhaf oldu...".
Babası:
-"Sen artık büyüdün!".
İris kaşlarını çattı:
-"Büyüdüm?".
Sonra anne ve babası birbirine bakıp gülümsediler.
İris yavaşça bağırdı:
-"Ne oluyor ya?".
Anne:
-"Müdür bizimle konuştu...".
İris tedirgin bir sesle:
-"Evet...".
Babası güldü:
-"Okula gitmene izin veriyoruz...".
İris bunu duyunca bir an durdu...
Donup kaldı...
Gözlerini kırpıştırdı:
-"Du... dur... ciddi misiniz...".
Onlar başını salladı.
İris bir süre öylece kaldı...
Düşündü...
Sonra bir anda sevinçten zıplamaya başladı:
-"Aaaa... hayır... buna inanamıyorum...".
Sonra da onlara sıkıca sarıldı:
-"Teşekkür ederim...".
Ailesi ona sımsıkı sarıldı.
Sonra babası geri çekildi:
-"Ama şartlarımız var...".
İris hemen yüzünü astı:
-"Ne şartı?".
Babası:
-"Hiç kimse senin gerçek kimliğini bilmeyecek...
Kimseye bir şey söylemeyeceksin... Başka bir soyadla kayıt olacaksın...".
İris kaşlarını çattı:
-"Neden ki?".
Annesi:
-"Merak etme canım... zamanı geldiğinde herkes her şeyi öğrenecek...".
Babası:
-"Ve eğer... bir kişi bile öğrenirse...
Seni okuldan alırım...".
İris biraz düşündü...
Sonra gülümsedi:
-"Tamam... kabul..." dedi ve yine onlara sarıldı.
Sonra annesi Müdüre döndü:
-"İris yüzünden okul zarar görmedi değil mi?".
Müdür gülümsedi:
-"Merak etmeyin... okulumuzda özel bir koruma sistemi var...
Yani her yerde görünmez gizli kalkan var...
Öğrenciler herhangi bir yere ateş etse bile zarar vermiyor...".
Annesi:
-"Harika o zaman...".
Müdür İris'e baktı:
-"Evden kaçmanın cezası olacak galiba...".
İris'in yüzü düştü.
Annesi:
-"Tabii ki de...".
Müdür:
-"Bu yaptığın çok tehlikeliydi İris...".
İris:
-"Biliyorum... özür dilerim...".
Müdür:
-"Özrün kabul edildi...".
Gökhan:
-"O zaman konuştuğumuz gibi Müdüre Hanım...
İris'i size emanet edeceğiz...".
Müdür:
-"Şüpheniz bile olmasın...".
Sonra Müdür onun adını İris Kumsal olarak kayıt etti.
Onlar da kimseye görünmeden arka kapıdan çıkıp saraya döndüler...
☆Akşam olmuştu... İris odasında kendine sihirli koruyucu kalkan yapıyordu.
O sırada babası kapıyı çalıp açtı:
-"Müsait misin...".
İris gülümsedi:
-"Evet baba...".
Baba içeri girdi:
-"Ne yapıyorsun?".
İris:
-"Koruyucu kalkan...".
Babası:
-"Harika...
Yarın için heyecanlı mısın?".
İris:
-"Evet... çok heyecanlıyım..." dedi ve gülmeye başladılar.
İris gözlerini kıstı:
-"Peki... Müdür bu konuya seni nasıl ikna etti?".
Gökhan:
-"Senin yaptıklarını anlattı...
Özel gücün olmadan nasıl kaça bildiğini...
Böylece hazır olduğunu fark ettim...".
İris bunu duyunca gülümsedi.
Sonra onlar bir süre sustular...
İris biraz düşündü...
Yaşadığı anıları...
Yaşadığı olayları gözünün önüne getirdi...
Babası onu öyle görünce kaşlarını çattı:
-"Bir şey mi oldu?".
İris duraksadı...
Sonra cevap verdi:
-"Baba... ben bu yaşadıklarımı düşününce bir şey fark ettim...".
Babası tedirgin bir sesle:
-"Ne fark ettin?".
İris babasına yaklaşarak gözlerinin içine baktı:
-"Sen benim özel gücümün... neden olmadığını biliyorsun değil mi...".
O an ortam gerildi... Babası sustu... gözlerini kaçırdı...
Kalp atışları hızlandı...
İris başını salladı:
-"Biliyorsun...".
Babası derin bir nefes aldı:
-"Tamam kızım... bunu senden saklamayacağım... bilmek senin hakkın...".
İris meraklı gözlerle ona baktı...
Babası duraksadı...
Sonra cevap verdi...
(BİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU).
(Kitap Wattpad da yayında)
Bölüm etkileşimi
